12 Haziran 2022

İstanbul'un tabela ressamları

Sanayi Devrimi sonrası başlayan Tabelacılık mesleği İstanbul'da 20. yüzyılda ticaretin gelişmesiyle ivme kazanıyor. İnsanların adres bulması, dükkanların içinde hangi ürünlerin satıldığını bilmeleri ve daha önce nereden ve kimden alışveriş yaptıklarını hatırlamaları için yapılan işaret niteliğindeki tabelalar Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı "Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun"un kabul edilmesi ve yeni alfabenin yerleştirilmesi sürecinde boyut değiştirerek Türkçenin doğru kullanımına katkı sağlamış bir meslek olarak da karşımıza çıkıyor

Uzun süredir mimar ve sanatçı iş birliğinin kamusal yapılar dışındaki örnekleri olan ve apartmanların giriş hollerinde bulunan duvar resimlerini kayıt altına alarak inceliyorum. Günümüze ulaşabilen apartman duvar resimlerini kayıt altına alırken yapıya dair başka detaylar da dikkatimi çekiyor. Bunlardan biri, el işçiliğiyle yazılmış apartman isimleri ve bu isimleri ustalıkla yazan tabela ressamlarının imzaları. Aynı imzalar bazen apartman girişindeki duvar resminde bazen de bir dükkân tabelasında karşıma çıkıyor. Bugüne dek 66 farklı tabela ressamının çalışmasını fotoğraflayıp kaydını tuttum.

"Mardiros-Haygaz Haytayan, Zaharias, Pinhas, Leda, R. Nob el, V.Helvacı, Hacopulo, G. Vrioni, A. Levi, jünyör, Apel, A. Hanciyan, Simas

Şevket Öztüzün, Kemal, Yılmaz, N. Demircan, Özer, Rauf, Enis, A. Kuru, Umut, O. Benli

Muhammed, Işık, Abalı, Ün, H. Dörter, Örnek, Memduh, Yavuz, Özden, H.i, Nevzat Kadıköy, A. Bayraktar

Salih, Nihat, O. Özturhan, Ecercan, H. Sevil, N. Kargın, Ergin, Selman, Aydemir, Bahri, Bülent

D. Nakkaş, Erdoğan, Kemalettin, İhsan, E. Koçak, Nebi, Zeki, Dekor, H. Sevil, Güngör, M. Bilgin Emre

Renk-İş, Şen Afiş, Kargın Reklam, Merter Reklam, Pak-El, Stil, Ar-Eller, Tekin-İş, Papirüs"

Sanayi Devrimi sonrası başlayan Tabelacılık mesleği İstanbul'da 20. yüzyılda ticaretin gelişmesiyle ivme kazanıyor. İnsanların adres bulması, dükkanların içinde hangi ürünlerin satıldığını bilmeleri ve daha önce nereden ve kimden alışveriş yaptıklarını hatırlamaları için yapılan işaret niteliğindeki tabelalar Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı "Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun"un kabul edilmesi ve yeni alfabenin yerleştirilmesi sürecinde boyut değiştirerek Türkçenin doğru kullanımına katkı sağlamış bir meslek olarak da karşımıza çıkıyor.

İstanbul'da Yahudi Rum ve Ermeni ustaların elinde şekillenen meslek beraber çalıştıkları el verdikleri çekirdekten yetişen Türk ustalarla 1940-1975 aralığında devam ediyor. 1980 Darbesi sonrası dönem, Türkiye'de her alanda olduğu gibi Tabelacılık mesleği için de büyük kırılmalara sebep oluyor. Teknolojiye uyum hızımız teknolojiyi üreten ülkeden daha hızlı olabildiğinden İstanbul'da mesleğin öncüsü tabela veya fırça ressamları 90'ların başında makineler satın alarak seri üretime geçiyorlar. Bazıları ise dönemin hızına ayak uyduramıyor ve kıyıda köşede unutulup gidiyorlar.

Apoyevmatini Gazetesi

İstanbul'da eski tabela ressamlarının yapmış olduğu el yapımı dükkân tabelalarının bugüne gelebilen çok nadir örnekleri var. Eski apartmanlarda ise gördüğümüz farklı fontlardaki el yazması cam üstü apartman yazılarında tabela ressamlarının imzalarına daha sık rastlıyoruz ama hikayelerine erişmek bulunabilirse dönemin tanıklarıyla konuşup sözlü tarih çalışması ile mümkün olabiliyor.

Örnek vermek gerekirse tabela ressamları Haytayan Kardeşler'den söz etmek yerinde olur. Mardiros Haytayan 1919, Haygaz Haytayan 1921 Eskişehir'de doğumlu. Cağaloğlu'nda tabela ressamları olarak tanınan Haytayan Kardeşler'in imzasına bugüne kadar 3 tabelada rastladım. Aynı zamanda Mardiros ve Haygaz kardeşlerin İstanbul Kumkapı Anakilisesi'ne 1946 yılında hediye olarak yaptıkları "İsa'nın Göğe Yükselişi" isimli bir tablosu bulunuyor. Ermeni Patrikhanesi ile iletişime geçip konuyla ilgili yardımlarını istediğimde Peder Hovagim Seropyan Patrikhane içindeki müzede sergilenen Haytayan kardeşlere ait tablonun fotoğrafını bizimle paylaştı. Kulis Dergisi'ne de çizimler yapan kardeşlerin ressamlık kabiliyetlerini tabelacılıkta da kullanmış olmaları bizim için o dönemde kimlerin tabela ressamlığı yapabildiğini gösteren iyi bir örnek. Apartman isimliğinden dükkân tabelalarına kadar uzanan çalışma örnekleri mevcut. Bunlardan biri de Balat'taki Fazilet Eczanesi'nin cam üstü el yazması tabelası… O günkü zarafetini bugün hala koruyor.

Ressam Şevket Tüzün, yine birden çok apartman duvar resmine ve apartman isimliğine imza atmış bir isim. Fatih, Çırçır'da ve Molla Gürani'de iki apartmanda duvar resimleri bulunuyor. Fatih Çırçır'da bulunan duvar resminde Azapkapı'dan Valens Su Kemeri'ne uzanan bir İstanbul manzarasını naif bir ressam olarak resmetmiş. Aynı zamanda günümüze gelebilen benim kayıt altına alabildiğim yedi farklı apartman isimliğini ustalıkla yazarak imzasını atmış.

 

Bahçekapı'da Şekerci Hacı Bekir Efendi'nin 1777'de bir göz olarak açtığı şekerci dükkânı zamanla büyütülerek 33 metrekarelik ilk bölümü ve sonra yanındaki aktariye dükkanının eklenmesi ile günümüzdeki 88 metrekarelik dükkân haline gelmiş. 1777'den bu yana Hacı Bekir ailesince beş nesildir şekerci dükkânı olarak kullanılan yapıda asılı duran el yazması "Ar-Eller" imzalı tabela hakkında görüştüğüm Ali Muhiddin Hacı Bekir Şekercilik yetkilileri 1958 yılına dek Galata, Havyar Han'da faaliyet gösteren Karaköy şubesinde de aynı tabelanın bulunduğuna dair fotoğrafları paylaştılar.

Tabelaların teknolojiyle birlikte standart bir kalıptan çıkmaya başlamasıyla birlikte bir fırça, bir boyayla, bir sanatkâr usta elinden çıkan zarif tabelalar tarihe karıştı. Bugünün İstanbul'unda tabelaların zarafetinden çok, yarattıkları görüntü kirliliğini konuşuyoruz. Benim ise gözüm hala her yerde o eski ahşap, resimli, cam üstüne altın varak el yazması tabelaları arıyor…

Yazarın Diğer Yazıları

Ölmüşsün kalmışsın kimin umrunda, okumana bak!

İstanbul'da Fatih'te balkonsuz evimizde Gözde'yle bir kütüphanemiz var, Ordu'da aile evinde izole olduğum odamda da bir kütüphanem var. "Balkonsuz" detayı beni yıllar önce yazdığım bir yazıya götürdü

Ordu'da Varlık Vergisi hiç yaşanmadı! 

Hacze gelmişler eve. Bakmışlar ki yatakta bir çocuk yatıyor, 2 güğüm var, birkaç tabak… Adam demiş ki: "Müdür Bey biz bunun neyini haczedeceğiz?" Müdür Bey de demiş ki: "Ne yapayım oğlum, kanun böyle."

İlk Osmanlı kartpostalcısı Max Fruchtermann

Max Fruchtermann'ın hikâyesini Mert Sandalcı 2000 yılında Koçbank'tan çıkan 3 ciltlik "Max Fruchtermann Kartpostalları" kitabıyla ayrıntılı bir şekilde anlattı. Feriköy Protestan Mezarlığı'nda Max Fruchtermann'nın mezarını gördüğümde Mert Bey'i aradım ve konuşmaya başladık