05 Mart 2016

Tuhaf bir üçgen: Bir kadın, kocası ve eski kocası

Babalar Savaşıyor için kabul etmek gerekir ki senaryo hayli sağlam...

Babalar Savaşıyor X X  ½
(Daddy's Home)
Yönetmen:  Sean Anders
Senaryo: Brian Burns, S. Anders, John Morris
Görüntü: Julio Macat
MüzikMichael Andrews
Oyuncular: Will Ferrell, Mark Wahlberg, Linda Cardelini, Thomas Haden Church, Bobby Carnavale, Scarlett Estevez, Owen Vaccaro, John Cena
Paramount filmi 

 

Will Ferrell geçenlerde Jimmy Fallon Show’a çıktı. (Dijiturk’te ve sanırım bu film nedeniyle) İzlerken, herzaman olduğu gibi, beni bir ikileme soktu:; çağımızın önemli bir  komik aktörü olmakla alabildiğine antipatik olmak arasında biryerde duran

    Ama Ferrell, elbette bir Bob Hope, Danny Kaye, Jerry Lewis, hatta Steve Martin veya Ben Stiller düzeyinde olmasa da belli bir kişiliği olan bir sanatçı. Ve iyi yazılmış bir rolde de gayet iyi bir performans verebiliyor.

   Burada da öyle. Üç yazarın elinden çıkmış ve aralarından Sean Anders tarafından yönetilmiş film, en azından bir konuda yapılagelmiş en iyi filmlerden biri sayılabilir; evlenip çocuk yapmış, sonradan boşanmış bir çift. Yeniden evlenen kadının eve getirdiği ‘yeni baba.’ Ve de bu üçgenin yarattığı, özellikle çocukları etkileyen sorunlar. 

    Brad Whitaker yakışıklı sayılmayacak, kendi halinde bir radyo programcısıdır. Ama çok dinlenen ve para kazanan cinsinden… Bir yerde karşılaştığı Sara’ya hemen tutulmuştur. Onun iki çocuklu boşanmış bir kadın olması da evlenmelerini engellememiştir...

   Şimdi sorun çocuklarladır. Dylan ve Megan bu üvey babayı kabullenecek gibi değildir. Ona açılmazlar, dert dökmezler, hem konuşmalarında, hem de örneğin Megan’ın bol bol yaptığı karikatürlerde onu aşağılayıp dururlar.

   Ama Brad kararlıdır, küçüklerin kalbini ne yapıp edip kazanacaktır. Tam da bunu başarmak üzereyken, asıl baba Dusty çıkıp gelmez mi? Hem de Mark Wahlberg’in en aşırı biçimde temsil ettiği iri yapılı, adaleli, seksi, ama tam bir serseri ve macera düşkünü hırpani biri kılığında!..

   Kabul etmek gerekir ki senaryo hayli sağlam. Ferrell ve Wahlberg olabilecek en zıt karakterlerde iki erkeği ustaca oynuyorlar. Gerçi çoğu zaman Stiller’vari zıpır kimliklerde karşımıza gelen Ferrell, bu kez her açıdan normal ve düzene uyan birini canlandırmakta biraz zorlanıyor. Bu açıdan, finalde iyice kafayı bulup koca bir spor salonunu birbirine kattığı sahnede gelen boşalma fırsatını sonuna dek kullanıyor. Ve  sanırım rahatlıyor!..

  Amerikan usulü eğitim, gerek aile, gerekse okul dekorunda gereğince işleniyor. Orada da hayli komik bölümler var. Ayrıca Brad’ın (bir dişçi koltuğunda!) yitirdiği üreme gücü, kendi başına bir komedi unsuru oluşuturuyor.

   Ama en hoş olanı final bölümü. Orada yine çok kalabalık  bir mekanda çıkmak üzere olan büyük kavga, Brad’ın o komik gözüken inancı sayesinde kolektif bir barış ve neşe gösterisine dönüşüyor: dans herşeyin en iyi ilacıdır!..

    Sonuç olarak, sırf bu sahne için bile olsa, bu küçük film görülmeye değer. Ancak en sonda bir bonus daha var. Bu kez Dusty’nin yeni evlendiği kadının eski kocası olarak çıkıp gelen o inanılmaz ‘erkek güzeli!’

     Ben tanımıyorum, ama bu rolde özellikle WWE adlı TV serisi ve video oyunuyla hayli popüler olan John Cena adlı genç oyuncu varmış. Onu da tanımış olursunuz!..

Not: Bir haftalığına bir yurt dışı seyahatine çıktığımdan, gelecek hafta yazamayacağım.

Yazarın Diğer Yazıları

Seçimin bir başka yanı: Göreve koşan yaşlılar...

Bu seçim, benim tanık olduğum tüm seçimlerden daha önemli bir dönüm noktasını içeriyordu

KGB-CİA savaşı yıllarında dişi bir John Wick!...

Bu kez yepyeni bir kadın oyuncuyla, Rus model ve balerin  Sasha Luss’la çalışan yönetmen, yeni bir idol yaratmış gözüküyor. Ona ve yeni starına hoş geldin diyelim....

Nureyev efsanesine sanatsal ve de siyasal bir yaklaşım

Ünlü balet Rudolf Nureyev'in SSCB'yi terk edip Batı’da yaşamaya ve sanatını orada yüceltmeye karar verdiği dönemin hikâyesi...