02 Ekim 2021

Bugün 64 yaşında ve 1432 gündür hapiste

Silivri’de 1432. voltanı atarken bir arkadaşının, birlikte epey işler kotardığın bir arkadaşının seni kucakladığını ve sana çok yalın, çok içten bir “Nice yıllara Osman, nice yıllara kardeşim” dediğini duyumsa…

Osman,

Bugün senin kişiliğinde simgelenen hukuk cinayeti (evet, cinayeti) üstüne öfkeli, çok öfkeli bir Tırmık yazmak yerine sana mektup yazmayı yeğledim.

Bu mektubu sana yollamayacağım. Belki bir avukat arkadaş kağıda basıp sana iletir. İletilmese de dert değil. Silivri’de 1432. voltanı atarken bir arkadaşının, birlikte epey işler kotardığın bir arkadaşının seni kucakladığını ve sana çok yalın, çok içten bir “Nice yıllara Osman, nice yıllara kardeşim” dediğini duyumsa…

Ey okur, sen de mutlak anlamda, sözcüğün bütün yüklemi ile bir hukuk cinayet işlenerek hapiste tutulan Osman Kavala’nın 1432 gündür Silivri’de zorla konuk edildiğini sakın unutma. Hapis yattıysan zaten bilirsin; yatmayan da düş gücünü çalıştırsın. Mapus damında gün olur bir saat bir yıl gibi gelir.

Marifet odur ki her gün, her saat başının gölgesini önüne düşürmeden voltanı atar, kitabını okur ve ülkenin er geç bir gün özgürlüğe ve adalete kavuşacağına ilişkin umudunu yitirmezsin.

Tıpkı Osman Kavala gibi.

*   *   *

Osman,

Yeri geldi bir anı aktarayım.

2020 Şubatındaki duruşmada mahkeme senin için tahliye kararı verdiğinde duruşma salonunda bir alkış ve sevinç dalgası esti. Duruşmanın o bölümünü birlikte izlediğim,  gazetesinin Türkiye temsilciliğini yapan bir Alman kadın meslektaşım boynuma sarıldı ve neredeyse sevinç gözyaşları ile “Biz kazandık Engin, hukuk kazandı” dedi.

İçime mi doğdu, yoksa daha önce yaşadığım kötü deneyimler mi söyletti bilmiyorum ama ona “Erken sevinme. Osman çıktı mı? Aramıza katıldı mı, ona sarıldık mı” diye sordum.

Birkaç saat sonra İstanbul adliyesinde Saray’ın talimatlarını gözlerini kırpmadan uygulamakla yükümlü ekip, utanmadan hukukçulara özgü cüppelerini kuşandılar ve seni daha önce yargılanıp tahliye edildiğin bir suçlamadan bir kez daha tutukladılar.

Genç ve fırlama bir haberci “Hani ‘indi - bindi’ derler ya abi, Osman Kavala da ‘çıktı - girdi” dedi. Başka zaman olsa gülerdim, ama o an Ege’nin un sunturlu küfürlerinden birini salladım.

Alman gazeteci arkadaşım ise “Sen erkek Kassandra’sın Engin. Hani Troya kralı Priamos’un kızı, felaketleri önceden söyleyen bilici kadın Kassandra’nın  erkek halisin” buyurdu. O gün bugün taa Almanya’dan telefon edip Türkiye’de olup bitenler üstüne bilgi ister, sohbet ederken söze “Hallo Herr Kassandara” (Merhaba bay Kassandra) diye giriyor.

Yani Osman senin yüzünden adım felaket habercisine çıktı.

*   *   *

Osman,

Senin sürüp giden dava(ları)nda AYM ne dedi, AİHM ne dedi, 1. derece Mahkeme (mahkeme?) ne diyor, Avrupa Konseyi n’apıyor gibi sorularla, onlara verilen kimi iyimser, kimi çok iyimser cevaplarla ilgilenmiyorum.

Seninle ilgili söylenmedik, söylemediğim, yazmadığım ne kaldı? O yüzden lâfı  da, yazıyı da uzatmayacağım.

Ben bu gün sadece senin doğum gününü kutlamak istedim.

Osman, nice yıllara, nice yıllara kardeşim…

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bir hayat, üç dönem, bin anı, bin tanıklık…

Bir kitap okudum. Çocukluktan bugüne, 80'i aşmış bir hayat öyküsünü… Yazmadığım bir kitapta kendimi okudum.

Yine Osman Kavala üstüne, yine işe yaramaz bir yazı

Kavala tutukluymuş, henüz mahkeme hüküm kesmemiş, hakkında AYM'nin, AİHM'in kararları varmış…. Geçiniz. Tek başına hüküm kesen bir yargıç var artık. İnandım, bizde yargı sahiden bağımsız. Hukuktan bağımsız…

Sermaye için küresel, göçmenler ve mülteciler için ulusal

Sermaye için hemen hemen sınır kalmadı. Buna karşılık işçiler, emekçiler, sermaye sahibi olmayanlar için ulusal sınırlar, daha da güçlendirilmiş olarak varlığını koruyor ve sürdürüyor. Adeta tarihsel bir ironi yaşıyoruz.