Sağlık
BBC Türkçe

Yeni araştırmaya göre dünyada tip 1 diyabet vakaları 2040'a kadar ikiye katlanabilir

14 Kasım 2022 07:59

Suneth Perera
BBC Dünya Servisi

"2022 yılındayız. 100 yıl önce ilk defa bir çocuğa diyabet için insülin verildi ama bu ilaca hâlâ dünyanın birçok yerinde erişmek ya çok zor ya da çok pahalı."

Bu sözler Sydney Üniversitesi Tıp Okulu'nda Profesör olan Graham Ogle'a ait.

Ogle, Lancet tıp dergisinin Diyabet ve Endokrinoloji bölümünde yayımlanan ve tip 1 diyabeti inceleyen yeni bir çalışmanın yazarları arasında.

Çalışma, dünyada insüline erişimdeki zorlukların insanların hayatı üzerindeki olağanüstü etkiye dikkat çekiyor ve doğru tedavi yöntemleri mevcut olsaydı, bugün 3,9 milyon kişinin hâlâ hayatta olabilecek olduğunu tespit ediyor.

 

Dünyada yaklaşık 8,7 milyon kişinin diyabet hastalığıyla yaşadığı tahmin ediliyor.

Tip 1 diyabet nedir?

Tip 1 diyabet

Tip 1 diyabet, pankreasın insülin üretimini bırakması ve böylece kandaki glikoz miktarının artması durumunda ortaya çıkıyor.

Glikoz, kandaki en temel şeker türü ve vücut hücreleri için ana enerji kaynağı.

Tip 1 diyabette kan şekeri seviyeleri kontrol edilemeyebiliyor ve ancak vücuda insülin enjekte edilerek tekrar kontrol altına alınabiliyor.

Hastalık erken yaşta teşhis edilebiliyor.

Tip 1 diyabeti olan kişiler, gün içinde kan şekeri düzeylerini takip edip fiziksel aktivite ve yiyeceklerle birlikte ihtiyaç duyulan insülin miktarını gözlemlemek zorunda.

Bilim insanları tip 1 diyabetin nedenini kesin olarak bilmiyor.

Ancak bunun genetik ya da viral enfeksiyonların pankreastaki insülin üreten hücrelere zarar vermesinden kaynaklı olduğuna inanılıyor.

2040'a kadar vaka sayısı ikiye katlanabilir

Tip 1 diyabetin en yaygın şekilde görüldüğü ülkeler

Tip 1 diyabetle ilgili veriler birçok ülkede yaygın bir şekilde bulunmuyor.

Bu yüzden hastalıkla ilgili çalışmaların çoğu Avrupa ve Kuzey Amerika'daki ülkelerden gelen bilgilere dayanıyor.

Araştırmacılar, 2021 yılı için 201 ülkede tip 1 diyabetin farklı yönlerini anlayabilmek için yeni bir model geliştirdi.

Bu modelde belirli bir zaman diliminde bir popülasyondaki toplam vaka sayısı, o zaman çerçevesinde gelişen vakalar, hastalıkla ilişkili ölüm oranları ve yaşam beklentisi inceleniyor.

Bu çalışmanın sonucunda 2040 yılına kadar diyabet hastalarının sayısının iki katına çıkarak 17,4 milyona ulaşması öngörülüyor.

Çalışmaya göre şu anda diyabetin en yaygın görüldüğü 10 ülke sırasıyla ABD, Hindistan, Brezilya, Çin, Almanya, İngiltere, Rusya, Kanada, Suudi Arabistan ve İspanya.

 

Veriler, 14 yaş altındaki çocuklarda tip 1 diyabet vakalarının Finlandiya ve İsveç gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde, ve Kuveyt ve Katar da dahil olmak üzere bazı Orta Doğu ülkelerinde çarpıcı düzeyde yüksek olduğunu gösteriyor.

Çocuklarda tip 1 diyabet

Bu yeni model ayrıca dünya genelinde kişi başına diyabet hastalığı yüzünden kaybedilen "sağlıklı yaşam yıllarını" da tespit ediyor.

Ancak diyabet özellikle daha yoksul ülkeleri etkilediği için bu oranlar dünya genelinde büyük ölçüde farklılık gösteriyor.

Örneğin, Sri Lanka'da kişi başına kaybedilen sağlıklı yaşam yıllarının sayısı 48.

Bu, Güney Asya bölgesindeki en yüksek oran.

Benzeri görülmemiş bir ekonomik ve siyasi kriz ile mücadele eden Sri Lanka'da tip 1 diyabeti olan 14 binden fazla kişi olduğu düşünülüyor.

"Yeterince insülin olmazsa ne yaparız?"

13 yaşındaki tip 1 diyabet hastası Sathsarani, Sri Lanka'daki bu kişilerden bir tanesi.

Sathsarani'nin 7 yıl önce başka bir hastalık için tedavi alırken diyabet hastası olduğu ortaya çıktı.

Sathsarani ve annesinin ayda bir kez, insülin almak için 200 kilometre uzaklıkta, Sri Lanka'nın merkezinde devlet tarafından işletilen bir kliniğe gitmesi gerekiyor.

Ancak ülkede çok sayıda doktor, ekonomik kriz yüzünden hastanelerde insülin stoklarının tükendiğini bildiriyor.

Sathsarani'nin annesi, "Yeterince insülin olmazsa ne yaparız? Çocuğuma ne olur bilmiyorum, endişeliyim" diyor.

Teşhis

Yeni veriler, tip 1 diyabeti olan 8,7 milyon kişiden 1,5 milyonunun yirmi yaşın altındaki çocuklar ve gençler olduğunu gösteriyor.

Ancak bu gençlerin yaşam beklentileri, yaşadıkları yere bağlı olarak büyük ölçüde değişiyor.

Yapılan araştırmaya göre, düşük gelirli bir ülkede tip 1 diyabeti olan 10 yaşındaki bir çocuğun ortalama kalan yaşam süresi sadece 13 yıl.

Yüksek gelirli ülkelerde ise bu süre 61 yıl.

Uzmanlar, çocuklarda tip 1 diyabetin erken evrede teşhis edilmesinin önemini vurguluyor.

Profesör Ogle, "Her yıl yaklaşık 35 bin genç hatalı teşhisler yüzünden hayatını kaybediyor. İnsanlar diyabetin çocuklarda görülmediğini düşünüyor ama bu doğru değil" diyor.

 

Önemli müdahaleler

Araştırmaya göre erken teşhis, yüz binlerce kişinin hayatını iyileştirebilecek ve kurtarabilecek dört temel müdahaleden sadece bir tanesi.

  • Zamanında teşhis: Tip 1 diyabetten etkilenen herkese doğru zamanda teşhis koyabilsek, 2040 yılında 668 bin kişi daha hayatta olabilir
  • İnsülin ve test: Dünyada herkesin insülin tedavisine, gerekli testlere ve hastalıkla mücadele araçlarına erişimi olursa, 2040'ta 1,98 milyon kişi daha hayatta olabilir
  • İnsülin pompası ve glikoz izleme teknolojisi: İnsülin pompası, gece gündüz kana çok az miktarda insülin veren tıbbi bir cihaz. Dünyada herkesin glikoz izleme ve otomatik insülin dağıtım teknolojisine erişimi olursa, 2040'ta 673 bin kişi daha hayatta olabilir
  • Önleme ve tedavi: Yeni tedavileri araştırarak ve gerekli yatırımı yaparak, tip 1 diyabeti olan herkesin yaşam süresini ve kalitesini iyileştirebiliriz

Ogle, "Bu dört temel müdahale aracı küresel bir sağlık programının parçası olarak tüm ülkelerde sunulsa, diyabeti olan insanlar kronik hastalık ve erken ölüm yerine sağlıklı yaşamlar sürebilir" diyor.

 

Hükümetlerden destek

Lancet'de yayımlanan çalışma, küresel verileri kullanan canlı bir endeks aracıyla tip 1 diyabetin küresel kapsamını ve etkisini tespit ediyor.

Ogle, "Biz bu verileri ülkelerle paylaştık. Diyabeti olan gençlerin ve yetişkinlerin sayısını ve ayrıca ülkelerdeki ölüm oranlarını belirledik" diyor ve sözlerine devam ediyor:

"Artık insanların hükümetlerine gidip, 'bizi desteklemeniz gerekiyor, tedavi süreçlerimizi iyileştirmeniz gerekiyor. Çünkü bunu yaparsanız insanlar daha sağlıklı olabilir ve hayat kurtarabilirsiniz' diyebilir."

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir