27 Nisan 2012

Latin Amerika’nın ilk ve en önemli anarşist deneyimi: Cecília Komünü

Komün, sosyolojik bir laboratuvar olmanın ötesinde, bir ütopyanın gerçeǧe dönüştürülmesinin de bir adımıydı...

Latin Amerika’nın ilk ve en önemli anarşist komün deneyimi olan Cecília Komünü, 1890 yılında anarko-sosyalist İtalyan göçmeni Giovanni Rossi tarafından Brezilya’nın Parana eyaletinin Palmeira adlı köyünde kuruldu.

Komün, sosyolojik bir laboratuvar olmanın ötesinde, bir ütopyanın gerçeǧe dőnüştürülmesinin de bir adımıydı. Bu anarşist deneyim çeşitli dőnemlerde yaşayan birçok şair ve yazara da ilham kaynaǧı oldu. Örneǧin yazar Afonso Schmidt'in, Cecília Komünü'nü anlatan "Bir Anarşist Deneyimin Romanı" adlı yapıtı 1942 yılında yayınlandı.

 

\

İdeolog ve anarşist yazar Giovanni Rossi, dönemin ütopik sosyalistlerinden etkileniyordu. “Sosyalist bir Komün” adlı beş kitaptan oluşan bir yapıt yazdı. Uluslararası İşçiler Birliǧi’ne üye oldu ve bu dönemde anarko-sosyalistlerden etkilendi.

Komünün dőrt yıllık őmründe üye sayısı 250’ye ulaştı. (1890-1894)

Komün deneyiminin sona ermesindeki en büyük etkenlerden birisi maddi yoksulluk oldu. Diǧer bir etken ise Komüne komşu olarak yaşayan Polonyalı Katolik yerleşimcilerin düşmanlıǧıydı.

 

Avrupa’da őzellikle de Rusya’da anarşist filozof ve yazarlar (Bakunin, Emma Goldman, Kropotkin, Alexander Berkman, Victor Serge...)  çıkarken bu deneyim Latin Amerika’da biraz daha farklı yaşandı.

Konuyla ilgili olarak bu konuda uzun yıllardır inceleme yapan ve Brezilya’nın Ponta Grossa Eyalet Üniversitesi’nde sosyoloji dersleri veren  ve aynı zamanda pedagog olan Maria Isabel Corrêa ile T24 okurları için konuştuk:

Giovanni Rossi kimdir?

Giovanni Rossi, ütopik bir insandı. Aslında bir veterinerdi, fakat sosyolog ruhuna sahipti. Sosyal adalet, őzgürlük ve yoksulluk konusunda çok duyarlı bir aydındı.

O, anarko-sosyalist bir yazar mıydı?

Evet, daha İtalya’dayken sosyalist bir komünün düşünü kurardı. Bunun ütopik izleri, “Un Comune Socialista=Sosyalist Bir Komün” adlı kitabında vardır.

11 Kasım 1887’de, Stagno Lombardo-Cremona topluluǧunda “Cittadella Organik Kooperatif Birliǧi” tüzüǧü tartışılır ve 30 işçi tarafından imzalanır. Kolektif işbirliǧinin őtesinde Rossi’nin amacı sosyalist ve anarşist bir komün kurmaktır. Fakat o zaman, dini ve toplumsal őnyargıları bulunan kőylülerin arasında bunu gerçekleştirebilmek hiç de kolay deǧildi. Bu fikirlerle kafası meşgul olan Rossi, deneysel bir koloni kurmak için İtaIya'da konu üzerinde yoǧunlaştı. “O Atto di Costituzione della Unione Lavoratrice”nin kuruluşu,  11 Aralık 1988’de aǧırlıklı olarak kőylüler ve işçiler tarafından deklare edildi.

Torricella’da topraklarından çıkarılmış kőylüler Parma bőlgesinde bir dernek kurdular. Daha sonra bu kőylülerin çoǧu İtalya’dan  Brezilya’ya Cecília Komünü’ne geldiler. Hükümetten subvansiyon alamayan Rossi, Citadella içinde çekirdek bir grup oluşturur, buna raǧmen üyelerin henuz őzgüvenleri yoktur.

 

\

Cecília Komünü’nün Brezilya’da kurulmasına nasıl karar verildi?

Herşeyin ortak olduǧu ve aile egoizminin yıkıldıǧı, bir anarşist - sosyalist çekirdek oluşturmanın zorluǧunun yanında, İtalya’da bunun için arazi edinimi de çok zordu. Bu nedenle Rossi, okyanus őtesi toprakları düşündü. Grup içinde en çok kabul gőren düşünce Porto Alegre’den sonra Uruguay’a gidip yerleşmekti. Fakat denizde uzun süre seyretmekten de kaynaklanan saǧlık sorunları nedeniyle, Brezilya’nın Parana eyaletinin Paranaguá limanında gemiden inildi.

Cecília Komünü neden őnemli?

Bana gőre, Cecília Komünü çok őnemli. Çünkü ortak, dayanışmacı  bir yaşamanın olası olduǧunu kanıtlıyor, hem de sadece bireyselliǧin ve aile düşüncesinin aǧır bastıǧı katı bir ortamda bunu yapıyor.
 

Komün üyeleri nasıl geçiniyorlardi? Kendileri ürün yetiştiriyorlar mıydı?

Başlangıçta bir süre İtalya’dan getirdikleri para ile geçindiler. Sonra hayvancılıǧa ve tarlada ürün yetiştirmeye başladılar. Fakat bir seferinde hasat parasının hepsi çalındı.

Komüncülerin kendi aralarında tartışma ya da kavgaları var mıydı?

Evet, őzellikle birçok  katılımın olduǧu sıralarda, bu tartışmalar yoǧun olarak yaşanıyordu. Őzellikle bazı aileler, komünün őzgürlükçü ruhu ile, herkesin üzerine düşen sorumluluk ve çalışma gereksinimi arasında baǧ kurmakta zorlanıyorlardı. Komünün maddi sıkıntılıları zaten açlık ve sefaletten kaçan bu insanlar için soǧuk bir duş olmuştu.

Neden bu anarşist deneyim dőrt yıl sonra son buldu?

Benim düşünceme gőre, Rossi’nin iki kez kaynak aramak ve Komünü tanıtmak için İtalya’ya gitmesi hareketi başsız bıraktı. Anarşizm lider tanımaz, fakat bu durum Rossi’nin eksikliǧi gerçekliǧini ortadan kaldırmıyordu. Bu durumdan Rossi’nin kendisi de hoşnut deǧildi, ama onunkisi őncelikle Komündekiler için zorluklardan ve acılardan mümkün olduǧunca  arınmış daha onurlu bir yaşam mücadelesi idi. Fakat sonuçta aileler, dış dünyadaki yerleşik rejime daha fazla dayanamadılar ve bu kurallara yenildiler.  O zamanlar őzellikle gőçmen çiftçilerin toprak satın alması çok daha kolaydı.

Biraz kendinizden sőz eder misiniz? Neden Cecília Komünü ile bu kadar yoǧun ilgilendiniz?

\

1982’de Palmeira’ya geldiǧimde, bazı kişilerden Komün ile ilgili bilgi ve yorumları duyduǧumda deyim yerindeyse büyülendim. Merkeze uzak bir kőşede, daha gelişmiş, kardeşçe,  őzgürlükçü yaşayan ve kurulu düzene aykırı düşünen insanların varlıǧını őǧrenmek beni etkilemişti. Aynı zamanda buradaki kőylülerin, bu anarşist deneyim üzerine pek konuşmak istemediklerine de şahit olmuştum. 1988 yılında eyalet anayasası yazıldıǧında bu anayasanın őzgürlükçü olması ve őzellikle Cecila Komünü’nü de kapsaması için imza toplayan insanlardan birisiydim. Bugüne dek devlet bu konunun araştırılması için hiç yatırımda bulunmadı. 1989 yılında Belediyenin Eǧitim Müdürlüǧü’nde çalışırken, Bandeirantes adlı televizyon kanalı, Komün ile ilgili bir belgesel dizi  hazırladı. Ben de bu belgeselde yer aldım, hem de onlara senaryo ve materyal bulma konusunda yardım ettim. O zamandan bu yana, bu deneyimle ilgisi ve bilgisi olan kişileri araştırıyoruz.

Anarşizme olan ilginiz nasıl başladı?

Ponta Grossa Eyalet Üniversitesi’nde sosyoloji dersleri verirken, bu konuyla ilgilenmeye başladım. O zamanlar kendimi őzgürlükçü olarak tanımlamaya başladım. Őzellikle de őzgürlükçü bir pedagog olarak düşünmeye başladım. Fakat tam bir anarşist gibi yaşamaktan hâlâ uzaǧım.

Anarşist felsefenin şu yanından hoşlanıyorum: Anarşizm yıkıyor, ama sonrası için hiçbir şey vaadetmiyor. Yalnızca sürekli bir kaos var. Anarşizm gerçek mi yoksa ütopik bir düşünce midir?

Bana gőre ütopiktir. Ütopik, gerçek bir demokrasidir. Diǧerini, kendinden çok düşünmektir. Anarşist düşüncenin yanısıra, feminist ve çevre hakları mücadelelerinin de büyük őzgürlükçü yanları var.

Edebiyata anarşizmin yansıması konusunda neler sőyleyebilirsiniz? Michael Moorcock, Octavio Buenaventura, Ursula K. Le Guin ve diǧerleri. Őrnegin Ursula K. Le Guin’in başyapıtı “Mülksüzler”, bu konuda neler sőyleyebilirsiniz?

Anarşist edebiyat, bir boşluǧu dolduruyor. Kaçınılmaz boşluklar geçmiş ve gelecek arasında kalır ve bu düşünce bilim kurguya yaklaşır daha çok. Bu edebiyat aynı zamanda, sahip olduklarımızın ve olabileceklerimizin olanaklarını da keşfeder. Bu, őzellikle devlet aygıtının çőzemediǧi karmaşıklık ve eşitsizlik sorunlarının edebiyata yansımasıdır.

Bugün Brezilya’da ve diǧer Latin Amerika ülkelerinde anarşizm ne durumda? Anarşist gruplar ve hareketler var mı?

Evet, akademilerdeki gruplardan sokak gruplarına kadar çeşitli gruplar var. Bu gruplar, ideolojik olarak anarşizmin bütünsel őzgürlukçü düşüncesini tartışıyor ve bu konuda çalışıyorlar. Bu gruplar arasında  farklılıklar da var.

Gerçekte toplum içinde anarşizm denildiǧinde şőyle bir yaklaşım var: “Anarşizm = terőrizm.” Oysa anarşizm bir ideoloji ve felsefe aynı zamanda. Bunu var olan kapitalist devletler empoze ediyorlar. Siz anarşizmden hoşlandıǧınızı sőylediǧinizde, bu toplum içinde nasıl karşılanıyor?

Bu yalnızca anarşizmin sorunu deǧil, bir demokrasi problemi. Őzellikle Avrupa’daki bazı anarşist grupların silahlı eylemleri, insanları korkutmuş ve belki de bőyle bir őnyargının doǧmasına neden olmuştur.  Farklı düşünceler her zaman vardır ve var olacaktır. Ütopyalar da. Deǧişim de her zaman kaçınılmazdır. Toplum içinde anarşizm ve “kaos”denildiǧinde, insanlarda genelde bu negatif ve olumsuz bir düşünce çaǧrışımı yapıyor.

 

Anarşizm ve demokrasinin ortak yőnleri var mı? Varsa bunlar nelerdir?

Ben anarşizmi, demokrasinin uç yorumu olarak gőrüyorum. İki kavram arasında, başlangıçta büyük bir fark gőrünüyor: Demokrasi temsilidir, anarşizm ise temsile ve temsilciliǧe karşıdır. Daha çok ben, hak ve őzgürlükler anlamında bir baǧ kurabiliyorum. Ama hak ve őzgürlükler demokraside daha kısıtlı, anarşizmde çok daha geniştir. Demokrasi, kapitalist sistem içinde ortaya çıkar, anarşizm ise bu sisteme doǧrudan karşıdır. Anarşizm dayanışmacıdır, sosyalizme yakındır.

Sőyleşimize katıldıǧınız için teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

 

ETİKETLER

erol anar

Yazarın Diğer Yazıları

İktidar kavramı üzerine anarşist notlar

İktidar olgusu, çağlar boyunca insanın birbiri üzerinde egemen olma, yönetme ve yönlendirme arzularına neden olmuştur. Bu olgu, imparatorluklar kurmuş, yıkmış, toplumsal ve bireysel düzlemde ise ilişkilerin niteliğini belirlemiştir.

Gerçek nedir? Ya da gerçek gerçek midir?

Bu soru tarihsel olarak filozofların yanıt aradığı en önemli sorulardan birisidir. İnsanların çoğu aslında toplumsal yaşam içerisinde gerçeği aramazlar, daha doğrusu gerçek diye bir sorunları yoktur. Çünkü çoğu zaman gerçeğe ulaşma çabası riskli ve tehlikelidir.