14 Ocak 2014

Cumhurbaşkanı Gül imzalayacak mı?

Başbakan, yolsuzluk operasyonlarını karartmak - ya da kendi iktidarını kurtarmak için - demokrasiyi çökertme yolunda adımlarını hızlandırdı. Demokrasi kültüründen ne kadar nasipsiz olduğu Gezi’de ortaya çıkan Erdoğan’ın bu hedeflerini gerçekleştirmek için iki yasal düzenleme kapıda!

Başbakan, yolsuzluk operasyonlarını karartmak - ya da kendi iktidarını kurtarmak için - demokrasiyi çökertme yolunda adımlarını hızlandırdı. Demokrasi kültüründen ne kadar nasipsiz olduğu Gezi’de ortaya çıkan Erdoğan’ın bu hedeflerini gerçekleştirmek için iki yasal düzenleme kapıda! 

Erdoğan, bir yandan sosyal medyayı ‘sansür kıskacı’na sokacak ‘internet özgürlüğü’ne darbe hazırlarken, diğer yandan HSYK düzenlemesiyle emniyetten sonra yargıda da kıyım planlıyor. Benim sorumsa şu: Bu düzenlemelerin yürürlüğe girmesi için imza atması gereken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ne yapacak?   

İyi ki internet var!

İyi ki Twitter var!        

İyi ki sosyal medya var!

Bu sloganlar özellikle son on aydır benim de sloganlarım. Çünkü artık ben de bu sularda keyifle yüzüyorum.

Başbakan Erdoğan’ın geçen yıl Mart ayında bir gün meydanlarda, “Batsın senin gazeteciliğin!” deyip gazetenin patronuna da zehir zemberek bir telefon açmasından beri bir internet gazetesinde, T24’te özgürce yazıyorum.

Ama anlaşılan o ki, Tayyip Erdoğan’ın eli buralara da uzanacak.

Bunun ilk işaretini geçen Haziran ayında Gezi Direnişi sırasında vermiş, bir televizyon programında şöyle demişti:

“Twitter denilen bir bela var. Yalanın daniskası burada. Bu sosyal medya denilen şey aslında şu anda bana göre toplumların baş belasıdır.”

Twitter’ı bela diye niteleyen, sosyal medyayı “toplumların baş belası” olarak gören bir zihniyet…

Tayyip Erdoğan’ın ‘demokrasi kültürü’nden ne kadar yoksun olduğunu gözler önüne sermiyor mu?

Hem de nasıl.      

Demokrasileri demokrasi yapan ‘ifade özgürlüğü’nü ne kadar umursamadığını göstermiyor mu?

Hem de nasıl.

Demokrasiyi sadece kendisi için istediğini ya da “Padişahım çok yaşa!” dışında ses duymak istemediğini ortaya sermiyor mu?

Hem de nasıl.

Tayyip Erdoğan uzunca zamandır demokrasiyi kendi hayat tarzı ile sınırlıyor.

Erdoğan’ın demokrasi kültürü bundan ibaret, ifade özgürlüğü anlayışı bununla sınırlı.

Gezi’nin üstüne acımasızca yürümesi de, kendi ‘hayat tarzları’nın hoyratça çiğnenmesine isyan eden genç insanların üstüne devlet gücünü her türlü insafın ötesinde sürmesi de, Tayyip Erdoğan’ın demokrasi kültüründen de kadar nasipsiz olduğunu açığa çıkarmıştır.

 

2007’deki ilk kıskaç nelere neden olmuştu?

Şimdi Başbakan Erdoğan bu yolda bir adım daha atıyor, baş belası diye nitelediği sosyal medyayı daha beter ‘sansür kıskacı’na sokarak ‘internet özgürlüğü’ne daha büyük bir darbe vurmaya hazırlanıyor.

Daha büyük diyorum, çünkü interneti kıskaç altında tutan 2007 yılına ait 5651 sayılı bir yasamız zaten var.

Bu yasayla ilgili olarak T24’ün blog yazarı Aslı Tunç geçen hafta şunları yazmıştı:

“Bu lanetli yasa üzerine kitaplar, tezler yazıldı, pek çok farklı platformda uzun uzun tartışıldı, uluslararası ifade özgürlüğü raporlarına girdi. Ve tabii yıllar içinde bizi internet özgürlüğü sıralamalarında Çin’den biraz hallice bir duruma geriletti.

İnternet kullanıcı profilinin bu denli dinamik, yeniliklere açık ve genç olduğu bir toplumda kanun koyucunun mantığı dijital çağın tersine işliyor ve erişim amansızca engelleniyordu.

Bu yasayı gerekçe göstererek Kürt meselesi ile ilgili haber yapan siteler hızla kapatılıyordu. Bu sitelerin arkasındaki kişiler hakkında yasadışı örgüt propagandası yapmak ve silahlı eyleme teşvik etmek gibi suçlardan davalar açılıyordu.

İnternet üzerinde filtreleme ve sansür yıllarca hız kesmeden sürdü. Özellikle Gezi Parkı direnişinden sonra sosyal medyanın oynadığı rol ve iktidarın takındığı intikamcı tutum nedeniyle internete her an bir sansürcü yasa geleceğinden endişeliydik.”

Aslı Tunç’un bu kaygısı şimdi gerçekleşmiş durumda. 5651’in yasakçı zihniyetini aratacak yeni bir kanun teklifi AK Parti milletvekilleri tarafından Meclis gündemine itilmiş durumda.

Aslı Tunç’un şu satırlarının altını çiziyorum:

“5651’in eski haliyle bile ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla tescillenmiş olduğunu da hatırlarsak, işin vahametini daha da iyi anlayabiliriz. 5651’in yarattığı sansür azalacağına, tam tersine bu tasarıyla devasa bir gulyabani gibi sanal alemi yutmaya hazırlanıyor.”

 

Yargıda kıyım ve tek adamlık

Tayyip Erdoğan’ın halleri böyle.

Evet, bir yandan internet özgürlüğünü ya da ‘sanal alem’i yutmaya hazırlanıyor.

Diğer yandan 17 Aralık sonrası, demokrasiyi demokrasi yapan bir başka temeli, yargı bağımsızlığı ile ‘kuvvetler ayrılığı’nı çökertme yolunda hızla mesafe alıyor.

Amacı çok açık.

Emniyetteki acımasız kıyımı bu sefer yargıda yapmak!

Hükümetin hem yeni HSYK, hem de yeni internet düzenlemelerinin tek bir anlamı vardır:

Tayyip Erdoğan’ın tek adamlığı!

Tayyip Erdoğan, yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarını karartmak -ya da kendi iktidarını kurtarmak için- demokrasiyi çökertme yolunda adımlarını hızlandırmış durumda.

Ve Erdoğan’ın bu hedeflerini vurmak için iki yasal düzenleme kapıda!

 

Sorum şu:

Cumhurbaşkanı Gül, bu yasalar -bugünkü halleriyle- önüne geldiğinde imzayı atacak mı, yoksa TBMM’ye geri gönderecek mi?

Şimdilik başka sorum yok Sayın Cumhurbaşkanı’na…

 

Twitter: @HSNCML

Yazarın Diğer Yazıları

Yazılarıma bir süre ara veriyorum

Okurlarımın bilgisine...

İngiliz basını çığlık çığlığa, ahmak milliyetçiliğe alkış tutuyor!

Avrupa, 20. yüzyılın başındaki gibi, yine o kanlı tuzağa mı düşecek, "benim milliyetçiliğim seninkinden daha güzel oyunu"na mı soyunacak yoksa?

Hesap vermekten korkan demokrasiden, özgürlükten korkandır!

Cervantes'in sesine kulak verin: Karanlık, bütün günahların üstünü örten kirli bir yorgandır.