25 Haziran 2020

"Restoran-kafe destek kredisi" gerçeği: Bir avuç büyük tesisten başkası alamıyor

Aslında sektör krediden önce, Almanya'da, Amerika'da olduğu gibi devletin işletmelerin cebine para koyacağı hibe desteğine ihtiyaç duyuyor ama "dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeye kararlı" Türkiye Cumhuriyeti'nin kasasında o kadar para olmadığının herkes farkında

Davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş. Kültür ve Turizm Bakanı'nın zordaki restoran ve kafelere destek diye açıkladığı kredi paketi insanın aklına bu atasözünü getiriyor. Yapılan açıklamaya göre Ziraat Bankası Koronavirüs'ten etkilenen işletmelere düşük faizli kredi dağıtacak. Ne güzel. Güzel de... İşin içine girince kazın ayağının pek de öyle olmadığını anlıyorsunuz.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy'un duyurduğu paket, restoran ve kafelere Ziraat Bankası'ndan 36 ay vadeli, yıllık yüzde 7,5 faizli ve 6 aya kadar ödemesiz kredi verilmesini öngörüyor. İyi de hangi restoran ve kafelere? Turizm Bakanlığı'ndan onaylı olanlara. Yani turistik işletme belgesi bulunanlara…

Koca İstanbul'da turizm işletme belgeli yeme-içme tesisi sayısı 400.

Peki İstanbul'da kaç tane yeme-içme mekanı var? Mekan bilgi sitesi Zomato'ya göre 31 binden fazla

İstanbul'da eğlence hayatının merkezlerinden Nevizade'de bile turizm işletme belgesi sahibi sadece dört adet işletme olduğunu öğrendim. Ve onlar bile destek kredisini alamıyor.

Çünkü turistik işletme belgesinin olması da yetmiyor, bir de sicilinizin temiz olması lazım. Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği Başkanı Aydın Kalaycı'ya göre "Beyoğlu'nda toplam 150 turistik işletme varsa 125'inin sicili bozuk."

"Sicili bozuk" deyince insanın aklına türlü çeşitli olumsuz şeyler geliyor. Sanki bu restoranlar bankaları dolandırmaya kalkmış, krediyi alıp üstüne yatmışlar gibi. Oysa olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Kim salgında borcunu tıkır tıkır ödeyebildi ki? Pek çok kişi gibi restoran ve kafeler de kredi ve kart limitlerini zorladı. İçlerinde temerrüde düşenler oldu. Ve sicilleri bozuldu.

Oysa sektörün uygun koşulla krediye gerçekten çok ihtiyacı var. Koronavirüs en fazla hizmet sektörünü, orada da en çok restoran ve kafeleri vurdu. Aylarca kapalı kaldılar. Ama elektrik ve su faturaları gelmeye devam etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi su faturaları konusunda anlayışlı davranıyor ama İstanbul Avrupa yakasının elektrik dağıtım şirketi BEDAŞ, 1 Haziran'da restoran ve işletmeler açılınca fatura tahsilatı için damlamış...

Kira da ayrı problem… Mal sahiplerinden vicdanlı olanlar salgın sırasında indirimi kabul etmiş. Ama en vicdanlısı bile ine ine kiranın yarısına kadar inmiş. Birçok işletme onu bile ödeyememiş.

Aslında sektör krediden önce, Almanya'da, Amerika'da olduğu gibi devletin işletmelerin cebine para koyacağı hibe desteğine ihtiyaç duyuyor ama "dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeye kararlı" Türkiye Cumhuriyeti'nin kasasında o kadar para olmadığının herkes farkında. Hibe değil kredi olsun. Ama sadece turistik işletme belgesi olana değil, küçüklü büyüklü tüm işletmelere verilecek bir kredi… Sicil affıyla birlikte.

"Bu haliyle destek kredisini büyük otellerden başka alan çıkmaz." Bu sözler Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği Başkanı Aydın Kalaycı'ya ait. Kalaycı'ya göre Ziraat'in paketi büyük işletmeler için dizayn edilmiş: Krediler 1 milyon lira alt sınırdan başlıyor, 20 milyon liraya kadar çıkıyor. Küçük işletme 1 milyon lirayı ne yapsın, nasıl ödesin... Sektörün gerçek ihtiyacı, 50 bin, 100 bin, 150 bin liralık krediler.

Turizm Bakanı Mehmet Ersoy otelcilikten geldiği için küçük restoranların, kafelerin sesini işitmiyor olabilir. Oysa Türkiye'de istihdamın yüzde 75'tan fazlasını küçük işletmeler sağlıyor. Yüz binlerce insanın işi söz konusu. Şu anda restoran ve kafelerde çalışanların büyük kısmı ücretsiz izinde. Devletin verdiği aylık 1.170 lirayla ayakta kalmaya çalışıyorlar. (1.170 lira ile ne kadar ayakta kalabilirlerse.) Devlet desteği gelmezse birçok işletme kapanacak veya el değiştirecek, çok sayıda çalışan işsiz kalacak.

Zorunlu ücretsiz izne çıkarılan çalışanlara verdiği aylık 1.147 lirayı saymazsak iktidar bugüne kadar Koronavirüs'e karşı elini cebine atmadı. "Destek" diye açıklananların çok büyük kısmı banka kredilerinden ibaret. Yani davul bankaların, tokmak Hükümet'in elinde. Ve davulun sesi yakından hiç hoş gelmiyor...

Yazarın Diğer Yazıları

Şehir hastanelerini AVM işletmecisinin satın alması! Halep'teki fabrikaların yağmalanması!

Sansasyonel gazetecilik tarzını yansıttığını düşündüğüm için bol ünlemli, bağrış çağrış yazılardan pek hoşlanmıyorum. Ama bugünkü yazının başlığındaki iki gelişme ünlemi gerçekten hak ediyor.

Netaş ve Teletaş'ın yabancılara satışı Cumhuriyet tarihinin en büyük hatalarından biri miydi?

Sezgin Baran Korkmaz'dan Ziraat Bankası'nın Demirören kredisine, Türkiye'nin gündemi, bir an bile nefes alıp uzun vadeli meseleleri ele almaya imkan tanımıyor. Oysa bugünün sorunlarını çözmek için yapısal meseleleri tartışmak, onlara çözüm bulmak gerek. AKP iktidarının ekonomi politikalarına "AKP'nin müteahhitleri gidecek, muhalefetin müteahhitleri gelecek"ten öte bir alternatif geliştirmek için de bu şart

Dolardaki ani yükselişin 3 sebebi

Karşımızda küresel bir dalga var, FED'in faiz kararı doların sadece TL değil diğer dünya paraları karşısında da değer kazanmasına yol açtı