Avrupa Parlamentosu seçimleri kesin sonuçlarının netleşmesinin ardından parlamento 25 Haziran'da iki büyük toplantıyla açıldı.
Avrupa'yı önümüzdeki dönemde ekonomik çöküşten çıkaracak olay yasa tasarıları, yeni üyelerin de daha aktif oy kullanmalarını sağlayan genişletilmiş AB katılım yasaları ve Avrupa Birliği alt bileşenlerinin başkanlık seçimleri gündemdekiler. 27 Haziran'da Gürcistan, Ukrayna ve Moldova'nın da birliğe katılım anlaşmalarının imzalandığı AP'nin bu ilk oturumları “back room” (arka oda) toplantılarıyla devam ediyor.
Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu Başkanı da bu toplantılarda belli olacak.
Parlamentonun bu “arka oda” toplantıları lobilerin ve kirli pazarlıkların döndüğü yerler olarak biliniyor.
Parlamento çalışma döneminin açılmasıyla birlikte lobiciler de koridorlarda (özellikle Strasbourg ve Luxemburg).
Başkanlar cenneti AB
Avrupa Birliği birçok alt kurumdan oluşuyor. Aslına bakarsanız birlik tam bir başkanlar cenneti. Avrupa Konseyi, Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu, Bakanlar Konseyi (ki önümüzdeki hafta bu koltuk Yunanistan'dan İtalya'ya geçecek).
Avrupa Merkez Bankası Başkanlığı ve Eurogroup Başkanlığı, Avrupa Denetleyiciler Mahkemesi Başkanlığı, Avrupa Adalet Mahkemeleri Başkanlığı, ayrıca kimsenin hâlâ tam ne yaptıklarından emin olamadığı Bölgeler Komitesi Başkanlığı, Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi Başkanlığı da cabası.
Bunlar Avrupa Parlamentosu'nu ve AB'nin işleyişini sağlayan önemli kurumlar.
1 Temmuz'da yapılacak ikinci büyük toplantıya kadar bu kurumların başkanları ve önemli üyelerinin de belirlenmesi bekleniyor.
En büyük kulis ise Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu başkanlığı için döndü.
Parlamentoda oluşturulan grupların başkanları aynı zamanda Avrupa'da olup bitende en büyük söz hakkına sahip olanlar. O yüzden kimin seçildiği kadar o koltuğa nasıl ve niye geldiği de önem kazanıyor.
Parlamento ve komisyon Avrupa'da diğer ülkelerin iç seçimlerindeki kaybedenlerin de hesaplaşma yeri.
Bu hafta yapılan grup toplantısı aynı zamanda parlamento başkanlığı için aday gösterilmesi için de son gündü.
Parlamentodaki tüm gruplar adaylarını açıkladılar.
Adaylar şöyle:
Yeşiller Avusturya'dan Ulrike Lunacek
Avrupa Muhafazakâr Partisi İngiltere'den Sajjad Karim
KGUE/NGL İspanyol Pablo Iglesias
ALDE (liberaller) aday göstermeme kadarı aldı
Avrupa Halk Partisi Jean-Claude Juncker
Sosyal Demokratlar Martin Schulz
Bu adaylar arasından sadece Juncker ve Schulz ciddi olarak görülüyor.
Schulz, parlamento başkanlığından istifa ettikten sonra, Avrupa Komisyonu başkanlığına aday olduğunu şu sözlerle duyurmuştu:
“'Arka odalar'da seçilen başkanlıklara son vermek istiyor ve Avrupa Komisyonu'nun gerçek oylarla seçilen ilk başkanı olmak istiyorum.”
İşte bu sözler pek de yeterli olmadı galiba.
Çünkü Schulz komisyon başkan adayı iken Almanya'da Merkel'in kendisinin adaylığına itiraz ettiği haberleri geldi. Bu Schulz'un kariyerine taş koyarken o, buna tepki olarak Avrupa Parlamentosu başkanlığına tekrar adaylığını koydu.
1 Temmuz'a kadar önemli bir değişiklik olmaz ise de Schulz yeniden parlamento başkanı olacak.
Koltuk sevdası ve iç politika
Avrupa merkez kurumlarında başkan olmak için daha önce AB'de bir yerlerde görev almış veya en az bir yıl kadar Avrupa Parlamentosu'nda grup başkanlığı yapmış kişiler tercih ediliyor.
Bu bir kural değil ama neredeyse istisnasız uygulanan bir gelenek.
Bir başka ilginç nokta ise Avrupa parlamento başkanlarının genelde emekliliğe yakın politikacılardan seçilmesi. Parlamento başkanlığı genelde sadece bir kimlik olarak kullanılıyor. Yetkileri diğer “başkan”lara nazaran çok az.
Bu yüzden de “acting president” (aktif başkanlık) terimi daha çok Avrupa Komisyonu başkanları için kullanılıyor. Komisyon başkanları genelde görevleri sonrasında kendi ülkelerinde iç politikada çok daha aktif bir rol ile dönüyorlar.
Schulz da işte bu sebeplerden dolayı elini yüksek tutmak istedi. Merkel ise önümüzdeki seçimlerde kendisine rakip olması ihtimalini eleyebilmek ve bir anlamda Sculz'un güçlenmesini engellemek için komisyon başkanlığına taş koydu.
Bu arada Merkel ve Schulz arasında 2013'e dayanan bir gerginlik de var. Merkel Avrupa'ya kemer sıkma politikasını değerlendirmesi gerektiğini söylerken Schulz Merkel'e bu uyarılarından vazgeçmesi gerektiğini söyleyerek adeta Almanya'nın iç politikasında Merkel'e 'kafa tutmuş' oldu.
Merkel de bu yüzden Schulz'u güçlendirecek komisyon başkanlığından uzak tutmak niyetinde...
Anlayacağınız Schulz, Avrupa Komisyonu'nun “gerçek seçimle gelen ilk başkan” olma hayalinden “arka odalar”ın belirlediği parlamentoda milletvekili dadılığı yapmaya devam edecek.
İşin özü:
AB kulislerindeki banko kuponu
Juncker Avrupa Komisyon Başkanı
Schulz Avrupa Parlamentosu Başkanı
Merkel yeni katılımlarla AB'nin direksiyonunda...