01 Mart 2024

Emekliyi kim tahrik ediyor?

"Emekli aylığını yük görmeyin yolsuzlukları sıfırlayın" demek, bir vatandaşlık hakkıdır

Hayat pahalılığı, satın alma gücünü, artık neredeyse saat başı düşürüyor. Özellikle dar ve sabit gelirliler açısından. Bu zorluğu şiddetli hisseden emekliler üzerinden yapılan siyasal ve toplumsal tartışmalar ise her an gündemde.

Bu da doğal. Fakat son günlerde yüksek enflasyonun, yanlış politikaların sorumlusu sanki onlarmış gibi emekliye insanca bir maaş ödenmesi talebini "yük" olarak tanımlayan anlayış yeniden nüksetti.

Haberdar olmuşsunuzdur.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in emeklilere seyyanen 7 bin TL zam yapılması çağrısına ayrıntılı bir cevap verdi. (Önce bir not: Satır aralarına bakıldığında, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yaklaşımı ve üslubunun etkileri hemen hissediliyor. )

* * *

Erdoğan, Kütahya'daki konuşmasında, emekli maaşında en düşük tutarın 10 bin TL olmasının yeterli olmadığını kabul ediyor.

Bununla birlikte, Özel'in önerdiği zammın 11 trilyon liralık bütçeye 1,4 trilyon lira yük getireceğini söyleyerek,  "Birileri emeklileri tahrik ediyor" diyor. Onların sadece "istismar ve bozgunculuk peşinde koştuklarını" söylüyor. "Ne ülke ne millet ne de emeklilerimiz onların umurlarında" diyor.

Bu ifadelerdeki net unsur bir veri: O da 2024 yılı bütçesinin 11 trilyon TL olduğu. (Birazcık daha fazla hatta. 2024 bütçe kanunu ile iktidara 11 trilyon 89 milyar TL harcama yetkisi verildi.)

 11 trilyon derken, 10 sene önceki liradan 6 sıfır atma operasyonuna hâlâ alışamamaktan kaynaklanan bir milyon/trilyon karışıklığı değil. Bu, 12 tane sıfırı olan gerçek trilyon…

Erdoğan bu sözleriyle şunu demek istiyor aslında: Ey muhalefet, emekli maaşına öyle bir zam istiyorsun ki bütçenin tamamının neredeyse onda biri. Muhtemelen istismar ve bozgunculuk nitelemesindeki kızgınlık da burada. Her ne kadar Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek'ten aşina olsak da ihtimal ki Erdoğan'ın da emekli aylığını yük olarak nitelemesi bu hesaba dayalı.

Yani nasıl olur da bütçenin onda birine karşılık gelecek bir artış istenir?

Oysa emekliyi, ekonomik koşullar açısından bu kadar muhtaç hale getiren uzaylılar değil. Haliyle ülkeyi 22 yıldır yöneten iktidarın bu hesabı "yük" kelimesine başvurmadan vermesi lazım ama öyle olmuyor. Nasıl oluyor? Misal Erdoğan da sözüne inandırıcılık katmak için  -tıpkı Şimşek'in sıklıkla yaptığı gibi- deprem harcamalarından söz ediyor.

Deprem ihaleleri nasıl yapıldı

1 trilyon liranın deprem harcamalarının finansmanına ayrıldığını vurguluyor.

Doğru, deprem harcamaları için bütçeden 1 trilyon TL ayrıldı da.

Bu tutarın çok büyük kısmının, konut ihaleleri olduğunu da buradan biz tekrar not düşelim. 6 Şubat 2023 depremlerinin hemen ardından başlatılan ve her gün ikişer üçer tane yapılan konut ihaleleri, hâlâ bitmiş değil.

Bu ihalelerin kamu çıkarlarına uygun yapılıp yapılmadığı, şirketlerin kollanıp kollanmadığı, kamu tasarrufunun sağlanıp sağlanmadığı gibi soruların cevabını net olarak verebiliyor musunuz iktidar olarak? Veremiyorsunuz. Hatta bunun sözünü bile veremiyorsunuz. Ondan sonra emekli maaşlarına "yük" diyorsunuz.

Resmi evrakta sahtecilikten mahkûm olan şirket patronlarına son on yıldır verilen onlarca tünel, havalimanı yol ihalelerinin kuruş kuruş kanuna uygun olduğunu iddia edebiliyor musunuz?

Peki tasarruf genelgesi?

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek'in yayımladığı tasarruf genelgesine harfiyen uyulduğunu, kamu harcamalarında özenli davranıldığını, yolsuzlukları bitirdiğinizi, ahbap şirketlerin kollanmadığını topluma, halka, millete, özetle anlayışınıza göre hangisini seçerseniz seçin, yönettiğiniz, oy aldığınız yurttaşlara gönül rahatlığıyla söyleyebiliyor musunuz? Soru budur.

Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan çok haklı. Evet ekonomi bir "hesap kitap işi". Bu tespit hareket noktası olarak çok doğru. Dolayısıyla biz de vatandaşlar olarak yolsuzluklar olmasa, kamu kaynaklarına gözünü dikmiş doymak bilmeyen azınlıklara vergilerimiz aktarılmasa, bu ekonominin emeklisine insanca aylık ödeyebileceğini bildiğimizi ifade ediyor bu hesaba uygun bir ekonomi talep ediyoruz.

Peki bu talepler bozgunculuk mu, istismar mı tahrik mi?

Hiçbiri değil. "Emekli aylığını yük görmeyin yolsuzlukları sıfırlayın" demek, bir vatandaşlık hakkıdır.

Evet basitçe böyledir. Vatandaşlık hakkı.

Çiğdem Toker kimdir?

Çiğdem Toker, Diyarbakır'da doğdu. Denizli Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Gazeteciliğe üniversite öğrencisiyken Anka Ajansı'nda başladı. Günaydın, Ankara Ulus gazetelerinde, Nokta dergisinde stajlar yaptı.

Anadolu Ajansı'nın sınavlarını (1988) kazanarak, adliye, Devlet Güvenlik mahkemeleri (DGM), yüksek yargı muhabiri olarak çalıştı. 1990- 1993 yıllarında haftalık Ekonomik Panorama dergisinde; sonrasında da kesintisiz 15 yıl Hürriyet Gazetesi Ankara Bürosu'nda ekonomi muhabiri olarak görev yaptı. Burada maliye, vergi, özelleştirme, enerji, rekabet politikalarını izledi. 1994 ve 2001 ekonomik krizlerini, IMF ile ilişkileri, kriz kapsamında çıkarılan kanunların TBMM'deki yasama süreçlerini haberleştirdi. Çeşitli ülkelerde Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası toplantıları muhabir olarak takip etti.

Habertürk gazetesinin ilk Ankara temsilcisi olarak gazetenin Ankara bürosunu kurdu. İstifa ederek ayrıldı. İnternet gazetesi T24'ün ilk yayınlarında OECD'nin "Futbolda Kara Para Aklama" raporunu konu alan dizi yazısıyla yer aldı. Köşe yazarı ve Ankara Temsilcisi olarak çalıştığı Akşam gazetesinden, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) el koyma sürecinde kendi isteğiyle ayrıldı.

2013- 2018 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Gazetenin sahibi konumundaki Cumhuriyet Vakfı yönetimi değiştikten sonra kendi isteğiyle ayrıldı. 2018'de katıldığı Sözcü gazetesindeki yazılarına 2022 Kasım ayında 'küçülme' gerekçesiyle son verildi. Fox TV kanalında yayımlanan "Orta Sayfa" adlı haber programında yorumcu olarak yer alıyor.

Eleştirel finans haberciliği olarak da tanımlanan yazıları hakkında kimileri astronomik, çok sayıda manevi tazminat davası açıldı. Konusu bir imar haberi olan yazısı hakkında hapis cezası istemiyle yargılandı. Kamu ihaleleri ve şirketleri konu alan çok sayıda yazısı da Sulh Ceza hâkimlikleri kararlarıyla erişime engellendi.

Kitapları

- Adım da Benimle Beraber Büyüdü- Abdüllatif Şener, Doğan Kitap, 2008

- "Türkiye'de Sağlıkta Kamu Özel Ortaklığı - Şehir Hastaneleri" kitabına makale katkısı, İletişim Yayınları, 2018

- Kamu İhalelerinde Olağan İşler - Tekin Yayınevi, 2019

Ödülleri

- İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi "En Başarılı İktisat Muhabiri Ödülü" (1995)

- Sabah Gazetesi "Muammer Yaşar Bostancı Haber Yarışması Büyük Ödülü" (1997)

- Türkiye Ziraat Odaları Birliği "Basında Tarım Ödülü" (2000)

- Milliyet Gazetesi "Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü" – "Taksiyarhis'in Zehra Teyzesi" başlıklı röportaj (2001)

- Türkiye Gazeteciler Cemiyeti- TGC "Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü" |"Evcil'in Dönüşü" dosyası – (2005)

- European Press Prize "The Mystery of the Secret Funds" – "Yorumcu Ödülü"nde kısa liste (2015)

- Halkevleri "Basın Ödülü" (2016)

- Uluslararası Şeffaflık Derneği Ödülü (2016)

- İstanbul Tabip Odası "Basında Sağlık Ödülü" (2016, 2018 ve 2019)

- TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi "Emre Madran Koruma Ödülü" (2017 ve 2019)

- Eskişehir - Bilecik Tabip Odası "Halk Sağlığı Ödülü" (2017)

- ÇGD "Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü" (2017)

- ÇGD Bursa Şubesi "Meslekte Dayanışma Ödülü" (2018)

- Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü "Uluslararası Cesaret Ödülü - Kısa liste" (2018)

- Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü – "Kamu İhalelerinde 21/b Usulü" dosyası- (2018)

- Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği "Önder Kadınlar Ödülü" (2019)

- Rekabet Derneği "Adil Rekabete Katkı Ödülü" (2019)

- TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası "Hasan Balıkçı Onur Ödülü" (2020)

- Halkevleri Dayanışma Ödülü (2020

- Ankara Tabip Odası – "Şehir hastanelerinin ekonomi politiğini tüm gerçekliğiyle ortaya koyarak kamuya ve sağlık çalışanlarına etkilerini görünür kılan haberleri" nedeniyle (2021)

- TMMOB Şehir Plancıları Odası - Kent Planlama Basın Ödülü (2021)

- İzmir Gazeteciler Cemiyeti "Hasan Tahsin Basın Özgürlüğü Ödülü" (2021)

- SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği "Yılın Kadınları" Ödülü (2021)

- Alanya Gazeteciler Cemiyeti - Ulusal Basında Yılın Gazetecisi Ödülü (2021)

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bir "kaçış rampası" olarak Dışişleri Vakfı

Şimdiden "Paralel Dışişleri" diye nitelenmeye başlanan Vakıf girişiminin, üç yıllık tasarruf genelgesinden bir kaçış olduğu açık

Şimşek'e kimler soru sorabilir?

Tasarruf tedbirleri konusunda "dostlar alışverişte görsün" mahiyetindeki toplantının biz gazetecileri ilgilendiren en önemli boyutu; güya bu kadar önem atfedilen, haftalar öncesinden davul çalar gibi anons edilen bu toplantının bitiminde soru alınmamasıydı

TÜİK kimin tarafında duruyor?

TÜİK; DİSK’in zorunlu olarak Bilgi Edinme Kurulu’nun bağlı olduğu Adalet Bakanlığı’na açtığı davada çıkan karara itiraz etmiş. Madem taraf değilseniz bu itiraz ne? Bitmedi: TÜİK, bir de Adalet Bakanlığı aleyhine dava açıyor. Yetmiyor, Danıştay Başsavcılığı’na TÜİK olarak “Bu kararları bozun” diyor