29 Aralık 2009

A'dan Z'ye Ertuğrul Özkök operasyonu...

Özkök'ün ayrılması, başka noktaların yanı sıra AKP-Doğan grubu ilişkileri açısından da irdelenmeyi gerektiriyor.

 

Ertuğrul Özkök'ün, Moskova ve Ankara temsilciliklerinin ardından 20 yıldır yönettiği Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmenliği'nden ayrılması, başka noktaların yanı sıra AKP-Doğan grubu ilişkileri açısından da irdelenmeyi gerektiriyor.


İsterseniz epey uzun olacak bu yazıda filmi biraz geriye doğru saralım...


- Hürriyet camiasında sevilen ifadeyle “Türk basınının amiral gemisi” olarak görülen bu gazeteyi 20 yıl yöneten Özkök, bu süreyle de basın tarihine geçmiş bulunuyor. Doğan grubunda genellikle Milliyet'teki Genel Yayın Yönetmenliği koltuğuna oturanlar için yapılan “rodeo binicisi” benzetmesi, Hürriyet için unutulmuşsa, bunun nedeni Özkök'ün gazeteyi 20 yıl kesintisiz yönetebilmesidir. Yoksa Türk basınında âdet olduğu üzere, Hürriyet'te de “genel yayın yönetmeni acaba ne zaman düşecek” diye beklenmemesi için bir neden bulunmuyor.


- Özkök, akademi kökenli bir gazeteci. Ankara İletişim Fakültesi'ni (o dönemdeki adıyla Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nu) bitirdi. Fransa ve Hacettepe Üniversitesi'nde sosyoloji üzerine çalıştığını, doçent olduktan sonra gazetecilik kariyerine başladığını biliyoruz.


Akışkan bir zekâ


- İyi derecede İngilizce ve Fransızca bilen Özkök'ün gazete yöneticiliğini en iyi tanımlayabilecek ifade “akışkan zekâ”dır. Olaylara, insanlara ve gelişmelere göre hızlı düşünme ve harekete geçme, çok sayıda değişkeni aynı anda kontrol edebilme özelliği Özkök'ü 20 yıl boyunca Hürriyet'in zirvesinde tutarken, onu çok ağır eleştirilerin de hedefine oturttu. Örneğin; halen en kıdemli Ankara gazetecisi olarak Cumhuriyet'te yazan Cüneyt Arcayürek, 1980'lerin ortasından itibaren Turgut Özal ile kurduğu yakın ilişkiden dolayı Ertuğrul Özkök'ü, yazılarına “Özköşk” olarak geçirdi. Özkök'ün, kendisine yakıştırdığı “Özköşk” sıfatına da gülümseyerek Arcayürek'i Hürriyet'teki köşesinde övdüğünü not edelim. Kişisel ilişkilerden yönetim anlayışına kadar herhangi bir şeye takılmayan, biteviye akan bir zekâdan söz ediyoruz.
-
Egebank'ın boşaltılmasından sonra, dönemin Cenajans'ının sahibi Nail Keçili, bankanın sahibi Murat Demirel ile tanışmadığını öne sürdü. Ancak Milliyet, Keçili ile Demirel'in el ele, adeta pişik olmuş fotoğraflarını yayımladı. Bu yayının ardından Milliyet'te Yalçın Doğan Genel yayın Yönetmenliği'nden, Umur Talu Genel Yayın Koordinatörlüğü'nden alındı. İki kıdemli gazeteci daha sonra Milliyet'ten çıkarıldılar. Milliyet'teki bu süreçte, Özkök'ün de ağırlıklı rol oynadığı yazıldı, çizildi, konuşuldu. Özkök, bir süre Cumhuriyet'te yazan Yalçın Doğan'ı Hürriyet'e alarak sulh oldu. Ancak, Hürriyet'in yanı sıra grubun bütün yayınlarında zaman zaman etkili olan Özkök'ün söz ettiğimiz akışkanlığının Umur Talu'yu hiçbir zaman menziline alamadığını belirtelim.


Erdoğan'ın Doğan'a kızgınlığı ve Sabah'ın yeni sahibi


- Özkök'ün görevden ayrılması, bir süreden beri gözlemlediğimiz bazı gelişmelerle bütünleşiyor. O gelişmelerin başında, Doğan grubu yayınlarına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinden (27 Mart 1994) beri mim koyan Tayyip Erdoğan'ın kurduğu AKP'nin 3 Kasım 2002'de iktidara gelmesi bulunuyor. Basına karşı hiddetli, eleştiriye tahammülsüz bir profil çizen Erdoğan, Doğan grubunun yayın politikasından hiçbir zaman hoşlanmadı ve bu duygusunu kamuoyundan gizlemedi.
-
AKP'ye en yakın işadamlarından Ahmet Çalık'ın medya patronu da olmasının arkasında, Erdoğan'ın bu duyguları ve teşviki belirleyici rol oynadı. Sabah-ATV grubunun, özel bankaların vermediği, ancak Halk Bankası ve Vakıfbank'ın ortaklaşa karşıladıkları 750 milyon dolarlık krediyle Ahmet Çalık tarafından satın alındığı biliniyor.


Erdoğan '411 el kaosa kalktı' manşetini unutmadı


- Erdoğan ve AKP, 22 Temmuz 2007 seçimlerinden önce düzenlenen “Cumhuriyet mitingleri”ne ilişkin haber ve yorumlar vesilesiyle de Doğan grubu yayınlarından hazzetmediğini belli etti. O mitinglerde en çok atılan slogan ile en çok taşınan pankartlardan birinin ne olduğunu hatırlıyor musunuz: Doğan medya dışarı!
-
Erdoğan için bardağı taşıran ve ipleri koparan damla, türbanı üniversitelerde serbest bırakan, diğer eğitim kademeleri ve devlet daireleri için de açık kapı bırakan MHP destekli Anayasa değişikliğinde Hürriyet'in manşetinde kullanılan başlık oldu. Hürriyet'in dokuz sütuna iki satır attığı “411 el kaosa kalktı” başlığını Erdoğan hiçbir zaman unutmadı, yeri geldikçe tepkisini belli etti. Özkök de, Erdoğan'ın eleştirilerine köşesinden cevap verdi ve “Anayasa değişikliği ile Türkiye'nin kaosa sokulduğu” iddiasını sürdürdü. Anayasa Mahkemesi, CHP'nin başvurusu üzerine bu değişikliği iptal etti.

- Ergenekon sürecinde Doğan grubu yayınlarına hakim olan ihtiyatlı tutumun da, AKP mahfillerinde hayırla anılmadığını biliyoruz.


Özkök Doğan grubu için baraj puanı oldu


- Devam eden süreçte, Erdoğan'ın “Doğan grubu içinde büyük oynadığı ve Ertuğrul Özkök'ün görevden alınmasını baraj puanı saydığı” konuşuldu. Doğan Yayın Holding'e kesilen rekor vergi ve cezaların, bu iradeden kuvvet aldığı yorumları yapıldı. Doğan yayın grubunun bütün varlığını aşan, faiz ve cezalarıyla 5 milyar liraya yaklaşan bu cezanın teknik açıdan ciddi sorunlar içerdiği yolunda saygın vergi uzmanlarının yorumları bulunduğunu hatırlatalım. Ve artık vergi uzmanlarının söz konusu vergi ve cezalar için yapılan başvurulara “bu artık teknik değil siyasi bir mesele” gibi gerekçelerle görüş vermek istemediklerine işaret edelim.


Rekor ceza, Yalçındağ'a TÜSİAD Başkanlığı'nı bıraktırdı


- Rekor vergi ile cezaların ardından, TÜSİAD'ın ilk kadın başkanı olan Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın görevi bırakması gündeme geldi. İlk kez www.t24.com.tr sayfalarında okuduğunuz (5 Ekim 2009) bu karar daha sonra resmen açıklandı ve Yalçındağ, görevdeki ikinci döneminin dolmasına bir yıl varken TÜSİAD Başkanlığı'nı bırakacağını duyurdu. Yalçındağ'ın kararında, Doğan grubunun karşı karşıya kaldığı rekor cezalar konusunda iş dünyasının sessiz kalmasının ve hükümetle potansiyel bir sürtünme zeminini terk etme stratejisinin etkili olduğunu söyleyebiliriz.

TÜSİAD kararını satış pazarlıkları izledi


- Yalçındağ'ın ayrılma kararının ardından, Doğan grubunun bazı yayınlarının Almanya ve Türkiye'deki taliplere satılması için pazarlığa oturulması gündeme geldi. Milliyet ve Vatan gazeteleri ile Star TV'nin, Nur cemaatinin önde gelen lideri Fethullah Gülen'e saygısı ve sevgisini sık sık dile getiren, Bergama'da altın madeni işleten, Kanaltürk ve Bugün gazetesini yayımlayan Koza-İpek grubuna satışı için görüşmeler yapıldı. Bir ara Milliyet'in çıkarıldığı pakete Radikal'in dahil edildiğinin konuşulduğu bu süreçte Akın İpek, Sabah'tan Yavuz Donat'ın “Doğan grubuyla anlaştınız mı” sorusuna “Birkaç gün bekleyin, açıklama yapacağız” meyanında bir yanıt verdi. Doğan yayın grubuna hükümet karşısında hedef küçülttürecek satışa ilişkin görüşmelerin vardığı nokta henüz bilinmiyor.


Vuslat Doğan Sabancı'nın arayışı


- Özetlediğimiz bu sürecin yanı sıra Hürriyet İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı'nın, uzunca sayılabilecek bir süre önce Özkök'ün yerine bir aday aradığı grupta hep konuşulageldi. Bu arada 2001 sonunda gazete yönetimiyle ihtilafa düşen Enis Berberoğlu Radikal'e geçti. 2001 sonu ve 2002 yılında Radikal'de köşe yazan Berberoğlu'nun Vuslat Doğan Sabancı'nın girişimiyle Hürriyet'e döndürüldüğünü... Ve İstanbul'daki Haber Koordinatörlüğü'nün ardından Özkök'ün de Genel Yayın Yönetmenliği'nden önceki son durağı olan Hürriyet Ankara Temsilciliği'ne atandığını not düşelim.


Mehmet Y. Yılmaz da konuşulmuştu


- Ertuğrul Özkök'ün yerine konuşulan isimlerin başında, Berberoğlu'nun yanı sıra Hürriyet'te köşe yazan Doğan Burda Dergi Grubu CEO'su Mehmet Y. Yılmaz'ın da bulunduğu biliniyor. Milliyet'in tirajını yükselttiği bir dönemde Hanzade Doğan Boyner'in ısrarıyla Genel Yayın Yönetmenliği'nden alınan Yılmaz'ın Sabah grubuna transferi, Aydın Doğan ve Mehmet Ali Yalçındağ'ın girişimleriyle önlenmişti. Mehmet Y. Yılmaz, AKP'ye muhalif görüşlerini esirgemediği yazıları nedeniyle bu dönem için değerlendirme dışı kalmış olabilir.
-
Yılmaz'dan sonra Hanzade Doğan Boyner'in isteğiyle Hürriyet Ankara Temsilciliği'nden Milliyet'in başına getirilen Sedat Ergin'in de, 2000'lerin ortalarında Özkök'ün yerine hazırlandığı konuşulmuştu. Halen Hürriyet'te yazan Ergin, 4,5 yıllık Milliyet Genel Yayın Yönetmenliği deneyiminden sonra potadan çıkmış görünüyor.


Berberoğlu Ankara, İstanbul ve Almanya'da çalıştı


- 1980'li yılların başında Hasan Cemal Cumhuriyet'inin Ankara Bürosu'nda Sedat Ergin'le yan yana çalışan isimlerden birisi Enis Berberoğlu'ydu. Yalçın Doğan'ın Cumhuriyet Ankara Temsilcisi olduğu o dönemde Berberoğlu hem ekonomi, hem diplomasi alanlarında haberler üreten iddialı bir muhabirdi. Daha sonra Batı Almanya'nın başkenti Bonn'da Cumhuriyet Temsilciliği yapan Berberoğlu için “AKP ile yakın” değerlendirmesi yapmak haksızlık olur. Avusturya Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nü bitiren Berberoğlu iyi derecede Almanca ve İngilizce biliyor. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in, 22 Temmuz seçimlerinden sonra DTP için dile getirdiği ünlü “Ermenistan sınırına dayandılar” demecini Berberoğlu'na verdiğini hatırlatalım.
-
Doğan ailesine; AKP'ye karşı profil düşürmüş olmak için, Ertuğrul Özkök'ün Hürriyet'in başından uzaklaştırılması yeterli gelmiş gibi görünüyor. Bu düzlemden bakıldığında, Ankara, İstanbul, Almanya'daki gazetecilik deneyimi ve Vuslat Doğan Sabancı ile olan güven ilişkisinin Berberoğlu'nu bu göreve taşıdığını söyleyebiliriz.

-
Berberoğlu'ndan boşalan Hürriyet'in Ankara Temsilciliği'ne kimin getirileceği henüz bilinmiyor. Ankara ve gazete dışından birisi olmayacaksa, bu görev için adaylardan birisinin Şükrü Küçükşahin olduğunu düşünüyoruz.


Tansu Özkök sevinecek


- Medya haberleri veren bazı sitelerde duyurulan “Hürriyet binasındaki matem havası”nın kapsama alanına Ertuğrul Özkök'ün eşi Tansu Özkök'ün girmediğini tahmin ediyoruz. Şu sözler Tansu Özkök'ün: Bazen ona “Ertuğrul ben yoruldum bu hayattan, emekli olmak istiyorum, sen nasıl hâlâ duruyorsun?” diyorum. İstediği kadar işini taşımasın eve, hep beraber yaşıyorsunuz sıkıntıları sonuçta. (…) Gazetecilik suya yazı yazmak... Hâlâ söylüyorum “Ne olur roman yaz.” Yazdığı şeyleri seviyorum ben. Bunu yaparsa çok mutlu olacak. (Sanem Altan, Vatan, 2 Kasım 2008)


'Güç Ertuğrul'da değil'

- Ertuğrul Özkök'ün görevden alınmadığı, istifa ettiği haberlerine gelince. Olabilir, böyle bir görev için de, bırakmak için de “kesintisiz 20 yıl” tek başına çok şey ifade ediyor. Ama son sözü, yine Tansu Özkök söylesin: Ertuğrul'u sevmesem dayanamazdım, çoktan giderdim. Bu benim gerçeğim değil. Bu onun gerçeği. Bazen “Çok yoruldum bu işlerden” der. “Yalan söyleme Ertuğrul, bu senin tercihin. Yorgun olan benim çünkü bu benim tercihim değildi” derim. (…) Ertuğrul genel yayın yönetmeni ve köşe yazarı sonuçta. Burada esas güç Aydın Doğan ve ailesi. Çünkü Aydın Doğan “Tamam Ertuğrul, gel sen yönetim kuruluna” dediği zaman o güç zaten bitiyor. Güç Hürriyet. Daha önce de Simavi ailesiydi. Siz o gücün altında bir şeyler yaratmaya çalışıyorsunuz.

- Evet, AKP iktidarı döneminde medya mimarisi yeniden şekillenirken Aydın Doğan “Tamam Ertuğrul” demiş bulunuyor...


Yazarın Diğer Yazıları

Mizah, hınzır bakışlarında bir umuttu Aydın Abi’nin…

Çok sevdiği Çengelköy’ün toprağına sarıp, bu sene güneşini taştan çıkaran baharın kucağına bıraktık Aydın Abimizi

Ankara Emniyet Müdürü Servet Yılmaz; neden 'Terörle Mücadele’ ekipleriyle gazeteci kovalıyor?

Yılmaz'ın, T24'te hakkındaki 'köşe yazısı'na itirazına ilişkin başvurusunun ifadeleri 'Terörle Mücadele Şubesi'nde alınıyor. İçlerindeki kimi personel darbe girişimine bile bulaşmış savcılıkların, "terörle mücadele" birimlerinin başka işi, meşgul olmaları gereken daha ciddi meseleleri yok mu?

Reformu seven bir lord, Noel'i seven bir hindi gibidir!

Ulus egemenliğine dayanarak demokrasi hayaliyle kurulan Cumhuriyet, başta laiklik olmak üzere, sahip olduğu değerlerle de suçlandığı bir dönemden geçiyor