12 Haziran 2022

Dyatlov Geçidi'nde ne oldu?

Savaşlar insanın en vahşi tarafını yansıtır ve resmi tarih, bu savaşlarda güçlülerin diğerlerine yaşattığı ağır acılarla doludur. Ancak Soğuk Savaş yılları da insanlara çok acı çektirdi; bugün onların hikâyeleri önümüze geliyor ve vicdanları sorguluyor

Dyatlov Geçidi, Rusya'nın kuzey Ural bölgesinde bulunan Kholat Syakhl dağı üzerinde bir geçit ve adını Urallar Politeknik Enstitüsü mühendislik öğrencisi Igor Dyatlov'dan alıyor.

Igor Dyatlov, 9 arkadaşı ile birlikte 2 Şubat 1959'da Kyolat Syakhl'ın doruğunda gizemli bir şekilde hayatını kaybetmişti. Daha sonraları bu geçit yaşamlarını yitiren gençlerin anısına grup lideri Igor Dyatlov'un adıyla anılır oldu.

Ön raporlara göre cesetler üzerinde tuhaf ve açıklanamayan yaralar vardı ve bazılarında radyasyona maruz kaldıklarını düşündüren belirtiler bulunuyordu. Daha da tuhaf olan şey cesetlerin konumlarıydı. İlk izlenimlere göre uykularından fırlayan gençler çadırı içeriden yırtmışlar ve panik içinde çadırlarından fırlayarak ölüme koşmuş görünüyorlardı.

Araştırmalar sürerken dönemin Sovyet yönetiminin çalışmaları durdurması olayı daha da gizemli bir boyuta taşıdı ve beraberinde akıl yakıcı komplo teorileri üretildi.

Ama gerçeğe tam olarak ulaşılamadı ve Şubat 2019'da Rus yetkililer sürpriz bir şekilde, bu olayla ilgili dosyayı yeniden incelemeye açacaklarını duyurdular.

Peki, bu gençlere ne olmuştu?

Soğuk Savaş'ın zirveye ulaştığı yıllardayız. Urallar Politeknik Enstitüsü'nden 10 öğrenci, Avrupa ve Asya'yı birbirinden ayıran Ural Dağları'nda bir keşif gezisine çıkıyorlar. Grubun amacı, 300 kilometrelik bir doğa yürüyüşünü tamamlayarak Sovyetler Birliği'nde o dönemler oldukça popüler olan yüksek prestijli bir sertifikaya sahip olmak.

Tümü tecrübeli kayakçılardan oluşan grubun liderliğini 23 yaşında bir mühendislik öğrencisi olan Igor Dyatlov üstlenmişti. Sekiz erkek ve iki kadından oluşan grupta 38 yaşındaki Zolotaryov dışında hepsi 20-24 yaşlarındaydı.

Sert kış koşulları daha başlangıçta yolculuğun çok zor geçeceğini belli etmişti. Grup üyelerinden Yura Yudin, yürümesini kısıtlayan ekrem ağrıları nedeniyle eşyalarını grubun diğer üyelerine bırakarak evine geri döndü.

Geride kalan dokuz kişi ise evlerine bir daha dönemeyecekti.

Neler yaşandı?

Kayıp öğrenciler 23 Ocak 1959'da yataklı bir trenle yolculuklarına başlıyor.

Gezinin 12 Şubat'ta tamamlanmış olması planlanmış, ancak kötü hava koşulları nedeniyle birkaç gün gecikme normal karşılansa da tarih 20 Şubat'ı gösterdiğinde artık yanlış giden bir şeyler olduğu kesindir.

Ailelerin başvurusu üzerine kayıp öğrencileri aramak için küçük ekipler oluşturulur.

26 Şubat'ta, arama ekipleri kamp yerini ve çadırı bulurlar. Çadır yarı yıkılmış, hasar görmüş ama ayaktadır ve üzeri kısmen karla kaplıdır. Dahası çadır içeriden yırtılmış; grubun tüm eşyaları, sırt çantaları ve ayakkabıları dahil, içeride terkedilmiş durumdadır.

Çadırdan ormanlık alana doğru bazıları çıplak, bazıları çoraplı olduğu anlaşılan ayak izleri vardır ve izleri takip eden araştırmacılar büyük bir çamın altında iki ceset bulurlar.

Cesetlerden biri Yura Doroşenko'ya aittir. Onun yanında da Yuri Krivnişenko vardır; her ikisi de çıplak ve ayakkabısızdırlar ve üzerlerinde yalnızca iç çamaşırı bulunmaktadır.

Daha aşağıda üç ceset daha bulunur: Dyatlov, Kolmogorova ve Slobodin; cesetlerin pozisyonlarından çadıra dönmeye çalıştıkları anlaşılmaktadır.

Igor Dyatlov'un üzerinde giysi olmakla birlikte ayakkabıları yoktur. Yüz üstü yere yatmış, bir ağaç dalına sarılmış olup yakınında Zinayda Kolmogorova'nın cesedi, can havliyle çadırın olduğu tepeye tırmanmak ister pozisyondadır. Üzerinde kat kat giysiler bulunan uzun mesafe koşucusu Rüstem Slobodin ise kolunda saati 08.45'te durmuş olarak bulunur; belli ki hayatını onlardan sonra kaybetmiş ve ölen arkadaşlarının üzerindeki giysileri alarak korunmaya çalışmıştır.

Kalan dört kişinin cesedine ulaşılamaz.

Dört ay sonra 4 Mayıs'ta, kampın ilerisinde bir vadide dört metre karın altında bulunurlar. Üçü diğerlerinden daha iyi giyinik durumdadır. İlk cesetlerin neden çıplak olduğu da anlaşılır. İlk ölenlerin giysilerinin diğerleri tarafından kullanılmak üzere çıkarıldığı anlaşılmaktadır. 

Bir Fransız komünistin oğlu olan Nikolai Thibeaux-Brignolle ve nükleer fizik öğrencisi Aleksandr Kolevatov'un kulağının arkasında derin yaralar olup boyunları ters dönmüştür.

Grubun en genç üyesi Lyudmila Dubinina ve en yaşlı üyesi Spor öğretmeni Semyon Zolotaryov'un birden fazla kaburgası kırıktır ve Zolotaryov'un kafatasında açık bir yaradan kafatası kemiği görünmektedir. İkisinin de gözleri çıkarılmış ve Lyudmila'nın ise dili yoktur.

Öğrencilerin ölüm nedeni kayıtlara hipotermi ve donma olarak geçer. Ancak bazı cesetlerdeki bulgular soğukla açıklanamaz.

Gençler nükleer test kurbanı mı?

Gençleri uykularından kaldıracak ve paniğe sürükleyecek şey ne olabilirdi?

Komplo teorileri muhtelif: Öğrencilerin bir askeri deneye kurban gittiği; hatta başka yerde ölmüş olabilecekleri ve cesetlerinin helikopterlere yüklenerek bölgeye götürüldüğü; ardından donarak ölmüş süsü verildiği ortalığa saçılan spekülasyonlardan bazıları. Dahası gizliliği kaldırılmış bir ABD belgesinde, 1959'un ilk yarısında bir ABD casus uçağının o bölgede gizli bir görev yerine getirdiği de iddialar arasında.

Grubun ortadan kayboluşunun araştırılmasının başlangıçta Sovyet yönetimi tarafından bastırılmış olması, çok çeşitli komplo teorilerinin üretilmesinin temel nedeni olsa da, ülke içi bilgilerin gizlenmesi o dönem için standart bir işlemdi ve bu nedenle çok yadsınacak bir durum değildi. 

Olaya dönecek olursak, panik olgusu ve cesetlerin pozisyonları yüksek sesli patlamaları akla getiriyor. Nitekim o dönemde olayı inceleyen adli tıp uzmanları da cesetlerdeki yaraların "bir patlama dalgası" sonucu olduğunu belirtmişler.

Öte yandan öğrencilerin dağda bulundukları sırada, bölgede Sovyet ordusu tarafından test edilen paraşüt mayınlarına ilişkin kayıtlar bulunuyor. Paraşüt mayınlarının, Dünya yüzeyine çarpmadan havada patlama dalgası yaratarak öğrencilerde görülenlere benzer yaralanmalara neden olabildiği belirtiliyor.

Gençlerin çadırlarını içerden kesecek kadar panik olmaları ve çıplak ayaklarla dışarı çıkmaya çalışmaları ise onların nefes almada zorlandıklarını gösteriyor.

Otopsi raporlarında bazı cesetlerde radyoaktiviteye rastlandığı, saç ve ciltte yanıkların bulunduğu bilgisi askeri deney iddialarını destekler nitelikte. Kurbanların yakınları da cesetleri turuncu tenli ve gri saçlı olarak tanımlıyorlar. 

Şubat 2019'da Rus yetkililer sürpriz bir kararla, bu olayla ilgili dosyayı yeniden incelemeye açtılar. İnceleme sonunda öğrencilerin çadırlarına bir çığın düştüğü ve öğrencileri ölümcül koşullara sürüklediği değerlendirmesi yapıldı. Ancak o bölgede bir çığın varlığı hiçbir zaman rapor edilmemişti ve dahası söz konusu çadır da bir çığın altında kalmış izlenimi vermiyordu.

Yani, yanıtı zor sorular var.

Ne resmi açıklamalar ne de komplo teorileri Dyatlov Geçidi vakası olarak bilinen olayı tam olarak aydınlatmaya yeterli görünmüyor.

Savaşlar insanın en vahşi tarafını yansıtır ve resmi tarih, bu savaşlarda güçlülerin diğerlerine yaşattığı ağır acılarla doludur. Ancak Soğuk Savaş yılları da insanlara çok acı çektirdi; bugün onların hikâyeleri önümüze geliyor ve vicdanları sorguluyor.

Bu olayda gençlerin bir nükleer test kurbanı olup olmadıkları bilinmiyor ama Soğuk Savaş kurbanı oldukları kesin görünüyor!


TEŞEKKÜR: Yaklaşık 4 yıla yakın, her hafta yazımın yer aldığı T24 Haftalık'ta, son birkaç ay içinde kısmen sağlık sorunları ve kısmen de yoğunluk nedeniyle, iki kez yazımın yer almaması üzerine bazı okuyuculardan merak eden ve sorgulayan mesajlar aldım. Öncelikle ilginize teşekkür ederim. Ben gazeteci değilim; popüler bilime dönük yazılar yazan bir bilim insanıyım. Ancak gördüm ki gazetecilerin onları merak eden ve onlarla empati kuran, belki de hiç tanımadıkları sağlam dostları var. Bir meslek dalı için gerçekten büyük zenginlik. Bir kaos ortamının hüküm sürdüğü bu mecrada onların bitmez-tükenmez enerjisinin kaynağı da bu olmalı. İlginiz için tekrar teşekkürler. 



Kaynakça

https://www.nationalgeographic.com/science/article/has-science-solved-history-greatest-adventure mystery-dyatlov

https://www.history.co.uk/articles/how-did-nine-russian-hikers-lose-their-lives-during-the-dyatlov-pass-expedition

https://www.nytimes.com/2022/04/01/world/europe/dyatlov-pass-avalanche-russia.html#:~:text=A%20recent%20Russian%20government%20investigation,now%20called%20the%20Dyatlov%20Pass.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-51267593?at_custom3=BBC+Turkce&at_custom2=twitter&at_custom1=%5Bpost+type%5D&at_custom4=B1952D56-4365-11EA-9022-EA02933C408C&at_campaign=64&at_medium=custom7

Yazarın Diğer Yazıları

Uzayın efsane gezginleri

Nihayet insan aklı, kendi yarattığı uzay araçları ile kozmik hapishanemizin dışına çıkmış oldu ve yıldızlararası bölgede ilerliyor. Tüm bunlar son 50 yılda gerçekleşti; hayal bile edilemezdi!  Gelecek 50 yılın neler getireceğini öngörebilen var mıdır? 

Teleportasyon mümkün mü?

Laboratuvar deneylerinin ardından, 2017 yılında Çinli bilim insanları, laboratuvar dışında, Dünya'dan yaklaşık 400 km uzaklıkta bir yörüngede dönen özel tasarım bir uyduya bir foton parçacığını ışınlamayı başardıklarını duyurdular

Zihin ve madde ekseninde normal ve paranormal

Geleneksel yolun dışına çıkarsanız, bir Nobel Ödülü sahibi de olsanız, grup güvencesini arkasına alarak size haddinizi bildirecek düzeyde had sahibi olduklarına inananlar mutlaka çıkacaktır