09 Eylül 2019

TL, dolar ve Euro'nun kaderini belirleyecek 3 toplantı

Amerika'da piyasa oyuncularının yüzde 90'ı, 18 Eylül toplantısında faiz indirimi bekliyor. Avrupa'da da durum farklı değil. Türkiye'de ise faiz indirimini öngörmek için piyasa oyuncularının tahminlerine gerek yok

Bu perşembe Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası faizi indirmek üzere toplanıyor.

18 Eylül Çarşamba günü ise faiz indirimi sırası bu kez Amerikan Merkez Bankası'nda olacak.

"Nereden biliyorsunuz faizleri indireceklerini?" diye soranlar çıkabilir.

Normal ülkelerde merkez bankalarının faizi indirip indirmeyeceğine dair beklenti, "piyasa oyuncuları", yani bankacılar, borsacılar, ekonomistler arasında yapılan anketlerle ölçülür. Piyasa oyuncuları ekonominin içinde bulunduğu duruma ve Merkez Bankası yöneticilerinin yaptığı açıklamalara bakıp bir öngörüde bulunurlar…

Amerika'da piyasa oyuncularının yüzde 90'ı, 18 Eylül toplantısında faiz indirimi bekliyor. Avrupa'da da durum farklı değil.

Türkiye'de ise faiz indirimini öngörmek için piyasa oyuncularının tahminlerine veya Merkez Bankası yöneticilerinin açıklamalarına bakmaya gerek yok. Cumhurbaşkanı'nın iki dudağına odaklanmak yeterli.

Erdoğan hafta sonu şöyle dedi: "Perşembe günü Para Piyasası Kurulu toplanıyor, inanıyorum ki faiz daha da düşecek. Faiz düştükçe enflasyon da düşecektir, bunu göreceksiniz." Cumhurbaşkanı böyle demişken Merkez Bankası'nın faizi indirmeme şansı olabilir mi?

Demek ki, üç Merkez Bankası'nın da faiz indirimine gitmesi neredeyse kesin. Faiz indirimlerinin TL, Euro ve dolar üzerinde önemli sonuçları olacak.

Dolar hep güçlü bir para birimiydi ama son dönemde başta Euro olmak üzere birçok para birimine (Ve bu arada TL'ye) karşı daha da değer kazandı.

Dolar dünya paralarına karşı neden değer kazanıyor? Çünkü Amerika-Çin ticaret savaşının dünya ekonomisini durgunluğa, hatta krize sürüklediği korkusuyla insanlar (ve şirketler) riskli paralardan, riskli yatırım araçlarından çıkıp güvenli olarak değerlendirilen paralara, yatırım araçlarına dönüyorlar. Güvenli enstrümanların başında da dolar geliyor. (Öteki güvenli limanlar olan altın, gümüş, Yen ve Bitcoin'le ilgili geçenlerde T24'te yazmıştım. - Hayrola savaş mı çıktı, altın fiyatları neden yükseliyor?)

Trump doların değer kazanmasından dertli. Doların değeri arttıkça Amerikan şirketlerinin ihracat pazarlarındaki rekabet gücünün azalmasından şikâyetçi. Bu nedenle Amerikan Merkez Bankası'nın faizleri indirmesini istiyor. Kallavi indirim yapsın diye Twitter mesajlarıyla Merkez Bankası üzerinde baskı kurmaya çalışıyor.

Trump neden kallavi indirim istiyor? Çünkü Amerikan Merkez Bankası faizi indirirse, doların getirisi bir nebze azalır. Bazı yatırımcılar, "Bu faiz bana yetmez" diyerek dolar veya Amerikan tahvili satıp daha yüksek getirili paralara, varlıklara döner. Ve doların değeri düşer. Mekanizma kabaca böyle.

Ama bunun için, yani doların değerinde Trump'ın istediği oranda, dişe dokunur bir düşüş için Amerikan Merkez Bankası'nın ufak tefek, 0.25 puanlık indirimlerle yetinmemesi, 18 Eylül'den sonra da faiz indirimlerini sürdürmesi gerek.

Bunu yapacağına dair hiçbir işaret yok. Çünkü Amerikan ekonomisinde işler şu anda rayında gidiyor. Amerikan Merkez Bankası, Çin ile girilen ticaret savaşının durgunluğa yol açıp açmayacağını bekleyip görmek istiyor.

Durum böyleyken dolarda trendin dönmesi, düşüşe geçmesi zor.

Euro'nun durumu ise farklı. Euro uzun zamandır "deli gibi düşüyor."

"Deli gibi düşüyor" sözü Trump'a ait. Euro'nun dolar karşısında son 2,5 yılın en düşük seviyesine gerilemesine geçenlerde böyle tepki gösterdi. (Euro geçtiğimiz günlerde uzun zamandır ilk kez dolar karşısında 1,10 seviyesinin altına indi.) Trump, Euro düştükçe Amerikan ekonomisinin rekabet gücünün aşındığını düşünüyor.

Euro düşüyor çünkü Avrupa ekonomisi kötü gidiyor. Almanya durgunluğun eşiğinde. İtalyan ekonomisinin durumu malum. Yunanistan'a hiç girmeyelim.

Avrupa Merkez Bankası bu Perşembe toplanarak Avrupa ekonomisini canlandırmak için neler yapabileceğini tartışacak. Bu aynı zamanda Avrupa Merkez Bankası'nın Mario Draghi'nin başkanlığında yapacağı son toplantı olacak. Masada faiz indiriminin yanı sıra 2008-2009 küresel krizi sonrasında uygulamaya konulan ancak işler düzelince kaldırılan "parasal genişleme"yi, yani bankalardan tahvil alarak ekonomiye para pompalama politikasını yeniden devreye sokma seçeneği de var.

Avrupa Merkez Bankası'nın ekonomiyi canlandırmak için kullanacağı silahların Euro'nun değerini kısa vadede olumsuz etkilemesi kaçınılmaz. Demek ki, Euro'da da yön değişikliği pek mümkün değil.

Geldik TL'ye… Türk Lirası geçen yıl zaten kaybedeceği kadar değer kaybetti. Bu yılı nispeten" sakin geçiriyor. Dolar/TL, enflasyondaki düşüşün de etkisiyle yazın bir ara 5.50'nin altına kadar inmişti. Sonra piyasa oyuncuları, Merkez Bankası'nın ekonomiyi canlandırmak için yaptığı müdahalelerden işkillenince yeniden 5.80'i geçti. Ama enflasyondaki düşüş sürünce geçen hafta yeniden gevşedi. Tahterevalli gibi...

Merkez Bankası'nın elinde bu hafta faiz indirimi yapmak için iyi bir fırsat/bahane var: Enflasyondaki düşüş. Unutmayalım ki, faiz enflasyona göre belirlenir. (Daha doğrusu enflasyon bekleyişlerine göre.) Temmuzda enflasyon yüzde 16'lara inince Merkez Bankası faizi 4.25 puan (425 baz puan) indirimle yüzde 19.75'e çekmişti. Geçen hafta enflasyon yüzde 15.01'e geriledi. (Enflasyon verilerindeki manipülasyon kuşkuları -ki ciddi kuşkular- ayrı bir yazının konusu.) Ve Merkez Bankası'na faizde yeni indirim için bahane doğdu.

Demek ki, T.C. Merkez Bankası'nın indirime gideceği de belli. Mesele gidip gitmeyeceği değil ne kadar indirim yapacağı. Piyasa oyuncuları indirimin 2-3 puanla sınırlı olması gerektiğini düşünüyor ama Erdoğan ekonominin bir an önce canlanmasını istediği için daha yüksek bir oran şaşırtıcı olmaz.

Merkez Bankası'nın şansı, tüm dünyanın faiz indirimi yarışına girmiş olması. Geçen ay Hindistan, Sri Lanka, Endonezya, Filipinler ve Tayland faiz indirdi. Yukarıda gördüğümüz gibi sırada Avrupa ve Amerika var. Türkiye'deki indirim arada kaynayıp gider... Kısa vadede piyasada büyük bir tepki yaratmaz.

Ama ufukta kara bulutlar birikiyor. Enflasyondaki düşüşün sonuna gelmek üzereyiz. "Baz etkisi" (Geçin yılki fiyat artışlarının çok yüksek olmasından kaynaklanan oransal etki) yakında bitecek. Kışın fiyatlar yeniden tırmanışa geçecek.

Enflasyon yeniden yükselmeye başlayınca dolar da yükselecek. Dalkavukları boşverin, ciddi iktisatçıların beklentisi böyle.

Bu arada dünyada da ciddi riskler var: Arjantin'in iflası, ABD-Çin ticaret savaşının iyice sarpa sarması, Brexit "dramı"nda yeni perdeler açılması...

"Enflasyon iniyor, faizler düşüyor, şimdi para harcama zamanı!" diye çığıranların gazına gelmeyin. Fazla açılmayın.

Yazarın Diğer Yazıları

Uber'i savunmak adamı solculuktan çıkarır mı?

15 milyon İstanbullunun meselesi, kendisine sahip çıkacak cesur bir siyasetçiyi beklemeye devam ediyor…

Veterinerlik Fakültesi’nin yüksek fiyatları indirilmeli, devlet hayvan hastaneleri kurulmalı!

Veterinerlik Fakültesi’nin ücretleri, konunun sadece bir ayağı; asıl mesele, devletin hayvanların tedavisi konusunda sorumluluk üstlenmekten kaçınması.

Herkesin küfrettiği kızın öyküsü (veya yeni işçi sınıfı üzerine)

Demokrasiyi savunma sırası prekaryada. Ama bunu yapabilir mi, orası meçhul...