21 Haziran 2023

Kavala'nın yıllarca yok yere hapiste tutulması yetmedi, son mahkemeyi de TRT kurdu Tabii!

Kavala'nın tutuklanması bir paketti. O pakette sivil toplumun geriletilmesi de vardı, Gezi'nin rövanşı da vardı, kültürel alanın daraltılması da vardı. İşte daraltılan o kültürel alanı şimdi propaganda dizileriyle doldurmaya çalışıyorlar.

Tabii... TRT'nin  yeni dijital platformu... 

Çok yeni bir platform, mayıs ayında yayın hayatına başladı. "Bizi birleştiren hikayeler" sloganıyla başlayan platform, toplumu değil birleştiren, kamplaştıran projelere ev sahipliği yapıyor. 

Vatandaşın vergileriyle kamusal değil, partizanca yayıncılığın adresine dönüşen TRT'nin yeni yayın mecrası için bu ismi bulması çok tabii...

Tabii, Türk Dil Kurumu'na göre iki anlama sahip... Doğal... Olağan demek. 

Tabii'nin, iddiası delilsiz bir casusluk iddianamesini diziye dönüştüren bir projeyi satın alması da mevcut ahvalde olağan yani tabii...

Gelelim yazıya vesile olan konuya. 

TRT'nin dijital platformu Tabii'de bir dizi başladı. Adı Metamorfoz-Kırılma. Senaristi Mustafa Burak Doğu....Kızıl Elma, Deliler gibi yapımların senaristliğini yapmış. Ama Metamorfoz'da bu kez senaristliğin dışında yapımcı da... 

İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre 2022'de kurulan Primo firması da dizinin yapım şirketi. Mustafa Burak Doğu da sahibi görünüyor. Doğu'nun kendisiyle ilgili paylaşımlarından Ülkücü gelenekten geldiği anlaşılıyor. 

Dizinin senaryosundan, 6 yıldır tutuklu olan iş insanı Osman Kavala'nın yargılanıp beraat ettiği "Casusluk" iddianamesinden yola çıkıldığı anlaşılıyor. 

Hatırlatalım... Kavala, tahliye edildikten sonra bu kez 'casusluk' suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı. 

İddianamede Kavala'ya ilişkin "deliller" şöyle... Gazeteci Can Dündar'la "sık sık yüz yüze görüşmek", iddianameye göre Türk vatandaşı olduğu belirtilen,  "Henry Barkey'le Karaköy lokantasında görüşmek..."

Oysa o lokantada Kavala ile yemek yenilmediği ortaya çıkmıştı. Telefon görüşmelerinin olmamasına rağmen aynı bölgede telefonların sinyal vermesi 'kanıt' olarak sunulmuştu. 

Diziye gelince... Vasat altı... 

Kavala'yı canlandırdığı anlaşılan oyuncu Can Nergis'in bir televizyon programında diziyle ilgili söylediği 'bir devrimcinin nasıl kapitaliste dönüştüğünü' anlatıyor cümlesi bile kara propaganda için gerçeğin nasıl ters yüz edildiğinin kanıtı. 

Mecburen izlediğim dizinin ilk bölümünde Franz Kafka'nın Metamorfoz (Dönüşüm) kitabını gördüğümüz sahnedeki diyalog ise Kafka'nın ruhunu sızlatmıştır. 

"Gerçek metamorfoz böyle bir şey değil, yani bir sabah uyanıp böyle böceğe falan dönüşmüyorsun. Ne oluyorsa her şey yavaş yavaş oluyor, zamanla!"

Gazeteci erkeğin, kadın meslektaşına üstenci, küçümseyen bir ifadeyle "Aferin kız, sosyal medyada paylaşım yapacak kadar aklında tutmuşsun kitabı" demesi de dizinin ruhuna uygun...

Dizide Kavala'yı oynayan Can Nergis'in oyunculuğundaki edalı haller, mimiklerindeki abartı, hep  bir 'amacım var' bakışları... 

Dizini kendini şöyle savunabilir: "Bu dizideki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür"

Ama buz gibi gerçek şu ki Kavala'nın tutuklanması bir paketti. O pakette sivil toplumun geriletilmesi de vardı, Gezi'nin rövanşı da vardı, kültürel alanın daraltılması da vardı. İşte daraltılan o kültürel alanı şimdi propaganda dizileriyle doldurmaya çalışıyorlar. Kavala bu kez de komplo teorileriyle başlı başına bir sermaye alanı olan dizi sektörünün 'sermayesi' haline getiriliyor. 

Dizinin ilk bölümü 7 Mayıs'ta yayınlandı. Dijital mecraların mantığına ters bir durum söz konusu burada. Zira sezonluk bütün bölümleri göremiyoruz. İkinci bölüm 45 gündür hâlâ yok. 

Son sözü AİHM kararı ihlal edilerek 6 yıldır cezaevinde tutulan Kavala'ya bırakalım:

Kamu kaynaklarının bu amaç için kullanılmış olması beni yadırgatmadı. Beni şaşırtan ve bana üzüntü veren genç sanatçıların bu itibar suikastı projesinde yer almaktan rahatsızlık duymamaları.

Candan Yıldız kimdir?

Candan Yıldız, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu.

Gazeteciliğe HBB’de On’da On Haber Program editörlüğü ile başladı.

Kanal D, TV 8, Birgün Gazetesi, CNNTürk, İMC TV, Halk TV’de muhabirlik, editörlük, ana haber editörlüğü ve haber program koordinatörlüğü yaptı.

Haber kanallarında çeşitli program formatları yarattı. Radyo ve Gazetecilik Ödülleri En İyi Program Ödülü/(1997), Çağdaş Gazeteciler Derneği En İyi Haber Program Ödülü/ (2002) ödülünü aldı.

Avustralya’da SBS Türkçe Radyo Haberler servisine haber yaptı.

"Öteki Sesler" isimli belgesel yaptı. "Dicle’nin Göz Yaşları" ile "Şiddete Karşı Anlatılar-Ayakta Kalma ve Dayanışma Deneyimleri" ortak çalışmalarda yazarlık yaptı.

T24’le birlikte internet gazeteciliğine adım attı.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Mülkiye'deki hocaları Ercan Uygur, öğrencileri Mehmet Şimşek ve Yalçın Karatepe'yi anlattı; nasıl öğrencilerdi, hangisinin görüşlerine yakın, ortak yönleri neler?

 "Normalleşme kelimeleri beni çok ilgilendirmiyor. Beni asıl ilgilendiren bu iki kişinin kurumların ve ekonominin daha iyi işlemesi, ekonomideki bazı aksaklıkların giderilmesi yönünde fikir alışverişinde bulunması…"

Adalılar “azmanbüs” dayatmasını sorguluyor: Bir sonraki adım hafriyat kamyonları ve beton mikserler mi? 

Şeffaflık olmayınca, katılımcılık olmayınca, yerele rağmen işlere kalkışılınca şüpheler artar da artar. Yanıt vermemek, itirazları kale almamak zaten toplumun yıldığı bir yönetim anlayışı…

"Etki ajanlığı" düzenlemesi gerçekten rafa kalktı mı; Gürcistan deneyimi bize neler söylüyor?

15 Temmuz'dan bu yana sivil toplumun yerle yeksan edildiği Türkiye'de eğer "etki ajanlığ" yasası söz verilmesine rağmen yasalaşırsa bir Alman vakfının Türkiye'ye, topluma dair bir raporu ceza konusu olabilir. Söz konusu raporu yapan gazeteci ya da medya kuruluşu da "etki ajanlığı" propagandasıyla yaftalanabilir ya da ceza alabilir