29 Ağustos 2019

Hayrola savaş mı çıktı, altın fiyatları neden yükseliyor?

Riskli yatırım araçlarının başında Arjantin Pezo’suyla birlikte Türk Lirası'nın olduğunu biliyoruz, değil mi?

Dünya ekonomisinde tuhaf bir hava var.

  1. Altının fiyatı son 6 yılın en yükseğinde.
  2. Gümüş de son 2 yılın zirvesine çıktı.
  3. Japon parası Yen, dolar karşısında istikrarlı biçimde değer kazanıyor.
  4. Kısa süre öncesine kadar “Artık belini doğrultamaz” denilen Bitcoin yeniden yükselişe geçti.

Dört birbirine benzemezin ortak noktasını bulunuz.

Bildiniz, “güvenli liman” olmaları. Savaş mı çıktı, diye sormam işte bundan...

Altının 3 bin yıllık tarihi, savaş, buhran, enflasyon gibi “insan yapımı” olaylardan etkilenmediğini gösteriyor. Maceraperest liderler savaş ya da kriz çıkararak kendi para birimlerinin değer yitirmesine, hatta kendi halklarının mahvına yol açabiliyor ama hükümleri altına geçmiyor. Altına o yüzden “güvenli liman” deniyor.

Japon Yeni de bir başka güvenli liman. Nedense insanlarda, “Dünya batsa Japonya batmaz” diye bir inanış var. O nedenle ne zaman kriz çıksa, riskli yatırım araçlarından ya da para birimlerinden çıkıp Yen’e dönüyorlar. Örnek: 2008-2009 krizinde Japon Yen’i dolar karşısında yüzde 20 değer kazandı. Başka örnek: Avrupa ülkelerinin borçlarına ilişkin endişelerin arttığı dönemde Yen, euro karşısında yüzde 10 değerlendi.

Gümüş ise altının ucuz alternatifi. Ucuz olduğu ve daha hızlı yükseliş potansiyeli barındırdığı inancıyla olağanüstü dönemlerde onu tercih edenler de oluyor.

Altını, gümüşü, Yen’i anladık. Peki Bitcoin’in konuyla ilgisi ne?

Garip ama gerçek, Bitcoin de kısa bir süre önce güvenli limanlar arasına katıldı. Muhtemelen bunun kaynağı, altın gibi devletlerin erişim alanının dışında olması. Böyle düşünenler haksız da değil. Çünkü Bitcoin “desantralize” bir para birimi. Yöneticisi, patronu yok. (Bilgileri dünya üzerindeki sayısız bilgisayarda saklanıyor.) Böyle olduğu için Trump’ın tweet’lerinden, Avrupa’nın borcundan, Çin’in batık bankalarından etkilenmiyor...

Demek ki, altın, gümüş, Yen ve Bitcoin, güvenli liman oldukları için değer kazanıyorlar. Artık yazının başlığındaki soruya gelebiliriz: Hayrola, savaş mı çıktı, insanlar neden güvenli limanlara akın ediyor?

Cevap: Evet savaş çıktı. Ama bu savaş tanklarla, toplarla değil gümrük vergileriyle yapılıyor.

Amerika ile Çin arasındaki “ticaret savaşı”ndan söz ediyorum. Trump Başkan seçildikten kısa bir süre sonra Amerika ile Çin arasındaki 419 milyar dolarlık dev ticaret açığını bahane ederek bu ülkeden ithaledilen bazı ürünlere yüzde 25 gümrük vergisi koydu. Çin aşağı kalır mı? O da bir dizi Amerikan ürününe gümrük vergisini bindirerek Trump’a cevap verdi. “Ticaret savaşı” işte böyle başladı.

Amerika ile Çin arasındaki ticaret savaşı bir yılı devirdi. “Savaş” zaman zaman kızışıyor, zaman zaman gevşiyor. Dünya ekonomisi Trump’ın Twitter’ın başına oturduğu andaki ruh haline endekslenmiş durumda. Bazen esip gürleyerek tüm Çin ürünlerine vergi koyacağı, Amerikan şirketlerini geri çekeceği tehdidini savunuyor, bazen yumuşayarak sorunların masada çözüleceği vaadinde bulunuyor.

Ticaret savaşı dünya ekonomisinin yavaşlamasına yol açtı. Çünkü daha çok gümrük vergisi daha az ticaret demek. Daha az ticaret daha az büyüme demek. Savaşın şimdiye kadar dünya ekonomisine yarım trilyon dolara mal olduğu tahmin ediliyor. Ve bu daha başlangıç.

Ticaretin azalması en çok kimi etkiler? Elbette şirketleri. Küresel şirketlerin ticaret savaşı nedeniyle küçülmesi, yani daha az ciro yapmaları, daha az kâr elde etmeleri kaçınılmaz.

İşte bu nedenle bir yıldır borsalar dünyanın her yerinde düşüyor. Yatırımcılar hisse senetlerinden çıkıp güvenli limanlara akın ediyorlar.

“Güvenli liman.” Sihirli kelimemize geri döndük. Altın, gümüş, Yen, Bitcoin neden yükseliyor? Çünkü insanlar, ticaret savaşı nedeniyle birikimlerinin değer yitireceği korkusuyla, en azından fırtına yatışana kadar riskli yatırım araçlarından çıkıp güvenli limanlara sığınıyorlar...

Peki riskli yatırım araçları hangileri?

Listenin başında Arjantin Pezo’suyla birlikte Türk Lirası'nın olduğunu biliyoruz, değil mi?

Yazarın Diğer Yazıları

Uber'i savunmak adamı solculuktan çıkarır mı?

15 milyon İstanbullunun meselesi, kendisine sahip çıkacak cesur bir siyasetçiyi beklemeye devam ediyor…

Veterinerlik Fakültesi’nin yüksek fiyatları indirilmeli, devlet hayvan hastaneleri kurulmalı!

Veterinerlik Fakültesi’nin ücretleri, konunun sadece bir ayağı; asıl mesele, devletin hayvanların tedavisi konusunda sorumluluk üstlenmekten kaçınması.

Herkesin küfrettiği kızın öyküsü (veya yeni işçi sınıfı üzerine)

Demokrasiyi savunma sırası prekaryada. Ama bunu yapabilir mi, orası meçhul...