27 Temmuz 2020

Bin gündür tutuklu bir insan ve rüzgarın sesinde bin insan

İçeride yaşamının yol haritasını çizenlerin çoğu kendi sorumluluklarını yeniden gözden geçirenlerdir ve çoğu başkalarının sorumluluğunu almış olanlardır. Özgürlükleri rüzgar olur…

Özgürlük hikayeleri masal gibi, ama masal değil.

Tutuklanan ve uzun uzun hapis yatanların hayatları anlatılacak masal değil, dört duvar.

Osman Kavala bin gündür tutuklu.

Osman Kavala ve hapislikte bin birinci gününün çentiğini hapishane duvarlarına çiziktiren kaç kişi geçmiştir acaba bu memleketin hapishanelerinden…

Kaç kişi tutuklandığında hapishanedeki ilk gün batımında akşam hüzünlerinin daha hüzünlü olduğunu anlamıştır?

Bir gün daha geçmiştir, bir gün daha bitmiştir…

Daha kaç kişi özgürlüğünden yoksun geçecek günlerini bir diye saymaya başlayacaktır?

Hapishaneye düşmeyen hapisliği bilmez, doğrudur. Yatmayan anlamaz hapistekinin derdinden.

Başka bir öğretidir aslında hapislik…

İnsan kendisini terk edilmiş hisseder yalnızlık duygusuna kapılır ve birden her şey anlamını yitirebilir. Bu duyguların ortasında fark eder; dışarıda bir hayat, toplum ve başkaları vardır.

Başkalarının var olduğunu içerideyken anlayanlar çoktur, bu hapishanenin öğretisi olan özgürlüğünüzdür. Bu özgürlükle hapiste tanışırsınız ve yaşarsınız.

Gün gelir tutukluluk haliniz kalkabilir, gün saymanız biter. Günbatımı eski hüznüne kavuşur, farklılığı fark edersiniz.

İçerideki olarak hapislikten kurtulup dışarıdakilerin arasına karışmaya başlar başlamaz önce içeride kalanların ve aynı anda dışarıdakilerin ve başkalarının da sorumluluğunu duymaya başlarsınız ve artık o zaman gerçek anlamda özgürsünüzdür.  

Gün saymayı bırakırsınız, başkalarının gününü saymaya başlarsınız, başlarsanız…

J. Paul Sartre'ın sözleriyle "Kendim için ve herkes için sorumluyumdur."

Tutuklanan kişi özgürlüğünü kendisi için isterken kendine karşı sorumluluk duyar ve tüm tutuklu kişilere karşı da sorumlu olur. Onun içindir, her tahliye olan hapiste kalanlara üzülür. 

"İnsan, her ne kadar içinde bulunduğu koşullara bağlı olsa da bir olanaklar bütünüdür. Sartre'a göre insan, her istediğini yapamaz ve yaptıklarından da sorumludur. İnsan yaşamını seçecek hale gelebilmeli, yani özgür olduğunun bilinciyle eylemde bulunabilmelidir. Bu eylem başkalarını da düşünmekten geçer." (Berna Karya J.Paul Sartre'ın Özgürlük Anlayışı Yüksek Lisans Tezi 2006 ) 

Zihinlerdeki hapishaneler… 

Dışarıdaki içerdekiler, içerideki dışarıda olanlar…

Dışarıdakiler ve içeridekiler seçimini yapmalıdır. Bir insan, bin insan, insanlar…

Özgürlük bir seçimdir ve aynı zamanda başkalarını düşünmektir.

İçeride yaşamının yol haritasını çizenlerin çoğu kendi sorumluluklarını yeniden gözden geçirenlerdir ve çoğu başkalarının sorumluluğunu almış olanlardır. Özgürlükleri rüzgar olur…

Yılmaz Güney hapse girer…

"Güney'in ilk hapse girişi 1955'te bir dergiye yazdığı Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri adlı öykü yüzünden olmuştur ve bu öyküyle komünizm propagandası yapmakla suçlanmıştır. Ancak onun sözlerine kulak verecek olursak:

"Oysa ben o günlerde komünizmin ne olduğunu kesinlikle bilmiyordum. Ne sınıf mücadelesi ne işçi sınıfı ne de devrim konusunda hiçbir bilgim yoktu. Düzene, içinde bulunduğum zor koşullara bilinçsiz bir tepkinin ötesinde bir tutumum yoktu. Bilimsel anlamda tek kitap okumamıştım.

"İlk cezam, ilk cezaevi günlerim akıldan çıkmaz acılarıyla değişim için verdiğim mücadelelerle hayatımın ilkokulu oldu. Cezaevine girdiğimde kendi kendime şunu dedim. Burada 1,5 yıl yatacaksın, altı ay sürgünün var. Bir program yap kendine. Ve birinci olarak sen roman yazmak istiyorsun. Burada roman yazmanın en iyi şartları var. Bir, roman yaz. İki, siyasi olarak belli hedeflerin var. Kendine sosyalist diyorsun.

"Komünizm propagandasından ceza yedin. Bunu öğrenmeye çalış. Üç, çıkınca ne yapacaksın? Sanatla sinemayla ilgileneceksin. O zaman sinemadaki taktiğin, hedeflerin ne olacak, bunları tespit et." (Güney, İnsan, Militan ve Sanatçı: 18) (Kürt Sineması: Mahpusluk ve Temsiliyet Özgür Çiçek. Alternatif Politika Sinema Özel Sayısı, Mayıs 2016)

Özgürlükleri bir insan ve insanlar için düşünelim; neden hapishaneler vardır?

Hapishaneleri inşa eden kötülüklerin ortadan kaldırılması için, özgürlüklerimizi seçelim. 

Rüzgarların sesini yüreğimizle dinleyelim, vicdanlarımızı bir başkasının varlığına ve özgürlüğüne yöneltelim. Adalet; hepimize verilmek için pekiştirilmiş vicdanların toplam hikayesi olsun.

Hepimizin vicdanı olsun rüzgarlar, iyilikler ve iyiliklerimiz rüzgâr olsun.

Görüş ve düşüncelerinden dolayı düşman ceza hukukunun tutukladığı niceleri adil yargılanma hakkından yoksunsa; Osman Kavala'nın tutukluluğu içerideki, dışarıdaki herkese ve hepimize bir şeyler demelidir… 

1000 gündür tutuklu olmak… Bir kez düşünün.

Ne Binbir Gece Masalları gibi bir masal, ne "Alaaddin'in Sihirli Lambası" ne "Binbir Gündüz Masalları" ve ne de "Ali Baba ve Kırk Haramiler" masalıdır yaşananlar…

Masalların masal olmaktan çıkarıldığı gerçeklerdir yaşamımız…

Binbir Gece Masalları değil dinlediğimiz…Herkesin özgürlüğüdür tehlikede olan.

Şah Şehriyar'a her gece bir hikâye anlatacak Vezirin kızı Şehrazat yok ki.

Herkes için bizler, hepimiz varız; özgürüz.

Bir insan, bin insan, sayılmayacak kadar çoklar. Hepsinin acı bir hikayesi var anlatılacak.

Bir insan adı Osman; bin insan ve insanlar, adlarını söyle söyleyebildiğin kadar…

"Daha kaç gün dayanabilir bir insan / Bir hücrede, kurtarılmadan?
Daha kaç gün yaşayabilir bir insan / Özgürlüğüne kavuşmadan?
Daha kaç kez döneceğimiz yönümüzü / Sanki hiç görmüyormuş gibi?
Cevabı rüzgardaysa dostlar, esen rüzgârda / Kalbiniz rüzgarları dinlesin."

Yazarın Diğer Yazıları

En uzun günde baro başkanları ve barikatlar

En uzun günde, kahraman değillerdi ama avukatlar; "muhteşemdik; başkaldırıyı biliyorduk" diyebilenlerdir

Ne kötüdür mayıs ayı...

Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması…

Sağ olun demek ve son vermek...

Avukat olarak benim elimden şimdiki zamanda yazmak geliyordu, yazabildiğim kadar ama bir kıymeti harbiyesi yok…