11 Şubat 2024

Titan: Satürn'ün mucize uydusu

Güneş sistemi içinde bilinen 150'den fazla uydu içinde bir atmosfere sahip tek uydudur Titan. Dahası yüzeyinde sıvı bulunan, Dünya benzeri nehir, göl ve deniz gibi oluşumları olduğu öngörülen tek yer

Güneş Sistemi uyduları içinde belki de adından en çok söz edilen Titan, bilim kurgu dünyasında önemli bir yere sahip. Çok sayıda öykü ve romanın yanı sıra filmler, video oyunları, çizgi film ve romanlarda mekân olarak en çok adı geçen gök cismi olmayı sürdürüyor.

"Titan" adı ise Yunan mitolojisinden geliyor.

Antik Yunan mitolojisinde Titanlar için ilk nesil tanrılar olarak söz edilir. Orthys Dağı'nda hüküm sürüyorlar ve her tanrının yöneteceği kendi bölgesi bulunuyor.

Efsaneye göre 12 Titan'dan biri olan ve tahtını güvende hissetmeyen Cronus çocuklarını doğar doğmaz yemeye başlar. Bu durumdan anne Rhea sonsuz mutsuzdur ve yeni doğan çocuğu Zeus'u kurtarmak için Cronus'u kandırarak Zeus yerine ona bir kayayı yutturur.

Ve Zeus kurtulur.

Ancak Cronus'un korkuları gerçekleşecektir. Zeus büyüdüğünde Cronus'a ve diğer Titanlara isyan ederek onları yeraltındaki Tartarus'a sürgün eder.

Bilimin titanları

Hikâye böyle; gök cisimlerinin tanrı isimleri ile anılması ise muhtemelen biz ölümlülerin onlara gökyüzünü yakıştırmasından kaynaklanıyor, olmalı.

Satürn uydusu Titan da bunlardan biri. Bu uydu, Hollandalı bilim insanı Christiaan Huygens tarafından 1655 yılında keşfedilmişti.

Christiaan Huygens, Isaac Newton ve Giovanni Domenico Cassini, aynı dönemde yaşamış önemli bilim insanları. Onlar deyim yerindeyse1600'lü yılların Titanlarıydılar.

Huygens ve Cassini

1629'da doğan Huygens, Orange Hanedanı'nın hizmetinde görev yapmış, zengin ve iyi bağlantıları olan Hollandalı bir aileden gelmektedir.

Giovanni Domenico Cassini, 1625 yılında İtalya kökenli, Savoy Dükalığında doğuyor. İlk başlarda daha çok astroloji ile ilgilenen Cassini'nin astrolojiye olan büyük ilgisi onun zaman içinde astronomiye doğru kaymasını sağlıyor.

Isaac Newton ise bir çiftçinin oğlu ve biraz daha genç; 1643 yılında Birleşik Krallık doğumlu. Babası, o daha doğmadan iki ay önce vefat etmiş. O, gelmiş geçmiş tüm bilim insanları sıralamasında ilk sıradaki yerini hala koruyor. 1687 yılında yayımladığı "Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica" kitabı, klasik fiziğin temelini oluşturan bir eser.

1689'da Huygens ve Isaac Newton İngiltere Kral'ının taç giyme töreni sırasında Londra'da bir araya gelirler. İki bilim insanı bazı konularda hemfikir değillerdir ama birbirlerine saygılıdırlar.

Huygens, teleskop yapımı ve merceklerle ilgilidir. Bu çalışmalarının uzantısında, "ışık dalga teorisi"ni formüle etmiştir.

Oysa Newton, aynı yıllarda ışığın parçacık yapılı olduğunu savunmaktadır; ona göre ışık parçacıklardan oluşmuştur ve doğrusal olarak hareket etmektedir

Newton'un baskın bilimsel kimliği, ışığın parçacık teorisinin bilim insanları arasında destek bulmasını sağlar. Hollandalı Huygens'in dalga kuramı ise rafa kaldırılır ve tekrar gündeme alınması için bir yüzyıldan daha fazla beklemesi gerekecektir.

Huygens ve Cassini

Huygens, 1655 yılında teleskobunu Satürn'e yönelttiğinde gezegenin halkalarını ve ayrıca büyük bir uydunun varlığını fark eder.

Bu uydu, günümüzdeki adıyla "Titan"dır. Titan,

Aynı dönemde Cassini de teleskobundan Satürn'e bakmaktadır.

O da Satürn'ün halkalarını görür ve dahası Satürn'ün dört uydusunu keşfeder. Bunlar; 1671'de Iapetus, 1672'de Rhea ve 1684'te Tethys ve Dione; geleneğe uygun olarak her birine bir Titan ismi verilmiştir.

Cassini 1675'te, Satürn'ün halkalarını ikiye ayıran dar bir boş alanı keşfeder. Bu alan günümüzde 'Cassini Bölgesi' olarak tanımlı. Halkaları tanımlarken onların çok minik uydulardan oluştuğunu belirtir; şimdi onları minik kaya parçaları ve toz olarak tanımlıyoruz.

Titan ise Satürn'ün en büyük uydusu ve Jüpiter'in Ganymede'sinden sonra Güneş Sistemi'ndeki ikinci en büyük uydudur.

Cassini-Huygens misyonu

Satürn uydularının keşfinden yaklaşık 350 yıl sonra NASA, ESA (Avrupa Uzay Ajansı) ve İtalyan Uzay Ajansı, Titan'ı daha yakından incelemek üzere ortak bir proje geliştirdiler. Görevin odak noktası Titan'da olası mevsimsel değişiklikleri ve volkanik aktivite izlerini saptamaktı.

Bu görev için tasarlanan uzay aracı ve sondasına, Satürn kaşiflerinin anısına Cassini ve Huygens adı verildi.

15 Ekim 1997'de fırlatılan Cassini uzay aracı, 30 Haziran 2004'te Satürn'e ulaştı ve Titan'a inerek inceleme yapmak üzere Avrupa Uzay Ajansı tarafından inşa edilen Huygens sondasını 14 Ocak 2005'te paraşütle yüzeye indirdi.

20 yıl süren görevin ardından Cassini, 12 Eylül 2017'de Titan'a son kez yaklaştı. Bu Cassini'nin son uçuşuydu. 15 Eylül'de Satürn'ün atmosferine girdi ve yüzeye çarparak görevini tamamladı.

Bu süreçte Titan'ın da bir görevi vardı. Bu dev uydu, uzay aracı Cassini'nin Satürn'ün halkaları arasından geçmek için ihtiyaç duyduğu çekim kuvvetini sağlıyordu.

Cassini-Huygens misyonu, Titan'ın yapısı ve atmosferi hakkında önemli veriler sağladı. Bulgular, su ve amonyaktan oluşan bir iç okyanusun varlığının habercisiydi. Ayrıca Titan'ın Dünya'da bilinen tüm petrol ve doğal gaz rezervlerinden yüzlerce kat daha fazla doğal gaz ve sıvı hidrokarbonlara sahip olduğu görüldü.

Titan hakkında söylenecek daha çok şey var. Güneş sistemi içinde bilinen 150'den fazla uydu içinde bir atmosfere sahip tek uydudur Titan. Dahası yüzeyinde sıvı bulunan, Dünya benzeri nehir, göl ve deniz gibi oluşumları olduğu öngörülen tek yer.

Huygens'in Titan'ı keşfetmesinden neredeyse 350 yıl sonra, Güneş Sistemi'nin bu ikinci en büyük uydusu Dünya'dan gelen insan yapımı bir araç tarafından ziyaret edildi. İnanılması gerçekten çok zor.

Acaba onlar, Cassini ve Huygens, bunun gerçekleşebileceğini hayal edebilirler miydi?


Kaynakça

https://www.esa.int/About_Us/ESA_history/Christiaan_Huygens_Discoverer_of_Titanhttps://science.nasa.gov/mission/cassini/

https://www.esa.int/About_Us/ESA_history/Jean-Dominique_Cassini_Astrology_to_astronomy

https://www.space.com/15257-titan-saturn-largest-moon-facts-discovery-sdcmp.html

https://mathshistory.st-andrews.ac.uk/Biographies/Cassini/

Nafiye Güneç Kıyak kimdir?

Nafiye Güneç Kıyak, lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi (İÜ) Fizik Bölümünde ve yüksek lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Nükleer Enerji Enstitüsünde tamamladı.

Çalışma hayatına Türkiye Atom Enerjisi Kurumu - Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi'nde araştırma reaktörü radyasyon güvenliği sorumlusu olarak başladı. 

Doktora sonrası Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu bursu ile Almanya-GSF (Gesellschaft für Strahlen- und Umweltforschung-München)'de "nükleer santraller çevre analizleri, radyasyon dozimetrisi, nükleer teknikler" alanlarında çalışmalarda bulundu. 

Yurda dönüşünün hemen ardından doçent ve daha sonrasında da profesör oldu.

1996 yılında kurulan Işık Üniversitesi'nin kuruluş çalışmalarına katıldı ve çeşitli kademelerde görev alarak kurucu fizik bölüm başkanlığı, Fen Bilimleri Enstitüsü müdürlüğü görevlerinde bulundu. "Lüminesans Araştırma ve Arkeometri Laboratuvarı"nı kurdu modern fizik konularında lisans ve yüksek lisans dersleri verdi.

2010- 2015 yılları arasında Işık Üniversitesi Rektörü olarak görev yaptı. 

Rektörlük süresini tamamlamasının sonrasında Feyziye Mektepleri Vakfı okulları CEO'su görevinde bulundu. 

Prof. Kıyak'ın uluslararası bilimsel dergilerde yayımlanmış çok sayıda bilimsel makalesi, yurtiçi ve yurt dışında sunulmuş 200 dolayında bilimsel çalışması bulunmaktadır.

Ayrıca popüler bilim alanında üç kitabın yazarıdır: Aklın bilinmeyene yolculuğu: KOZMOSSırlar evrenine açılan kapı: KUANTUM ve Başlangıcın ötesi: ÇOKLU EVRENLER. 

2019'dan bu yana T24 Haftalık'ta popüler bilim konularında yazılar yazmaktadır. 

Prof. Kıyak evli ve iki çocuk sahibidir.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Kozmik Yumurta

Kozmik Yumurta ile kaosun içinde saklı ve kozmos olmayı bekleyen bir yumurtaya atıf yapılır. Bu yumurta, içinde kozmosu oluşturacak bir yaradılış tohumu barındırmaktadır

Uzay ne kadar soğuk?

Bugün evren, Büyük Patlama'dan kaynaklanan kozmik radyasyon "banyosu" içindedir ve evrenin sıcaklığı bu radyasyon ile karakterizedir

Güneş'e yolculuk

Parker, görevini tamamlayacağı 2025 yılına kadar şaşırtıcı bir hızla yoluna devam edecek ve sonrasında Güneş'le buluşarak onun içinde kaybolacak...