19 Temmuz 2021

AKP'nin seçim algoritması: Kredi pompala-Diyarbakır'a gidip Kürtler'in oyunu iste

Bayram öncesi ağzımı hayra açmak isterdim ama korkarım yine aynı filmi göreceğiz. Seçim yaklaşırken faizler indirilecek, kamu bankaları eliyle yine kredi pompalanacak. Ve bir süre sonra ekonomi yine duvara toslayacak. AKP iktidardan inerken geriye bir enkaz bırakacak

Bilgisayar mühendisliğine giriş derslerinde algoritma kavramını anlatmak için şu örnek verilirmiş: Şampuanla-durula-tekrarla. Bu, yıkanmanın algoritması.

Yani algoritma sadece matematiğe ait bir kavram değil, hayatta her tekrarlanışında aynı sonucu veren ya da aynı sonucu vermesi beklenen dizgeler de bir tür algoritma olarak değerlendirilebilir.

Ekonomiye kredi pompala-Diyarbakır’a gidip Kürtler’in oyunu iste. Bence bu da AKP’nin seçim algoritması. Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’daydı, çözüm sürecini bitiren tarafın kendileri olmadığını, hâlâ 2005’te durdukları yerde durduklarını söyledi. İki de Kürtçe şiir okudu.

Kısacası AKP’nin seçim algoritmasının bir ayağı çalıştırıldı. (Nitekim Erdoğan’ın Diyarbakır gezisini değerlendiren HDP Eş Başkanı Pervin Buldan geçen hafta, “Seçimler yaklaşırken, Kürt seçmenin oyuna göz diktiler” diyordu.)

Algoritmanın diğer ayağı, yani kredilerde durum ne?

Reuters haber ajansı geçtiğimiz günlerde Hükümet’in yeni bir kredi paketi üzerinde çalıştığını yazdı. Reuters’ın altı kaynağa dayandırdığı habere göre bunun için kamu bankalarına sermaye enjeksiyonu yapılacak; böylece yeni bir kredi genişlemesi için temiz bir sayfa açılacak...

Bu haberin konut fiyatlarındaki olası sonuçlarını "Reuters'ın dediği olursa konut fiyatları çıldırır" başlıklı yazımda anlatmaya çalışmıştım. Bugün siyasi sonuçlarına bakalım.

Açılacak yeni kredi paketinin ev fiyatlarını çıldırtacağına şüphe yok ama ekonomide hormonlu bir canlılık yaratacağı, işsizlikte bir nebze de olsa azalmaya yol açacağını da yadsıyamayız.

İnşaat katma değeri düşük ama ekonomi üzerindeki etkisi çok büyük bir sektör. Çimentodan mobilyaya, onlarca sektörü etkiliyor. Bundan önce krediler ne zaman artırılsa konut, mobilya, beyaz eşya, çimento vb. satışları patlamıştı.

Mesela geçen yaz böyle olmuş, kamu bankaları konut kredilerinin faizini 0.64'e çekince gayrimenkul satışlarında büyük bir artış yaşanmış, onu diğer sektörlerde yaşanan canlılık izlemiş ve ekonomi 2020'nin üçüncü çeyreğinde (Temmuz-Ağustos-Eylül) yüzde 6.7 büyümüştü.

Sadece geçen yaz değil, iktidar partisi bu politikayı pek çok kez kullandı. Örneğin 2017'deki başkanlık referandumu öncesinde Kredi Garanti Fonu (KGF) eliyle şirketler kesimi ve esnafa 250 milyar TL'lik dev bir kaynak sağlandı. O sayede ekonomi o yıl yüzde 7.4 büyüdü, Türkiye Çin'den sonra dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu ve bu sayede referandumdan kılpayı da olsa evet çıktı. (Belki de çıkmadı ama en azından evet ve hayırların birbirine yakın olması sağlandı.)

Bu politika 2018 haziranındaki başkanlık ve milletvekilliği seçimleri öncesinde de sürdürüldü. Ekonomi ilk üç ayda yine hormonlu şekilde yüzde 7.4 büyüdü, Cumhur İttifakı, milletvekilliği seçimlerinde kılpayı da olsa çoğunluğu kazanmayı başardı...

Kısacası ortada daha önce denenmiş, sonuç verdiği görülmüş bir algoritma var: "Ekonomiye kredi pompala-Diyarbakır'a gidip Kürtler'in oyunu iste."

Nitekim eski Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Babuşçu da geçtiğimiz günlerde sosyal medyada, "Kamu bankalarında sermaye artırımı gerçekleştiriliyorsa bilin ki erken seçim yaklaşmış demektir" değerlendirmesi yapıyordu.

İktidarın seçim algoritma bir kez daha çalışır mı? Ben "Papaz her zaman pilav yemez" diyenlerdenim. Ekonomide deniz bitti, yeni bir sıçrama için zemin bu sefer çok zayıf.

Ama bunu söylemek, algoritmanın iktidar partisine hiç getiri sağlamayacağı anlamına gelmiyor.

Geçen yıl kredi paketiyle sağlanan büyüme gerçekten çarpıcıydı: 2020'nin ikinci çeyreğinde yüzde 11 küçülen ekonomi üçüncü çeyrekte dipten dönerek yüzde 6.7 büyüdü. Bunun kamu bankalarının açtığı düşük faizli kredi paketiyle mümkün olabildiğini yukarıda görmüştük.

Doping iğnesi yapılan atlar yarıştan sonra çatlar. Türkiye ekonomisinde de durum farklı değil: Kredilerle iç talebi canlandırmak ve işsizliği bir nebze azaltmak mümkün ama bu yöntem ne zaman kullanılsa dolar uçuşa geçiyor, ekonomi duvara tosluyor.  Çünkü iç talepteki suni artış ithalat ve cari açığı patlatıyor; cari açık patlayınca dolar patlıyor.

2017 Referandumu ile 2018 haziran seçimleri sonrasında, o yılın ağustos ayında da böyle olmuş, iktidar seçimi kazandıktan kısa süre sonra Rahip Brunson Krizi doları uçuşa geçirmiş, kuru patlatmıştı.

Bayram öncesi ağzımı hayra açmak isterdim ama korkarım yine aynı filmi göreceğiz. Seçim yaklaşırken faizler indirilecek, kamu bankaları eliyle kredi pompalanacak. Ve bir süre sonra ekonomi yine duvara toslayacak. AKP iktidardan inerken geriye bir enkaz bırakacak.

Erdoğan'ın Diyarbakır gezisi ve Reuters'ın kredi paketi haberi, Türkiye'nin seçim sathı mailine girdiğinin işareti..

Herkese iyi bayramlar.

Yazarın Diğer Yazıları

BİM, A101 olmasa halkın aç kalacağını biliyor mu acaba?

Cumhurbaşkanı’nın iddiasının aksine, BİM ve diğer indirim marketleri olmasa milyonların işsiz kaldığı pandemide şehirlerde yaşayan alt gelir grupları aç kalırdı! İktidarın, şehir yoksullarının ayakta kalmasına destek olan bu marketleri hedefe koyması, sokaktan ve hayattan ne kadar koptuğunun bir başka göstergesi. Saraydan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi lokantasından çıkıp hayatın içine biraz karışmalarını tavsiye ederim.

Kritik toplantı öncesi Külliye ve Merkez Bankası arasında İngilizce ve enflasyon soğukluğu iddiası

Külliye’nin Merkez Bankası’na soğuk tavrının başka nedenleri de olduğunu duydum. İddialara göre Şahap Kavcıoğlu’nun İngilizcesinin yetersiz olması Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kızdırdı. Kavcıoğlu’nun manşet enflasyona göre daha düşük olan çekirdek enflasyona vurgu yapmaya başlamasının arkasında da son olaylar sonrasında Külliye’de oluşan soğuk tavrın etkisinin olduğu konuşuluyor.

Fuat Uğur haklı, enflasyon AKP ve Erdoğan’ı götürecek

“Enflasyon zaten düşecek” argümanına piyasayı ikna etmesi artık mümkün değil. Çünkü yukarıda gördüğümüz gibi bütün veriler enflasyonun düşmeyeceğini, baz etkisiyle hafif düşse bile hemen ardından yeniden yükselişe geçeceğini gösteriyor.