08 Eylül 2021

Bakanlar yemin etmeden göreve başlayabilir mi?

Anayasa, bakanların TBMM önünde yemin etmesini "göreve başlama" şartı olarak mı, yoksa "göreve devam etme" şartı olarak mı görüyor? Doktrinde tartışmalı.

Milli Eğitim Bakanı'nın istifasının ("görevden affı!") kabulü üzerine yerine yeni bakan atandı. Ancak TBMM tatilde olduğu için yeni bakan yemin edemeden göreve başladı. Halen de resmen görevde ve yetkilerini de kullanıyor, işlemlere imza atıyor.

Anayasaya göre bakanlar Cumhurbaşkanınca atandığında TBMM'de yemin etmeleri gerekiyor.

TBMM yaz döneminde tatile giriyor. Anayasaya göre yılda 3 aya kadar tatil yapabiliyor ve olağan toplantıları Ekim başı başlıyor. Cumhurbaşkanının, TBMM başkanının veya milletvekillerinin en az beşte birinin talebi üzerine tatilde iken olağanüstü toplanabiliyor.

Anayasa, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların atanmaları ve göreve devam edebilmeleri için TBMM'nin "güvenoyunu", onayını veya iznini öngörmemiş. TBMM'de "gensoru" ile düşürülmeleri de mümkün değil.

Diğer bir ifadeyle bakanların göreve başlamaları, göreve devamı veya görevlerinin son bulması konularında Anayasa TBMM'ye herhangi bir yetki tanımıyor.

Bu konuda TBMM ile kurulan bağlantı, sadece sembolik olarak yeminin TBMM'de yapılması. Salt sembolik bir şekil şartı.

2017 öncesi sistemde ise bakanların göreve başlamak için değil ama göreve devamları için (yani göreve başladıktan kısa süre sonra) TBMM'den "güvenoyu" yani onay almaları zorunlu idi. Ayrıca TBMM'nin bakanları "gensoru" ile düşürme yetkisi vardı.

Yeni sistemde bunlar kalktı. Bakanlar hakkında atama, görevden alma dahil her tür yetki münhasıran Cumhurbaşkanının tekelinde.

Bu durum 2017 sonrasındaki "başkanlık" sisteminin kendi mantığına da uygun aslında. Çünkü bu sistem esas olarak yasama ve yürütmenin birbirinden keskin biçimde ayrılması ve birbirlerine karışmaması mantığına dayanıyor.

Hal böyle iken sadece yemin yerinin TBMM olarak belirlenmiş olması da pek anlamlı değil zaten.

Mevcut Milli Eğitim Bakanının durumu hakkındaki hukuksal tartışma şu:

Bakanların TBMM önünde yemin etmesi, göreve başlamak için hukuksal bir zorunluluk ise, bakanın yemin etmeden göreve başlaması hukuka uygun değil ve bakanın yemin etmeden yaptığı/yapacağı tüm işlemler hukuken yok hükmünde olur. Hukuken resmen göreve başlamamış birinin imzaladığı iş ve işlemler hukuken geçerli olmaz.

Peki Anayasa, bakanların TBMM önünde yemin etmesini "göreve başlama" şartı olarak mı, yoksa "göreve devam etme" şartı olarak mı görüyor?

Doktrinde tartışmalı.

Anayasadaki ilgili hüküm şöyle:

"Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, 81'inci maddede yazılı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde andiçerler (m.106/4)." (vurgu bana ait)

81. maddede ise milletvekillerinin "göreve başlarken" yemin edecekleri öngörülmüş.

Yine Anayasa TBMM'nin tatilde iken olağanüstü toplanmasını özel usule bağlamış (m.93). Tatilde iken sadece Cumhurbaşkanı, TBMM başkanı veya milletvekillerinin en az beşte birinin talebi ile toplanabiliyor.

Görüldüğü üzere Anayasa m.106, bakanların yemininin sadece usulünü yani şeklini milletvekillerinin yemin hükmünü düzenleyen hükme tabi tutmuş.

Bunun dışında bu hükmün "esasını", yani yemini "göreve başlama koşulu" olarak gören kısmının bakanlar (ve CB yardımcıları) için de geçerli olacağını öngörmemiş.

Diğer bir ifadeyle, yemin etmenin "göreve başlama koşulu" olacağı Anayasada milletvekilleri için öngörülmüş, ama bakanlar için öngörülmemiş.

Böyle olması da aslında gayet doğal.

Çünkü milletvekilleri zaten TBMM faalken yani toplandığında yemin edecekler. Başka türlü olması mümkün değil. Ama bakanların TBMM tatilde iken de atanmaları veya değişmeleri pekala mümkün.

Bir veya birkaç bakan değişince de tatilde olan TBMM'nin sırf formaliteden ibaret olan bakan yemini için toplanması anlamlı da, mantıklı da, pratik de değil.

Tabii 2017 değişikliğinde bu hususun daha iyi düzenlenmesi gerekirdi. Düzenlemede özensizlik var. O ayrı.

Bu noktada kanaatimce bakanların TBMM'de yemin etmesi göreve başlamalarının değil, göreve devam etmelerinin ön koşuludur. Bakan, TBMM tatilde iken atandı ise, TBMM'nin olağan toplantısına kadar görevine başlayıp yetkilerini kullanır. TBMM olağan olarak veya başka vesileyle toplandığında ise derhal yemin ederek görevine devam edebilir.

Nitekim önceki sistemde bile bakanların TBMM'de güvenoyu alması göreve başlamalarının değil devam etmelerinin ön koşulu idi.

Parlamenter sistemde bile bakanlar TBMM'den güven oyu almadan göreve başlayabiliyorlarsa, başkanlık sisteminde TBMM'de yemin etmeden pekala göreve başlayabilirler.

Tabii ki söz konusu bu şekil şartını sonradan mümkün olan ilk fırsatta yerine getirmek kaydıyla.

Zaten yeni sistemde bakanların yasama ile bağı bu kadar kesilmişken ve bakanlar, en azından hukuken siyasi kimliklerinden sıyrılıp, bütünüyle cumhurbaşkanının bir nevi en üst düzey "bürokratları" haline gelmişken, TBMM'deki yemin formalitesini bu kadar büyütmeye gerek olmadığı kanısındayım.


*Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi.

Yazarın Diğer Yazıları

Diyanet’in fonksiyonu nedir?

Cumhuriyetin kurucularının Diyanet'e, Cumhuriyetin ve laik devrimlerin yerleşmesini sağlama misyonu verdiği söylenebilir.  Bu durum, yani Diyanet gibi bir kurumun varlığı aslında Türk laikliğini diğer ülkelerden ayıran en önemli özellik ve Cumhuriyeti kuranların en orijinal icatlarından biri.

Dershaneler geri mi geldi?

Pandemide devletin veremediği eğitimi fiilen bu “merdiven altı” dershaneler telafi etmiş.

Bir voleybol yazısı

Takım sporlarında kolektif çalışmayı ve birlikte takım ruhuyla hareket etmeyi en çok gerektiren hangisi biliyor musunuz? Kesinlikle voleybol. Peki nasıl oluyor da takım çalışmasına pek yatkınlığı olmayan ülkemizde, hem de en çok takım çalışması gereken voleybolda böyle bir başarı var?