10 Haziran 2021

Kirlenen deniz ve yok olan doğa mı dediniz?

Ülkemize uğramamış bu film, özellikle çevre sorunlarına ilgi duyanlarca izlenebilir, hatta izlenmeli

BALIKÇI BAŞKAN

X X X

(İl Sindico Pescatore)

Yönetmen: Maurizio Zaccaro
Senaryo: Salvatore Basile
Görüntü: Fabio Olmi
Müzik: Vito Abbonato, Andrea Ridolfi
Oyuncular: Sergio Castellito, Andrea Ferruzzo, Renato Carpentieri, Teresa Saponangelo, Lavinia Guglielman

İtalyan filmi, 2016

Bize kadar gelmemiş bu İtalyan filmi şu günlerde Netflix'te gösteriliyor. Adı hep ilgimi çekti ama ancak bakabildim. Belki iyi de oldu, çünkü tam şu günlerde ülkemizde yaşanan 'salya olayı' ile öylesine yakın bir akraba ilişkisi var ki...

Bu yine gerçekten yaşanmış olay, İtalya'nın Palermo yakınlarındaki Acciaroli kıyı kasabasında geçiyor. Balıkçı Angelo Vassallo hayatını adı üstünde balık tutmakla kazanmaktadır. Ama öyle bir gün gelir ki, denizden balık kadar, hatta daha çok pislik çıkmaya başlar. Zaten sahil tam bir çöplük haline gelmiştir ve denize her şey atılmaktadır; hatta suyun altında görülebilen koca bir araba bile!..

Bunun suçlusu elbette yönetimdir. Daha çok yerel yönetim, yani belediye... Belediye başkanı kasabayı tam bir ilgisizlik, hatta ihanet içinde yönetmektedir: biriken borçlar, ödenmeyen maaşlar, saat on-on birden önce gelmeyen memurlar... Ve de tam bir kibar haydut olan zengin bir sermaye sahibi: sahili binayla doldurmuş, gözü betonda olan, rüşvetle herkesi satın almaya alışmış bir modern zamanlar soyguncusu!..

"Asıl patron denizdir!"

Vassallo tam bir doğa hayranı ve koruyucusudur. Yalnız mesleğiyle, dolayısıyla parayla ilişkili nedenlerle değil... Örneğin şöyle der: "Asıl patron denizdir" ya da "Doğaya saygı göstermeliyiz. Aksi takdirde doğa bize sırtını döner."

Bu özdeyişleri yaratan tavrı ve saplantısı, onu hiç bilmediği ve istemediği bir yola sevkeder: siyasete... Ve gelen yerel seçimlerde başkanlığa adaylığını koyar. Beceriksiz konuşmalarına, üç-beş kişiyle başlayan dinleyicilerine karşın, o kitle giderek büyür. Ve sonunda seçimi kazanır!.. Ana-babasının, kızı ve oğlunun da büyük sevinçlerine neden olarak...

Ama karşısında öylesine bir çete, öylesine bir muhalefet duvarı bulacaktır ki... O yanına bilgili bir avukatı da alarak, arıtma tesislerini modernleştirmek, rüşveti kaldırmak, betonu yok etmekle uğraşırken, karşısında birçok kişi bulacaktır. "Ama ben sana oy verdim!" diyenlerden yakın dostlarına, hatta yasak balkonunu yıkmak istediği öz babasına kadar... En kötüsü de o Mafya bozuntusu iş adamı olmak üzere...

Mafya'nın öldürttüğü 155 kişi

Ama yine de başaracaktır: denizi temizlemeyi, sahilde sırf yayalar için geniş bir meydan açmayı, giderek İtalya'nın Mavi Bayrak alan en temiz sahilini yaratmayı...

Ara yerde Ernest Hemingway'in İhtiyar Adam ve Deniz romanından ünlü adalet skandalı Sacco ve Vanzetti davasına kimi olay ve kişiyi de anan bu hikâye, yıllar sonra (tam olarak 12 yıl sonra), 2010 yılında acı bir finalle noktalanacaktır. Ne yazık ki... Çünkü burası İtalya'dır. Yani Mafya denen kurumun anavatanı... Ve o yıllarda tam 155 yerel yönetici öldürülmüştür o ülkede... Baba filmlerini yıllarca boşuna heyecanla izlemedik!..

Başrolde deneyimli oyuncu Sergio Castellito örnek bir oyunculuk sergiliyor. Kimileri amatör olan tüm diğerleri de... Ülkemize uğramamış bu film, özellikle çevre sorunlarına ilgi duyanlarca izlenebilir, hatta izlenmeli. Dediğim gibi, şu günlerde ülkemizde yaşananlarla kurduğu bu parelellik gerçekten çok ilgi çekici...

Yazarın Diğer Yazıları

Yürek yaralayan bir baba-oğul ilişkisi

Film gerçekten de son derece dokunaklı öyküsüyle kalplerimize sesleniyor. Fonda yeşillikleri, barları, sarhoşlukları, country'den rock'a giden müziği ve naiflikle karışık kötülükleriyle "derin Amerika" yatıyor. Ön planda çok az süren, ama acısını film boyu hissettiren bir baba-oğul dramı

Adaletin susturulduğu bir ülkedeki hukuk cinayeti

Filmin belki en güçlü yanı finali. Çünkü aslında ne olduğu, nasıl olduğu tam olarak anlaşılmayan olay, yani yangın olayı, ancak finalde gerçek yüzüyle karşımıza gelecektir