16 Ekim 2020

Stadyumlara locaların yüzde 50'si oranında seyirci alınacak kararı

Bu karar taraftarların futboldan uzak tutulmasının yanı sıra futbolun eşitsizlik üreten bir temel üzerine kurgulanmasına da yol açacaktır

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) geçen hafta ülke genelinde stadyumlara locaların yüzde 50'si oranında seyirci alınabileceğini açıkladı. Avrupa'nın pek çok ülkesinde stadyumlara kapasitenin yüzde 30'u oranında seyirci alınabiliyorken her nedense bizde alınan karar bütüne dönük olarak alınmış gibi görünmüyor! Neden mi, çünkü stadyumlarına loca oranının yarısı kapasitesi dediğiniz andan itibaren zaten siz kulüpleri kendi içlerinde müthiş bir ayrışmaya tabi tutmuş oluyorsunuz. Aslında burada da adaletsizlik su yüzüne çıkmış oluyor.

Nasıl mı? Örneğin Rize Didi stadyumunda 12 adet loca var ve kapasitesi 72 kişi bunun yarısı 36 kişi ediyor. Buna karşın 15300 kişilik bu stadyumun yüzde 10'luk oranı deseydiniz eğer 1530 kişi alınabilecekti veya yüzde 20'sinde 3060 kişi içeri girebilecekti.

Buna karşın loca kapasitesi nedeniyle en fazla taraftarı içeri alabilecek olan Beşiktaş'ın durumuna bakalım. 41188 kişilik Vodafone Park stadyumunda yüzde10 oranında 4118, yüzde 20 oranında ise 8236 taraftar içeri girebilecekti. Beşiktaş'ın 147 locasının toplam kapasitesi 3300 kişi bunun yarısı ise 1650 kişi. Bu durumda net bir ayrışmayı daha başından TFF üzerinden normalleştirmiş oluyoruz.

Daha bu duruma ekleyeceğimiz stadyumlarında loca bulunmayan Alanyaspor, Büyükşehir Belediye Erzurumspor, Kasımpaşa, Hatayspor ve Karagümrük takımlarının da ne yapacağını konuşmalıyız. Loca benzeri alanların inşa edilmesinden söz ediliyor.

Peki bu neye göre olacak ve bütün bu yokluk halinde kulüpler neden bunun için de para harcamak zorunda bırakılacaklar?

Tablo: Süper Lig kulüplerinin loca sayısı, kapasiteleri ve yüzde 50 oranı seyirci sayıları

Türkiye futbol liglerinde birinci ligin yanı sıra ikinci ve üçüncü liglerde mücadele etmekte olan takımların neredeyse büyük bir çoğunluğunun stadyumlarında loca yok! O zaman bu takımlar nasıl seyircilerini içeri alabilecekler? Alınan bu kararın eşitlik temelinde olmadığı aşikar. Hatta bu konuda Fenerbahçe kulübü başkanı Ali Koç'un açıklamaları da durumu net bir biçimde ortaya koymakta: "Sadece locaların açılmasına karşıyım. Öyle olursa sadece zenginler izleyebilir. Ben belli bir yüzdeyle tribünlerin açılmasını isterim.

Alınan kararın neye göre alındığı ve ne gibi etkileri olabileceği üzerinde yeterince hazırlık yapılmadığı anlaşılıyor. 223 günlük seyirci hasretinin sona ereceği şeklinde başlık atan gazetelerin bu seyircilerin hangi gelir grubundan olduğu hakkında da bizlere bir şeyler yazması gerekiyor. Örneğin Sırbistan ile oynanan milli maçta da yine localara seyirci alındı, bu seyirciler tesadüfen mi seçildiler yoksa TFF tarafından mı belirlendiler?

Tekrar söylemekte yarar var, alınan bu karar taraftarların futboldan uzak tutulmasının yanı sıra futbolun eşitsizlik üreten bir temel üzerine kurgulanmasına da yol açacaktır. Umarım bir an önce bu hatadan dönülür ve yüzde 10 veyahut yüzde 20'lik oranlarda bir kapasite tüm kulüpler için açılmış olur. Böylesi bir hatada ısrar edilmesi ise süper lig kulüpleri arasında eşitsizliğin görünür kılınmasının önünü ardına kadar açacaktır.



Pazartesi günü Türk futbolunun güzide isimlerinden birisi daha bizlere veda etti. Efsanevi Göztepe takımının Avrupa'yı titreten kadrosunun yıldızlarından birisi olan Nevzat Güzelırmak beyefendiyi kaybettik. Ailesi ve yakınlarına baş sağlığı, kendisine Allahtan rahmet diliyorum. Nurlar içinde yatsın.

Yazarın Diğer Yazıları

"Asi, kahraman, düzenbaz, tanrı"; Diego Armando Maradona

Futbolu sevenler milyonlarca insanın kalbinde bıraktığın o müthiş duygu için hepimiz sana minnettarız. Işıklar içinde uyu

Öğretmenlerle yapılan araştırmanın gösterdikleri: İş yerinde güvende, değerli hissetmiyorlar

Eğitim - Sen'in Öğretmenlerin Ekonomik ve Mesleki Sorunlarına Bakış anketinin sonuçları bir nebze de olsa olup bitenlere ilişkin ipucunu içerdiği için dikkat çekmektedir

Biz bitti demeden bu kez küme düştük!

Garip ve bir o kadar anlaşılmaz yorumlardan uzaklaşıp asıl durduğumuz yeri konuşmanın sırasıdır artık