31 Ocak 2021

GameStop olayı ve düşündürdükleri

GameStop olayını benzer nitelikteki olaylar takip edecek mi, ekonomik sistemimiz etkili koruma mekanizmaları geliştirebilecek mi, önümüzdeki süreçte göreceğiz

Geçen haftanın dünyada en çok konuşulan olaylarından biri Reddit sosyal medya platformu üzerinden örgütlenip GameStop firmasının hisse senetlerini satın alan yatırımcıların hisse fiyatını anormal derecede yükseltmesi ve bunun sonunda bazı yatırım fonlarının 5 milyar doları aşan zararlara uğraması oldu.

Olayı kısaca özetleyebilmek için finans piyasalarında en temelde iki türlü işlem yaparak para kazanılabildiğini söyleyerek başlamalıyız. İlki bir hisse senedi ya da varlığı satın alıp daha yüksek bir fiyattan satarak, ikincisi ise sahip olmadığımız bir varlığı birinden ödünç alıp piyasada satarak ve daha düşük fiyattan geri satın alıp sahibine iade ederek. İlk yolu hepimiz biliyoruz, ticaretin ana mantığı da bu zaten. İkinci yol ise en başta biraz karmaşık görünse de finansal piyasalarda yüz yılı aşkın süredir kullanılan bir metot... Açığa satış yapmak ya da kısa (short) pozisyon almak olarak geçen bu metotta varlıkların fiyat artışlarından değil, düşüşlerinden para kazanmak amaçlanıyor. Bir varlığı ödünç alıyoruz, piyasada satıyoruz, ileriki zamanda fiyatı düşünce satın alıp sahibine iade ediyor ve aradan para kazanmış oluyoruz. Eğer fiyat yükselirse de yüksek fiyattan satın almak zorunda kalıyor ve zarar ediyoruz.

Kısa pozisyon almak fiyat düşüşü hedeflediğinden genelde bireysel yatırımcılar arasında kötü bir şöhrete sahiptir. Oysa bu işlem sağlıklı fiyat oluşumu adına önemli bir görev de ifa eder. Menkul kıymetlerin fiyatlarının manipüle edilip aşırı yükseltilmesinin, yani balonlaşmasının önündeki engellerden biri kısa pozisyon alma mekanizmasıdır. Bu mekanizma ile fiyatların dengelenmesi ve aşırı yüksek fiyatlardan yapılacak alımlarla oluşacak mağduriyetlerin önüne geçilmesi beklenmektedir.

Geçen hafta yaşanan olayda Gamestop hisseleri başroldeydi. 10 farklı ülkede 5000 civarı mağazada oyun satan ve e-ticaret yapan firma, pandeminin etkisiyle zor günler geçiriyor. Bunu farkeden bazı fonlar da hissenin gelirlerinin düşeceğini, zararının artacağını tahmin edip olası fiyat düşüşlerinden kazanç sağlamak üzere kısa pozisyon alıyorlar. Firmayla bir nevi duygusal bağı da olan ve Keith Gill önderliğinde Reddit forumlarında örgütlenen çok sayıda küçük yatırımcı ise bu durumu adeta bir hakaret olarak algılayıp hisse senetlerini satın almaya başlıyor. Elon Musk'ın "Kısa pozisyon almak saçmalıktır" minvalindeki tweetiyle daha da ateşlenen olay sayesinde hissenin fiyatı iki haftadan kısa bir sürede 20 USD'den 400 USD üzerine kadar çıkartılarak kısa pozisyon alan fonlar büyük zarara uğratılıyor. Aslında serbest piyasa kuralları çerçevesinde gerçekleşen bu olay piyasayı düzenleyen kurumların da tepkisini çekiyor ve birçok hissede alım satımların sınırlandırılması gibi sonuçlar doğuruyor.

Bu durum elbette finansal piyasalarda yaşanan bir anomali olarak nitelendirilebilir. Çünkü genelde yaşanan, fonların piyasayı domine etmesi iken bu sefer küçük yatırımcıların fonları alaşağı ettikleri bir olaya şahit olduk. Yunanistan eski maliye bakanı Yanis Varufakis 28 Ocak'ta yazdığı makalede bu hareketi kastederek finansal piyasaların kendi araçlarını kullanarak kapitalizmi yıkacak ve demokratik, sosyalist pazar ekonomisi yaratacak bir direniş hareketi hayal ettiğini yazdı. Gerçekten de bu örgütlü hareketin finansal piyasa araçlarını kullanarak piyasanın önemli oyuncularından fonlara ve dolayısıyla da sermaye sahiplerine zarar verdikleri bir vakıa. Ancak şunu da göz önüne almamız gerekir ki yaşanan hareket görece küçük sayılabilecek tek bir hissede yaşandı. Ayrıca bu tip hareketler İşgal Et (Occupy) hareketinde olduğu gibi genelde ilk zamanlar çok taraftar toplasa da zamanla ivmesini kaybetmeye meyillidir. Bu da hareketin kapitalizm gibi dünyanın her yanında, hayatımızın her anında etkin, hemen hepimize hükmeden bir sisteme kalıcı hasar verme ihtimalinin en azından şimdilik çok küçük olduğunu düşündürüyor.

Her ne kadar bu tip hareketler kapitalizmi çöküşe götürecek boyutta olmasa da ekonomik sistemimizin sağlıklı olmaktan, insanlığa hizmet eder olmaktan çok uzak olduğu da bir vakıa. Aksine giderek artan sıklıkta kriz üreten, küresel ısınmadan eşitsizliğe, çevresel felaketlerden sosyal sorunlara birçok sorunun kaynağı olan kapitalizm açlık ve susuzluk gibi en temel sorunları bile çözebilmiş değil. Savaşlar sürüp gidiyor. Sözde en büyük güç ABD başta birçok ülke borç içinde yüzüyor. Gelişmiş ülkelerin vatandaşlarına bugüne kadar sağlayabildikleri müreffeh yaşamlar tehlike altında. Gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerin durumu ise çok daha kötü. Geldiğimiz noktada reel ekonomi giderek önemsizleşmişken finans sektörü hemen her alanı kaplamış, ekonomiyi desteklemekten çok çöküşünü hazırlayan bir yapıya bürünmüş durumda.

GameStop olayını benzer nitelikteki olaylar takip edecek mi, ekonomik sistemimiz etkili koruma mekanizmaları geliştirebilecek mi, önümüzdeki süreçte göreceğiz. Ancak pandeminin de etkisiyle artışını sürdüren eşitsizlik, yoksulluk ve işsizlik gibi sorunların sistemi radikal bir şekilde değişime zorlayacağını, bu değişimin gerçekleştirilememesi durumunda ise çok daha kaotik günlerin bizi beklediğini tahmin etmek zor değil.

Yazarın Diğer Yazıları

Dünyayı ve insanlığı kurtaracak bir süper kahraman gelmeyecek; onu sadece biz kurtarabiliriz!

Dünyayı adeta kanser hücreleri gibi sarmış olan biz insanlar yaptıklarımızla sadece kendi türümüzü değil tüm dünya yaşamını da tehdit ediyoruz. Bir paradigma değişimi gerçekleşmediği takdirde belki de elli - yüz yıl içinde bugünden çok daha zor koşullarla karşı karşıya kalacak ve neslimizi sürdürmekte zorlanacağız.

Avrupa Birliği 'Hristiyan Kulübü' mü?

Uzun süredir Hristiyan nüfusun oranı düşüyor olsa da tarihsel olarak bakıldığında üye ülkeleri Hristiyan olarak nitelemek yersiz olmayacaktır. Ancak bu durumun birliğin temel taşı olduğunu iddia etmeden önce Avrupa tarihine şöyle bir göz gezdirmemiz gerekli

Daron Acemoğlu'nun cevap aradığı sorular üzerine…

"Bazı toplumlar özgürken diğerleri neden otoriter yönetimler altında veya anarşi içinde yaşadılar ve yaşıyorlar?"