15 Temmuz 2019

Eski tas, eski hamam, eski AKP

On gün daha, sonra bir on gün daha tüysem bir şey değişmeyeceğine göre tembelliğin alemi yok

Son Tırmık’ta “On gün yokum. Bilgisayar da, cep telefonu da, ben de kapalıyım” demiştim. Kendi kendime de “Türkiye çok hareketli bir ülke. Bu on günde kim bilir neler olacak, neler değişecek” diye düşünmüştüm.

Yanılmışım. Fena yanılmışım.

On gün ışık hızıyla geçti ve ben yine kürkçü dükkanındayım ve hamam da eski, tas da eski, AKP de, Reis de eski…

İstanbul seçimlerinde burnu fena sürtülen Reis, su alan gemisinin deliklerini tıkamak için çabalıyor. Kendi milletvekillerinin “Babacan – Gül ekibi parti kurarsa AKP grubundan epey milletvekili koparır mı” sorusuna verecek cevabı yok, geçiştiriyor. Kapalı kapılar ardında kimine bakanlık teklif ediyor. kimilerinin ağzından “sistemi gözden geçireceğiz” diye oyalama mesajları sızdırıyor,

Eh, on gün önce de böyleydi…

Babacan – Gül takımında da ciddiye alınabilecek bir değişiklik yok. Hâlâ bir parti kuracaklar. Ama ne zaman, kimlerle, hangi çizgide? I-ıh, bu soruların da siyasal dedikodu dışında cevabı yok.

İyi de on gün önce de bu böyleydi.

Dolar yine ve hâlâ asansörde sıkışıp kalmış, bir iniyor, bir çıkıyor. T24’de bizim Barış Soydan da bir “Dolar neden indi”, bir “Dolar neden çıktı” sorusuna cevap yetiştiriyor. Ben olsam “inerse şunu, çıkarsa bunu koyun” diye birer yazı bırakır on günlük, hatta on aylık bir tatile çıkarım. Çünkü devletin dümeninde kayınpeder, ekonominin dümeninde damat oldukça dolar inecek çıkacak, sonra yine inecek yine çıkacak. Ama 2018 Ağustos’unda AKP Reis’inin ağzından öfke köpükleri saçarak “Uluslararası şer odakları bize kumpas kurdu” diye kükrediği günlerdeki 4.92 düzeyine artık inmeyecek (kesin bilgi)…

Yani dolar cephesinde de on gün öncesinden farklı bir gelişme yok.

Mayıs sonuna doğru bizzat AKP Reisi’nin büyük müjdeymiş gibi ilan ettiği “Yargı Reformu Strateji Belgesi”nde ağızlara bir parmak bal çalmaktan öteye tek adım atılmadı. Adalet Bakanı’ndan AKP medyasının palavra habercilerine kadar çok ağızın yinelediği “Meclis tatile girmeden kanun çıkacak” dedikleri reform paketi Meclis’e bile getirilmedi. Anlaşılan Reis hâlâ “Bu paketten kimler yararlansın, kimler yararlanmasın” konusunda bir karara varmamış.

Eh, on gün önce de durum farksız değildi.

Başka?

Cumhuriyet davasında birlikte mahkûm olduğumuz, ancak onlar az ceza yedikleri için hapse atılan, bencileyin çok yiyenlerin serbest dolananların durumunda da bir değişiklik yok. Altı can arkadaşım Kandıra F tipinde volta atıyorlar.

Osman Kavala, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak Silivri’de, Selahattin Demirtaş Edirne’de, İdris Baluken, Gültan Kışanak gibi HDP milletvekili dostlarım, arkadaşlarım da çeşitli “yurdum hapishaneleri”nde volta atıyorlar.

* * *

On gün daha, sonra bir on gün daha tüysem bir şey değişmeyeceğine göre tembelliğin alemi yok.

Yani bıraktığımdan farksız koşullarda, kaldığımız yerden devam edilecek.

Böylece, idman niyetine yazılmış sade suya tirit bir Tırmık ile işbaşı yapıyorum…

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Şüphe varsa basın kartı yok(muş)

Fahrettin Altun ve adamları şüphelendilerse, kendileri şüphelenecek kadar bilgiye sahip değillerse, polis istihbaratının, o da olmazsa MİT’in bilgisine başvurmuşlar ve şüphe bilgisi aldılarsa konu kapanmıştır, o gazeteci artık gazeteciden sayılmayacaktır

İktidara kazık kakmanın binbir yolu

Ana muhalefet sadece suç yuvası, merkezi olarak göstermekle yetinilmez, medya olanakları sonuna kadar zorlanarak yasadışı bir örgüt gibi göstermeye hız verilir...

Mustafa Ekmekçi’ye mektup

23 yıl önce çocuk olanlar bu gün birer yetişkin, birer gazete okuru. Onlara "Mustafa Ekmekçi benim ağabeyimdir, ustamdır. Mesleğimizin övünçlerinden biridir" desem, mümkündür ki "Mustafa Ekmekçi de kimdir ey Aydın Engin" diye soranlar çıkacaktır