23 Haziran 2021

Tıpta tam gün ve mesai sonrası çalışma sorunu

Soruna çözüm önerisi olarak, YÖK Kanununda yapılacak bir değişiklik ile, YÖK tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, üniversiteler tarafından anabilim dalları bazında ve ilgili anabilim dalı alanının özellikleri dikkate alınarak, belirlenecek asgari uygulamalı çalışmalar (ameliyat, muayene, tedavi, tahlil vs.) kriterlerini yerine getiren öğretim üyelerine mesai sonrasında özelde veya serbest olarak ilave çalışma olanağı tanınmasının uygun olacağı kanaatindeyim

Son dönemde sağlık hizmetleri alanında birçok yenilik yapıldı. Çeşitli kamu hastanelerinin her şehirde tek bir büyük hastane kompleksinde birleştirilmesi (şehir hastaneleri), özel hastane sayısının hızla artması, aile hekimliği uygulamasının yaygınlaştırılması gibi.

Buna rağmen halkın çoğunluğunun etkin, nitelikli, insani ve kaliteli sağlık hizmetlerine ulaşabildiğini söylemek zor.

Bu yeniliklerden biri de kamuda gerek devlet hastanelerinde gerek üniversite hastanelerinde çalışan doktorların/tıp öğretim üyelerinin part-time statüde çalışmalarının yasaklanarak "tam gün" çalışmalarının zorunlu tutulması. Dahası, mesai sonrası özelde çalışmalarına da engel olunması ya da -daha doğrusu- engel olunmaya çalışılması.

Sonuçta daha nitelikli sağlık hizmeti almak isteyen birçok kişi, gerekirse ilave ücret ödemeyi de göze alarak, tıp fakültelerindeki doçent ve profesörlerden hizmet almak istiyor. Halkın çoğunluğunda kendisini doçent veya profesörün muayene ve tedavi etmesi halinde daha kaliteli hizmet alacağı yönünde bir inanış var.

2010 yılından itibaren üniversitelerde özellikle tıp ve diş hekimliği alanındaki öğretim üyelerinin zorunlu olarak "tam gün" statüde çalışmasına ve mesai sonrasında gelir getirici nitelikte özelde veya serbest olarak ayrıca çalışmasının mümkün olmamasına yönelik yasal düzenlemeler getirildi.

Halen geçerli hukuki duruma göre, tıp ve diş hekimliği öğretim üyelerinden Ocak 2014 itibarıyla muayenehane açma hakkı elde etmiş olanlar (bu tarih itibarıyla doçent ve profesör kadrolarında bulunanlar) mesai dışında serbest meslek icra edebilmekte. Diğer yandan YÖK Kanunu (m.36) uyarınca belli performans kriterlerini yerine getiren sınırlı sayıda öğretim üyeleri de, özel muayenehane açamamakla birlikte, üniversitenin izniyle özel hastanelerde ve vakıf üniversiteleri hastanelerinde mesai sonrası çalışabilmekteler. Bunlar dışında, tıp ve diş hekimliği öğretim üyelerinin mesai sonrası özelde veya serbest çalışabilmesi kanunen yasak (YÖK Kanunu m.36).

Anayasa Mahkemesi konu hakkında verdiği kararlarda, öğretim üyelerine gerek "tam gün" çalışma zorunluluğu gerekse mesai sonrası özelde veya serbest olarak çalışıp çalışamama konusunun yasama organının takdirinde olduğunu; bununla birlikte halen mesai sonrası özelde veya serbest olarak çalışmakta olanlar (muayene açmış olanlar vs.) için yeterli ve makul bir geçiş süreci öngörülmeden dışarıda çalışmalarına son verilmesinin Anayasa’ya aykırı olacağını öngörmüştür. Danıştay içtihadı ise Ocak 2014 itibarıyla muayenehane açmış olanlar; bir süre açmış sonra kapatmış olanlar veya henüz açmamış olmakla birlikte bu tarih itibarıyla bu hakkı elde etmiş olanların mesai dışında serbest meslek icra edebilecekleri yönündedir.

Halen tıp fakültelerinden çok sayıda öğretim üyesinin bu kapsamda özel muayenehane işlettiği bilinmektedir. Ayrıca diğer bazı öğretim üyelerinin "danışmanlık bürosu" gibi farklı isimler altında mesai sonrası fiilen özel sağlık hizmeti verdiğine dair duyumlar alınmaktadır.

Gelinen nokta itibarıyla özellikle tıp fakültesi ve hastanelerinde öğretim üyelerinin bir kısmının mesai sonrası özelde veya serbest çalışma olanağına sahip olmasının, bir kısmının ise istemesine rağmen böyle bir olanaktan yararlanamamasının kurum içindeki çalışma düzenini ve hatta çalışma barışını ciddi biçimde bozduğu görülmektedir. Öğretim üyelerinin üniversite hastanesinde ve tıp fakültesi birimlerinde kendilerini sadece ders vermekle yükümlü hissedip, ameliyat, muayene, tedavi ve tahlil gibi diğer uygulamalı çalışmalar yapmaktan imtina etme eğiliminde oldukları da bir gerçektir.

Bu durum üniversite tarafından vatandaşlara verilen sağlık hizmetlerinin aksamasına veya kalitesinin istenilen seviyelere ulaşamamasına yol açmaktadır.

Ayrıca kurum içinde öğretim elemanları arasında önemli bir motivasyon kaybına da yol açtığı gibi, ders verme dışındaki uygulamalı çalışmalara ve sağlık hizmeti sunumuna yönelik görevlerin öğretim elemanları arasında adil ve dengeli dağılımını da güçleştirmektedir.

Bu nedenlerle bu soruna acil bir çözüm bulunması gerekmektedir.

Anılan soruna çözüm önerisi olarak, YÖK Kanununda yapılacak bir değişiklik ile, YÖK tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, üniversiteler tarafından anabilim dalları bazında ve ilgili anabilim dalı alanının özellikleri dikkate alınarak, belirlenecek asgari uygulamalı çalışmalar (ameliyat, muayene, tedavi, tahlil vs.) kriterlerini yerine getiren öğretim üyelerine mesai sonrasında özelde veya serbest olarak ilave çalışma olanağı tanınmasının uygun olacağı kanaatindeyim.

Ayrıca, bu şekilde mesai sonrası özelde veya serbest çalışmak isteyen öğretim üyesinin üniversite bütçesine, önceden objektif biçimde öngörülmüş (her ay 1 brüt asgari ücret tutarında ödeme gibi) mali katkıda bulunması ve bu ödemelerin münhasıran üniversitelerin bilimsel yayın ve araştırma harcamalarında kullanılması da önerilebilir.

Böylece bir yandan üniversite hastanelerinde verilecek sağlık hizmetlerinde asgari bir hizmet arzı ve kalitesi garanti edilmiş olacak; diğer yandan öğretim üyeleri arasındaki çalışma motivasyonu ve çalışma barışı sağlanabilecektir. Ayrıca üniversitelerin bilimsel araştırma ve yayın finansmanına ilave bir kaynak sağlanmış olacaktır.

Kuşkusuz bu öneri halka sağlık hizmetlerinin sunumunda mucizevi bir çözüm değildir. Sağlık hizmetlerinin bu kadar liberalleştirilmesi doğru mudur? Tersine bu hizmetlerin bütünüyle devletleştirilmesi hizmet kalitesini düşürür mü? Bu sorular işin siyasi boyutunda kamuoyunda ayrıca ciddi biçimde tartışılmalıdır.

Ancak, önerinin tıp fakültelerindeki mevcut akut sorunlar için kısa vadede önemli bir açılım sağlayacağı kesindir. Üniversite hastanesinden sağlık hizmeti almak isteyenleri de, hocaların özel muayenelerinden hizmet almak isteyenleri de tatmin edebilecektir. Kaldı ki tıp fakültelerinden başlayarak, hekimlerin kendilerini daha rahat ve mutlu hissetmeleri öncelikle hastaların yararınadır.

Yazarın Diğer Yazıları

Diyanet’in fonksiyonu nedir?

Cumhuriyetin kurucularının Diyanet'e, Cumhuriyetin ve laik devrimlerin yerleşmesini sağlama misyonu verdiği söylenebilir.  Bu durum, yani Diyanet gibi bir kurumun varlığı aslında Türk laikliğini diğer ülkelerden ayıran en önemli özellik ve Cumhuriyeti kuranların en orijinal icatlarından biri.

Dershaneler geri mi geldi?

Pandemide devletin veremediği eğitimi fiilen bu “merdiven altı” dershaneler telafi etmiş.

Bakanlar yemin etmeden göreve başlayabilir mi?

Anayasa, bakanların TBMM önünde yemin etmesini "göreve başlama" şartı olarak mı, yoksa "göreve devam etme" şartı olarak mı görüyor? Doktrinde tartışmalı.