16 Aralık 2014

Gazetecilik, Silikon Vadisi'ne karşı inisiyatifi eline almalı

'Artık okuyucuya hangi haberin ulaşacağı konusundaki karar, yayın organlarının verdiği bir karar olmaktan çıktı'

Columbia Gazetecilik Okulu TOW Merkezi Direktörü Emily Bell, Reuters Enstitüsü’ndeki konuşmasında önemli bir çelişkiye işaret etmiş; “Artık okuyucuya hangi haberin ulaşacağı konusundaki karar, yayın organlarının verdiği bir karar olmaktan çıktı. Bu konuda belirleyici olan Silikon Vadisi’ndeki bir grup şirket” diyor. Bunu daha önce “ne okuyacağımıza, ne alacağımıza, ne göreceğimize Google, Amazon, Facebook, Twitter karar veriyor” yazımızda analiz etmiştik[3].

18 Aralık’ta Galatasaray Üniversitesi’nde TEKİL10 gazetecilik etkinliği düzenleniyor [1]. Doç. Dr.Tolga Çevikel tarafından “Gazetecilik Teknolojileri ve Teknoloji Haberciliği” başlığını taşıyan toplantıda bir konuşma için davet edildiğimde, son gelişmeleri de araştırdım. İlginç bir konuşma gözüme çarptı. Eski Guardian digital editörü ve şimdilerde Columbia Gazetecilik Okulunda TOW Merkezinin direktörü olan Emily Bell’in kasım sonunda, İngiltere Oxford’daki Reuters Enstitüsünde “Silikon Vadisi ve Gazetecilik; Savaş mı, Barış mı?” başlıklı bir konuşma yapmış. Bu konuşma son 5-6 yıldır gelişen bazı tepkileri özetlemiş [2]. Çok önemli bir konuşma. Okuyucularımıza aktarmak istedik [3].


Gelişmesini ellerimizdeki cep telefonlarından, tabletlerden, bilgisayarlarımızdan adeta günbegün izlediğimiz teknoloji, gazetecilik-yayıncılık sektörü üzerinde “iyi ve kötü” etkiler yaratıyor. Yükselen “vatandaş gazeteciliği” kavramı, bu kavramın getirdiği “serbest konuşma” formatı takdir edilirken, bir kaç yazılım şirketinin yayıncılığa getirdiği standart ve ölçümleme yöntemleri, bir kaç yüzyıldan bu yana gelen klasik gazetecilik kavramlarını derinden sarsıyor.

Emily Bell, Reuters’daki konuşmasında, medyanın bir kavşak noktasına geldiğine işaret ediyor. Ama asıl tartıştığı konu, gazeteciliğin kontrolü elinden kaçırdığı ile ilgili.

Yani Bell, konuşmasında bu önemli çelişkiye işaret etmiş; “Artık okuyucuya hangi haberin ulaşacağı konusundaki karar, yayın organlarının verdiği bir karar olmaktan çıktı. Bu konuda belirleyici olan Silikon Vadisindaki bir grup şirket” diyor. Bunu daha önce “ne okuyacağımıza, ne alacağımıza, ne göreceğimize Google, Amazon, Facebook, Twitter karar veriyor” yazımızda analiz etmiştik [4].

Anlayacağınız gazetecilik şimdi hiç olmadığı kadar özgür ama bir o kadar da kontrol ediliyor. Çünkü Twitter ya da Google ya da Facebook gibi şirketlerin yazılımları, neyi, nasıl ve ne sırada göreceğimizi düzenliyorlar. Ne yaman çelişki bu!!

Bell: Medya Neyi Kaybetmekte Olduğunu Farkında Değil ama Silikon Vadisi Ne Yarattığını Çok İyi Biliyor

Bell, yukarıda bahsettiğimiz çelişkinin sadece gazetecilik sorunu olmadığına, bütün toplumun sorunu olduğuna dikkat çekiyor ve çok geç olmadan bu konuda bir şeyler yapılmasına dair ikazlarda bulunuyor. Konuşmasının esas konusunun da bu olduğunu söylüyor; yani gazeteciliğin, yeni teknolojilerin oluşmasında ve kullanımında, bunların toplumu şekillendirmesindeki öne geçmesini ve rolünün daha belirleyici olmasının gerektiğine vurgu yapıyor.

Bell, gazeteciliğin, ne olduğunu anlamadığı teknolojiye gün geçtikçe daha bağımlı hale geldiğini şu sözlerle anlatıyor:

“Genel olarak, para ve güçten bağımsızdır diye düşünmeyi sevdiğimiz 4cü kuvvet şimdilerde, kendi üretimine sahip çıkamayan ya da nasıl dağıtılacağını kontrol edemediği bir dünyaya aniden kayıverdi.

Bunun gelişimi hepimizin önünde oldu ve gayet güzel kayda alındı. Ama bizler basit teknolojik gelişmelerden uzağız. Bu nedenle oluşan yeni dağıtım ve habercilik sistemlerini anlayamadık. Bunları doğru şekilde yönlendiremedik. Onun yerine bunlardan gelen gelirlere odaklandık ve organizasyonlarımızı bunlara gore değiştirdik. Böylece zaten zor bir iş olan gazetecilik, şimdilerde kaynak bulamayan fakir bir işe dönüştü.

Şimdilerde neredeyse tüm içerik, sosyal platformlar üzerinden yayınlanıyor. Bunlar da genellikle Silikon Vadisi merkezli şirketler. Gazetecilik yeteneği olmayan, içeriği üretmeyen ve içerik üretme isteği de duymayan mühendislerin yarattığı sistemler bunlar. Geleneksel medya bu yeteneklere, isteğe ve üretime sahip ama içerik üzerinde kontrolü kaybetti.

Eğer medya özgürse, özgür olan gazeteciler değil. Bizlerin, hergün haberleri yaratırken ya da şekillendirirken düşündüğümüz, “gazetecilik”, “gazeteciliğin kültürel etkileri” ya da “demokratik sorumluluk” gibi konularda mühendisler nadiren düşünüyor.

Onlar bu inanılmaz kolay araçları yaratırlarken ve dünyayı bu platformlar üzerinden yayın yapmaya cesaretlendirirlerken, bizim bu orjinal amacın dışındaki konuları farkına varmamız ve sorumluluklarımızı takınmamız lazım.


Bugün Editöriyel Kararları Algoritmalar Veriyor Ama Ticari Olduları için Şeffaf Değiller

Bell, bu noktada Facebook gibi dünya nüfusunun % 20’sinin kullandığı sosyal medya platformlarının, yazılım ve algoritmalarının editöriyel sorumluluk üstlenmediğine de dikkat çekti.

Silikon Vadisi firmalarından binlerce defa “biz editöriyel değerlendirme yapmak istemiyoruz. Biz sadece platformuz. Teknoloji bağımsızdır, biz editöriyel kararlar vermek istemiyoruz” sözlerini duyduk. Mühendislerin buna samimi bir şekilde inandıklarını da düşünüyorum ama bu ifade doğru değil.

Algoritma ne zaman çalışsa, editöriyel bir karar vermiş oluyor. Bu gerçi “amaçlı olmayan bir düzenleme” oluyor ama sonuçları öngörülemez durumda. Bazen önemli haberlerin filtrelenmesine, kaldırılmasına ya da sansürlenmesine yol açıyor.

Halk ise, haberlerin sosyal platformlar üzerinden kendisine nasıl ulaştığının farkında değil. Oysa bu algoritmalar ticarete odaklanmış durumda. Bu nedenle de şeffaf değiller.

 

Facebook oy verenleri yönlendirebilir mi?

 

Şeffaf olmayan algoritmalar ise, Facebook’un geçenlerde bir akademik araştırmanın parçası olarak uyguladığı “kullanıcı duygularını yönlendirmek” gibi olaylar sonrasında endişelere yol açıyor. Mesela Facebook haberleri acaba oy verenlerin fikrini yönlendirebilir mi? Evet !! Yönlendirebiliyor, bu da başka bir akademik araştırmanın konusuydu[5].


Harvard Hukuk Profesörü Jonathan Zittrain bu konuda "Eğer Mark Zuckerberg kendi istediği bir partinin ya da adayın öne çıkmasını sağlayacak bir algoritmayı yayına koyarsa, ne olacak?" diye soruyor. 

Diğer yandan bugün gazetecilik tarihine bakıldığında, hiçbir yayının ya da yayın grubunun Facebook'un ulaştığı güce ulaştığı görülmemiş durumda. Bu nedenle Facebook News'ün ürün müdürü Greg Marra, dünyanın en güçlü haber yöneticisi olarak düşünülmelidir ve kendisi henüz 26 yaşında. 

Ve.. Facebook üzerine, gittikçe artan düzeyde eleştiriler var. Mesela ABD'deki son Ferguson olaylarına dair haberleri ya da videoları çıkardıkları biliniyor[6]. Ama hangilerini ve ne nedenle? Bu tür konularda açıklama da yapmıyorlar. Twitter'ın ise, ülkemizdeki ticari kayguları açısından hükümet ile belli bir düzeyde anlaşma halinde olduğuna dair iddialar var.

 

Gazetecilerin 3 inisiyatif başlatması gerekli

 

Emily Bell konuşmasının sonunda, basının “Gazetecilik ve Silikon Vadisi” arasındaki dengeyi sağlamak için 3 inisiyatifi başlatması gerektiğini söyledi :

Gazetecilik servisi için kendi araçlarını ve hizmetlerini oluşturacak yazılımlar geliştirilmeli.

Gazetecilik okulları bir araya gelerek, veri ve bilgisayar eğitimleri içeren programlar oluşturmalı. Gazeteciler yazılım yapmayı ve programlamacı düşünmeyi, bu dünyanın nasıl çalıştığını öğrenmeliler.

Teknolojiyi, insan hakları, politik konular çerçevesinde değerlendirmek lazım. Bunu duyurmak lazım. Çünkü bu çok daha önemli bir konu.

Bell bugün modası geçmiş olarak düşünülse de, hukuki düzenlemelerin de daha fazla yapılması gerektiğini düşünüyor. Tekel, kullanım durumları ve kapasite gibi düzenleyici konularda gazetecilerin entellektüel birikimlerinin yüksek olduğuna işaret ediyor.


[1] 10. GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ TEKNOLOJİ VE İLETİŞİM GÜNLERİ: TEKIL10

[2] Daha önce yayınladığımız çeşitli haberlerde, OTT firmaları olarak adlandırılan Silikon Vadisi firmalarına yönelik diğer tepkileri de hatırlayacaksınız. Operatörler, yayıncılar, politikacılar, AB gibi pek çok kurum ya da sektör, bu firmaların herşeyi domine ediyor olmasından rahatsız. Son AB Google kararı da buna işaret ediyordu. Ya da en son şu habere bakabilirsiniz Google, Telif İstenince İspanya'daki Haber Servisini Kapattı; Bakalım Kim Geri Adım Atacak?

[3] Konuşmanın aslını okumak isteyenler için 'Silicon Valley and Journalism: Make up or Break up?' 

[4] Ne Göreceğimize, Ne Öğrenebileceğimize, Ne Alacağımıza Google, Facebook,Amazon mu Karar mı Veriyor?

[5] Facebook Conducted Another Secret Experiment On Users

[6] What Happens to #Ferguson Affects Ferguson: Net Neutrality, Algorithmic Filtering and Ferguson

 

Yazarın Diğer Yazıları

463 bin Türk kullanıcının kredi ve ödeme kartı bilgisi çalındı

Konuyla ilgili olarak bizim aldığımız bilgi ise, otobüs firmalarına altyapı sağlayan bir firmanın sorumlu olabileceği

İngiliz sağlık bilgilerinin satılacağını sızdıran hesaplar için "Rus işi" suçlaması yapıldı

Bu dosyaları Ruslar neden sızdırsın? Gerçi "batı menfaatleri ve birliği" gibi bir amaç ileri sürülmüş ama yine de yeterli gözükmüyor. Bunun yerine İngiliz İşçi Partisi avantaj kazanmış. Onların sızdırmış olması daha akla yakın

Garanti siber saldırısı Türkiye'nin 4 yıl sonra hâlâ ödevlerini yapmadığını gösterdi

2020 yılına ulaştığımız bugünlerde Türkiye'nin tüm yurtiçi fiber şebekesi sadece 1,5 yılda yapılması gereken düzeyde yani 365 bin km kadar