Gündem

Er Utku Kalı tahliye edildi!

Reyhanlı'daki saldırıyla ilgili istihbarat bilgilerini sızdırdığı suçlamasıyla yargılanan Utku Kalı, hakim karşısına ilk kez çıktığı ikinci duruşmada tahliye edildi

11 Kasım 2013 19:51

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 günü meydana gelen ve 52 kişinin ölümüne 130 kişinin yaralanmasına sebep olan bombalı saldırıyı El Kaide’nin Suriye’deki kolu olan El Nusra Cephesi’nin yapmış olabileceğine işaret eden Jandarma İstihbarat Daire Başkanlığı’na ait gizli yazışmaları Redhack'e sızdırmakla suçlanan er Utku Kalı, Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı.

Duruşmanın sonunda, Utku Kalı'nın tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Utku Kalı tahliye edildi.

Tahliye kararıyla birlikte annesi gözyaşlarına boğuldu. Ablası ve avukatı Ceren Kalı'ya sarılan Utku, işlemlerinin ardından askeri birliğine götürülecek.

21 Ekim tarihindeki ilk duruşmada  Utku Kalı tedavisi gerekçe gösterilerek duruşmada hazır edilmemiş ve ifadesi alınamamıştı.
 

Duruşma geç başladı

 
Utku'nun ablası ve avukatı Ceren Kalı, Twitter'dan "Utku cezaevinden getirildi, 25 dakikadır adliye kapısının anahtarının bulunamaması nedeniyle binaya alınamıyor, duruşma başlayamıyor." paylaşamında bulundu.
Utku Kalı davası 14:40 itibariyle başlayabildi.
 

Adliye önünde Kalı'ya destek

 
Samsun Emek ve Demokrasi Güçleri, duruşma öncesi Samsun Adliyesi önünde açıklama yaptı.
Burada açıklama yapan Neslihan Cihan, "Sözde demokrasi ve barış havarisi olan AKP daha önce Ceylanpınar ve Roboskî'de yaşanan ölümlerin sorumluluğunu yalan ve iftira ile üzerinden atmaya çalışmıştı" dedi.
AKP'nin Reyhanlı'nın sorumluluğunu da üzerinden atmaya çalıştığını belirterek, "Reyhanlı'da dökülen kan kirli ellerine çoktan bulaştı ve asla çıkmayacak" diye belirtti.
Bir yandan Ortadoğu halklarına ölüm getiren AKP kendi ülkesinde de kendi halkını düşman ilan ettiğini belirten Cihan, "Eli sopalı faşistleri ile kendi halkına saldırıyor. Gezi Parkı direnişinde 6 direnişçinin ölümüne sebep olan Tayyip, Reyhanlı'da öldürülen vatandaşlarımızın, Rojava'da öldürülen Kürt halkının da katilidir" dedi.
"Reyhanlı'nın katili Utku Kalı değil, AKP Hükümeti'dir" diyen Cihan, Kalı'nın serbest bırakılmasını, asıl sorumluların yargılanmasını istedi.
 

Redhack: Ya Kalı'yı bırakın ya da fragmandan esas filme geçeriz!

 
RedHack grubu, kaynaklarının Utku Kalı olmadığı ve salıverilmesi gerektiği çağrısını yineledi:
Tekrar soyluyoruz; Utku yakalandiginda yetkililer aciklama yapmadan, Utku ve baska birisinin yakalandigi haberini gecmistik. Kaynagimiza ulasamayanlar #UtkuKali'yi gunah kecisi sectiler, yaziktir, gunahtir bu yanlistan geri donun. Hayat karartanlari tarih affetmez.
Belgeleri Kalı aracılığıyla ele geçirmediklerini savunmayı ısrarla sürdüren Redhack'in Twitter hesabında AKP hükümetine seslenilerek, "Ya esir olarak ellerinde tuttukları Er Utku Kalı'yı serbest bırakırlar, ya da fragmandan esas filme geceriz." denildi.
 

Yargılama hukuki değil

 
Avukat Efkan Bolaç, salonda silahlı polisler olduğunu ve bunun adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu ifade etti. Ancak hakim "Biz de biliyoruz, hatırlattığınız için de teşekkürler ama işte öyle salondaki seyircilerin güvenliği açısından çok takılmayalım" dedi.
Birgün gazetesi muhabiri Ceren Büyüktetik, avukatların isnat edilenin terör suçu olmadığını, iddianamenin yok hükmünde olduğunu, bu nedenle özel yetkili mahkeminin görevsiz olduğunu belirterek "görevsizlik kararı" talep ettğini bildirdi. Ancak mahkeme talebi reddederek, Kalı'nın savunmasını istedi.
 

'Telefonu 10 saniyede sıfırlayabilirim'

 
Kalı, ayakta duramadığı için yerinde oturarak savunma yaptı. Kalı, savunmasına geçmeden önce babasının dün olan doğum gününü kutlamak istedi ancak hakim 'duruşmadadan sonra' diyerek izin vermedi. Unutkanlık başladığını belirten Kalı, 5 sayfalık savunmasını satır atlayarak okumaya başladı. İlk etapta askere nasıl başladığını ve son olarak Amasya Cezaevi Karakolu’ndaki görevlerini anlattı.
Kalı, savunmasında, iddianamedeki belgelerin, kendi telefonundan ama başkası tarafından gönderildiğini belirtti. Belgeleri, telefonundan kendisi göndermiş olsa izlerini 10 saniyede silebileceğini söyleyen Kalı, Doğan Haber Ajansı'ndan Ali Dağlar'ın aktarımına göre şöyle konuştu:
 

'İşkence gördüm'

 
"Bir astsubay bana 'Kanın mı çekildi, para için mi yaptın?' diyerek üç kez tokat attı, boğazımı sıktı, karın boşluğuma yumruklar attı. Bu kişi 'İntikam soğuk yenen yemektir. Bildiklerinden daha fazlasını biliyorsan (... küfürler), vatan haini, hapislerde çürüyeceksin' dedi. Doktora çıkarıldığımda uygulanan işkenceyi açıklamama izin vermediler. Jandarmalar yanımda odaya girdik. İşkenceyi doktorun kulağına fısıldadım. Cezaevinde işkence gördüm. İşkence derken illa darp gibi, ıslatmak gibi değil, sürekli çırılçıplak soyularak arandım. Ailem görüşe geldi, görüş sonrası çırılçıplak arandım. Ablam geldi, aynı şekilde arandım. 
 

'Cezaevindekiler beni katliamın faili sanıyor'

 
Cezaevindekiler beni Reyhanlı katliamının faili sanıyordu. Can güvenliğim nedeniyle tek kişilik hücre istedim."
Utku Kalı savunmasının devamında sivil hayattayken bir STK’de gönüllü olarak çalıştığını anlattı. Elektronik teknisyeni olarak bilgisayar konusunda uzman olduğunu, cep telefonunu avucunun içi gibi bildiğini söyleyen Kalı, "Alayda herkesin cep telefonu vardı, sadece benim telefonum bulundu bir de herkesin şarj aletleri bulundu. Cep telefonunu yalayıp yutmuş biri olarak istesem delil olduğu söylenen o mesajları 10 saniyede silerdim. Bana ait değiller, kabul etmiyorum" dedi.
Utku Kalı ile en son ailesi 30 Ekim’de açık görüş yaptı. Kalı’nın uzun süren mücadele sonucu önce bazı bölümleri kesilip kırpılarak verilen gazetelere kavuştuğu, televizyon da seyredebildiği bildirildi.
 

'Kazım Zeycan'ın yerine bakıyordum'

 
Kalı, Amasya İl Jandarma Komutanlığı'nda igili birimde bulunma nedenini şöyle açıkladı:
"Kazım Zeycan adlı santral görevlisi izne gittiği için santralde onun yerin baktım bir süre. Bana görevi nasıl yapacağımı anlattı. Hatta bu konuda notlar aldığım küçük bir defterim vardı. Eğitim almadım bu göreve ilişkin. "
 
Zeycan: Hatalı belgeleri yakıyorduk
 
Tanık olarak dinlenen Kazım Zeycan, hatalı gelen belgeleri yaktıklarını belirtti. Utku Kalı, en başta, santraldaki bir çöpte belge yakarken görüldüğü için soruşturmaya dahil edilmişti.
Zeycan, "Ben mesajları görmedim, gececiyim. Utku gündüz duruyordu. Santral makinası şifreli olduğu için ben eğitim aldım. Utku eğitim almadı, ben öğrettim" şeklinde konuştu.
Daha sonra avukat Ceren Kalı, sözkonusu istihbarat raporunu tanığa vererek incelemesini istedi. Zeycan, raporları hatırlamadığını belirtti. Bunun üzerine avukat, tanıktan, raporun saatini söylemesini istedi. Zeycan da "Sabah 9'da gelmiş. Gündüz ben varım, demek ki ben almışım" dedi.
 
Tanığın dinlenmesinin ardından durumaya ara verildi. Arada Utku Kalı, babasının doğumgününü kutlayabildi.
 

Karakol komutanı: İmzladığım belgelerin imzasızlarını da gördüm

 
Karakol komutanı, ifadesinde şu sözleri sarf etti:
Utku'nun kalp ve tansiyon problemi olduğu için santralde görevlendirmeye karar verdik. Suça konu olan belgeler, sanık Utku tarafından bana getirildi. İmzaladim, tarih attım. Belgeleri Utku'ya değil görevli askerlere verdim.
Sistem mesajı otomatik olarak siliyor ancak yine de silip silmedigini sordum, sildiğini söyledi.
Olay gunü Utku benimle görüştü ve gececi olmak istediğini söyledi. Daha önce de Kazım'la gelip bu talepte bulunmuştu, ancak tersledim. Bir gün sonra Cem Astsubay geldi, 4 mesajin yanlışlıkla gönderildiğini, istihbaratçıların bunları teslim almak istediklerini söyledi.
Ben hiçbir belge verilmemesini söyledim. Bir süre sonra haber merkezini bir astsubay aradı, Alay Komutanı'nı aramamı söyledi.
Alay Komutanı karakola çağırdı, gittim. Mesajların sızdırıldığını söyledi. Belgelere baktım içerikleri aynıydı ancak benim imzam yoktu.
 
Komutan ifadesini verdikten sonra avukatların sorularını yanıtladı:
Avukat Özgür Urfa: Eğitim verdik, belge imzalattık' denilen belgeyi gösterdi. Belgedeki kritik bölümlerde Utku'nun imzası ve tarih yok.
Komutanın bahsettiği yine aynı belgede, evrakların gizlilik dereceleri (...) şeklinde yazılmış. Yani gizlilik dereceleri yok.
Komutan: Belgeler yanlışlıkla gönderildi dediler ama aslında yanlışlıkla gelmedi. Soruşturma için öyle söylendi.
Av. Özgür Urfa: Madem yanlışlıkla gelmedi neden gelen istihbarat yetkililerine kapalı zarfla teslim ettiniz.
Komutan: Karşılaştırmak için.
Ceren Kalı: Santralde 'tansiyonu var' diye görevlendirdiğinizi söylüyorsunuz. Ne kadar öngörülüsünüz ki, hastalığını 2 ay önceden bildiniz.
Tanık Komutan yeniden: Babası geldi, çay ikram ettim.
Ceren Kalı: Telefon bile bulunmadan Utku'nun yaptığına nasıl kanaat getirdiniz.
Komutan Engin: Bana sordular Kazım yapmaz Utku yapar dedim.
Ceren Kalı: Siz, sorguya çekmedik dediniz ancak ardından Kasım'ın ifade verdiğini, Utku'nun ise ilk dakikadan 'Avukatımı istiyorum' dediğini aktardınız. Sorguya çekmediyseniz, bu ifadeler nereden çıktı?
Komutan: Ön bilgi olsun diye konuştuk. Kendisine poğaça, meyve suyu ikram ettik.
Utku: Kendiniz yediniz, bana tek lokma vermediniz.
 

Tanık, Utku'nun telefonunu tanıyamadı

 
Üçüncü, dördüncü ve beşinci tanık da dinlendi.
Beşinci tanık, Utku'nun elinde iPhone 4S gördüğünü söyledi. Bunun üzerine avukat Selin, iPhone 4 ile 4S'in farkını sordu. Tanık yanıtlamadı. Ceren Kalı, tanığa iPhone 4 ve 4S gösterdi ve hangisinin hangi model olduğunu söylemesini istedi. Tanık yanıtlamadı. Hakim 'önemli değil' dedi, Ceren Kalı ise "Madem herkes görmüş bu telefonu, bu çocuk da 25 yılla yargılanıyor, elbette önemli" dedi. Tanık telefonlara baktı. "Ben sadece dokunmatik diye biliyorum" dedi.
 

Türkiye'nin 'Dreyfus Davası'

 
Hüseyin Aygün, Twitter'dan, "'Türkiye'nin Dreyfus Davası' olarak bilinen davanın kurgusu şöyle: Er Utku Kalı El Nusra cephesi teröristlerinin Reyhanlı'ya saldırı eylemini önceden bildiren jandarma istihbaratın belgelerini E.P'ya gönderdi, o da belgeleri RedHack'e verdi, E.P'den 5 ay sonra geçen hafta ifade alan İstanbul Özel Yetkili Savcısı E.P'yi mahkemeye bile sevk etmeye gerek görmeyerek serbest bıraktı !!!" diye yazdı.
 

Utku Kalı'dan mektup var

 
\
 

Reyhanlı saldırısı ve casusluk suçlaması

 
11 Mayıs 2013 tarihinde, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yapılan iki ayrı bombalı araç saldırısı sonucu resmi açıklamalara göre 52 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da büyük yankı uyandıran patlamanın hemen ardından resmi makamlar saldırganların belirlendiğini, operasyonların sürdüğünü açıkladı ve Suriye rejiminin gizli istihbarat servisi Muhaberat’ı işaret etti. İddiaya göre organizasyonu Suriye’de bulunan THKP-C Acilciler örgütü lideri Mihraç Ural planlamıştı. Patlamadan birkaç gün sonra MİT’in olay öncesi failleri takibe aldığı ve hatta polisi uyardığı öne sürüldü, ilgili belgeleri Redhack kamuoyuyla paylaştı.
Reyhanlı'daki patlama sırasında Amasya Jandarma Komutanlığı'nda santralde çalışan Utku Kalı hakkında, belgeleri Redhack'e ulaştıran kişi olduğu iddiasıyla, "devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etme", "devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin belgeleri açıklama" suçlarından 25 yıl hapis cezası isteniyor.
İddiaya göre Kalı, 4 belgenin dijital kopayasını aldı ve bunları İstanbul'da yerel bir gazetede çalışan E.P.'ye cep telefonuyla gönderdi. Ardından da belgeleri yaktı.
İddianamede, telefonda yapılan incelemede Kalı ile E.P. arasında o gün iki görüşme olduğu; belgelerin saat 18.53 ve 18.54’te gönderildiği öne sürüldü. Telefonda ‘keybord’ adı verilen hafıza sisteminde yapılan araştırmada bulunan binlerce kelime yan yana getirilerek, anlamlı cümle oluşturulmaya çalışıldı. Kelimeleri art arda sıralayan savcılık, Kalı’nın bu yazışmalarını delil saydı.
Bilirkişi raporunda Reyhanlı belgelerinin ifşası nedeniyle "terör örgütünün eylemlerine devam edebileceği, çok sayıda yurttaşın can ve mal kaybına uğrayabileceği, devlete ve güvenlik güçlerine karşı güven hissinin zedelenebileceği" söylenmişti.
Ayrıca Kalı tarafından gönderildiği iddia edilen dört istihbarat raporundan üçünün "devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgelerden", birinin "açıklanması yasak" nitelikte olduğu kaydedilmişti.
 

İşkence ve psikolojik tedavi

 
Er Utku Kalı’nın askerken gözaltına alındığı ve resmen kayda girmeyen bu süre içinde işkence gördüğü, çırılçıplak soyularak küfür ve hakeret edilip psikolojik şiddete uğradığı öne sürüldü. Kalı, avukat ablasının başvurusu üzerine Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde gözlem altına alındı ve “İntihara meyilli olduğu” belirtilerek uzun süreli tedavi görmesi gerektiği rapor edildi. Ardından GATA’ya sevkedilen Kalı, 15 günlük gözlemin ardından yeniden cezaevine gönderildi. Er Kalı 15 Temmuz’da ilk kez hakim karşına çıktı. Avukatlarının katılamadığı Kalı için askeri mahkeme, atılı suçun ‘devletin aleyhine işlenen suçlar’ kapsamına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi ve dosya TMK 10. Maddeyle görevli Samsun Özel Yetkili Mahkemesi’ne gönderildi. İlk duruşma Samsun 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 21 Ekim’de görüldü. Kalı, “duruşmaya travma sonrası stres bozukluğu ve intihar eğilimi olduğu gerekçesiyle Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde tedavi gördüğü” için katılmadı. Kalı’nın avukatı Şerif Özgür Urfa, belgelerin üstünde sadece “Gizlidir” damgasının bulunduğunu öne sürüp itiraz ettiği bilirkişi raporunun, iddianamenin hazırlanmasından 10 gün sonra dosyaya girdiğini belirtti. Avukat Ceren Kalı da kardeşinin işkenceye tabi tutulduğunu, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin “Kötü muameleye maruz kaldığı için stres bozukluğu ve intihar eğilimi” tespitiyle rapor düzenlemesi üzerine önce Erzurum’a, oradan GATA’ya sevk edildiğini belirtip, tahliye isteminde bulundu. Tahliye talebi reddedildi. Avukat Ceren Kalı, halihazırda, ‘gözaltında baskı’, ‘cezaevinde çıplak arama’, ‘doktora kelepçeli götürme’ gibi iddialarla ilgili 6 ayrı suç duyurusunda bulunduklarını ve konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdıklarını belirtti.

 

Tanık karakol komutanının ifadesi 

 

Er Utku Kalı'nın yargılandığı duruşmada, tanık olarak ifade veren karakol komutanı ile Kalı'nın avukatları arasında ilginç diyaloglar yaşandığı belirtiliyor.

Gazeteci Elif Örnek'in Twitter mesajlarıyla aktarımları şöyle:


'Utku'nun kalp ve tansiyon probleml olduğu için santralde görevlendirmeye karar verdik.'

'Kendisine eğitim verdik, ben de eğitim verdim. Gerekli evrakları imzaladı.'

'Suça konu olan belgeler, sanık Utku tarafından bana getirildi. İmzaladim, tarih attım. Belgeleri Utku'ya değil görevli askerlere verdim.'

'Sistem mesajı otomatik olarak siliyor ancak yine de silip silmedigini sordum, sildiğini söyledi.'

'Olay gunü Utku benimle görüştü ve gececi olmak istediğini söyledi. Daha önce de Kazım'la' gelip bu talepte bulunmuştu, ancak tersledim.'

'Bir gün sonra Cem Astsubay geldi, 4 mesajin yanlışlıkla gönderildiğini, istihbaratçıların bunları teslim almak istediklerini söyledi'

'Ben hiçbir belge verilmemesini söyledim. Bir süre sonra haber merkezini bir astsubay aradı, Alay Komutanı'nı aramamı söyledi.'

'Alay Komutanı karakola çağırdı, gittim. Mesajların sızdırıldığını söyledi. Belgelere baktım içerikleri aynıydı ancak benim imzam yoktu.'

'Biz Utku'yu dövmedik, sigara da verdik. Ablasını da aramıştı zaten. Babası geldi ona da yardım ettim, çay verdim'

'Bu askerlerin evrak yakma yetkisi yok. Bazı askerler Utku'nun dışarı çıktığını, kağıt yaktığını söylediler.'

'Zaten evrak üzerinde deneme yapmış, bir kısmını daksille silmiş' Savcı; Kağıdı yaktıysa nasıl gördünüz o belge olduğunu?

Avukat Özgür Urfa 'Eğitim verdik, belge imzalattık' denilen belgeyi gösterdi. Belgedeki kritik bölümlerde Utku'nun imzası ve tarih yok.

Komutanın bahsettiği yine aynı belgede, evrakların gizlilik dereceleri (...) şeklinde yazılmış. Yani gizlilik dereceleri yok.

Ceren Kalı: Siz, sorguya çekmedik dediniz ancak ardından Kasım'ın ifade verdiğini, Utku'nun ise ilk dakikadan 'Avukatımı istiyorum' dediğini aktardınız. Sorguya çekmediyseniz, bu ifadeler nereden çıktı?

Komutan Engin, Utku'nun eski iş yerinden bazı usulsüzlükleri nedeniyle atıldığını iddia etti. Avukat Selin araya girdi 'Nereden duydunuz' diye sordu. Komutan 'Duydum, diğer askerlere anlatmış' dedi.

 

Avukat Ceren Kalı: Bütün tanıklar birbirlerini yalanlıyor

 

Utku Kalı'nın avukatı ve kardeşi avukat Ceren Kalı, duruşma sırasında twitterdan yaptığı paylaşımda tanıkların anlatımlarının birbirleri ile çeliştiğini söyledi.

Ceren Kalı twitterdan şu mesajı paylaştı: Bütün tanık anlatımları birbirlerini yalanlıyor; davada tutarlı tek bir delil kalmadı.

İlgili Haberler