28 Ocak 2020

Bunları da gördük ya!

Bu ülkede sürekli olarak vurgulanan birlik ve beraberlik nidalarının aslında gerçek anlamda bir karşılığı olup olmadığını dün futbol dünyasında yaşananlar net bir biçimde gözler önüne sermiş oldu

Ülke gündemi yaşanan depremle sarsılmış vaziyette ve tam bu sırada bile gerilim üretecek ve buradan kendi kişisel ikbal hesaplarını yapabilecek durumlar üretebilmeyi başaran bir anlayışı hayata geçirebilenler var. Son on yıl içerisinde en büyük depremin yaşandığı Elazığ ve Malatya kentlerinde hafta sonu oynanacak olan karşılaşmaların ileri bir tarihe ertelenmesinden daha doğal bir durum tabii ki olmayacaktır. Ancak işte tam da bu erteleme bile beraberinde Twitter üzerinden atışmalara ve karşılıklı hesap sormak suretiyle, kendi taraftar gruplarına yönelik mevzi kazanma anlayışlarına dayanak noktası haline dönüşebiliyor.

BTC Türk Malatyaspor Kulübü Başkanı Adil Gevrek, "Türkiye Futbol Federasyonundan bizi aradılar ve Trabzonspor'un gelmek istemediğini ilettiler. Bizden de erteleme talebinden bulunmamızı rica ettiler. Biz ise maçın oynanmasını istedik. Buna rağmen tek taraflı olarak erteleme kararı çıktı. Trabzonspor gelmek istemiyor diye maç mı ertelenir? Bana göre yanlış yaptılar. Bu hiçbir hakka, hukuka, adalete sığmaz. Madem deprem var, o halde bütün lig maçlarını erteleselerdi" diye açıklamada bulundu.

Maçın ertelenmesine karar veren Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) eğer sayın başkanın dile getirmiş olduğu gibi bir durumla hareket edebiliyorsa derhal istifa etmeli ve bu görevi yerine getirebilecek yeni bir yönetim oluşturulmalıdır. Kötü yönetim şiddettir ifadesi işte böylesi durumlarda tam karşılığını buluyor. Çünkü bu ülkenin yönetim kademesinde yer alanlar, bulundukları yerin hakkını vermek suretiyle en ufak bir yanlış anlamaya bile karşılık vermeyecek şekilde görevlerini yerine getirmekle mükelleftirler. Görünen o ki, federasyonun inandırıcılık anlamında da güven anlamında da karnesi son derece zayıftır ve bundan sonrası için hiç ama hiç olumlu sinyaller vermemektedir.

Kulüp başkanının ardından Trabzonspor kulübünün erteleme ile ilgili olarak ne resmi ne şifahen herhangi bir talebinin olmadığı şeklindeki ifadeler spor kanallarına yansıdı. Daha sonra ise Fenerbahçe Spor Kulübü'nün dün saat 17.51'de resmi internet sitesinden duyurduğu "Türkiye Futbol Federasyonuna Soruyoruz" bildirisi yayınlandı:

"…Malatyaspor başkanı Sayın Adil Gevrek'in bugün kamuoyuna yansıyan açıklamalarına bakıldığında, erteleme kararının ev sahibi takımın talebinin tamamen aksi yönünde, şehirde maçın oynanmasına engel bir durum olmamasına rağmen, sadece Trabzonspor'un talebi üzerine, gerçekleştiği çok açıktır. En az bunun kadar açık olan bir diğer konu ise; Türkiye Futbol Federasyonu'nun, "ev sahibi takıma rağmen", "Trabzonspor gelmek istemiyor" diyerek tek taraflı verdiği düşünülen ve soru işaretleri taşıyan bu kararın, talepten de öte şekilde, isteğe bağlı olarak, adeta sahipliği andıran bir yapı altında gerçekleşmiş olmasının vicdanlardaki karşılığıdır. Türk futbolu adına sorgulamak durumunda olduğumuz, şampiyonluk yarışında bir takıma açıkça avantaj sağlayacak bu maç iptal kararının gerçek sebebinin; Trabzonspor takımının Malatya gibi zorlu bir deplasmana, 120 dakika oynadığı Türkiye Kupası son 16 turu rövanş maçının hemen ardından çıkarılmak istenmemesi mi? Bu hafta Fenerbahçemiz ile karşılaşacak Trabzonspor takımının defansif mevkideki 4 oyuncusunun sarı kart sınırında olmasından ötürü mü? Bu hafta Fenerbahçe ile karşılaşacak Trabzonspor takımının, 10 gün dinlenerek ve Malatya gibi zor bir deplasmandan olası bir puan kaybının yaratacağı psikolojik baskıyı yaşamadan çıkmasını sağlamak mı olduğunu, Türkiye Futbol Federasyonu'na soruyoruz. Her zaman ve her şartta belirttiğimiz gibi, Türkiye Futbol Federasyonu'ndan tek beklentimiz, hiçbir takımın tekeli ve lobi baskısı altına girmeden, tüm kulüplere eşit mesafede, her takımı eşit görerek, adil ve adaletli bir düzen tesis edebilmeleridir…"

Bu bildiriye yine aynı tarzda Trabzonspor'un resmi internet sitesinden yanıt verildiğinde ise saatler 20.40"ı gösteriyordu:

"…Ülke olarak adeta seferberlik başlattığımız, kurtulacak her bir can için dualar ettiğimiz bu günlerde tek gündemleri 'ertelenen maçın oynanması' olan Fenerbahçe Spor Kulübü'nün açıklamasını insanlık adına büyük bir utançla takip ettik. Kadınların, çocukların, ailesinin üstüne siper olan babaların cenazeleri enkaz altından çıkarken bir spor kulübünün bu denli küçülebileceğini tahayyül edemezdik. Yüzlerce insan, enkaz altından gelecek bir ses, bir nefes için çırpınırken Fenerbahçe Spor Kulübü"nün maçta çıkacak kartların, 90 dakika – 120 dakika gibi hesapların peşinde koşmasının yorumunu toplumumuzun vicdanına bırakıyoruz!... Gevrek'in açıklamalarından hareketle Fenerbahçe Spor Kulübü'nün ilk etapta öğle saatlerinde organik ve inorganik olarak beslediği sosyal medya trolleri tarafından daha sonra da kulüp resmi sitesinden yaptığı açıklamayla konu ahlaki sınırları aşan bir boyuta taşınmıştır. Trabzonspor camiası gibi Türkiye'nin gözü ve kalbi 788 artçı depremin olduğu, binlerce vatandaşın çadırlarda sabahladığı Elazığ ve Malatya'da atarken, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kalbinin maçta çıkacak kartlarda atması, kamuoyunun da takdir edeceği şekilde büyük bir insaniyet sorunudur!.."

Araya A Spor'da yayınlanan programda Erman Toroğlu'nun Fenerbahçe kulübünün yaptığı açıklamaya ilişkin sert sözleri girdi:

"…Artçılar devam ediyor. Maç başladı, 15.00 kişi öldü, kına yakar mısınız bir yerinize. Değer mi bu yaptıklarınıza? İnsan sağlığından daha önemliyse Fenerbahçe şampiyonluğu kupayı versinler. Herkes dışarıda yatıyor, ayıptır ya! Al kupayı git, yazıklar olsun! Trabzonspor -Fenerbahçe maçı oynanacak. Trabzon'da ortalığı gerip, yangın yerine çevirip oradan 3 puanla ayrılmak istiyorlar. Bu kadar küçük düşünüyorlar. İşi gerip, seyirciyi sahaya sürükleyip Trabzonspor'un ceza almasını istiyorlar. Yapılan oyun. Utanmaz bunlar! Bunlar hep aynı kafa idareci. Biz bunlardan vizyon bekledik. Yalı çocukları ya…"

Bu açıklamalara Fenerbahçe Spor Kulübü'nden gece saat 00.49'da yanıt verildi:

"Sevgili Fenerbahçe Camiası, bu gece A spor kanalında yapılan yayınlar, kullanılan kelimeler, ifade edilen iddialar ve bunları dile getiren sözde medya mensuplarına lütfen takılmamanızı, ciddiye almamanızı önemle rica ederiz. Zira bu ve benzeri zihniyetlere paye vermek ciddiye almak hatta bizlere gelen binlerce mesajda ifade edildiği gibi tesislerimizden men etmek bunları ödüllendirmekten öteye gitmeyecektir. Kime ve neye hizmet ettikleri apaçık ortada olan, Türk spor tarihinde ilk defa spor kanalı olmayan bir kulübün spor kanalı olan bu zümreye doğru zaman ve doğru yerde kulübümüzün gereken cevabı vereceğine dair tüm camiamızın içi rahat olmalıdır. Öte yandan, bilmenizi isteriz ki; bu mecranın ve kıymeti harbiyesi olmayan birkaç sözde medya mensubunun bizlere ettiği her hakaret bizi yücelterek, onore etmekte ve bizim son dönemde dile getirdiğimiz endişelerimizde ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha tüm kamuoyuna göstermektedir."

Buraya kadar sekiz on saat içerisinde yaşanan ve yarattığı etkinin çok daha büyük olduğu açıklamaları aktardım. Şimdi biraz da bu ifadelere yakından bakalım, öncelikle her ifadede ölenlere baş sağlığı, yaralanan yurttaşlarımıza acil şifaların yanı sıra birlik ve beraberliğe yapılan vurgu ve devletimizin görevi başında olduğu ifadeleri sektirmeden yer alıyor. Ancak daha sonra hemen asıl mevzuya dönülerek tüm bu temenniler, iyi dilekler unutulup karşı tarafın maskesinin düşürülmesine yönelik ifadeler devreye sokulmaya başlanıyor. Bu metinleri yazanlar gayet iyi biliyorlar ki, burada kullandıkları her kelimenin bir karşılığı var ve o karşılığın gelmesi gecikmeyecek. Ama öte yandan bu karşılıklar verilmeye başlandığı andan itibaren de başta bu iki kulüp olmak üzere hepimizi tesir altına alacak bir utanç bulutu büyümeye başlayacak.

Bu ülkede sürekli olarak vurgulanan birlik ve beraberlik nidalarının aslında gerçek anlamda bir karşılığı olup olmadığını dün futbol dünyasında yaşananlar net bir biçimde gözler önüne sermiş oldu. Gerginlikten beslenerek kendilerini temize çekebileceğini kim veya kimler zannediyorsa, yaşananların herkesi kirleteceğini akıllarından çıkartmamaları gerekiyor. Son on beş gün içerisinde futbol ve futbol alanında yaşananlar bir kez daha hepimize bu ülkede futbolun en az futbol olduğunu göstermiştir. Türkiye"de futbol, sahada oynanan ve daha iyi mücadele edenin kazandığı bir spor dalı değildir, aksine daha fazla bağıranın, ses çıkartanın ve siyasal bağlantıları olduğunu diğerlerini ikna edebilenlerin sonuca ulaştıkları trajikomik bir oyundur! Bu açıklamalar ülkenin toplumsal ve sportif tarihine mal olmuş kulüplerin daha henüz oynanmamış bir futbol maçı üzerinden nasıl bir hale düştüklerini göstermesi açısından ibretlik dersleri bünyesinde barındırmaktadır. Bir zamanların ezeli rakip ebedi dost masalları eskide kaldı, yeni dönem dostluğu değil düşmanlığı ve kendi kitleni sürekli olarak konsolide etmek suretiyle ayakta durmayı getiriyor ve ne yazık ki bizimkiler de bu dalgaya matah bir haltmış gibi sarılmış vaziyetteler!

Yazarın Diğer Yazıları

Sporu asıl şimdi daha çok gündeme sokmalıyız

Bakanlık sabah, öğle ve akşam üstü yine TRT ekranları aracılığıyla farklı yaş gruplarına göre oluşturulan egzersiz programlarını devreye sokmalı ve evde oturmak durumunda bulunan milyonlarca yurttaşımızı hareketli kılacak aktivitelerle onları buluşturmalıdır

Koronavirüs'ün yaşlılara ve toplumsal hayata etkileri

Önümüzdeki post Korona dönemi açısından emareler yaşlıların daha şimdiden toplumsal hayatın içerisindeki konumlarının daha fazla sorgulanacağı bir döneme işaret etmektedir

Koronavirüs günlerinde spor

Sportif alanların özellikle de kapalı mekanlar içerisindeki etkinliklerde bir araya gelecek olan insanlar açısından yaratabileceği kaygı ve endişe miktarının artması beraberinde söz konusu etkinliklere olan ilginin azalmasına yol açabilecektir