20 Mayıs 2014

Ukrayna yazıları 4: Ülke kanlı çatışmalarla parçalanıyor

Moskova, Kırım Tatarlarına karşı tutumunu sertleştiriyor. Bu, bölgede Türkiye'yi de ilgilendiren önemli bir kriz daha yaratabilir

Medyamızda neredeyse yer bulamayan "küçücük bir haber"den başlayalım. Turizmcilerimiz ve otelcilerimiz arasında seslendirilen bir "sıkıntı sinyali" ya da "iç yazışma" sayılabilecek bir ayrıntı: Türkiye'ye tatile gelen milyonlarca Rusya ve Ukrayna yurttaşı arasında çıkabilecek muhtemel sorunların önceden hesaba katılıp ona göre davranılmasına ilişkin bir uyarı yapıldı geçtiğimiz haftalarda.

Tatil bölgelerinde Ruslarla Almanlar veya İsraillilerle Araplar arasında çıkabilecek tatsızlıklarla ilgili uyarılar duymuştum; ama birbirlerine en yakın akraba sayılan Ukraynalılar ve Ruslar arasında böyle bir "kapışma tehlikesi"ne dikkat çekilmesi, birkaç ay öncesine kadar kimsenin aklından bile geçmeyecek bir şeydi.

Zaman bazen çok hızlı akıyor; uzun yılların yavaş yavaş biriktirdiği sorunlar, bazen birkaç ay, hatta birkaç hafta gibi kısa bir süre içinde bile alışılagelmiş yaklaşımları tersyüz edebiliyor. Ukrayna krizi buna çarpıcı bir örnek oldu.

Birkaç ay önce Avrupa'nın en büyük ülkelerinden biri olarak söz edilen Ukrayna, şimdi kimilerine göre önümüzdeki dönemde tümüyle tarih sahnesinden çekilmeye aday.

Ukrayna krizinde, ne yazık ki adım adım gerçekleşme eğiliminde olan en kötü senaryoların neler olduğuna kısaca bakalım:

- Savaş (Ukrayna'da iç savaş, Ukrayna-Rusya savaşı, daha geniş kapsamlı savaş).

- Uluslararası gerginlik (Batı ile Rusya arasında gerginlik, yeni bir "Soğuk Savaş", bölgesel çatışma ve anlaşmazlıkların artması).

- Düşmanlık ve nefret duygularının yayılması, milliyetçiliğin tehlikeli boyutlara ulaşması, şovenist ve faşizan güçlerin etkinleşmesi (Ukrayna'da, Rusya'da, komşu ülke ve bölgelerde).

 

Ukrayna krizinde gelişmelerin özeti

 

Bu birkaç mercekten bakıp da gördüklerimizi kısaca özetlersek:

Ukrayna'da iç savaş şartları ortada. Ölü sayısı yüzlerle ölçülüyor. Ukrayna-Rusya savaşı ise ciddi bir tehdit olarak gündemde.

Uluslararası arenada son 20-25 yılda oluşan dengelerin Ukrayna kriziyle bozulduğu yaklaşımı, neredeyse genel kabul görmeye başladı; kimilerine göre bu, yeni "Soğuk Savaş"ın ilk aşaması.

Ukrayna'da aşırı milliyetçi, hatta faşist örgütler son ayların en etkili siyasi hareketleri arasında öne çıkıyor. En başta da "Sağ Sektör" adında olanı.

Rusya'da da milliyetçilik tüm ülke çapında güçlenmiş durumda. Ukrayna'ya ordu birliklerinin gönderilmesi ve Kiev yanlısı hiç kimseye acınmaması gibi çağrılar kimi tanınmış siyasi liderler tarafından bile hiç çekinmeden dile getirilebiliyor. Medya ve toplumun çoğunluğu Kremlin yönetiminin Kırım'ı Rusya'ya dahil etmesini coşkuyla selamlıyor. Batı karşıtlığı ve "Rus birliğinin sağlanması" düşüncesi şahlanışta.

NATO, ABD ve AB liderleri yıllardan sonra Moskova'yı "tehlikeli bir karşıt", hatta "düşman" kategorisine yerleştiriyor.

25 Mayısta, yani bu pazar günü Ukrayna devlet başkanlığı seçimlerinin düzenlenmesi öngörülüyor. Neden net bir dille "düzenlenecek" diyemiyorum? Çünkü bu seçimlerin hâlâ ertelenmesi ihtimali var. Düzenlense bile çok tartışmalı geçecek ve bütün ülke çapında oylama yapılamayacak. Yani sonuçları herkesçe kabul edilmeyecek.

 

Ukrayna'dan 'Yeni Rusya' çıkar mı?

 

Ukrayna'nın nüfusu 45 milyon. Ya da... 45 milyondu. Ülke 27 idari birimden oluşuyordu.

24 bölge (veya vilayet)... İki özel statülü kent: Başkent Kiev ve Kırım'daki Sevastopol. Bir özerk cumhuriyet: Kırım Özerk Cumhuriyeti.

Son ikisi iki ay kadar önce Ukrayna'dan Rusya'ya geçti.

Ülkenin en büyük idari birimi olan Donetsk Bölgesi ile Luhansk (Lugansk) Bölgesi, 11 Mayısta düzenlenen referandumlar sonucunda, Ukrayna'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. Her ikisinde de yönetim, artık Rusya yanlılarının elinde.

Tüm bunlar, Kiev'in kontrolünden kesin olarak çıkan topraklarda toplam olarak tahminen 9 milyon civarında insan yaşadığı anlamına geliyor.

Başka "bağımsız cumhuriyetler"in ortaya çıkması ihtimali de yok sayılamaz. Ülkenin doğusunda ve güneyinde bir dizi bölgede yer yer çatışmalar oluyor.

17 Nisanda Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çarlık döneminde Ukrayna'ya ait olmayıp da 1917 Ekim Devrimi'nden sonra Ukrayna sınırlarına dahil edilen Harkov, Luhansk, Donetsk, Herson, Nikolayev ve Odessa bölgelerinden "Yeni Rusya" olarak söz etti.

Milliyetçi lider Vladimir Jirinovski, Ukrayna'nın "kısa süre sonra tarihe karışacak uydurma bir devlet" olduğunu, aslında ülkenin güneyiyle doğusunun Rusya'ya, batısının ise Polonya'ya ait olması gerektiğini savundu. Başka milliyetçi çevreler, Polonya'nın dışında Macaristan ve Romanya'nın "toprak hakkı"ndan da söz ettiler.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Batı Ukrayna'da yaşayan Macarlara özerk bölge kurma ve çifte vatandaşlık haklarının tanınmasını talep etti.

 

Gerginlik giderek artıyor

 

Moldova'ya bağlı Transdinyester Rus Cumhuriyeti, Moskova'ya yeni bir çağrı yaparak "Rusya Federasyonu'na katılma" isteğini bir kez daha dile getirdi.

Batı medyası, Kremlin'in Belarus'a, Sovyetler Birliği'nden ilk ayrılan Litvanya, Letonya ve Estonya'ya, hatta Finlandiya'ya "ilk fırsatta saldırabileceği" iddialarıyla dolu. Bu iddialara bazıları Kafkas devletlerini ve ünlü Rus yazarı Aleksandr Soljenitsin'in "Güney Sibirya" olarak söz ettiği Kuzey Kazakistan'ı da dahil ediyor.

Öte yandan Rusya'nın Kırım gibi Ukrayna bölgelerini de kendi sınırlarına katabileceği görüşü - en azından son dönemde - zayıfladı. Bunda, ülkenin çoğunlukla Rusların yaşadığı doğu ve güney bölgelerinde bile Moskova'ya bağlanma isteğinin çok güçlü olmadığının ortaya çıkması ve Putin'in Ukrayna'ya ordu birliklerini sokma riskinden kaçınması önemli etkenler sayılabilir.

Ayrıca Batı'nın, Rusya'ya karşı yaptırımlarını halka halka genişletmesi ve önümüzdeki dönemde ciddi sonuçlar verebilecek bazı adımlar atmaya başlaması da, artık Kremlin'de gözardı edilemiyor.

Bu arada Moskova, Kırım Tatarlarına karşı tutumunu sertleştiriyor. Bu, bölgede Türkiye'yi de ilgilendiren önemli bir kriz daha yaratabilir.

Velhâsıl, Ukrayna'da geçen sonbaharda başlayan karışıklıklar ve Şubat-Mart aylarında gerçekleşen önemli değişiklikler, son yaşanan gelişmelerle daha da hız kazanmışa benziyor. 25 Mayıs günü ve sonrasında krizin daha da derinleşebileceğini öngörmek zor değil.

 

@AksayHakan

Yazarın Diğer Yazıları

Size "Orhan Baba" diyenlerin sayısının giderek azalmasını da önemsemiyor musunuz, Sayın Gencebay?

Ben aslında sizi ve müziğinizi severdim ama bunu, değil başkalarına, kendime bile itiraf edemezdim

Levent Gültekin'e toplu dayak ve Türklerde mertlik kavramı

Düello birçok ülkede mertçe vuruşma biçimi olarak yaygınlaşmış. Bizde kabul görmemiş. Bizde adım başı pusu kurma, gafil avlama, sırtından bıçaklama...

"Ölümlerin sorumluları hesap vermelidir!"

Bugün olay yerinde ilginç bir anıt vardır: Hayatını kaybeden 71 kişinin anısını yaşatmak amacıyla birbirine bağlı 71 koca inciyi andıran devasa yuvarlaklar...