12 Şubat 2021

Profesyonel sanık

Yazdığı gibi yaşıyor, dosdoğru bir insan...

Böyle olan birkaç gazeteciden birisidir. Evet, bunca yıldır tanır bizleri. Biz de onu iyi tanırız. Doğan Akın, Murat Sabuncu ve ben T24'teysek telefon ettiğinde sorardı: "En kral yazı işleri müdürü Bülent Özdoğan da oradaysa; avukat sen de oradaysan bir yere gitme geliyorum, aç karnınızı doyuracağım" derdi. Laf aramızda değil ama belki ben yokken sözünü tutmuştur, köfte ısmarlamış olabilir. Gülerdik, ehh işte paramız vardı ama o kadar...

Parasız pulsuz, kıt kanaat emekli gazeteci maaşı ile geçinen oyun yazarı, radyocu, tiyatrocu... Almanya'da şoför, köşe yazarı, senarist... Oya Abla'nın eşi... 

Böyle yazınca kızar belki ama olsun, 80 yıllık ömür...

Murat Sabuncu konuşmuş 80 yıllık ömrü içinde Aydın Abi var!.. "Aydın Engin bütün bu zor günleri birlikte geçirdik. Ada'da aynı yerde, aynı evde... Ben pazara gidemeyince en pahalı şeyleri alıyor" demişsin.

Her şeyi samimiyetine dokunmadan yazdım. Sadece samimi, içten, hiçbir şeyden saklamayınca önemi var. Biraz ses getirmeye başladıysa bu samimiyeti yüzünden. 

Oya Baydar'a "Oya Abla" demek ne kadar yakışıyorsa Aydın Engin'e de Aydın Engin demek, abi demek o kadar samimiyet ve bir o kadar sevgi, saygı...

Marmara Adası'nda balıkçılarla okey oynar, iyi midye tava yapar; kendi söylüyor.

Bu memlekette ona çok kızanlar olsa bile, onun gülümseyerek kızmasından sakınılmalıdır. Hınzır bir mizahçıdır. İyi dalga geçer, sizi övüyor sanırsınız ve aldanırsınız. Kıyasıya eğlenir, zevklidir. İpliğiniz varsa, pazara çıkar. 

Profesyonel sanıktır. sanıklık yakışır ona, kabul etmeli. O da sever bu halini, hiç saklamaz. Hem profesyonel sanık hem de gazetecidir.  

Cumhuriyet davasında Aydın Engin savunma yaparken...
Çizim: Berrin Simavlıoğlu

Aydın Engin düşündüğü gibi yaşıyor, yaşadığı gibi düşünüyor. Düşündükçe düşündürüyor. 

Unutmam, tanığım, duydum, okudum, aynen mahkeme zabıtlarına geçti...

Avukat Fikret İlkiz, Cumhuriyet davası duruşmasında... Çizim: Yıldıray Çınar

80 yıllık ömründe "Eyvah para yok ne yaparız?" dediği zaman gazeteyi düşünüyordu. Aydın Engin kimden para isteriz de bu gazeteyi basabiliriz ve ayakta tutabiliriz derdindeydi. 

Unutamıyorum; bir gün gazetede en üst katta merdiven başında karşılaştık. Başkalarına, köşe yazarlarına maaş artışı yapılmıştı. Birkaç köşe yazarı ve Aydın Engin zam yapılmayanlar arasındaydı. 

Merdiven başında sordum, "Neden Aydın Abi?" dedim.

"Avukat, bu 'Sen istenmiyorsun, git' demektir. İşte o kişi benim. Gidiyorum. Bir gün anlarsın!" dedi ve gitti.

Hiç unutmam, bir gün anladım. Birçok olayda, birçok haberde, gazeteciliğin ne olduğunu başından beri biliyor. Gazeteciliği üzerine yazamam, gazetecidir. 

İnsanlığı üzerine yazamam, insandır. 

Dostluğundan söz etmek bana düşmez. 

Vefası unutulmaz...

Doğruya doğru, eğriye eğri...

Yazdığı gibi yaşıyor, dosdoğru bir insan...

 

Yazarın Diğer Yazıları

Kalıcı ahlaki yetersizlik ve Peru

Peru’da 21. yüzyıl sosyalizminde ahlaki yetersizlik üzerine tuhaf bir öykü ve yargının işleri sürüyor… Onların topraklarında da patates yetişiyor, bizim topraklarımızda da!

Eğlenceli hayvanlar ve hükümdarlar

Sözleriyle hikmet, iffet, akıl ve adaletle hükümdarlara ders veren kaç hayvan kaldı?  

Görüş, açıklama ve kategorik sınırlandırma

"İzin verilen düşünce ve izin verilmeyen düşünce kategorileri yaratarak ifade özgürlüğünü terk ederek sansür düzeni kurulamaz"