29 Aralık 2020

1169 gündür rehin alınmış bir arkadaşa mektup

Şunu bil, rehin alınışının 1169. gününde ben ve arkadaşların, seni ve senin şahsında bütün rehin alınmış özgürlük savaşçılarını kucaklıyoruz

Osman,

Bugün Anayasa Mahkemesi senin dosyanı ele alacak(mış)…

Alsın, zerre kadar ilgilenmiyorum. Ayrıca biri "Hangi dosyasını" diye sorsa T24 arşivine girmeden cevap veremem. Beraat ettiğin davanın dosyasını mı, casusluktan tutukladıkları davanın dosyasını mı, gezi deirenişini örgütlediğin için tutuklandığın davanın dosyasını mı?

Bilmiyorum ve ilgilenmiyorum.

Ben düpedüz ve sadece sana, yıl biterken bir mektup yazmak, böyle uzaktan da olsa kucaklamak istedim o kadar. Mektubumu hücrende mi okuyacaksın, tahliye edildiğin için evinde mi bilemiyorum ve bunun üstüne herhangi bir hayal de kurmuyorum.

Senin ve senin gibi rehin alınmış arkadaşlarım için hayal kurmaktan, iyimser düşüncelere dalıp içimi serinletmekten çoktan vazgeçtim. Böyle konularda pusulam "Bekleyelim ve görelim"den ibaret.

Çevremde, senin de iyi tanıdığın, birlikte epey demokratik etkinlikte elele tutuştuğumuz, omuz omuza verdiğimiz arkadaşlarımızdan bazıları birkaç gündür uzun, ince hesaplar yapıyor, tahminler yürütüyorlar.

Onlara itiraz etmiyorum ama lafa da karışmıyorum.

Meselâ bir kadın arkadaşımız "Acaba Selahattin Demirtaş’la ilgili AİHM kararına verdiği hoyrat ve saygısız tepkiden sonra şimdi 'Bakın biz ne kadar hukuka bağlıyız, mahkemelerin bağımsızlığına saygılıyız' gibi bir cümle kurmak için senin artık tahliye edilmen talimatı verir mi dersiniz" gibi bir soru sordu…

Ardından ekledi: Valla mümkün yani

Bu bile durumu çırılçıplak sergilemiyor mu?

"Anayasa Mahkemesine talimat verir mi" diyor ve bunu adeta doğal kabul ediyor.

Gülüp geçtim. Sen de gül geç…

* * *

Anayasa mahkemesi bugün nasıl bir karar verecek ya da bir karar verecek mi?

Dahası verdiği karar seni yargılayan Ağır Ceza Mahkemesi üyelerinin önüne gelince onlar ne diyecekler?

Senin beraat ettiğin ve tahliye edileceğin, son anda anlı şanlı başsavcının talimatıyla acele bir tutuklama kararı çıkarıp Silivri’nin kapısından tekrar içeri gönderildiğin, bizim de bu tür tahliyelerde arkadaşlarımıza kavuşma alanı olan Kartepe tesislerinde ellerimiz böğrümüzde kalmış, öfkemiz boğazımızda düğümlenmiş, kös kös İstanbul’un yolunu tuttuğumuz akşamın ertesinde AKP Reisi Recep Tayyip Erdoğan’ın cümlelerini hatırlasana:

- "Gezi eylemleri masum bir ayaklanma hadisesi değildir. (….) Ciddi anlamda perde arkasında Soros türü bazı ülkeleri ayaklandırmak suretiyle oraları karıştıran tiplerdir. Bunun malum Türkiye ayağı hapisteydi. Onu bir manevrayla beraat ettirmeye kalktılar."

Düşük cümlelere takılma. Prompter bozulunca ondan düzgün cümle beklemiyoruz zaten. "Türkiye ayağı" dediği sensin ve senin için beraat ve tahliye kararı veren mahkemenin yaptığını da "Bir manevra ile beraat ettirmeye kalktılar" diye kavradı.

Demek ki bugün seninle ilgili kararı da bir yargı organı, yani Anayasa Mahkemesi vermeyecek, vermeye kalkarsa ve o karar Reis’in isteğine ters ise bu "bir manevra" olacak ve….

Anladın…

Gel buna da gülüp geçelim. Acı acı da olsa gülelim Osman…

* * *

Yeni yıla yuvanda, Ayşe ile birlikte mi girersin, yoksa yeni yılı, gözaltına alındığı 18 Ekim 2017’den bu güne hesaplarsak 1169. kez volta atarak mı karşılayacaksın bilmiyorum, bilmiyoruz, bilmiyorsun, bilen de yok.

Ama şunu bil, rehin alınışının 1169. gününde ben ve arkadaşların, seni ve senin şahsında bütün rehin alınmış özgürlük savaşçılarını kucaklıyoruz.

Asker mektubu gibi bitireyim mi Osman?

Peki. Sana firade firade selam ediyoruz… 

ETİKETLER

Osman Kavala

Yazarın Diğer Yazıları

Hrant Dink: 14 yıllık acı, öfke, utanç…

Cinayetten hemen sonra, o günün Başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hrant'ın evine kadar gidip taziyelerini bildirdi ve ekledi, "Bu cinayetin Ankara'nın labirentlerinde kaybolmasına izin vermeyeceğiz". Kayboldu ama…

Mavra niyetine: Emin Karaca'yı anmak

Seni bu kederli mavra ile uğurlamak istedim. Elimden bu geldi

Çünkü Yahudiyim (Kürdüm) ha!..

Doktor Şeyhmus Gökalp eski adı Özel Veni Vidi Hastanesi, şimdiki adı Diyarlife Dağkapı Hastanesi'nde hiç çalışmadı. Ama tutukluluk gerekçesinde bu hastanenin acil servisinde PKK'lıları tedavi ettiği ve bu acil servisten aldığı tıbbî tedavi maddelerini PKK'ya gönderdiği yazıyor