15 Mart 2010

Başbuğ'un 'Balyoz' rötuşunun kaynağı ne?

12 Haziran 2007'de bir ihbar üzerine yürütülen bir operasyonla başlayan Ergenekon sürecinde son önemli açıklama dün yine Başbuğ'dan geldi...

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın ardından “Balyoz darbe planı” konusunda kendisini çektiği nokta, ordu içinde siyasete müdahale eğilimlerine karşı hükümetle mutabakat içinde hareket ettiğini de gösteriyor.
Genelkurmay'da ciddi bir üslup ve ton farklılığına sahne olan süreci hatırlayıp, kısa sürede gözlenen değişimin kaynağına ilişkin tahminimizi paylaşalım:
- “Balyoz darbe planı” adı altında yayımlanan belgelerin yayımı, Taraf gazetesinde 20 Ocak 2010 Çarşamba günü “Fatih Camii bombalanacaktı” manşetiyle başladı. Darbe planı, emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın başında bulunduğu dönemde 1. Ordu Komutanlığı'nda 5-7 Mart 2003'te icra edilen “plan semineri”yle de ilişkilindirildi. Taraf, yaklaşık 5 bin sayfa olduğunu duyurduğu belgeler kapsamında, seminerde yapılan ve siyasete müdahale eğilimlerini de sergileyen bazı konuşmaların bant çözümlerinden özetler verdi.

Doğan 'iç tehdit için' demişti

- Planda “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı” olarak adı geçtiği belirtilen Çetin Doğan, kamouoyuna T24 aracılığıyla yaptığı ilk (yazılı) açıklamada, “seminerde 'iç tehdit' olarak değerlendirilen bölücü ve irticai gelişmelerin EMASYA planları çerçevesinde elbette ele alındığını” ifade etti. Söz konusu plan ve senaryoların “cumhuriyeti koruma ve kollama görevinin gereği olarak hazırlandığını” kaydeden Doğan, “işlenecek konular ve senaryoların önceden üst komutanlara bildirilmesinin esas olduğunu” vurguladı.

Genelkurmay 'dış tehdit' semineri dedi

- Genelkurmay Başkanlığı'ndan 21 Ocak'ta yapılan yazılı açıklamada ise, Doğan'ın aksine seminerin “iç” değil “dış tehdide karşı hazırlanan harekât planlarını geliştirmek ve eğitim” amaçlı düzenlendiği belirtildi Genelkurmay, aynı açıklamadaki şu ifadelerle “darbe planı” haberlerini kesin bir dille reddetti: “Bu plan seminerine ilişkin olarak ortaya atılan iddiaları, aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir Söz konusu iddiaları ciddiye alarak üzerinde yorumlar yapılmasının ve bilgi kirliliği yaratılmasının; özellikle toplumumuzda tedirginlik yaratmak isteyenlerin amacına hizmet edeceği değerlendirilmektedir.”

'Cuntaları biliyorduk, zannediyor musunuz ki duymadık'

- Genelkurmay açıklamasından 1 gün sonra, 22 Ocak Cuma günü yapılan AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan ise, Balyoz belgelerini de ima ederek “Zannediyor musunuz ki biz bunları duymadık? Bundan sonra kim bilir neler çıkacak” diyerek “darbe planı” iddialarına itibar ettiğini gösterdi.
Darbe günlükleri ve planlarına sahne olan 4 yıl boyunca Erdoğan'ın Başbakanlık Müsteşarlığı'nı yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in “Cuntaların hepsini biliyorduk” başlığıyla yayımlanan açıklamalarını da bu bağlamda hatırlatalım. (Bugün - 8 Şubat 2010)

Başbuğ: Vicdansızlıktır, lanetliyorum


- Orgeneral Başbuğ, 25 Ocak'ta Genelkurmay Karargâhı'nda düzenlenen Kazım Karabekir'i anma toplantısında “Balyoz” haberleri konusunda gazetecilere açıklamalar yaptı. Tartışmalı plan semineri belgelerinin, üzerinden 7 yıl geçmesi nedeniyle yönetmelikler gereğince imha edildiğini, ancak Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın bir inceleme başlattığını belirten Başbuğ, diğer yandan Balyoz planında geçen “cami bombalama” gibi iddialar için ağır sözler sarf etti. Başbuğ'un, “ordudan hiç kimsenin böyle bir plan yapamayacağını” da içeren sözlerini hatırlayalım:
“Biz askere ne dedirttiriyoruz biliyor musunuz? 'Allah, Allah' diye askere taarruz ettiriyoruz. Yani şimdi ben size soruyorum, vicdansızlara soruyorum. 'Allah, Allah' diye askerine hücum ettiren, taarruz eden bir ordu, nasıl Allah'ın evi camiye bomba atmayı düşünür. Vicdansızlıktır. Lanetliyorum bunları. Bu kadar vicdansızlık olur mu? (...) Bugün de bu ordunun Mehmetçiği, 'Allah, Allah' sesleri ile eğitimde düşmana taarruz ediyor. 'Allah, Allah' sesleri ile eğitim yapıyor. Talimnamemizde var. Ya böyle bir ordu, böyle bir ordunun kişileri çıkacak, Allah'ın evi camilere bomba atacak, oradaki dini ibadetini yapan kişilere şey yapacak. Lanetliyorum. Yine bu ordunun kişileri çıkacak kendi uçağını v.s. bilmem ne yapacak. Lanetliyorum. Türk ordusunun da bir sabrı var... Siz bu ordunun tümünü nasıl böyle itham edersiniz? Hiç mi vicdanınız yok, yapanlara söylüyorum.”

Yalman: Muhatap benim, Kurmay Başkanım Başbuğ'du

- Darbe planı ve tartışılan seminerin yapıldığı sırada Genelkurmay Başkanı olan Hilmi Özkök, “Muhatap (1. Ordu'nun bağlı olduğu) Kara Kuvvetleri Komutanı'dır” diyerek, o sırada bu koltukta oturan emekli Orgeneral Aytaç Yalman'ı işaret etti. Yalman'ın Özkök'e verdiği cevap “Hilmi Paşa haklıdır, o sırada Kara Kuvvetleri Komutanı ben olduğuma göre muhatap da benim” oldu. Yalman'ın bu açıklamayı yaparken ''O dönemde İlker Paşa da (Başbuğ) benim kurmay başkanımdı. O nedenle o da konuyu yakından bilir...'' diye bir not düşmesi dikkat çekti.

İkinci 22 Şubat vakası ve orgeneraller toplantısı

- “İkinci 22 Şubat vakası” yorumlarına da neden olan operasyonda eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek ve dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan'ı da kapsayan çok sayıda emekli ve muvazzaf subay gözaltına alındı. Gözaltılar üzerine, 23 Şubat'ta, TSK'daki 13 orgeneral ile 2 oramiral Genelkurmay'da toplandı. Toplantı, tek cümlelik “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında ortaya çıkan ciddi durumu değerlendirmek üzere, bugün Genelkurmay Başkanlığı Karargahında Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bütün Orgeneral ve Oramirallerin katılımı ile bir toplantı icra edilmiştir” açıklamasıyla kamuoyuna duyuruldu.

Çankaya'da zirve ve Genelkurmay'dan kritik açıklama

- Yurtdışında bulunan Başbakan Erdoğan'a vekâlet eden Cemil Çiçek 23 Şubat'ta Genelkurmay Karargâhı'na gitti, 25 Şubat'ta da Cumhurbaşkanı Gül başkanlığnda Erdoğan ve Çiçek'in katılımıyla üçlü zirve yapıldı. Görüşmenin ana konusu “balyoz darbe planı” haberleri ve Genelkurmay'ın tartışmalı seminer konusunda elinde bulunan belgelerdi.

- Bu arada Genelkurmay Başkanlığı, TSK tarihinde örneği görülmemiş bir açıklama yaptı. 1 Mart'ta yapılan Genelkurmay açıklamasında, Genelkurmay Başkanı Babuğ'un yaklaşık 8 ay önce, 26 Haziran 2009'da “fitne fesat amaçlı kâğıt parçası” diye reddettiği “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” konusunda “yeni deliller elde edildiği”  duyuruluyordu. Açıklamada, Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın, AKP Hükümeti ve Fethullah Gülen cemaatini bir dizi komployla parçalama senaryosu içeren belgenin altında imzası bulunan Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek'in tutuklanmasını istediği, ancak askeri mahkemenin bu talebi reddettiği de belirtiliyordu.
Genelkurmay Başkanı, Genelkurmay açıklamasıyla, yaklaşık 8 ay önceki sözlerini geri çekmişti.

Başbuğ bu kez lanetlemedi, 'Olay ciddi' dedi

- 12 Haziran 2007'de bir ihbar üzerine yürütülen bir operasyonla başlayan Ergenekon sürecinde son önemli açıklama dün yine Başbuğ'dan geldi. Başbuğ'un Milliyet Ankara Temsilcisi Fikret Bila'ya verdiği demeçten, Genelkurmay Başkanı'nın Balyoz planına ilişkin haber ve operasyonlar konusunda en azından ton değiştirdiği anlaşılıyor. Balyoz süreci konusunda “Olay ciddidir ve bugüne kadar belki yaşanan olayların Türk Silahlı Kuvvetleri üzerindeki etkisi açısından en önemlilerinden birisidir. Ve en ciddilerinden birisidir” sözleri, Başbuğ'un bugün, 25 Ocak'ta yaptığı “Vicdansızlıktır, lanetliyorum” çıkışından uzakta olduğunu gösteriyor.
Fikret Bila'ya söylediği bu sözlerle, TSK komuta kademesinde görev almış isimlerin gözaltına alınmasını da kastettiği anlaşılan Başbuğ'un, darbe planı haberleri konusunda ek bir yorum yapmaması, sahip olduğu belge ve bilgileri Cumhurbaşkanı ve Başbakan'la paylaştığını söylemesi önemli.

'Çetin Doğan benden büyük'

- Başbuğ; “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” konusunda “mürekkep yaşı, sahte imza makinesi ve parmak izi incelemesi yapılacağı” gibi önemli şerhler de düştüğü açıklamasında, Balyoz operasyonunda tutuklanan Çetin Doğan'ın kendisinden “devre ve yaş” olarak büyük olduğunu da not ediyor. Balyoz iddiaları için “Muhatap benim” diyen Aytaç Yalman'ın işaret ettiği dönemde Başbuğ'un Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı olması açısından bir anlam ifade edebileceğini belirterek bu “yaş notu”nu geçelim.

Başbuğ'un son tutumunun nedeni KKK incelemesi mi?

- Orgeneral Başbuğ'un Balyoz planı konusunda geldiği noktanın, “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nda “yeni deliller elde edilmesi” gibi bir gerekçesi olabilir. Başbuğ, 25 Ocak'ta Genelkurmay'da ağırladığı gazetecilere  Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın inceleme başlattığını söyledikten hemen sonra önemli bir açıklama yapmıştı. Hatırlayalım:
“Bu incelemeler de sonuçlandıktan sonra, elbette, bunun da bu hafta içinde neticelenmesini istiyoruz, fazla uzaması da doğru değil. Bunları tabii ki sizlerle paylaşacağız. Şimdi bu iddialar vahim konular, vahim iddialar.... Kara Kuvvetleri Komutanlığımız, detaylı incelemelerini sürdürüyor. İnceleme sonuçlarını ümit ediyorum ki çok kısa bir süre sonunda daha açık, net olarak sizlerle paylaşacağız.”
Başbuğ'un “bir haftada neticelenmesini istediğini” vurguladığı Kara Kuvvetleri incelemesinin üzerinden 7 hafta geçmiş bulunuyor. Genelkurmay Başkanı'nın 25 Ocak'taki taahhüdüne karşın, 7 haftadır kamuoyuyla paylaşılmış bir inceleme sonucu bulunmuyor.
Ne dersiniz; Başbuğ'un “Balyoz”a ilişkin son açıklamaları, kamuoyuyla henüz paylaşılmamış olan Kara Kuvvetleri Komutanlığı incelemesinin sonucuna dayanıyor olabilir mi?

Yazarın Diğer Yazıları

T24 12 yaşında; gazetecilik 'havuz'larda boğulurken Dünya'nın ve dünyamızın tarihi…

T24, gazetecilik için ihtiyaç duyulan finansal kaynaklara ilişkin çözümü, henüz yayına başlamadan geliştirmiş Türkiye'de -ve belki de dünyada- ilk yaygın, etkili, sürekli yayın oldu

Talat Hoca'nın vapuru...

Sürekli hayatla ölüm arasında kararlar vermek ve o kararların ardından her hayata müjde gibi beklenmek! Talat Kırış'ı okurken anlıyorsunuz ki; umut, ancak hünerli, çıkarsız hekimler söz konusu olduğunda çaresizliğin yalanı olamaz

T24 özür dileyince aklandığını sananlar ve Fahrettin Altun'a birkaç söz

Baskıyla, çarpık finansal ilişkilerle, emir alan medya elitleriyle, ideolojik takıntılarla, yağmalanan kamu kaynaklarıyla, yalan rüzgârlarıyla berbat ettiğiniz gazeteciliği temizlemek için, ellerimizde kovalarla buradayız…