28 Eylül 2013

'Tanrı bütün halkları özgür ve mutlu kılsın, fakat Çerkesleri de unutmasın!' (3)

Çoktandır Türkiye Diasporası Çerkeslerinin gündemini Soçi Olimpiyatları, Suriye’deki savaş ve Suriye Çerkesleri oluşturuyor

 
YAZI DİZİSİ 3. BȌLŰM

Çoktandır Türkiye Diasporası Çerkeslerinin gündemini Soçi Olimpiyatları, Suriye’deki savaş ve Suriye Çerkesleri oluşturuyor. Ayrıca Türkiye’deki anayasa çalışmaları konusunda da bazı önerilerde bulunuyorlar. Rusya’nın Çerkes Soykırımı konusundaki tavrı ise, yok saymadan ve tarihsel gerçekleri çarpıtmadan öteye gitmiyor.
 
Son gelişmelerle birlikte Suriye’deki savaş ve Çerkes azınlık Suriye’de Arapların, Kürtlerin, Ermenilerin diğer azınlıkların yanısıra yaklaşık 100 bin civarında da Çerkes yaşıyor. 1860’lı yıllardan beri, bu ülkede yaşayan Çerkes azınlığın Şam, Halep ve çatışmaların yoğun olduğu Humus’ta yaşadıkları belirtiliyor.
Çerkesler, Suriye’deki savaşa karşılar, savaşın bitmesini isterken, oradaki tüm halklar ve özellikle de Çerkesler için kaygı duyuyorlar.

Savaşla birlikte Çerkeslerin bir kesimi Çerkesya’ya dönüş yaptı. Bir kısmı ise Türkiye’ye geldi. Büyük çoğunluk ise hâlâ savaş ortamında bulunuyor. Savaşta her iki tarafta da Çerkesler olsa da, Suriye Çerkeslerinin büyük kesiminin taraf olmak istemediği ve bu nedenle her iki taraftan da baskı gördüğü belirtiliyor.
 
ТХЬАМ ЦЫФ ЛЪЭПКЪХЭР ФИТЫНЫГЪЭ Я1АУ ГУШ1ОГЪОШХОХЭР КЪАДЭГЪОХЪ,АРЫ АДИГЭХЭРИ ШЭРЭМЫГЪУПШ

Bir Çerkes atasözü şöyle diyor: “Tanrı bütün halkları  özgür ve mutlu kılsın, fakat Çerkesleri de unutmasın!” (ТХЬАМ ЦЫФ ЛЪЭПКЪХЭР ФИТЫНЫГЪЭ Я1АУ ГУШ1ОГЪОШХОХЭР КЪАДЭГЪОХЪ,АРЫ АДИГЭХЭРИ ШЭРЭМЫГЪУПШ.) (Yazarın notu: Çerkesçe çeviri için kuzenim Hatko Vural Ulutaşlı’ya teşekkürler)

Bu arada kendilerine ulaşamadığım Çerkes kuruluşu varsa kusura bakmasın, uzakta olmanın getirdiği dezavantajlar vardı. Bu arada “Kafkasya Forumu”na neden ulaşmadığım konusunda eleştiri aldım. E-postalarımı kontrol ettim ve 10 Eylül tarihinde Kafkasya Forumu’nun iletişim adresine yazı dizisi ilgili mesaj yolladığımı gördüm. Amacım bütün seslere yer vermekti, habercilik yaparken herhangi bir ayrım yapmam olası değildir.

Bu arada KAFFED YK Űyesi Filiz Çelik’ten bir mesaj aldım. Kendisi, yoğunlukları nedeniyle mesajımı yanıtlamakta bir gecikme olduğunu belirterek, KAFFED’in sorularıma yanıtlarını göndermiş. Onları da yayınlıyorum bu yazıda. Buradan sorularıma yanıt verme nezaketini gösteren kurumlara teşekkür ediyorum.

Türkiye Diasporasındaki çeşitli Çerkes kuruluşlarının bu konuda bana gönderdiği yanıtlar şöyle:
 
Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED):

Bugüne kadar, federasyonumuz bünyesinde oluşturulan komite ve bölge koordinatörleri aracılığı ile, sınırdan giriş yapan çok sayıda Çerkes ailenin, Türkiye’de barınma ve diğer giderleri karşılanmaktadır. Bu aileler yaygın olarak Çerkes köylerinde misafir edilmektedir. Federasyonumuz tarafından SMS kampanyası, derneklerimizin organizasyonları ve banka hesapları aracılığı toplanan bağışlar ile bir fon oluşturulmuştur ve kampanya devam etmektedir.

\

Ancak bu konudaki önceliğimiz, Suriyeli Çerkeslerin anavatan dönmeleridir. Uzun süre devam edeceği artık belli olan bölgedeki iç savaş nedeniyle, daha fazla aile Suriye’den çıkmak zorunda kalacak ve uzun süre  Suriye’ye geri dönemeyecek. Başta Türkiye olmak üzere başka ülkelere yerleşmeleri, Suriyeli Çerkesler açısından yeniden sürgün ve asimilasyon demektir. Bu nedenle Kaffed’in önceliği;  Suriyeli Çerkeslerin anavatanlarına dönmeleri, RF tarafından uygulanan  kota sınırlamasının kaldırılması,  vize ve oturum izni ve Anavatandaki asgari yaşam koşullarının temin edilmesi ve iyileştirilmesi yönünde çalışmalar yapmaktır.

Çerkesya Yurtseverleri Kurucu Meclisi Yürütme Kurulu:

Suriye’de 2011 yılında başlayan demokratik hak ve özgürlük mücadelesi, ABD, AB ve bu güçlerin kontrolleri altındaki devletlerin, İsrail’in güvenliği, emperyalizme direnen “İran ekseni“nin zayıflatılması ve bölgenin dünya egemen sistemine entegrasyonu gibi amaçlarla müdahale etmeleri nedeni ile mecrasından çıkmış ve kanlı bir iç savaşa dönüşmüştür.

Esad rejimi bir diktatörlüktü; ama dışarıdan müdahale eden güçler daha iyi değiller.
Öncelikle savaşın ve dışarıdan müdahalelerin durdurulması, terör örgütlerinin tasfiye edilmesi; sonra da Suriye’de demokratik reformların hayata geçirilmesi en doğru çözüm olacaktır.

Çerkeslere şimdiye kadar hak ve özgürlük vaad etmeyen Esad’ı da, eli kanlı çeteleri de desteklemiyoruz.
Çerkesler olarak anavatanımızdan başka bir yerde varlığımızı garanti altına alabilmemizin mümkün olmadığına inandığımız için, Suriye’de yaşayan kardeşlerimize de iç savaşta taraf olmama, daha doğrusu kendi tarafı olma ve anavatana dönme çağrısı yaptık. Bu çağrımız hâlâ geçerlidir.

RF’nun  (Rusya Federasyonu) Suriye’de Esad’ı desteklemesi ve Çerkesya’da demografik yapının lehimize değişmesini istememesi nedeniyle Suriye Çerkeslerinin anavatanlarına dönme çabalarına karşı olduğunu, engeller çıkardığını biliyoruz. Herşeye rağmen anavatana dönme çabası devam etmeli, sınırlar zorlanmalı ve sorun dünya kamuoyunun gündemine taşınmalıdır.

Jineps Gazetesi Yayın Kurulu

Suriye’de halkın iç dinamikleri ile geliştirdiği hak arayışını geride bırakan, iktidar ve muhalefetin ayrımsız şiddet uyguladığı, sivil halkın her anlamda tehdit altında olduğu kirli bir iç savaş yaşanmakta.ABD ve Rusya (RF) silah satıyor, pazarlık yapıyor, insanlar ölmeye devam ediyor.Silahlar olmadan, savaş sona erdirilip diyalog yoluyla çözüm aranabilir. “Suriye halkı ne diyorsa o” denebilir.
Suriye halklarından Çerkesler, Kafkasya’dan 150 yıl önce sürgün edildi. 1967 yılı 6 gün savaşları sonrası Golan’daki Çerkeslerin Tolstoy Vakfı aracılığıyla ABD’ye yerleştirildiklerini de hatırlamalı.
UNPO’nun* karar altına aldığı gibi, Çarlık Rusyasının soykırım uyguladığı ve Kafkasya’dan sürgün ettiği Çerkeslerin vatanlarına geri dönmek haklarıdır. İsteyenlerin Kafkasya’ya yerleşmesi konusunda RF ayak dirememelidir. Dünya kamuoyunun insani yaklaşımla bu konuda sicili bozuk RF’ye baskı yapması gerekiyor.

*Temsil edilmeyen milletler ve halklar örgütü 

Çerkes Dernekleri Federasyonu:

Suriye'de iç savaşın şiddetlenmesi üzerine bundan bir buçuk yıl önce Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi'ni (DÇDK) kurarak, Türkiye'de yaşayan Çerkesler olarak, oradaki akrabalarımıza sahip çıkmaya çalıştık. İlk olarak Türkiye'de değişik yerleşim bölgelerinde hazırladığımız yerlere bin kadar Suriyeli akrabamızı ''misafir'' olarak yerleştirdik. İç savaş daha da şiddetlenince oradan çıkmak isteyen insanlarımızın sayısında artış meydana geldi ve bu işin devlet desteği olmadan götürülmesinin zor olduğunu gördük. Dört kez, belki de Türkiye'de bir STK'nın ilk operasyonu ile; Lübnan-Beyrut üzerinden havayolu üzerinden bin kadar Çerkes(Adığe), Abaza, Oset, Çeçen kökenli akrabamızı Gaziantep Nizip'teki konteyner kente yerleştirdik. Bunlardan çok azı anayurda dönüş yapabildi, biz bu insanların Rusya Federasyonu aracılığıyla anavatanımıza yerleştirilmesini ve tüm ihtiyaçlarının karşılanmasını istiyoruz.Bu durumla ilgili geçen haftalarda bir girişimimiz oldu, 150 kadar Suriyeli Çerkesin anavatana dönme isteğini içeren dilekçeler Rusya Federasyonu'nun İstanbul başkonsolosuna teslim edildi. Şuan oradan gelişler devam ediyor ve bizim gibi diğer Çerkes kurumları da bizim gibi ciddi uğraşlar sergilediler, çok sayıda Suriyeli akrabamıza sahip çıktılar. Çerkeslerin yeri, anavatanlarıdır. Bizler, bu insanları iç savaş ortamından kurtarıp, onların öncelikle ''can güvenliklerini'' sağlıyoruz ve onların anavatana dönebilmeleri için girişimlerde bulunuyoruz.
 
İstanbul Kafkas Kültür Derneği Başkanı Űmit Duman:

Türkiye Cumhuriyeti, 1994-95 de Bakü-Ceyhan petrol boru hattını KOPARMAK için, Bakü-Novorrossisk hattının güvensiz gösterilmesi amacıyla RUS-ÇEÇEN harbini kışkırtıp savaşın çıkmasına sebep olmuştur. Aynı şekilde 2011’de İran-Irak ve Suriye arasında İran –Irak- Suriye ve Yunanistan DOĞAL GAZ BORU HATTI için yapılan anlaşmayı provoke etmek için BOP projesi dahilinde bir iç savaş çıkarılmıştır.                                                         

Bölgede mezhep ayrılıkları kışkırtılarak, tümüyle DOĞAL KAYNAKLARIN KONTROL EDİLMESİ ve PAZARLANMASI konusundaki bir kirli SAVAŞA Çerkeslerin KESİNLİKLE TARAF olmaması gerek. Aynı zamanda Anavatandan 1859-64'den beri dördüncü sürgünleri ile karşı-karşıya olan KARDEŞLERİMİZİN can güvenlikleri için bizlerin gücü yetmemekte, Bunun için başta Rusya olmak üzere Türkiye ve diğer ülkelerin Çerkesler için bir politikaları olması yolunda baskı oluşturmamız gerekiyor. Bu savaştan ne kadar Çerkes canı kurtarabilir ve Anavatan'a gönderebilirsek o kadar başarılı sayılırız. Ve bu konuda diaspora’nın güçlerinin birleştirilmesi gerek.

\

Türkiye’deki Yeni Anayasa çalışmaları ve Soçi Kış Olimpiyatları konusunda KAFFED’in görüşleri ise şöyle:

Yeni Anayasa çalışmaları

- Dil, ırk, etnik köken, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, din, siyasal düşünce, felsefi inanç, mezhep, medeni hal, yaş, engellilik vb. hiç bir nedenle ayırımcılık yapılmamalıdır.

- Kimliklere yönelik her türlü asimilasyon ve baskı insanlık suçu olarak kabul edilmeli, tüm kimlikler devlet güvencesi altına alınmalıdır.

- Laiklik net ve açık tanımlanmalı, din ve vicdan özgürlüğü esas olmalı, devlet tüm inançlara ve tüm dini kurumlara eşit mesafede durmalıdır.

- Anayasal vatandaşlık temel alınmalı, vatandaşlığın hukuki tanımında, hiç bir ırk ya da etnisiteye atıf yapılmadan, "Türkiyelilik veya Türkiye (Cumhuriyeti ) Vatandaşlığı " kavramlarına vurgu yapılmalıdır.

- Bireyin ve ailenin mahremiyeti güvence altına alınmalı, keyfi ve izinsiz takip, izleme ve dinlemelerin engellenmesi için caydırıcı ve önleyici tedbirler alınmalıdır.

- Sadece insan ve devlet değil, çevre, doğal kaynaklar, bu ülkenin tüm canlı ve cansız varlıkları ile gelecek nesillerin bu varlıklar üzerlerindeki hakları güvence altına alınmalıdır.

Çerkes Halkı inkar, ırkçılık ve asimilasyon politikaları sonucunda yok oluşun eşiğine gelmiştir. İnsanlık tarihinin ortak mirası, dünyanın en zengin alfabesine, en çok sessiz harfe sahip dili "Ubıhca" Anadolu topraklarında yok oldu. Anayasanın ruhu Çerkes Halkı'na ve benzeri durumdaki diğer halklara "pozitif ayırımcılık" ilkesini tarif ve kabul etmesi ile belirlenecektir. Pozitif ayırımcılık; insanlık tarihinin ortak hazinelerine sahip çıkması gereğinden ötürü eşitlikçi ve özgürlükçü bir anayasada yer almalıdır.

Ana sütü helal, ana dili haktır...

- Çifte vatandaşlık konusunda kolaylıklar sağlanmalı, yeni anayasada, yurt dışında çalışmak için başka ülkelere yerleşenlerin, akrabalık bağları nedeniyle başka ülkelerle bağı bulunan vatandaşların çifte vatandaşlık alabilmesini sağlayıcı kolaylıklar yer almalıdır.

- Yerleşim yerleri adlarını Türkçe ile sınırlayan ve bu sebeple yüzlerce yerleşim yerinin orjinal adlarının değiştirilmesine yol açan yasalar kaldırılmalı ve bu isimlerin korunması teminat altına alınmalıdır.

2014 Soçi Olimpiyatları

KAFFED 2014 Soçi Olimpiyatları’na ilişkin tavrını, olimpiyatların Soçi’de yapılacağının belirlendiği 2007 yılından itibaren yaptığı istişare toplantıları, danışma toplantıları, bölge toplantıları ve başkanlar kurulu toplantılarında, ortak akıl ile belirlemeye çalışmakta, gerek diasporada gerek anavatanda - mümkün olduğunca – her kesimin görüşünü almakta ve tavrını bu toplantılarda ortaklan görüşlerin üzerine inşa etmektedir.

Bir noktayı özellikle vurgulama gerekir : Çerkes Soykırımı ve Sürgünü,  KAFFED gündemine Soçi sebebiyle girmemiştir, soykırım ve sürgün, zaten 24 yıldır KAFFED’in birinci ve en önemli gündemidir.
KAFFED, Rusya Federasyonu’nun Çerkes Soykırım ve Sürgünü’nü tanımasını, vatanından sürülen Çerkeslerin torunlarına kayıtsız şartsız dönüş ve çifte vatandaşlık hakkı vermesini, dönüşü teşvik emesini, dönenlere rehabilitasyon programları hazırlayarak iş, aş ve barınma sağlamasını, dilin ve kültürün yaşatılması için özel önlemler almasını, dönmeyen, diasporada yaşamaya devam edecekler için de vatanları ile bağlarını güçlendirecek ve geliştirecek çalışmalar yapmasını talep etmektedir.
KAFFED, Soçi Olimpiyatları’nın Rusya Federasyonu için büyük bir fırsat – tıkpı Vancouver ve Sidney örneklerinde olduğu gibi – tarihi ile yüzleşerek barışması ve günahlarının telafisi için önemli bir şans olduğunu düşünmektedir.

KAFFED, tüm çabalara rağmen, Rusya Federasyonu’nun tavrında bu yünde hiç bir ileri adım, hiç bir olumlu gelişme görmemesi sebebi ile olimpiyatların Soçi’de yapılmasına karşıdır. Elbette Rusya Federasyonu’nun, taleplerimizin karşılanması yönünde atacağı her olumlu adım, iyi niyetli her çaba, bizden de olumlu ve iyi niyetli karşılık bulacaktır. Barış için, kardeşlik için atılacak her bir adıma misliyle karşılık vermeye dün olduğu gibi bugün de hazırız.
 
Twitter: @erolanar

 

Yazarın Diğer Yazıları

İktidar kavramı üzerine anarşist notlar

İktidar olgusu, çağlar boyunca insanın birbiri üzerinde egemen olma, yönetme ve yönlendirme arzularına neden olmuştur. Bu olgu, imparatorluklar kurmuş, yıkmış, toplumsal ve bireysel düzlemde ise ilişkilerin niteliğini belirlemiştir.

Gerçek nedir? Ya da gerçek gerçek midir?

Bu soru tarihsel olarak filozofların yanıt aradığı en önemli sorulardan birisidir. İnsanların çoğu aslında toplumsal yaşam içerisinde gerçeği aramazlar, daha doğrusu gerçek diye bir sorunları yoktur. Çünkü çoğu zaman gerçeğe ulaşma çabası riskli ve tehlikelidir.