27 Aralık 2015

Hadi komşumuzu ihbar edelim belki bir şeyler değişir!

Büyük abi falan değil onlardan önce komşun, iş arkadaşın, ailen, sevgilin seni dikizliyor dikkatli ol...

Nasıl büyük paranoya idi soğuk savaş dönemi. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde kimlerin KGB gizli servisi için çalıştığı bilinmez ve herkes birbirinden kuşku duyardı. KGB’den değilsen düşman, Amerikan ajanıydın. Her eve kayıt cihazları yerleştirilmiş olabilir, herkes takip ediliyor olabilirdi. Okuduk, izledik, duyduk.

Aradan yıllar geçti teknolojinin bilişim alanındaki gelişimi baş döndürücü hal aldı. Bu teknoloji o zaman ellerinde olsaydı neler olurdu acaba? Bugün elinde imkanları olanlar nasıl kullanıyor peki? Önceleri çok hayran olduk, büyülü bir şeydi hayatımıza giren her yenilik. İlk cep telefonunu sevgilimin elinde gördüğümde, ki pek cebe sığar tarafı yoktu ve bugünü düşününce evdeki telsiz telefondan halliceydi ama şaşkınlıkla bakmıştım. İsmi yazıyordu aradığın kişinin, vay be numarayı aklında tutman ya da telefon numaralarının kayıtlı olduğu küçük ajandalar taşıman gerekmiyordu. Telefon kartı ve ankesörlü telefon da aramana gerek yoktu. Nostaljide boğulmadan bu hayranlık uyandıran ilerleyişler ne noktalara vardı ve daha hangi sınırları zorlayacak kendi zihinlerimizdeki ufuk çizgisinde kalsın. Asıl bu makineler bizi nasıl esir aldı oraya gelmek isterim. Her yer kameralarla doldu mesela. Sokaklar, evler, iş yerleri, konser salonları, havaalanları, restoranlar ve nerede olduklarını bilmediğimiz sayısız gizli kameralar. Her yerde el ve ayak izlerimizi bırakan daha bir sürü kayıtlama sistemleri gelişti. Kredi kartları ile yaptığımız alışverişler, cep telefonları ve navigasyonlar, chek-inler, sosyal medya paylaşılan fotoğraflar, yorumlar, sağlık kayıtları, sigorta şirketlerine açık edilen mahremiyetlerimiz, e-postalarımızdaki yazışmalarımız, internetteki gezindiğimiz tüm siteler... Hakkımızda tüm kimlik analizi bunların toplamından kolaylıkla yapılabilir hale geldi.  Herkes kocaman bir bilgi bankası ve data kirliliği demek aynı zamanda. İhtiyaç duyulduğunda iç çamaşırımızın rengine kadar bizi dünyanın her yerinde tanımlayabilecek küçüklü büyüklü izleme araçlarının yerine göre önemli, çoğu zamansa gereksiz aktörleriyiz. Telefonda dinlendiğimi düşündüğüm zamanlarda dinleyene acırım bir parça ben jinekolog hekimim, hayattan soğur benim telefonumu dinleyen ve bu kadar çok çalan telefon için benim dışımda devletin bir çalışanının da uykusuz kalması yazık değil midir aslında?

Bunca izleme yolunun olduğu yerde suç kalmaz diye düşünüyorum safça. Ne zararı var ki bunun? Bak ne güzel bu sayede işlenen suçlar izlenebiliyor ve failler kolayca bulunup, cezalandırılıyor. Aptal olma onlar 45 dakikalık (insani sürelerdeki) Amerikan dizilerinde süpersonik polis ve ajanların çözdüğü ve adaletin dağıtıldığı sanal dünyalarda oluyor. Ayan beyan kamera kayıtları, balistik raporlarının olduğu nice cinayet hala faili meçhul kalıyor ülkemde. İsim saymaya, hafıza tazelemeye gerek var mı? Yok canım onca izlenme, dinlenme ne için o zaman? Adalet dağıtmak değil ise asıl mesele senin, benim sosyal medyada ne paylaştığımdan kime ne? Vesselam teknoloji bizi fena esir aldı. Biz özgürleştiğimizi, her bilgiye hızlı ve kolayca ulaştığımızla avunurken çok fena ters köşe olduk sanki.  Mesela en son ne zaman mesajlarına baktın, okudun, hatta belki okudun da kafan pek basmadı seçenekleri de çıkarak zenginleşen bir ihbar sistemi. Bu arada sen de senin izlenmen kadar izlemeyi seviyorsun tabii. Maşallah tüm toplum hafiye olduk birbirimizin peşindeyiz.

Yeni bir sistem de iş yerlerinde, büyük şirketlerde gelişmeye başladı; ‘ihbar hatları’! Seni korumaya çalışıyor gibi yapıyorlar hani mobbing, taciz falan olursa bize bildir çözelim gibisinden ama çoğu zaman elinde gücü ve yetkisi olanlar tarafından uygulanmakta olan bu eziyetleri kime şikayet edeceksiniz, bu şikayetler sonunda kimin önüne gelecek? Her şey o kadar sakil ki, kurduğun ya da kullandığın sistem gelip seni vurabilir. İlkokuldan beri arkadaşını şikayet ederek prim yapmayı öğrenerek çocukluktan çıkanlar büyüyünce komşusunu ihbar etti mesela inançları yüzünden, Çorumlar, Maraşlar, 6-7 eylüller yaşandı ülkemde. Dünyada Yahudiler komşuları tarafından teslim edildi gestapoların eline.

Kimi zaman zalimlikten, ezip yok etmek için, kimi zaman korkudan, kimi zaman hayatta kalmak için şikayet eder, teslim ederiz. Kardeş kardeşe yapar, anne çocuklarına, öğretmen müdüre, komşun belediyeye, şoför trafik polisine, başbakan cumhurbaşkanına, cumhurbaşkanı halka böyle sürer gider. ‘Öğretmenim Ali defterimi yırttı’ yerine ‘Ali neden defterimi yırttın?’ diyen bir nesle dönsek ya güzel olmaz mıydı mesela?

Bazen bir şeyleri düzeltmenin yolu görünür, ihbar etmek, şikayet etmek. Adam karısına eziyet ediyordur şikayet edersin polise, gelir barıştırırlar dayakçı kocayla, ağzı burnu kırılmış karısını, kutsal aile birliği polis baskısında o anda düzelmiştir sonra 3. sayfada kadın cinayetinde okursun tanıdık olmayan bir sürü isimin yanında komşununkini de. İşte o andaki tüm iyi niyetinle yaptığın şikayetin tuzla buz olmuştur.

Emniyet şeridinde giden araç için son teknoloji cep telefonunla polisi ararsın, ilerlemeyen trafikte cep telefonu ile konuştuğun için cezanı yersin, emniyet şeridinden giden cengaver çakarları açar birazdan, kimin imtiyazlısı olduğu meçhul sana nanik yapar sen bilmezsin. İhbar elinde patlar.

Kaçak kat çıkıldığını, kaldırımının işgal edildiğini, sokağının otoparka döndürüldüğünü, restoranda çalan müziğin evin içinde çalarcasına yüksek olduğunu belediyeye şikayet, ihbar edersin, izinleri olduğu söylenir, kanunsuz bir sürü izin gibi kılıfına uygun alınmış izinler nedeniyle ya evini taşırsın ya müziğin ritmiyle uyumaya, çalışmaya alışır, arabanı kapının önündeki kaldırıma para vererek park edersin. İhbar bir kez daha elinde patlar.

Saymakla sonuçlanamayan bu apartmanın emekli albayı tavrımız masumdur ne olursa olsun. Çözümünü gene yetkililerden arar. Kendi kanunlarını uygulamaya başlama ve anarşinin doğuşu sanırım ne kadar süre ve ne şiddette duvara çarptığınla ilgili olarak ortaya çıkacaktır.

Teknoloji bizlere hizmetkar oldukça harika ama bir çok şeyde olduğu gibi bunda da esir alındık gibi. Bizi tanımlayan onca bilgiyle bizler kendi kendimizi zaten ifşa ve ihbar etmekteyiz. Düşüncelerimizden dolayı sınıflara ayrılıp, çoktan kümelendirildik. Büyük abi falan değil onlardan önce komşun, iş arkadaşın, ailen, sevgilin seni dikizliyor dikkatli ol... Küresel paranoya ve WIS (World Intelligence Service) hayırlı olsun hepimize. 

Yazarın Diğer Yazıları

Benim bedenim, benim yumurtam, benim kararım

Yumurta dondurmak yani doğurganlığını istediği zamana ertelemek için kadınları kurallarla hizaya sokamazsınız. Hekim olarak itirazım var. Kadın olarak itirazım var

Bir doktor olarak Covid-19 güncem: Bir ayda hasta yakını da oldum, hasta da...

Virüs aramızda. Etkisini zayıflattığı söylense de kimi seçeceğini, ne derecede hasta edeceğini bilemezsiniz

Gözümle görmesem de inanırım, sen de inan Covid-19 var

Yaşlı ve riskli gruplar dışında en büyük kayıplar sağlık çalışanlarından olacak. Yıllar içinde mesleğimizin onuru ayaklar altına alındı, doktorlar şiddet gördü, öldürüldü. Bugün bizi alkışlayan ellerin, bize sevgi, şükran, minnet duygularını ifade eden herkesin bu topluma da bunu hep hatırlatıyor olmasını diliyorum. Motivasyonumuz alkışlardan çok iyileştirebildiğimiz hayatlardır...