29 Nisan 2024

Lokanta ve kafe gibi işletmelerde satılan gıda maddeleri için KDV oranının yüzde 10 uygulanması kesinleşti; tartışmalar sürüyor!

Tebliğde yer alan ve geçen yıl yapılan oran artışlarına ilişkin değişikliklerin (yüzde 8’in yüzde 10; yüzde 18’in yüzde 20’ye yükseltilmesi) KDV uygulama Genel Tebliğine aktarılmasına ilişkin ibare değişikliklerinin, sanki yeni yapılmış ve KDV oranları artırılmış gibi sunulması gerçekten vahim!

Gıda maddeleri için KDV oranı yüzde 10 olarak belirlendi

Değerli okurlar, gıda maddelerinin lokanta ve kafe gibi yerlerde satılması durumunda KDV oranının yüzde 1 yerine yüzde 10 olarak uygulanmasını sağlamak için Hazine ve Maliye Bakanlığı (Bakanlık) 16 Nisan 2024 tarihinde internet sayfasında bir tebliğ taslağı yayımlamış ve aynı gün bazı basın ve yayın organlarında taslağın KDV oran artışı şeklinde haber yapılması üzerine basın açıklaması yapmak zorunda kalmıştı.

Basın açıklamasında özetle, KDV oranlarında herhangi bir artış yapılmadığı, Bakanlığın böyle bir yetkisi olmadığı, KDV oran artırımının sadece Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılabileceği vurgulanmış ve taslağın uygulamada görülen yanlışların düzeltilmesi ve suistimallerin önlenmesine yönelik hazırlandığı ifade edilmişti.

Ben de aynı gün T24 için kaleme aldığım “Gıda maddelerinde yorum yoluyla KDV oranı artırılmak isteniyorbaşlıklı yazıda taslağı eleştirmiştim.

Söz konusu taslak 27 Nisan 2024 Cumartesi günü hiçbir değişiklik yapılmadan “aynen” yayımlandı ve tebliğin izleyen ayın başında (1 Mayıs 2024’te) yürürlüğe girmesi öngörüldü.

Aynı tartışmaların devam etmesi üzerine Bakanlık 27 Nisan 2024 tarihinde yaptığı yeni bir basın açıklaması ile ilk açıklamasını hatırlattı.

KDV oran değişikliği yetkisi kimde?

Öncelikle Bakanlığın oran değiştirme konusundaki hatırlatmaları doğru, gerçekten de bazı basın ve yayın organlarında düzenleme KDV oran artışı gibi yansıtıldı.

Oran değiştirme yetkisi sadece Cumhurbaşkanı’na ait, Bakanlığın oran konusunda böyle bir yetkisi yok. Bakanlığın yetkisi sadece KDV oranlarını belirleyen 24/12/2007 tarih ve 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) kapsamındaki “mal ve hizmetleri tanımlama” ile sınırlı.

Tebliğde yer alan ve geçen yıl yapılan oran artışlarına ilişkin değişikliklerin (yüzde 8’in yüzde 10; yüzde 18’in yüzde 20’ye yükseltilmesi) KDV uygulama Genel Tebliğine aktarılmasına ilişkin ibare değişikliklerinin, sanki yeni yapılmış ve KDV oranları artırılmış gibi sunulması gerçekten vahim!

Maliye Bakanlığı, mal ve hizmet tanımlama yetkisini mi kullandı?

Yukarıda açıkladım, oran konusunda Maliyenin yetkisi, mal ve hizmetleri tanımlama ile sınırlı.

Bakanlığın bu yetkisine dayanarak tebliği çıkardığı söyleniyor. “Söyleniyor” diyorum, çünkü yayımlanan tebliğde herhangi bir dayanak referansı yer almıyor. Tebliğin hangi yetkiye istinaden yayımlandığı belirtilmiyor.

Tebliğ, düzenleme mi, yoksa açıklama mı?

Kamuoyunda tebliğin “düzenleme” mi, yoksa “açıklama” mı olduğu yönünde de tartışmalar yapılıyor. Bu şu açıdan önemli, eğer açıklama ise geçmişe etkili olacak, düzenleme ise yürürlüğe girdiği tarihten itibaren gerçekleşecek işlemlere uygulanacak!

Bakanlığın basın açıklamasında tebliğden “düzenleme” diye bahsettiğine dikkatinizi çekerim.

Tebliğle yapılmak istenen ne?

Şimdi yorum yoluyla nasıl bazı işlemlerde KDV oranının artırıldığını açıklamaya başlayalım.

KDV’ye Türkiye’de yapılan işlemler tabi tutuluyor. Bu işlemler esas itibariyle mal teslimleri ve hizmetler ile mal ve hizmet ithalatından oluşuyor. (3065 sayılı KDV Kanunu Madde 1)

Halen geçerli KDV oran düzenlemesi, sonradan çıkarılmış BKK ve Cumhurbaşkanı kararları ile değiştirilmiş 24/12/2007 tarih ve 2007/13033 sayılı BKK’nin güncel hali olup, buna göre KDV oranı;

* Gıda maddeleri için yüzde 1 (1 Sayılı Liste, A Gıda Maddeleri Bölümü),

* Gazino, açık hava gazinosu, bar, dans salonu, diskotek, pavyon, taverna, birahane, kokteyl salonu ve benzeri yerler hariç olmak üzere kahvehane, kır kahvesi, çay bahçesi, çay ocağı, kıraathane, kafeterya, pastane, ayakta yemek yenilen yerler, yemeği pakette satan veya diğer şekillerde yemek hizmeti sunan yerler, lokanta, içkili lokanta, kebapçı VE BENZERİ yerlerde verilen hizmetler (bu yerlerde verilen hizmetlerin alkollü içeceklere isabet eden kısmı hariç) için yüzde 10 (2 Sayılı Listenin 24’üncü sırası).

Görüldüğü gibi düzenlemede, gıda maddeleri için nerede teslim edildiğine bakılmaksızın oran belirlemesi yapılmışken, yeme-içme hizmetlerinde verilen hizmete göre değil, düzenlemede sayılan ve benzeri işletmelerde sunulan tüm hizmetler için geçerli olacak şekilde oran belirlenmiş bulunuyor.

Yeme-içme hizmetine ilişkin bölümde yer alan parantez içindeki hükümde, sayılan mahallerde verilen hizmetlerin alkollü içeceklere isabet eden kısmının hariç olacağı belirtildiği için, alkollü içeceklere isabet eden tutarın yüzde 10 yerine yüzde 20 oranında KDV’ye tutulması gerekiyor.

Söz konusu bölümde, sunulan hizmetten bağımsız olarak yapılan (örneğin bir pastaneden orada tüketilmeden satın alınan tatlı veya simit gibi) gıda maddesi teslimlerine ilişkin bir hükme ise yer verilmiyor.

Yeni tebliğin en önemli ve tartışmalı bölümü burası.

Bu nedenle, mevcut düzenleme Cumhurbaşkanınca değiştirilmediği sürece, tebliğde yer alan ve lokanta, kafe ve benzeri işletmelerde yapılan gıda maddesi teslimlerinde KDV oranının yüzde 10 olarak uygulanacağı yönündeki açıklamaların geçersiz olduğunu, Bakanlığın bu tebliğ ile yetki aşımında bulunduğunu düşünüyorum.

Tebliğin önceki işlemlere etkisi olacak mı?

Tebliğin, yürürlüğe girmesinden (1 Mayıs 2024 tarihinden) önce gerçekleşen/gerçekleşecek işlemlere etkisinin olmaması gerektiği açık. Çünkü yürürlük tarihi 1 Mayıs olarak belirlenmiş bulunuyor. Tebliğ ister “düzenleme” isterse “açıklama” kabul edilsin, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak yürürlüğe girdikten sonra gerçekleşen işlemlere uygulanmalıdır. Geçmiş etkili olmamalıdır.

Suistimal konusunda da detaylı bir şekilde açıklamaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu tebliğ çıkarılmadan önce tespit edilen/edilecek hatalı veya bilinçli olarak eksik KDV hesaplandığı iddiasının geçerli yasal dayanaklarla ortaya konulması gerekir. Bakanlığın basın açıklamalarındaki dili, çok sayıda mükellefi töhmet altında bırakıyor. Eğer bu dayanağın yeni çıkarılan tebliğle getirildiği düşünülüyorsa zaten geçmişe etkili olamayacağı açık.

Kaldı ki bence suistimal olarak değerlendirilip tarhiyatı yapılabilecek işlemler, gerçekte yemek hizmeti verildiği halde gıda maddesi teslimi olarak gösterilmiş işlemlerle sınırlıdır. Yoksa yemek hizmeti alınmaksızın veya bu işlemden bağımsız olarak satın alınan gıda maddeleri için yüzde 1 oranının uygulanmış olması, yukarıda açıkladığım gerekçelerle işlem tarihinde geçerli olan mevzuata göre doğru bir uygulamadır, suistimal olarak değerlendirilemez.  

Eğer bu tür işlemler suistimal ise, yani lokanta ve benzeri yerlerde satılan gıda maddeleri için yüzde 10 oranı 1 Mayıs’tan önce de geçerli olacaksa, bu tebliği neden yayımladınız? Yeni tebliği yayımlamaya ne gerek vardı?

Maliyenin önceki işlemleri bu gözle değerlendirmesi gerekir.

Yukarıda açıkladığım üzere, bu tebliğle Bakanlığın mal veya hizmetleri tanımlama yetkisi kullandığını düşünmüyorum. Eğer böyle bir iddia varsa, söz konusu yetkinin bu şekilde kullanılması doğru olmamıştır. Çünkü mal teslimi olduğu açık olan işlemler, hizmet sunumu olarak değerlendirilemez. Eğer bu istenilseydi, oranla ilgili düzenlemeye bu husus Cumhurbaşkanınca eklenirdi.

Ayrıca bir yetki kullanılacaksa, bu hususun, ilgili düzenlemede, dayanağı da belirtilmek suretiyle açıkça ifade edilmesi gerekir. Bu doğru bilgilendirmenin de bir gereğidir. Oysa tebliğde böyle bir yetki kullanımından söz edilmemektedir.

Benzer işlemlerde uygulama nasıl yapılıyor?

KDV oranlarını tespit eden BKK’nın otel, motel, pansiyon, tatil köyü ve benzeri konaklama tesislerinde sunulan geceleme hizmetlerinde KDV oranının yüzde 10 olarak belirlendiği kısımda (2 Sayılı Listenin 25’inci sırası), konaklama tesislerinde geceleme hizmetinden yararlanmayanlara verilen tüm hizmetler ile geceleme hizmetiyle beraber verilen ancak ayrıca belgelendirilen ya da geceleme hizmetine ait belgede ayrıca fiyatlandırılan hizmetlerin bu sıra kapsamında yer almayacağı açıkça belirtiliyor. Ancak ilgili kısımda, geceleme hizmeti kapsamında verilmesi ve geceleme bedeline dahil edilmesi mutat olan diğer hizmetlerin bu sıra kapsamında yer aldığı ifade ediliyor.

Bu nedenle KDV uygulama Genel Tebliğinin (2.4.2. ) bölümünde, konaklama tesislerinin bünyesindeki hizmet birimlerinde yiyecek-içecek hizmetlerinde de, 2007/13033 sayılı BKK’nın eki (II) sayılı listenin 24’üncü sırasına göre KDV oranının yüzde 10 olarak uygulanacağı açıklanıyor.

KDV uygulama Genel Tebliğinin (2.5.1. ) bölümünde ayrıca, geceleme hizmeti dışında olup mutat olarak geceleme hizmeti kapsamında sunulan hizmetlere ilişkin bedellerin, geceleme bedeline dahil edilerek geceleme-konaklama bedeli olarak tek bir bedel alınması ve fatura edilmesi halinde geceleme hizmeti ile birlikte bu hizmetlere de (yemek dahil) geceleme bedeli kapsamında yüzde 10 oranında KDV uygulanacağı belirtiliyor. (Şu an için her iki işlem de aynı orana tabi olduğu için bu düzenleme bugün için bir sorun yaratmıyor, ancak oran değişikliği olursa benzer bir sorun yaşanabilir.)

Bu örnekleri vermemin nedeni, oran belli nedenlerle paket şeklinde uygulanmak istenirse yüksek oranda KDV hesaplatmanın yolu tartışmalı yetki kullanımı veya zorlama yorumlar değil, oranla ilgili düzenlemenin yetki sahibi Cumhurbaşkanınca yapılması gerektiğini vurgulamak/desteklemek ihtiyacını hissetmemdir.

Yemek kartı uygulamalarında değişiklik olacak mı?

Yemek çeki, kuponu ve kartlarının kullanıldığı yemek hizmetlerinde bu değişikliğin hiçbir etkisi yoktur. Bu işlemlerde yüzde 10 KDV hesaplanmaya devam edecektir.

Oran artışı fiyatları artıracaktır!

Lokanta ve benzeri işletmeler daha önce yüzde 1 KDV hesaplayarak sattıkları gıda maddelerini tebliğ yürürlüğe girdikten sonra yüzde 10 KDV hesaplayarak satacakları için bu malları alan tüketiciler açısından söz konusu yerlerde satılan gıda maddelerinin fiyatları vergi artışı kadar yükselecektir.

Bu artışı müşterilerine yansıtmayıp ürünlerinden indirim yapacak az sayıda satıcı olacağını tahmin ediyorum. Çünkü önceki uygulamalarda KDV artışı maalesef fiyatları yükseltti. Bunun enflasyonla mücadele programına da zarar vereceğini düşünüyorum.

İşletmeler buna nasıl reaksiyon gösterecekler?

Lokanta ve benzeri işletmeler, tebliğ haksız da olsa yürürlükte kaldığı sürece düzenlemeye uymak zorundalar. Yoksa cezalı tarhiyata muhatap olurlar.

Tabii ki bu düzenlemeyi kanuna aykırı bulanlar iptali için doğrudan Danıştay’da dava açabilirler. İptal olasılığını yüksek görüyorum.

Lokanta ve benzeri yerlerde gıda satışına son vermeyi düşünen işletmeler olabileceği gibi, işletmeleri ayırmak suretiyle yemek hizmeti ile gıda maddeleri satışını ayrı işletmeler bünyesinde yapmak isteyen mükellefler de olacaktır. Böyle bir reaksiyon gösterilirse, tebliğden beklenen KDV tahsilatı gerçekleşmeyecektir.

Bu tebliğ marketleri avantajlı hale getirmiştir.

Tartışmalar nasıl bitirilir?

Eğer Maliye bu tartışmaları bitirmek istiyorsa, arzu ettiği sonucu sağlayacak Cumhurbaşkanı kararının acilen çıkarılması için girişimlere başlamalıdır.

Sorun, yeme-içme hizmetlerine ilişkin oranı da yüzde 1’e düşürerek çözülebilir, ancak mevcut durumda bunun geçekleşmesini beklemiyorum.

Diğer seçenek, Kararın gıda maddeleri ile ilgili bölümüne, gıda maddelerinin lokanta ve benzeri yerlerde satılması halinde II sayılı listeye göre yüzde 10 vergi hesaplanacağı yönünde bir ibare eklenmesidir. Bu yolla sorun kolayca çözülebilir.

Erdoğan Sağlam kimdir?

Erdoğan Sağlam Ankara'da doğdu, ancak nüfusta doğum yeri olarak Çorum görünüyor.

Liseyi İstanbul Maliye Okulu'nda yatılı okudu. Böylece mesleğe çok erken bir giriş yaptı. Ardından Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü'nü bitirdi. Üzerinde lise ve fakülteyi ikincilikle bitirmek gibi bir lanet vardır. En birinci ikincidir.

Üniversiteyi bitirmesinin ardından Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanlığı Kurulu sınavını kazandı. Yedi yıl Hesap Uzmanı olarak çalıştıktan sonra 1994 yılında ayrılarak özel sektöre geçti. Bir yıl süreyle bir şirketler grubunun mali işler direktörlüğünü yaptı.

İzleyen dönemde uluslararası danışmanlık ve denetim şirketlerinden BDO Türkiye'ye (Denet) katıldı. Halen ortak ve yönetim kurulu üyesi olarak faaliyetine devam ediyor. Eşini ve işini çok seviyor.

Başta Vergi Konseyi ve TÜSİAD olmak üzere pek çok mesleki sivil toplum kuruluşunun vergi çalışmalarına katkıda bulunuyor.

2003 -2010 yılları arasında ve 2020 yılında Milliyet gazetesinde, çalışma hayatı boyunca mesleki dergilerde vergisel konularda çok sayıda makalesi yayımlandı. Mayıs 2020'den itibaren T24'te yazmaya başladı.

Teknik bir kitap yazmak istemediği için henüz bir kitabı yok. İleride en azından bir şiir kitabı, bir de polisiye roman yazmak istiyor. Yeminli mali müşavirlik ve bağımsız denetçilik lisanslarına sahiptir.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Vergi kanunlarında değişiklikler içeren torba yasa teklifi Meclis'e sevk edildi; yurt içi asgari kurumlar vergisi uygulaması ile ilgili detaylar

İş dünyasının eleştirileri dikkat alınmamış görünüyor, benim tespit edebildiğim tek önemli değişiklik yerel asgari kurumlar vergisinde hasılat üzerinden asgari vergi alınmaktan vazgeçilmiş olması

2024 yılı ikinci geçici vergi dönemi için de enflasyon düzeltmesi yaptırılmamalı, karar hemen açıklanmalı!

Birçok mükellef, düzeltme işlemini yapmak lehine sonuç verecek olsa bile yapmak istemiyor. Şartların oluştuğu dönemlerde sadece yıl sonunda bir defa yıllık düzeltmenin yapılması yeterli görülmelidir!

Maliye uzlaşma müessesesini fiilen kaldırdı!

Mehmet Şimşek’in uzun zamandır uzlaşma müessesine inanmadığını, kaldırmak istediğini düşünüyorum. Tüm bunların sonucunda, tartışılmadan çok ani verildiği belli olan bir kararla tüm teşkilata resmi olmayan bir mesaj göndererek uzlaşılmaması yönünde yasal düzenlemeye uymama çağrısı yapılması hukuki açıdan çok sorunludur. Eğer uzlaşmanın kaldırılmasını istiyorsanız gündemdeki torba yasaya bir hüküm koyar bunu resmen kaldırırsınız