08 Şubat 2020

Sakızdan çıkan dövme, kız çocukları ve günahlar

Pişmanlık, öyle bir anlığına, var olduğun durumun içinden kurtulmak için edilebilecek birkaç sözcükten ibaret bir ruh durumu değil. Pişmanlık, yaptıklarının sorumluluğunu ömür boyu taşıdığın, tam aksi istikamete yürüdüğün, amasız, fakatsız yol aldığın, unutabilmek için yakıcı biçimde hatırladığın, hatırladığın zaman içinin yandığı günahların açtığı yaraları kefaretle sardığın bir emek süreci

Meydanlarda gururla bağırıyorlar:

"İnfaz indirimi kısa süre içerisinde Meclis gündemine gelecek…"

Birileri için rakamlardan ibaret olan dosyaların içerisinde hayatlar, günâhlar, elinden hayatı alınanlar var var. Korkular, umutlar, yarım kalmış hayaller…

Birileri için teknik bir konudan ibaret o dosyalarda ölüler var, öldürülmek istenenler, öldürülmekten korkanlar var.

Pişman olduğunu söyleyip sadece o anki durumdan kurtulmak isteyenler, kaldığı yerden devam edecekler, başkalarına ne yaptığını zerre umursamayanlar var.

* * *

Her şey Facebook’tan gelen bir mesajla başladı.

Sezgi Kırıt, çocuktu.

Bu ülkede henüz 15’ine yeni basan kız çocuklarına çocuk denilmese de sadece karanlıkta yolunu şaşırmış, kimsenin doğru yolu bulsun diye bir küçük ışık olsun yakmadığı küçük çocuklardan biriydi.

Kimileri durmaksızın hakkında konuşuyordu.

Sezgi ise bulabildiği parayla bakkaldan cips alıyor, fırsatı olursa bilgisayar oynuyor, aldığı sakızdan dövme çıkmışsa, havalı gözükmek için ıslatıp koluna yapıştırıyordu. Çocuktu işte.

Yalnızlık, yürüyebilecek bir yol bulamayanlar için, gördüğü ilk kişiyi yol sanma halidir.

Sezgi de bir yolu var sandı yaşamanın.

Facebook’tan gelen mesaja yanıt verdi. Mesajlar devam etti.

2009’da markete gitmek için evinden çıktı, konuştuğu adam motosikletiyle orada bekliyordu.

Osman Küçük, nereye gittiklerini soran Sezgi’ye, merak etmemesini söyledi. Arkadaşı Mehmet Mutlu Kurtlar bekliyordu. Hep birlikte Kurtlar’ın akrabası Ali Karpi’nin evine gittiler.

Sezgi, tedirgindi ama evde anne Emine Karpi ile Karpi’nin yaşlı annesini görünce biraz olsun rahatladı.

Ama o kadar basit değildi.

Gitmek istediğinde engellendi. Kapının önüne bile çıkamadı. Bir akşam boyunca o evde tutuldu, alkol ve uyuşturucu verildi, tecavüze uğradı ve tecavüze uğradığı o odadan çıkamadı.

Burnu kırılmıştı, bedeni tanınmayacak haldeydi.

Gırtlağında 2 cm delik, dişleri kırık, yüzü gözü yırtık ve yarık.

Sabah olduğunda kalbi durmuş, nefesi bile elinden alınmıştı.

Sabah, Sezgi’nin bedeni ve yattığı oda, varlığından güç duyduğunu anne Emine Karpi tarafından kanıt kalmasın diye temizlendi.

Diğerleri Sezgi’nin bedenini küçük bir valize, ifadelerine göre "nazikçe" yerleştirdi.

Kolunda geceden kalma bir şırınga izi.

Kiralık bir araçla 150 km uzağa, Isparta’daki bir arı çiftliğinin içindeki ıssızlığa götürüldü valiz. Sezgi, çırılçıplak bırakıldı oraya.

Günlerce arandı, izi bir televizyon programı sayesinde bulundu. Şüphelilerden biri akrabasının evinde kalmış, o akrabanın eski eşi de televizyonda bulunan cesetle ilgili sözleri duyunca şüphelenmişti. Savcılığa gidip bildiklerini anlattı.

Ailenin avukatı Sibel Önder’in dedektif gibi iz sürmesiyle, tehditlere, saldırılara karşı direnmesiyle Sezgi’yle buluşanlar, Sezgi’yi saklayan, Sezgi’yi öldürenler açığa çıktı.

İzmir Adli Tıp’a göre, oral ve vajinal bölgede en az biri erkek, birden fazla şahsa ait DNA profili vardı. Doğal yoldan ölmemişti ama neden öldüğü de belirlenememişti. Bedeninde alkol ve uyuşturucu izi yoktu. Ama uzmanlar, geçen süreye ve kimyasal kullanarak bu izlerin de yok edilebileceğine dikkat çekmişti.

Uluslararası Adli Kriminal İnceleme ve Raporlama Kuruluşu, 2014’te zorlamalı ölüm tespiti yaptı.

4 şüpheli gözaltına alınıp tutuklandı. Koğuşunda kalanlar da Ali Karpi’nin, bir kıza uyuşturucu verdiklerini, kalp krizi geçirip öldüğünü, cesedi araziye bıraktıklarını anlattığını aktardı savcıya.

Tam 7 savcı değişti. Sonunda dava açılabildi.

Duruşmalar henüz başlamadan Ali Karpi kalp krizinden ölünce, diğer sanıklar bütün eylemleri Karpi’nin yaptığını söyledi.

Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi, tüm sanıklara ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 28’er yıl hapis cezası verdi. Karpi’ye suçu yıkınca serbest bırakılan sanıklar, savcının aksi görüşüne rağmen tutuklandı.

* * *

Savcının ve sanıkların temyiz ettiği dosyaya bakan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Dairesi ise bu kararı bozdu. Daire, Emine Karpi’ye kanıtları yok etmekten 4 yıl, kızın ailesini haberdar etmemekten 1 yıl ceza verdi. Ancak diğer sanıklar için onu bile çok gördü. Karara göre, Sezgi Kırıt, rızasıyla evden kaçmış, rızasıyla o eve gitmiş, rızasıyla uyuşturucu almıştı. Zaten daha önce de esrar kullanmıştı.

Kırıklar, yaralar, bulgular, cesedin taşınması, araziye bırakılmasının bir önemi yoktu.

Anne Emine Karpi’ye 5 yıl veren mahkeme, diğer sanıklardan Mehmet Mutlu Kurtlar’ı sadece aileyi haberdar etmemekten 1 yıl hapse mahkum etti. Kızla ilişkiye girdiğini kabul eden Osman Küçük, cinsel saldırı ile ölüme sebebiyetten beraat etti. Rızasıyla 18’den küçük çocukla ilişkiye girdiği için 2, aileyi haberdar etmediği için 1 yıl ceza aldı. Mahkemeye göre cesedi temizlemek ceza nedeni, valize koyup araziye atmak ise değildi.

Daire, dosya daha Adli Tıp’tayken sanıkların tahliyesine de karar verdi. Bu karara, "dosya yokken karar verildi" itirazı yapılmasına rağmen üst daire de dosya yokken "dosya incelendi" diyerek itirazı reddetti.

Serbest bırakılanlar için adli kontrol kararı bile verilmedi.

Belirsiz bir nedenle ölmüştü yargıya göre Sezgi. Tüm şiddet izleri ve ölümü ceza nedeni değildi.

Tecavüz bulguları, yüzdeki, boğazdaki darp izleri, eve doktor bile çağrılmaması göz ardı edildi.

Ve kısa süre önce çıkan gerekçeli karar çıktı. Tüm bunlar için yapılan iki satır açıklama var:

"Ölenin suç tarihinde 16 yaşını doldurmuş olması, kendi rızası ile gitmesi, zorla tutulduğuna, cinsel ilişkiye girdiğine dair herhangi bir delilin bulunmaması…"

Sezgi Kırıt dosyası şimdi Yargıtay’a taşındı.

Avukatı, Meclis’e, Yargıtay’a defalarca gidip dosyayı anlattı. Milletvekillerinden Kırıt dosyasının emsal teşkil etmesinin önüne geçilmesini istedi. Yargıtay’dan da adil olunmasını…

Meclis’teki parti temsilcileri, avukatı, geçtiğimiz günlerde yeniden dinlediler. İlgili komisyonların konuyu araştıracakları söylendi ya da Sezgi Kırıt için de komisyon kurulabileceği…

Yargıtay, bu yıl içerisinde karara bağlayacak dosyayı.

Zaten hiçbir anlamı olmayan cezalar onanırsa, Meclis’e gelecek infaz indirimi düzenlemesi de düşünüldüğünde hayatlarına kaldıkları yerden devam edecekler.

* * *

Sezgi’nin bedenini bir araziye bırakıp kaçanlar, ilk yakalandıklarında "pişmanlıklarını" söylediler önce.

Bütün benzer dosyalarda olduğu söylediler.

Günah işleyen herkes gibi söylediler.

Ama pişmanlık, öyle bir anlığına, var olduğun durumun içinden kurtulmak için edilebilecek birkaç sözcükten ibaret bir ruh durumu değil.

Pişmanlık, yaptıklarının sorumluluğunu ömür boyu taşıdığın, tam aksi istikamete yürüdüğün, amasız, fakatsız yol aldığın, unutabilmek için yakıcı biçimde hatırladığın, hatırladığın zaman içinin yandığı günahların açtığı yaraları kefaretle sardığın bir emek süreci.

Bu yüzden bu ülkede olup bitenler, uydurulmuş "kader kurbanı" kavramının içine sokulup, sadece cezaevlerinde siyasi suçlulara, sözü hoşa gitmeyenlere yer açmak için yok sayılamaz.

Sezgiler’in yaşamının çalınmasının bir bedeli olması gerekir, başka kız çocuklarının bunları yaşamaması için ödenecek bir bedel.

Bir yara sarılacaksa sahte pişmanlıkların değil, canı yananların izini sürmek gerekir.

Gerçek bir adaletten söz etmek için de dosya sayılarına değil, o dosyalarda ne olduğuna bakmak gerekir.

Yazarın Diğer Yazıları

Asperger bir çocuğun eğitiminden mahrum bırakılması ve Milli Eğitim’e açık mektup

Okulların bir gölge öğretmenle, danışmanlardan yardım alarak çözebileceği sorunlar, veli ve öğretmen baskısıyla nedeniyle bir ailenin yaşamını kabusa çevirmiş durumda. Benzer durumda binlerce aile var üstelik

Yoksul ve zengin

Kimi, zaten gittiği, ölüme yaklaştığı sırada bile değiştirmeyi aklından geçirmediği o karanlık tarafa doğru koşmaya başlayacak, kimi, yaptıklarını, yaşadıklarını, hayatını tarttıktan sonra gördüğü yöne doğru kararlı ve ağır ağır yürümeye

Virüs

Akıp giden hayatın içinde kolektif bilinç ve kurallar geliştirilmediği sürece, Habil’le Kabil’den bu yana yaptığını yapar insanlık. Ders almaz, öldürür, çalar, kendine ister