04 Mart 2019

Toroslarda bir bahar rüyası

"Sakallı akbaba, Türkiye'de yaşayan dört akbaba türünden biri olmasına rağmen insanlar tarafından en nadir görülenidir"

2019’da mutlaka görmem gereken canlılar listesine Sakallı akbaba’yı (Gypaetus barbatus) da dahil ettim geçenlerde. Lammergeier adıyla da anılan bu kuşun yer yer flütümsü bir ezgiye de dönüşebilen sesi hafızamda “yabanın çığlığı” olarak kayıtlıdır benim. Ve ben bu bahar onun bu çığlığını yeniden duyabilmek için adeta yanıp tutuşuyorum. Onun beni her bahar yaşadığı yüksek dağ yamaçlarına çağıran çığlığının en büyük hayranlarından biriyim çünkü.

Onu ve gözlerini görmek, 3 metreye yaklaşan kanat açıklığıyla gökyüzünde süzülüşünü izlemek, sesini, çığlığını yeniden duymak, 2019’da yapılacaklar listemin en başlarında geliyor. Güneydoğu Toroslar’daki Cimbar Vadisi’nin dik yamaçları kaç yıldır her bahar bunun için beni kendisine çağırıyor. Bu yıl bu dilek gerçekleşsin istiyorum artık. O mucizenin sesine, çığlığına bir kez daha kulak vereyim, onu bir sefer daha duyup, kayda alayım istiyorum.

2016’da Pireneler’de gerçekleştirilmiş bu video kaydında, yuvalarını hazırlayarak onu davetsiz misafirlere karşı savunan bir sakallı akbaba çiftinin ilk yumurtalarının ortaya çıkışı, dişi ile erkek bireyin nöbetleşe kuluçkaya yatmaları ve yavruların dünyaya gözlerini açmaları en çarpıcı ayrıntılarıyla görülebiliyor. Nasıl güzel bir canlı olduğunun en güzel kanıtları gizli bu kayıtta. İşte ben bu güzelliği görmek istiyorum.

Sakallı akbaba, Türkiye'de yaşayan dört akbaba türünden biri olmasına rağmen insanlar tarafından en nadir görülenidir. Yuvalarını yerleşim yerlerinden epeyce uzak, yüksek dağlardaki veya kayalık vadilerdeki karanlık, sarp kaya kovuklarına, mağaralara yapar çünkü. İrtifayı sever. Himalayalar’da 7 bin metrelerde bile görülebilirmiş. Ben onu daha ziyade Güneydoğu Toroslar’daki Alpin çayırlara yakın kayalık alanlarda, 2 bin mt’nin üzerinde uçarken görmüşümdür. Kartalı anımsatan bedeni ve bir kamayı andıran kuyruğu ile Sakallı akbaba göklerde tek başına gezinir ve hiçbir şekilde bir sürü davranışı sergilemez. Diğer akbabalar gibi gökyüzünde daireler çizerek dolanmaz. Dağların dik yamaçlarında süzülerek arar besinlerini.
Fotoğraf: Peter Kes

Bir keresinde Niğde’nin Çamardı kazasının Pınarbaşı köyü yakınlarında, Cimbar Vadisi’ne yakın bir noktada, bir leşten ayıkladığı bir kemik parçasını gökyüzünden kayalıklara bırakıp kırarken görmüştüm Sakallı akbabayı. Meğer kemiklerdeki ilikleri pek severmiş. İri kemikleri bile 24 saat içinde hazmedebilen, değil hayvan leşlerindeki toksik bakterileri, avının hücrelerindeki DNA’yı bile yok edebilecek ölçüde asidik yapıda bir mideye sahip o. Beslendiği ölü hayvanlar ne kadar çürümüş de olsa, ne kadar çok zararlı bakteri barındırsa da onun için fark etmiyor

Diğer akbabalar gibi leşle beslendiği için salgın hastalıkların önlemesindeki rolü de çok kıymetli…

Ancak Sakallı akbaba sadece leşle beslenmez, arada canlı kaplumbağa da avlarmış. Çok iri olmayan pençeleriyle bu hayvanı kavrayıp sert kabuğunu kırabilmek için yüksekçe bir noktadan aşağıdaki kayalıklara bıraktığı bilinse de ben şimdiye kadar hiç görmedim. Zaten böyle şeyler görmeyeyim de. Ben bu bahar onun o güzel gözlerini görmek istiyorum sadece. Bu nedenle de bu bahar istikameti Güneydoğu Toroslar’a, Aladağlar’a çevirmek istiyorum.

Avcı bir kuş olduğu sanıldığından, kuzulara ve çocuklara saldırdığı şeklinde asılsız haberlere itibar edildiğinden Alp Dağları’ndaki popülasyonları çok zaman önce yok edilmiş. Bölgedeki son sakallı akbaba da 1913’te vurulmuş. Bu eşsiz canlıların Alpleri yeniden mesken tutabilmeleri için son yıllarda koruma örgütlerince yoğun bir faaliyet sürdürülüyor.

Fotoğraf: Sonja Krueger

Türkiye’deki popülasyonları da elbette ki tehdit altında. Yine de Anadolu’nun yüksek kesimlerinde halen 100-500 arası Sakallı akbabanın yaşadığı sanılıyor. Onlar mesken tuttukları bizim dağlarımızdan insanlar tarafından tamamen kopartılıp atılmadığı için çok şanslı sayılırız. Bu “şansı” gidip yerinde bir kez daha idrak etmek, bu güzel mucizeye bir kez daha tanık olmak lazım bu bahar.

Şimdilerde ilk yavrular muhtemelen hayata gözlerini açmıştır. Yaşamlarının anne ve babalarının devasa kanatları altında geçecek ilk dört aylık döneminin sonlarına denk getirebilsem bu ziyaretimi ve o yavruların ilk uçuşlarına da tanık olabilirsem, çok mutlu olacağım, biliyorum. Bir rüyam daha gerçek olmuş olacak!

Yazarın Diğer Yazıları

Türkiye neden bu noktada?

Türkiye aldığı hızlı kararlarla tarihinin belki de en sorunlu dönemine doğru koşmuş oldu!

Suriye’den çekilme hepten yalan oldu

"Şam Yönetimi safında Suriye’nin doğusunda çarpışan İran yanlısı güçler ile ABD ve ABD destekli birlikler arasında sadece birkaç yüz metre mesafe bulunuyor"

İran’ı tecrite yönelik savaşta kritik eşik

İsrailliler, İran’ın Suriye'de güçlenmesini istemeyen Rusların Lazkiye limanının Tahran'a kiralanmasını engellemeye çalıştığını iddia ediyorlar