26 Haziran 2019

Seçimin bir başka yanı: Göreve koşan yaşlılar...

Bu seçim, benim tanık olduğum tüm seçimlerden daha önemli bir dönüm noktasını içeriyordu

Benim uzun hayatımda görüp göreceğim en heyecan verici, en başdöndürücü, en merakla beklenip en sürprizle sonuçlanan seçimlerden biri, olasılıkla da birincisi oldu. Evet, bir ‘happy end’ bekliyorduk, ama bu kadarını değil!.. Ve önümüze gelen pasta gerçekten de kat kat kaymağıyla bir lezzet zirvesiydi.

Bu seçim, benim tanık olduğum tüm seçimlerden daha önemli bir dönüm noktasını içeriyordu. Gerçi 1960’lardan beri tüm seçimler, emekleyen Türk demokrasisi için çok önemli gözükmüş, bazıları da gerçekten şaşırtıcı biçimde sonuçlanmışlardı .

Ama bu kez durum biraz farklıydı. 2000’li yıllardan beri  süregelen, yerel seçimlerle başlayıp yükselen bir partinin değişmeyen iktidarına dönüşen, en son da bir tek adam rejimine gelip yerleşen bir hikaye. Bu kez adına Siyasal İslam denen ve tüm dünyada hız kazanan bir düşüncenin galibiyeti. Hem de dünyadaki tüm İslam ülkelerinden farklı olarak, Atatürk devrimleri denen bir süreç sayesinde siyasetle dini ayırmış, bunun evrensel adı olan laik sistemi yerleştirmiş, aradan geçen neredeyse yüz yıl ve on kuşakla bunu hayli sağlamlaştırmış bir ülkede.

Ve en sonunda, bunu en katı bir rejime dönüştürmüs olarak...Ortada ne hukuk, ne gerçek anlamıyla insan hakları, ne de adalet bırakarak...En son ve tek bir örnek vermek gerekirse, şu aklı biraz başında hiç kimsenin anlayıp onaylayamayacağı Gezi Parkı davasındaki gibi...

Ama işte, o mucize gerçekleşti. 31 Mart’tan beri bizlere yaşatılan tüm o isyan, öfke, korku, dehşet krizleri; tüm o bu kadarını kabul edememe hissi; tüm o umutsuzluk süreci sona erdi. Tüm o tek adamlar, onların etrafındaki veya basındaki hizmetkarları; tüm o acizlik içinde iyi, doğru ve güzel olan ne varsa bulaşma, olmadık iftiralar atma, her şeyi çirkinleştirme sevdalıları bu kez avuçlarını yaladılar.  

Ve İstanbul halkı onlara derslerini verdi. Beğenmedikleri  oy farkı 60 misline yakın artarak 800 küsur bine çıktı: Neredeyse bir milyon... Her inançtan, her ırktan, her dilden, her sınıftan, her kültürden seçmenler, bu kez gerçekten doğrunun, haklının, iyinin yanında yer aldılar. Gençlik yaşlılığı, samimiyet düzenbazlığı, tevazu gururu, halkçılık iktidar şakşakçılığını, hizmet aşkı cep doldurma alışkanlığını, gerçekleri sunmak işkembeden atma huyunu yendi. Ve ortaya bu muhteşem sonuç çıktı.

Ben en çok oy veren yaşlıları sevdim. Pazar günü sabah on gibi Akadlar’daki Şişli Terakki okuluna ve 1301 numaralı sandıkta oy vermeye gittiğimizde, kuyrukta özellikle yaşlılar gördük. Hatta birkaç kez onlara yol verdik, önümüze geçtiler. (Yaşım düşünüldüğünde, bunun gerçekten bir jest olduğu söylenebilir!)

Ama ne gam!... O çocukları, torunları, hatta bazen küçük torunlarının refakat ettiği o yaşlılar, hastalar veya sakatlar öylesine heyecanlı, öylesine mutluydular ki... Bu belki son oy verişleriydi. Ve bunu kaçırmak istememiş, ülkenin dört bir yanından kalkıp ve çoğu tatillerini kesip gelmişlerdi.

Bu onların onca sevdikleri ülkelerine, onca bağlı oldukları Atatürk ilkelerine, çocuklarının ve torunlarının geleceğine belki son katkılarıydı. Ve bunun heyecanı sanki gözlerine yansıyordu. Birkaçının elini öperek kutladım.

Evet, gençi yaşlısı ve her kesimden insanıyla bu mucize yaratıldı. Katılan herkesi kutluyor, Ekrem İmamoğlu’na başarılar diliyorum.  

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

ABD Başkan ile FBI ajanının göz yaşartan dostluğu

Önemli bir film değilse de türünde iyi bir yapım; son derece oyalayıcı bir film

Çağdaş Amerikan ustasından yine kışkırtıcı bir film

Bu, çok hikâyeli bir bulmaca-film; zaman zaman dağılıyor

Gidenler gitti; Sadi bey bize kalsın!..

Umarım ki Allah bize Sadi’yi bağışlar; tüm sinemaseverlere, ama öncelikle başta Elif hanım tüm ailesine...