05 Mayıs 2018

Sessiz Sinema oynayan çocuklar gibi...

Bu haftanın ve de sanırım son haftaların en iyi komedisi olmaya aday bir film...

 

OYUN GECESİ     X  X  X
(Game Night)

Yönetmen: John Frances Daley, Jonathan Goldstein
Senaryo: Mark Perez
Görüntü: Barry Peterson
Müzik: Cliff Martinez
Oyuncular:  Jason Bateman, Rachel McAdams, Kyle Chandler, Sharon Horgan, Jesse Plemons, Billy Magnussen, Lamorne Morris, Kylie Bunbury, Danny Huston

Amerikan filmi

 

Oyun Gecesi Amerikan usulü yaşama hınzır fiskeler atarken, komedinin türlü biçimlerini de oldukça usta işi biçimde harmanlıyor. Bu filmde Amerikan tarzı screwball comedy (sözlü esprilere dayanan komedi), slapstick (düşüp kalkma komedisi), parodi (taşlama) gibi türler birleşiyor.   

Ayrıca popüler sinemanın birçok isminin anılması ve yerli-yerinde kullanılması da cabası: Wahlberg ya da Baldwin kardeşler, Tarantino ve filmleri, tam bir benzeriyle karşımıza gelen Denzel Washington gibi...

Konu ise bir tür fanteziler koleksiyonu sanki!.. Evli, mutlu, çocuksuz çift Max ve Anna sık sık bir dost grubuyla bir araya gelirler: çeşitli oyunlar oynayarak vakit geçirmek için...Ki bunlar dama veya Scrabble’dan bildiğimiz ‘sessiz sinema’ oyununa dek gider.

Komşuları, karısı kendisini terk ettiğinden beri mutsuz ve kucağından indirmediği küçük köpeğine sığınmış polis Gary de bu oyunlara karışmak ister. Ama onu nazikçe reddederler: yalan söyleme pahasına...

Max’ın temel bir kompleksi vardır: Uzaklardaki özel ve mesleki yaşamında büyük başarı kazanmış gizemli ve yakışıklı ağabeyi Brooks. Onun da katıldığı bir oyun gecesi birden büyük sürprizlerle dolup taşar.

Çünkü Brooks bu kez çok farklı ve şiddete dayalı bir başka oyun düzenlemiştir. Ama buna kötü niyetli başkalarının da gerçek entrikaları eklenir. Ve ortalık birbirine girer. Bu arada Brooks’un gerçek yaşamı da ortaya çıkacaktır: başarısızlıklar, hatta fiyaskolarla dolu...  

Filmin entrikası hayli karışık, dahası çok abartılı. Ama gerçekten de sessiz sinema oynamaya benzeyen bu oyuna bir kez dalarsanız, ilgiyle ve sıkça gelen kahkahalarla izliyorsunuz. Bunda belki en büyük pay o anılan isimleri veya filmleri bilmek olabilir. Yani belli ölçüde ‘sinefil’ olmak!..

Ama oyuncuların da payı önemli. Jason Bateman’ı zaten güldürülerde izlemiştik, ne mal olduğunu biliriz!.. Ama daha çok ‘ciddi’ rollerde izlediğimiz Rachel McAdams son derece iyi. Ayrıca yan rollerde polis komşuda Jesse Plemons, ağabeyde Kyle Chandler ve diğerleri de tam rollerine oturmuşlar.

Kısacası bu haftanın ve de sanırım son haftaların en iyi komedisi olmaya aday bir film. 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Fatoş Güney'in anıları: Trajik hayatlara görkemli bir bakış

Daha 13 yaşındayken Hürriyet gazetesinde gördüğü bir haber: Yılmaz Güney adlı bir aktörün tartışma sonucu müzisyen Alper ve ağabeyi İlhan'ı haşat etti. Alper onun sık sık gittiği Moda Deniz Kulübü'nde çalan Şerif Yüzbaşıoğlu orkestrasınını bateristi değil mi? Ve Fatoş sormadan edemez: "Kim bu Yılmaz Güney denen serseri?"

Sanat tarihinin dramlarından süzülüp gelen film

Hikâye değişik ve zengin açılımlar içeriyor: zıt ve çelişkili yaşlar, dinler, sosyal konumlar, kültür düzeyleri. Bol insancıl malzeme, bol yaşam dersleri fırsatı, bol dram, hatta melodram... Peki film tüm bunları en iyi biçimde değerlendiriyor ve tüm beklentileri karşılıyor mu?

Trump'a artık "güle güle" derken...

Ne kadar kızıp sövsek de azından devasa kültürüyle hep izlediğimiz o dev ülke, sonunda başındaki o kaçıktan kurtulacak. Ve emin olun, en çok dengesizlerden çeken tüm dünya için bu çok daha iyi olacak.