14 Kasım 2009

AKP nasıl bir rota çizdi, Erdoğan Baykal'a sürpriz yapar mı?

Demokratik açılım sürecinde parlamentoda varılan noktayı “Güneydoğu cephesinde değişen bir şey yok” diye özetleyebiliriz.

Demokratik açılım sürecinde parlamentoda varılan noktayı “Güneydoğu cephesinde değişen bir şey yok” diye özetleyebiliriz.
Bu köşede 12 Ekim'de yayımlanan yazımızın başlığı “AKP açılımda DTP ile başbaşa kaldı, Anayasa değişikliği ile veda zamanı” başlığını taşıyordu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın başbaşa görüşme için kamera koşulunu gündeme getirdiği 6 sayfalık mektup üzerine kaleme aldığımız o yazıda, açılım sürecinde AKP'nin DTP ile başbaşa kaldığına ve Anayasa değişikliği yapmanın hemen hemen olanağı kalmadığına işaret etmiştik.
Cuma günü TBMM'de yapılan genel görüşme, demokratik açılım sürecinde Anayasa değişikliği yolunun tamamen kapalı olduğunu gösterdi. Atılmak istenen adımları “ihanet” olarak niteleyen MHP'nin kesin tutumu nedeniyle açılım sürecinde DTP ile kolkola görünmemek için CHP'nin desteğine stratejik önem atfeden AKP'nin bu hedefine ulaşamadığı artık açıkça görülüyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmanın tonu ve salonu terk eden CHP'lilere “Güle güle, siz yokken daha rahat konuşuruz” sözleri de, ana muhalefet partisinden umudunu kestiğini gösteriyor.
338 milletvekili bulunan AKP'nin DTP'nin 21 milletvekili ile parlamentoda ulaştığı 359 kişilik destek, Anayasa değişikliğini zorunlu referanduma sunma çıtası olan 367'nin uzağında bulunuyor. 8 milletvekili bulunan DSP'nin de bugüne kadarki ihtiyatlı tutumu, AKP'nin referandumu göze almadan bir Anayasa değişikliğine kalkışmasını imkânsız kılıyor. Diğer yandan AKP'nin, açılım sürecindeki muhatap olarak sık sık İmralı'yı işaret eden DTP ile kolkola görünmek istemediği biliniyor.

Açıklanan adımların ortak özelliği

Peki “ne olursa olsun demokratik açılım sürecinden geri adım atılmayacağını” son olarak Malatya'da yineleyen ve “Allah'ın izniyle bu işi çözeceğiz” diyerek bu hedefe kendisini angaje eden Başbakan Erdoğan ile AKP ne yapacak?
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma, bu sorunun yanıtı anlamına gelecek adımları derli toplu içeren ilk somut açıklama olma özelliğini taşıyor.
 
“Ayrımcılığa”, “kolluk kuvvetleri hakkındaki yakınmalara” ve “işkenceye” karşı özel komisyonlar kurulacağı, Başbakanlığa bağlı İnsan Hakları Başkanlığı'nın “bağımsız” hale getirileceği, “ana dilde propaganda”ya olanak sağlanacağı ve ilk adımları “atılan yerleşim birimlerinin eski isimlerinin iadesi” gibi Atalay'ın açıkladığı açılım adımlarının ortak özelliği, hiçbirinin Anayasa değişikliği gerektirmemesi. Açılım sürecinde Anayasa değişikliği yolunun kapalı olduğunu gören AKP, kendisini yasal ve idari düzenleme değişiklikleriyle sınırlandırmış görünüyor.
TBMM kürsüsünde açıkladığı liste için “nihai değil” diyen ve “milletin mevcut Anayasa'ya layık olmadığını” vurgulayan İçişleri Bakanı Atalay'ın bu sözlerini, olsa olsa orta-uzun vade için açık bırakılmış kapılar olarak değenlendirebiliriz.

PKK silah bırakmayacak

Burada önem kazanan iki noktanın altını çizmekte yarar var. Birincisi; konuşması Erdoğan ve AKP sıralarında da alkışlanan DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün, genel görüşmede hükümetin dile getirdiği adımları yeterli görmediklerini açıklaması. “Kürt kimliğine anayasal güvence” talep eden DTP liderinin bu sözlerini, duyurulan açılım adımların henüz PKK'yı silah bıraktırmaktan uzak olduğu biçiminde yorumlayabiliriz.
Nitekim PKK'nın önde gelen yöneticilerinden Murat Karayılan'ın, Los Angeles Times'da  perşembe günü yayımlanan sözleri de, bu durumu teyit ediyor. “Öncelikle askeri operasyonların durdurulmasını, ardından görüşmelerin başlaması gerektiğini, ancak ondan sonra silah bırakmanın gündeme gelebileceğini” belirten Karayılan, bu konuda örgütün zamanlamasına işaret ediyor. “Silah bırakma yönündeki her türlü girişimin başlangıçta değil sürecin sonunda düşünüleceğini” vurgulayan Karayılan'ın sözlerini nakleden meslektaşımız Cevdet Aşkın, Referans'ta kaleme aldığı “Kuzey Irak Günlüğü”nde (14 Kasım 2009) duyurulan adımların PKK'yı dağdan indirmeye yetmeyeceği görüşünü dile getiriyor.

Genelkurmay'ın da desteklediği dönüşler sürecek mi?


Altını çizmek istediğimiz ikinci nokta, Kuzey Irak'tan dönüşlerin akıbetinin ne olacağı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un da “Devlet, dağ kadrosunun örgütten ayrılmasını sağlayacak şekilde, mevcut yasal düzenlemelerin daha iyi şekilde uygulanabilmesini sağlamak için bazı değişiklikler yapmalıdır” sözleriyle (Harp Akademileri - 14 Nisan 2009) destek verdiğini düşündüğümüz Kuzey Irak'tan dönüşlerin akıbeti kısa vadede açılım sürecinin en önemli konusu gibi görünüyor.

Erdoğan Baykal'a bir sürpriz yapar mı?

Her şeye rağmen, AKP ile CHP'yi belki bir gün ortak paydada buluşturacak bir Anayasa değişikliği olasılığı var mı? Çok düşük, ama yine de hatırlatalım:
“Hükümeti 12 Eylül’le ilgili hesaplaşmayı doğru buluyorsa elini tutan mı var? Anayasa’nın (geçici) 15. maddesi var, değiştirme isteğin varsa getirir değiştiririz? Askeri darbeyle ilgili bir hesaplaşma, askeri darbe sürecine sürükleyenleri tasfiye amacında isen onu da getir yapalım.”
23 Haziran 2009'da yapılan bu davet CHP lideri Deniz Baykal'a ait.
Ne dersiniz, Başbakan bir sürpriz yapar mı?