12 Ekim 2012

AB İlerleme Raporu: Sendikal Haklarda Gerileme Var

Avrupa Birliği’nin 2012 Türkiye İlerleme Raporunda temel hak ve özgürlüklere ilişkin ağır eleştiriler içinde sendikal haklara ilişkin olanlar da önemli bir yer tutuyor

Avrupa Birliği’nin 2012 Türkiye İlerleme Raporunda temel hak ve özgürlüklere ilişkin ağır eleştiriler içinde sendikal haklara ilişkin olanlar da önemli bir yer tutuyor. 2012 İlerleme Raporu 1998’den bu yana açıklanan raporlar içinde sendikal haklara ilişkin en ağır ifadelerin yer aldığı rapor oldu. Önceki ilerleme raporlarında da Türkiye’de sendikal hak ihlalleri vurgulanıyor ve Türkiye’nin sendikal mevzuatını ILO sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı’na uygun hale getirmesi isteniyordu. Ancak 2012 İlerleme Raporu bu alanda en açık sözlü,  sert ve kapsamlı raporlardan biri oldu.

 

Sendikal mevzuat ILO sözleşmeleri ve AB standartlarına aykırı

 

Sendikal hak ihlalleri raporun pek çok yerinde vurgulanırken özellikle “siyasi kriterler” ve “sosyal politika ve istihdam”  başlıklarında bu konuya özel vurgu yapıldığı görülüyor. Rapor sendika ve işçi haklarında ilerleme değil, gerileme olduğuna ilişkin çok sayıda örneğe yer vermektedir. Raporda sendika kapatmalar ve sendikalara yönelik baskılara ilişkin şu saptamalar yapılıyor:

“Sendikaların iç işlerine devlet müdahalesi devam etmektedir. Sendikaların çalışma hayatı ile ilgili eylemleri ve gösterileri düzenli olarak kısıtlanmakta ve bazı durumlarda güvenlik güçleri tarafından zor kullanılarak dağıtılmaktadır. Birçok sendika ve sendika aktivisti, “terörist faaliyet” iddiası ile polis baskınları, cezai kovuşturma ve tutuklama ile karşı karşıya kalmaktadır.”

Raporda yargıç ve savcılar sendikası Yargı-Sen’in Ankara Valiliği tarafından yapılan başvuru üzerine, sendikanın ulusal mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle kapatıldığı vurgulanıyor. Rapor, Avrupa standartlarının, yargıçlara bağımsızlıklarını, çıkarlarını savunmak ve hukukun üstünlüğünü desteklemek üzere mesleki örgütler kurma ve bunlara üye olma hakkı  verdiğinin altı çiziliyor.

Raporda KESK’e yönelik baskılar bir kaç ayrı yerde ele alınıyor ve Genel Başkanın da aralarında olduğu 70 sendika aktivistine yönelik tutuklamalar ve polis baskınları örgütlenme özgürlüğü üzerine gölge düşüren uygulamalar olarak gösteriliyor.

Orduda çalışan sivil personelin sendikası olan Sime-Sen’in, Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde çalışan sivil personelin sendika kurması ve sendikaya üye olmasına izin verilmediği için bir kapatma davası ile karşı karşıya olması raporun altını çizdiği bir başka sendikal baskı örneği.

2012 İlerleme Raporu, önceki raporlarda olduğu gibi Türkiye’nin sendikal haklarla ilgili mevzuatının ILO sözleşmeleri ve AB müktesebatına uygun olmadığını vurguluyor. Rapor kamu çalışanlarının ilk toplu pazarlığı yapmasını sağlayan yasal düzenlemenin yapılmasını not ettikten sonra şu saptamayı yapıyor:  “Ancak, yeni yasa, özellikle kamu çalışanlarının grev hakkı, toplu pazarlık süreci ve uyuşmazlıkların çözümü konuları ile geniş bir kamu çalışanı kategorisini kapsayan sendika kurma ve sendikalara üye olmaya yönelik sınırlamalar bakımından AB müktesebatı ve ILO sözleşmeleri ile tam olarak uyumlu değildir.”

Rapor, Mayıs ayında sivil havacılık sektöründe grevi yasaklayan düzenlemenin Türkiye’nin çalışma mevzuatını AB ve ILO standartlarından uzaklaştırdığının altını çiziyor.

Raporun bir diğer saptaması ise mevzuatın sağladığı haklarının uygulamada kullanılamamasına yönelik: “Mevcut mevzuatın tanıdığı sınırlı işçi hakları, açıkça sendika üyeliği ile bağlantılı olarak çeşitli işten çıkarma nedeniyle çalışanlar için kullanılabilir durumda değildir.” Böylece çalışma hayatının kanayan yarası olan sendikal nedenli işten çıkarmalar gerçeği AB raporuna da yansımış oldu.

 

Grev ve sendikalaşma hakkı ağır sınırlamalarla karşı karşıya

 

Rapor siyasi kriterler yanında Üyelik Yükümlülüklerinin Yerine Getirilmesi bölümde 19 numaralı Sosyal Politikalar ve İstihdam başlığı altında da kapsamlı eleştirilere yer vermektedir. Bu başlık altında çalışma hukuku alanında AB müktesebatına uyum sağlama yolunda ilerleme sağlanamadığı vurgulanmakta ve şu değerlendirmeler ile eleştirilere yer verilmektedir:

“Sosyal diyalog alanında sınırlı ilerleme kaydedilmiştir. Kamu çalışanları sendikalarına ilişkin yasa 2012 Nisan ayında kabul edilmiştir. Ancak kamu çalışanları konfederasyonlarının yoğun eleştirilerine rağmen yasada nihai karar verici mekanizma olarak zorunlu tahkim yolu yer almıştır. Kamu çalışanları sendikalarına ilişkin yasa AB ve ILO standartlarına uyum sağlamakta eksik kalmıştır.”

Rapor Meclis gündeminde olan toplu iş ilişkileri yasa tasarısına ilişkin eleştirilere de yer vermektedir: “Toplu pazarlık için aranan yüksek barajlar, toplu sözleşme yapılma imkanını kayda değer ölçüde sınırlamayı ve bundan dolayı toplu pazarlık hakkının tam olarak kullanılmasını engellemeyi sürdürmektedir. Dahası, her bir sektördeki işçi sayılarına ilişkin istatistiğin otoritelerce yayınlanmamış olması, aylardır, yeni toplu iş sözleşmelerinin sonuçlandırılmasını engellemektedir.”

Rapor grev hakkına ilişkin sınırlamaları da eleştirmektedir: “Türkiye, grev hakkını aşırı derecede sınırlamaktadır. Mayıs 2012’de Hükümet, sivil havacılık sektöründeki işçileri de grev hakkının dışında bırakan bir yasayı kabul etmiştir. İşçilerin temel haklarını kaybetmelerine karşı yaptıkları protestonun ardından 300’den fazla havayolu işçisi işten çıkarılmıştır. İşçilerin grev hakkından mahrum bırakıldıkları faaliyetlerin sayısının artması, Türkiye’yi AB ve ILO Standartları ile uyumlu bir şekilde sendikal haklara saygı göstermekten bir adım daha uzağa itmektedir. Türkiye, Savunma Bakanlığı’ndaki sivil personel örneği gibi belli mesleki kategori veya belli hizmetlerde sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkını da aşırı derecede sınırlamaktadır.”

Rapor, kısıtlayıcı yasal düzenlemeler ile sendikal haklardan yararlanmadaki zorlukların neticesinde, sendikalaşma düzeyi ve toplu sözleşmelerin kapsamının oldukça düşük kaldığını ve bu oranın kayıtlı işçilerde yüzde 8 olarak tahmin edildiğini belirtmektedir. Rapor  Türk Ekonomik ve Sosyal Konseyi 2009 yılından bu yana toplanmadığı not etmektedir. Ekonomik Sosyal Konsey’in 2010’da Anayasal statüye kavuşturulduğunu belirtelim. 

Sonuç olarak 2012 AB ilerleme raporu Türkiye’de işçi hakları ve sendikal haklar konusunda ilerleme değil gerileme olduğunu saptıyor. Çalışma hayatında ve sendikal haklarda yaşanan sıkıntılara ilişkin gerçeğe oldukça yakın bir resim ortaya koyuyor.

Ne ekersen onu biçersin. AKP hükümetinin dozu giderek artan sendikal hak ihlalleri AB’nin aynasına böyle yansıdı. Hükümet ve AKP yetkilileri 2012 İlerleme Raporu konusunda şaka gibi saçma tepkiler göstermek yerine, “nerede hata yaptık” diye düşünmeye başlasalar iyi olacak. Ancak efelenmenin iğvasına kapılmış gidiyor gibiler...

Yazarın Diğer Yazıları

Özel madenlerde işçi ölümleri oranı, kamu madenlerinden 16 kat daha fazla!

Siirt’teki katliam açık maden sahalarında yaşanan ilk katliam değil

Dünden bugüne üniversiteye karşı bitmeyen kötülük

Kimsenin şüphesi olmasın, bu hukuksuz ve haksız karar er geç ortadan kalkacak...