19 Mayıs 2024

Dünya'nın durduğu gün

Dünya durursa ne olur?

Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızının yavaşlıyor olduğu belirtiliyor.

Bu yavaşlamanın bilinen nedenleri yanı sıra bilinmeyen yönleri de olası, ancak gezegenimiz üzerinde canlı yaşama dönük sonuçları mutlaka olacaktır.

Dönüş hızının yavaşlamasının nedenlerinden belki de en önemlisi iklim değişikliği olduğu belirtiliyor. Buzulların erimesi ile oluşan suların ekvatorda birikmesi ve bunun Ay ve Dünya arasındaki gelgitler üzerinde etkisi olduğu ve dolayısıyla gezegenimizin dönüş hızını yavaşlatıyor olabileceği öngörülüyor.

Peki yavaşlama sürerse, hatta Dünya dönmeyi durdurursa ne olur?

Yani korkmalı mıyız?

Dahası gezegenimizin kendi ekseni etrafında dönüşünün gerçekte bizler için ne kadar önemli olduğunu biliyor muyuz?

Uzaydan gelen mesaj

"Dünyanın Durduğu Gün" ya da orijinal adıyla "The Day the Earth Stood Still", 1951 yapımı bir bilim kurgu filmi. Harry Bates'in kısa bir öyküsünden uyarlanmış. Film, insanlığın atom bombasının yıkıcı gücüne tanık olduğu İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasına rastlıyor. Bu sırada Soğuk Savaş olanca şiddeti ile sürüyor. Film, bu şiddetli gerilimin insan varlığının geleceğini tehdit eden yıkıcı etkileri üzerine yoğunlaşmış.

Filmin daha sonra 2008 yılında bir tekrarı daha var. David Scarpa'nın senaryosundan başrollerinde Keanu Reeves ve Jennifer Connelly'nin yer aldığı aynı isim altında vizyona giren filmde bu kez Soğuk Savaş teması yerini insan kaynaklı başka sorunlara bırakmış.

Ama her ikisinde de insanlığın tehdit altında olduğu mesajı var.

1951 versiyonu, içinde bir uzaylı ile onun bir robotunun bulunduğu bir uzay gemisinin Dünya'ya gelişini konu alıyor. Bu sırada Dünya bir nükleer tehdit altındadır ve ilk nükleer savaş göz önüne alındığında olası bir üçüncü dünya savaşı, hayal edilemeyecek bir yıkıma neden olacaktır.

Bu atmosferde, içinde uzaylı Klaatu ile robotu Gort, bir uzay gemisi ile Dünya'ya gelerek Washington DC'ye iniyor. Uzay gemisinden çıkan Klaatu'nun beraberinde getirdiği bir mesaj var: "Barışçıl bir uygarlıktan gelmektedirler; ancak Dünya'nın mevcut durumu onlar için tehlike arz etmektedir. Diğer gezegenlere ve kendilerine yönelik herhangi bir şiddet denenmemeli, aksi takdirde bu Dünya'nın yok olması anlamına gelecektir. Çünkü teknolojik olarak çok daha güçlüdürler; Dünya'yı hızlı bir şekilde yok edebileceklerdir."

Uzaylı Klaatu, Beyaz Saray temsilcisi Harley ile konuşur ve tüm Dünya liderlerinin bir araya gelmesini ister, onlara mesajını iletecektir. Ancak Harley, Klaatu'nun talebini karşılamakta başarısız olur.

Klaatu ve robot arkadaşı Gort, gelişmiş uzaylı teknolojilerini kullanarak Dünya'daki neredeyse tüm elektronik cihazları aynı anda durdurur. Tüm iletişim sistemleri, taşıtlar, fabrikalar çalışmayı bırakır ve gezegen korkutucu bir duraklama dönemine girer.

Klaatu, dediğini yapmıştır ve Dünya'daki yaşamı durdurmuştur; muhtemelen gezegeni durdurarak!

Peki Dünya'nın dönüşü durdurulabilir mi?

Dünya durursa ne olur?

İnsan aklı üretiyor.

Teknolojileri çok yüksek uzaylıların Dünya'yı durdurabilecekleriini veya dönüşünü engelleyebileceklerini hayal edelim.

Hatta uzaylıları bir tarafa bırakalım; çok büyük bir gökcismi gezegenimize çarpmış olsun, ki bu daha olası, ve gezegenimizi yavaşlatsın; hatta durdursun.

Ve bu ani bir darbeyle gerçekleşmiş olsun.

Biliyoruz ki bizler ve yeryüzündeki her şey gezegen ile birlikte hareket ediyor. Ancak biz bunu hissetmiyoruz. Örneğin ekvatorda bulunanlar saatte yaklaşık 1600 km gibi bir hızla hareket halindedirler.

Dünya aniden duracak olursa, gezegen üzerinde bulunan her şey gezegenin bir frenleme etkisi altında kalarak ters yöne doğru, yani doğuya doğru uçacaktır. Bu bir anda bir otomobilin fren yapması gibidir. İnsanların, evlerin, ağaçların, kayaların ve daha fazlasının saatte yüzlerce kilometre hızla geriye doğru savrulduğunu hayal edin. Öte yandan atmosfer tabakası bu frenleme etkisinden hemen etkilenmez ve bir süre yüksek hızlarda dönmesini sürdürür. Atmosferin hareketi nedeniyle oluşan olağanüstü sert rüzgarlar yer yüzeyinde ne varsa süpürecektir.

Bir gezegenin bir anda durması çok küçük bir olasılık ama imkansız değil. Bilardo toplarına benzer şekilde, bir gezegen büyüklüğünde bir nesne ile kafa kafaya çarpışma durumunda bunun olası olduğu söyleniyor.

Bu tür bir çarpışmanın bir gezegeni yavaşlatması çok daha olası. Venüs gezegeni için böyle bir senaryo var.

Yavaşlamanın yıkıcı etkisi

Gezegenimizin kendi etrafında dönüşü zamana yayılarak kademeli olarak yavaşlıyor olsun.

Bu durumda etkiler zamanla ortaya çıkacaktır.

İlk etkiyi, şüphesiz gece ve gündüz üzerinde görürüz.

Güneş'in gökyüzündeki görünür hareketi değişir ve yavaşlama sürdükçe gece ve gündüz süreleri de farklılaşır; dolayısıyla canlı yapılarda biyolojik ritm bozulur. Dünya üzerinde mevcut koşullara göre evrimleşmiş canlı yaşam bu süreçte tehdit altında kalacaktır.

Gezegenin dönmesi yavaşladıkça hava akımlarının hareket şekli de büyük ölçüde değişecek ve beraberinde oluşan iklim değişikliği, ortam koşullarına göre evrimleşmiş canlı yapılar için bir diğer felaket olacaktır.

Gezegen'in dönüşünde yavaşlama, aynı zamanda manyetik alanın da sonu anlamına geliyor. Biliyorsunuz, Dünya'nın manyetik alanı, içindeki metalik sıvının hareketi tarafından yaratılıyor. Bu manyetik alan bir kalkan görevi görmekte, Dünya'mızı kozmik ışınlardan ve Güneş'ten gelen elektromanyetik fırtınalardan korumaktadır.

Neyse ki gezegenimizin dramatik ölçüde dönüşünü yavaşlatacak bir tehditle karşı karşıya değiliz.

Dünya, kendi boyutunda bir nesneyle çarpışıyor olsaydı endişelenmemiz gerekecekti. Ancak bilim insanları Güneş Sistemi içinde gezegenlerin yörüngelerinin oldukça düzenli olduğunu ve devasa nesnelerle yollarının kesişmesinin pek mümkün olmadığını belirtiyorlar.

Yani, yine çok şanslıyız!


Kaynakça

https://www.astronomy.com/science/what-would-happen-if-earth-stopped-spinning/

https://www.imdb.com/title/tt0970416/

https://www.washingtonpost.com/wp-srv/style/longterm/movies/features/dcmovies/daytheearthstoodstill.htm#:~:text=In%20the%20movie%2C%20Klaatu%20and,can%20say%20Roswell%2C%20New%20Mexico.

Nafiye Güneç Kıyak kimdir?

Nafiye Güneç Kıyak, lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi (İÜ) Fizik Bölümünde ve yüksek lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Nükleer Enerji Enstitüsünde tamamladı.

Çalışma hayatına Türkiye Atom Enerjisi Kurumu - Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi'nde araştırma reaktörü radyasyon güvenliği sorumlusu olarak başladı. 

Doktora sonrası Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu bursu ile Almanya-GSF (Gesellschaft für Strahlen- und Umweltforschung-München)'de "nükleer santraller çevre analizleri, radyasyon dozimetrisi, nükleer teknikler" alanlarında çalışmalarda bulundu. 

Yurda dönüşünün hemen ardından doçent ve daha sonrasında da profesör oldu.

1996 yılında kurulan Işık Üniversitesi'nin kuruluş çalışmalarına katıldı ve çeşitli kademelerde görev alarak kurucu fizik bölüm başkanlığı, Fen Bilimleri Enstitüsü müdürlüğü görevlerinde bulundu. "Lüminesans Araştırma ve Arkeometri Laboratuvarı"nı kurdu modern fizik konularında lisans ve yüksek lisans dersleri verdi.

2010- 2015 yılları arasında Işık Üniversitesi Rektörü olarak görev yaptı. 

Rektörlük süresini tamamlamasının sonrasında Feyziye Mektepleri Vakfı okulları CEO'su görevinde bulundu. 

Prof. Kıyak'ın uluslararası bilimsel dergilerde yayımlanmış çok sayıda bilimsel makalesi, yurtiçi ve yurt dışında sunulmuş 200 dolayında bilimsel çalışması bulunmaktadır.

Ayrıca popüler bilim alanında üç kitabın yazarıdır: Aklın bilinmeyene yolculuğu: KOZMOSSırlar evrenine açılan kapı: KUANTUM ve Başlangıcın ötesi: ÇOKLU EVRENLER. 

2019'dan bu yana T24 Haftalık'ta popüler bilim konularında yazılar yazmaktadır. 

Prof. Kıyak evli ve iki çocuk sahibidir.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Solucan delikleri ile dolanıklık ilintili mi?

Bazı kuramsal fizikçiler, görünüşte farklı olan Kuantum mekaniğinin dolanıklığı ile Genel Göreliliğin solucan deliklerinin aslında eşdeğer olabileceğini öne sürüyorlar. Eğer bu doğrulanırsa bu denkliğin elbette derin sonuçları olabilir. Buna göre makro yapı yani "uzay-zaman" evrenin mikroskobik bileşenlerinin, yani kuantum parçacıklarının dolanıklığından ortaya çıkmış olabilir, deniyor

Evrenin tuhaf yıldızları

Kendi etrafında yüksek hızlarla dönen nötron yıldızı, düzenli aralıklarla bir elektromanyetik ışıma yayıyorsa bu nötron yıldızı "pulsar" olarak adlandırılıyor

Bilim insanları ve sağduyu

9 Temmuz 1955'te yayınlanan Russell-Einstein Manifestosu, nükleer silahların insanlığa yönelik oluşturduğu tehlikeleri değerlendirmek üzere bilimsel bir konferans yapılması çağrısında bulunuyordu