06 Ekim 2019

Moda haftalarının ardından: Z kuşağının getirdikleri-götürdükleri

Moda haftaları İlkbahar/Yaz 2020 sezonunda kıyafet ve trendlerden çok cinsiyetsiz, çeşitliliği kapsayıcı, beden-olumlu ve sürdürülebilir hikayeleri ile konuşuldu. Bu konular artık herkesin kafasında ve eyleme dönüşme sürecinde. Peki neden?

New York'ta başlayıp Londra'da sona eren ve moda endüstrisinin amiral etkinliklerinden olan moda ayı sona erdi. Dört haftalık defile, sunum, yeniler-eskiyenler-gelecek vaat edenler, göz alıcı sokak stilleri ile dolu dolu bu sezonda her zamanki sıradanlığından öte çok farklı şeyler de oldu. Aslında yeniden gördük ki moda bir bakıma her dönemin aynası ve moda haftaları bize şu an "uyanış" dönemindeyiz dedi.

Bu uyanış, her zaman Avrupa'daki muadillerinden daha kucaklayıcı, yenilikçi ve açık kafalı olan New York Moda Haftası ile sınırlı kalmayıp gelenek ve miraslarına tutuculuk derecesinde bağlı Milano ve Paris'te bile kendini gösterdi.

Moda haftaları İlkbahar/Yaz 2020 sezonunda kıyafet ve trendlerden çok cinsiyetsiz, çeşitliliği kapsayıcı, beden olumlu ve sürdürülebilir hikayeleri ile konuşuldu. Sürdürülebilirlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık mesajlarının etrafındaki soru "Ne kadar gerçekçi, ne kadarı uygulanabilir" olabilir ancak en azından şu an için daha önemlisi bu konuların artık herkesin kafasında olması ve eyleme dönüşmeye başlaması.

Peki neden? Neden şimdi? Neden bu denli yoğun? Neden "to die for kalp kalp kalp" şeklinde paylaşılan kıyafetler  "100 plastik şişeden üretilen elbise kalp"e dönüştü? Ya da melekler kanatlarını sıradan kadınlara nasıl kaptırdı?

Cevabı Z-kuşağında.


Dijital yerliler

Mobil'e doğan "dijital yerliler"

Gençler, şu durumda Z-kuşağı, henüz yüksek modanın "son tüketici"si olmasa da her marka ve perakendenin başarısını etkileme potansiyeline sahip. Sadece moda değil; müzik, sosyal hayat ya da teknoloji, hemen her konuda toplumun itici gücü aslında her zaman gençler olmuştur. Fakat günümüzün genci çok çok daha farklı. Bugün Z-kuşağı anında bağlantı kurma ve bilgileri küresel olarak yayma yetenekleri ile önceki kuşaklardan ayrışıyor. Mobil ve çok yönlü bir dünyaya doğan bu dijital yerlilerin satın alma davranışları bir anlık, çoğunlukla sezgisel ve statik olmaktan çok uzak, bu sebeple de onlara ilham veren, hikayeler sunan ve bir kalıba sıkıştırmak yerine farklılıklarına saygı duyan markalar geleceğin kazananları olacak.


Z-kuşağı fenomenlerinden Barbie Ferreira

Z-kuşağı kendi "bir sonraki tüketici" karakterini belirlerken aile ve yakın çevresini de bu çemberin içine bakmaya ve sormaya itiyor. Eko duyarlı, fiziksel farklılıkları ile barışık, normlara baş kaldıran ve bunu sosyal medya gücü ile birkaç saniyede küresel olarak yayabilen bu kuşağın yüksek ve sürekli olarak gelişen beklentilerine kendini uyarlayabilen, onların potansiyel ilgisine hasıl olmayı başarabilen moda markaları şimdiden kolları sıvamak durumunda.

İşte bu kolları sıvama halini modanın en ulaşılmaz ve kibirli segmentinde-moda haftalarında- gördük.

Cinsiyet, ırk, cinsel yönelim, din, yaş, fiziksel görünüş gibi konulara gelenekçi yaklaşımlarını sürdüren devlerin modası artık çoktan geçti, hatta öyle ki bu kuşak onları gömmek için hazır.


Rihanna SavagexFenty iç giyim koleksiyonunu sunduğu şovunda her bedenden kadına sesleniyor

Victoria's Secret efsanesinin sonu

New York Moda Haftası kapsamında Rihanna, son SavagexFenty koleksiyonunu müzik ve dans dolu bir şovla, yıldızlarla dolu bir davetli listesiyle ve podyumda her beden ve ırktan kadınları temsil eden modellerle sundu. Şov o kadar ses getirdi ki artık kimse "ancak bir meleksen seksi ve güzelsindir" diyen Victoria's Secret defilesi ile ilgilenmiyor. Bir efsane böylece son buluyor.


Daisy may ampute bacakları ile NY Moda Haftası podyumunda

Yine NY Moda Haftası kapsamında ampute iki bacağı ile bir model, vitiligo cilt problemine sahip bir diğeri podyuma çıkıyor. Öte yandan diğer yakada, Avrupa'da bir Valentino defilesini ilk kez Afrikalı bir model açıyor ve kapıyor: Adut Akech, 6 yaşında iç savaş sebebiyle vatanından kaçmak zorunda kalmış, hayatının büyük bölümünde ayrımcılıkla karşılaşmış Sudanlı bir mülteci. İtalya'nın en köklü ve en gelenekçi yüksek moda evlerinden biri yeni siyahi marka yüzüyle İtalya'daki yabancı düşmanlığına bir mesaj veriyor.


Valentino'nun yeni yüzü Sudanlı bir mülteci olan Adut Akech

Bir diğer dev Dolce&Gabbana ise ırkçı söylemleri ardından hala imajını ve finanslarını düzeltmeye çabalıyor. Bir zamanlar "şişman sevmem ya da yaşlı kadına bakmaya tahammül edemem" demeçleriyle bildiğimiz merhum Karl Lagerfeld'in ölümünden önce hazırladığı ve ismiyle anılan bir kozmetik koleksiyonunun "Le Defile" isimli lansman defilesinde bile din, dil, ırk ve yaş gözetmeksizin seçilen modeller podyuma çıktı, Türkiye'den de bir isim, bebek bekleyen Rachel Araz Kiresepi, 7 aylık hamile göbeği ile kadın bedeninin çeşitliliğini kutsamak adına bu defilede yer aldı.


Le Defile'de Rachel Araz Kiresepi

Yine hemen hemen tüm moda haftalarında maskülen ya da feminen kıyafetler diye bir ayrım yok, kıyafetler ve buna bağlı olarak stylingler cinsiyetsizleşiyor, hatta erkek ve kadın moda haftaları ayrımı bile pek çok yüksek moda markası için bitmiş durumda, koleksiyonlar podyuma bir arada ve karma olarak taşınıyor.


NY Moda Haftası'nda Palomo Spain İlkbahar 2019 defilesinde cinsiyetsizlik ön plandaydı

Yüksek moda Z-kuşağı itkisiyle yeni bir "iş pozisyon"u bile tanımlıyor: bunu Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Direktörü olarak çevirmek sanırız yanlış olmaz. Gucci, Dolce&Gabbana ve Prada'nın imza attığı ırkçı skandallar sonrası ilk olarak Parisli dev Chanel; daha sonra Gucci, Saint Laurent, Bottega Veneta, Balenciaga gibi yüksek markaları bünyesinde bulunduran Kering grubu daha çeşitli ve kapsayıcı ortamların geliştirilmesi için çalışmak üzere özel yöneticiler istihdam etti.


Lüks Kering grubu Kalpana Bagamane Denzel'i yeni Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Direktörü olarak açıkladı

Kürk kullanımı bitti

Yine son moda haftalarında gördük ki artık sürdürülebilirlik göz boyamak amacıyla kullanılacak "trendy" bir terim olmaktan çıkıyor, tasarımcı ve markalar bu konuda sahici olmak zorunda. Londra Moda Haftası özellikle bu konuda hızlı ve gerçekçi adımlar atıyor. Geçen yıl "kürksüz"lük prensibini açıklayan ilk majör moda haftası olan Londra bu yıl da sürdürülebilir koleksiyonların en fazla yer aldığı moda haftası oldu. Yüksek moda markalarından Prada ve Gucci de kürk kullanımını tamamen bitirdiklerini ilan etti. Londra'da Preen by Thornton Bregazzi ve Paris'te Marni koleksiyonlarının tamamını geri dönüştürülmüş pet şişelerden hazırladı.


Gucci de kürk kullanımına son veren yüksek moda markaları arasına girdi

Türkiye'de Ece Gözen laboratuvar ortamında tekstil ürünü üretiyor, Aslı Filinta koleksiyonlarında ileri dönüşümle eski tasarımları dahil pek çok tekstil eskisini yeniden yorumluyor. Son iki sezondur sürdürülebilir elyaf üreticisi Lenzing İstanbul Moda Haftası'nda seçtiği tasarımcıları destekleyerek yalnızca sürdürülebilir materyallerle üretilmiş koleksiyonlar hazırlamalarını sağlıyor. Tasarımcılar ve yüksek moda evleri ileri-dönüşüm, eski tasarımların yeni versiyonları, bio materyaller, sürdürülebilir materyaller ile koleksiyonlar hazırlamak üzere eskisine oranla çok daha fazla çaba gösteriyor.


Preen by Thornton Bregazzi koleksiyonundaki tüm kıyafetler geri dönüştürülmüş pet şişelerden

Paris Moda Haftası'nda ise defileleri her zaman ilgiyle beklenen Dior, biyo-çeşitliliğe dikkat çekmek üzere 164 ağacın yer aldığı bir defile sundu.

Fakat burada Z-kuşağının yaşadığı bir ikileme de dikkat çekmemiz yerinde olacak. Bu kuşak sosyal medyanın olmadığı bir dünyayı hiç bilmiyor, öyle ki hemen hepsinin tüm hayatı sosyal mecralarda yer almış durumda.


Paris Moda Haftası Dior SS2019 defilesi biyoçeşitliliğe dikkat çekmek  istedi

Z-kuşağının "sürdürülebilirlik" ısrarı

Z-kuşağı uzmanı Jason Dorsey'nin tabiriyle "dünya tarihinin en çok fotoğraflanan bu kuşağının" tam da bu sebeple kendilerini sürekli sürüden ayıracak, farklı kılacak ve önceden giymediği, yeni giysiler içinde olma baskısı altında hissettiklerini söylüyor. Bu hisleri ile çevreye daha duyarlı olma bilinçlerinin çakışması Z-kuşağının sürdürülebilir modaya daha fazla ilgi duyması yanında, kiralama ya da ikinci el satın alma gibi yeni alışveriş alışkanlıkları getirmesine sebep oldu. Kiralama ya da benim olan artık senin olsun mottosuyla yola çıkan e-ticaret siteleri son 2 yılda olağanüstü talep görüyor ve büyüyor. Eski kuşak bu tür "yeni kıyafet" açlığını ucuz sokak mağazaları ile giderirken Z kuşağının eko duyarlığı buna el vermiyor, geçtiğimiz günlerde bu zincir mağazalardan Forever 21 iflasını açıkladı, H&M ise bu geribildirimi ciddiye aldığından olacak bir süredir hayata geçirdiği sürdürülebilirlik politikası sonucunda 2020'de kullandıkları tüm pamuğun sürdürülebilir kaynaklardan, polyesterin ise geri dönüştürülmüş kaynaklardan elde edileceğini vaat ediyor.

Z-kuşağının moda dünyası üzerindeki iyileştirme itkisini yavaş da olsa görmeye başladık, bu elbette daha büyük bir ivmeyle, daha baskın taleplerle artıyor olacak. Moda tasarımcılarının yeni ilham perileri Greta'lar, engelli olimpiyat sporcuları, mülteciler, hikayesi olanlar…

Umarım büyüyüp giderlerken farklı kalmaya ve fark yaratmaya devam ederler!..

Yazarın Diğer Yazıları

Hayal değil sanal: Moda endüstrisi VR ve AR ile geleceğe hazırlanıyor

Bu sezon Stockholm Moda Haftası'nda ön sırayı editörler, bloggerlar, ünlüler ve 3 robot paylaşıyordu. Tasarımcı Ida Klamborn'un defilesinde, 360 GoPro kamerası ile donatılmış 3 robot defileyi kendi özel koltuklarından canlı canlı Virtual Reality/Sanal Gerçeklik(VR) deneyimine dönüştürdüler. Bu robotlar VR izleyicileri kıyafetleri beğendiğinde pembeleşiyordu

Destinasyon defileleri: Sömürge düzeni mi, kültür kucaklaşması mı?

Geçtiğimiz hafta gerçekleşen DIOR Resort 2010 koleksiyonu için evin kreatif direktörü Maria Grazia Chiuri, Marakeş’i seçti. Üzerinde DIOR logosu olan koca bir uçakla yüksek moda aristokrasisi Marakeş’e ayak bastı

Yüksek modanın kalpleri yardım için atıyor!

"Fransa’nın titanları” denilebilecek yüksek moda markaları bir yandan Paris’in en önemli ve sembolik yapılarından Notre Dame katedrali için gerekenden bile fazlasını bir çırpıda bağışlarken, tarih bize bir kez daha bir dini kurumun ihtişamı üzerinden ikiyüzlülük nedir gösteriyor sanki