12 Eylül 2013

Bir yılan hikâyesi: Demokratikleşme paketi

Eğer yetiştirebilirlerse "Demokratikleşme paketi"ni Cuma günü bizzat Başbakan açıklayacak… Haberin başlığı bu kadardı ve bence haber de bundan ibaretti ve bu kadarı bile içime sıkıntılar basmasına yetti.

Eğer yetiştirebilirlerse "Demokratikleşme paketi"ni Cuma günü bizzat Başbakan açıklayacak…

Haberin başlığı bu kadardı ve bence haber de bundan ibaretti ve bu kadarı bile içime sıkıntılar basmasına yetti.

Sizi de sıkıntı bastı mı ?

"Ne bitmez tükenmez, bir türlü çıkmaz  demokratikleşme paketiymiş bu" dedirtti mi ?

Bana dedirtti.

Tamam pakette toplumun  Kürt siyasal hareketi dışında kalan kesimlerini de ilgilendiren "bir şeyler" varmış.

İyi.

İyi de yangın bacayı sarmak üzere. Kandil kendini aldatılmış hissediyor.  Çekilme tamamen bittikten sonra AKP fetbazlarının dönüp “Nanik” yapması olasılığını akıllarından çıkaramıyorlar.

Doğrusu bu güvensizliği beslemek için AKP Hükümeti, hele hele hükümetin başı bugüne dek elinden geleni ardına koymadı.

Anadilde eğitim mi ?

Asla olmaz!

Terörle Mücadele Kanununda değişiklik yapılarak eline silah almamış Kürt siyasetçileri bile dört yılı aşkın süredir hapiste tutan, KCK davası bağlamında binlerce Kürt’ün  bu “rehin alma” işleminden kurtarılması mı ?

Yoooo. Yargı bağımsızdır; yargının işine karışmayız…

(Bilmiyor muydunuz? Yargı bağımsızmış. Hani haberiniz olsun…)

Anayasa’da etnik kimlik vurgulu ulus tanımını değiştirmek mi ?

Valla zor be !..

Türkleştirilen belde adlarının aslına döndürülmesi mi ?

Ayrıntılı bir çalışmayı gerektiyor. Kimi Kürtçe, kimi Ermenice, kimi Arapça, kimi Rumca… Nihayet Türklerin de hassasiyetini gözönüne almak zorundayız di mi ?

Bu saydıklarım özellikle Başbakan tarafından geçtiğimiz Newroz’da Öcalan’ın "Artık silahlar değil fikirler ve siyaset konuşacak" demesiyle ilk önemli adımın atıldığı genel kabul gören "barış süreci" başladıktan sonra ve sık sık dile getirildi.

E peki yarın açıklanma ihtimali olan "demokratikleşme paketi" bu sayageldiğim adımları içermeyecekse; anadili özgür bırakacak, anayasal yurttaşlığı gerçekleştirecek, TMK denen berbat yasayı çöp sepetine atacak bir içerik taşımayacaksa Kürt siyasal hareketinin boynunu büküp "Ne yapalım kaşığında çıkanı yiyeceksin. Demek bu kadarı ile yetinip şükretmemiz gerekiyormuş"  demesini bekleyen var mı?

*    *    *

Sezebildiğim, sözüne güvendiğim Kürt siyasetçilerle konuşmalarımdan çıkardığım kadarıyla Kürt siyasal hareketi "yeniden silahların diline dönmeyi" düşünmüyor, istemiyor.

Ancak silahların dilinden başka  ve demokratik direniş olanak ve yöntemleri olduğunu da iyi biliyorlar.

Yani AKP’li siyaset esnafı aslında bir karar arifesinde.

Ya demokratikleşyme paketini  bir oyalama, "Yersen hemşerim" dayatması olmaktan çıkarıp Anayasal yurttaşlık, anadilde eğitim ve TMK denen ucube yasanın çöpe atılmasına gidecek kararlar ablacaklar ya da…

Ya da vakit varken biber gazı, toma suyu ithalatını için kolları sıvayacaklar.

Yani ortada  bir seçme, bir tercih zorunluğu var ama bu Kürtlerin değil AKP’nin ve onun kükremeyi pek seven ve marifet sanan  liderinin omuzlarında…

 

Yazarın Diğer Yazıları

Halk için, halk adına, halka rağmen

1930'ların sloganı, 2021 Türkiyesinde, Tayyip Erdoğangillerin dilinde küçük bir değişim geçirdi...

Mahruze teyzeler, İkizdere'nin kadınları ve çoban ateşleri

Farkındasınız herhalde. Türkiye fokur fokur. Ülkenin dört bir yanında irili ufaklı çoban ateşleri ışıldıyor. Günleri, geceleri ve geleceği aydınlatan çoban ateşleri…

Kapana kısıldık

Çaresiz olamayız. Çaresizliği kabullenmek yok olmayı kabullenmekten farksız