Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünürü Özdemir Bayraktar kimdir?

"Erbakan’ın İTÜ Makine Mühendisliği’nden öğrencisi olan Bayraktar, iş hayatına otomotivde yan sanayi üretimi yapmış"

15 Mayıs 2016 12:18

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan ile Selçuk Bayraktar, 6 bin konuğun katılımı ile Halkalı'daki Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi'nde düzenlenen nikâh töreni ile dün evlendi. Nikâh törenine katılan Hürriyet yazarı Yalçın Bayer, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünürü Özdemir Bayraktar ile ilgili olarak, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeni dünürü makine mühendisi Özdemir Bayraktar'la 7-8 yıldır tanışırız. Bir gün TBMM’nin Florya’daki misafirhanesine davet edildi. Tanıdık siyasetçiler ve birkaç doktor arkadaşımız vardı. Erbakan’ın İTÜ Makine Mühendisliği’nden öğrencisi olan Bayraktar, iş hayatına otomotivde yan sanayi üretimi yapmış; iki kardeşi üç oğlu var. Biz üç arkadaş (İşadamı Mehmet Diktaş, Dr. Serdar Taşçı) düğüne ‘erkek tarafı’ olarak katıldık" dedi

 

 

Yalçın Bayer'in, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünürü Bayraktar kimdir" başlığıyla yayımlanan (15 Mayıs 2016) yazısı şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeni dünürü makine mühendisi Özdemir Bayraktar'la 7-8 yıldır tanışırız.

Bir gün TBMM’nin Florya’daki misafirhanesine davet edildi. Tanıdık siyasetçiler ve birkaç doktor arkadaşımız vardı. O görüşmede bir dostumuz “Özdemir Bey’i tanımanızı istedik” dedi. İnsansız uçak üretiyormuş. Türkiye’de bir ilk olacakmış... Üç oğlu varmış; ortanca oğlu Amerika’da insansız uçak üzerine master yapmış...

Akıllı candan, sıcakkanlı samimi ve dürüst bir mühendis olduğunu söylediler. Nitekim daha sonra dost olduk; o bizi, biz de onu sevdik.

Bir gazeteci için bulunmaz bir haber olabilirdi... Ancak bir vekil “Özdemir Bey’in Çan Grubu ile yürüttüğü bu projesinin basında duyurulmasının zamanı geldi” dedi. Ancak doktor dostumuz “Olmaz, İsrail kendi açısından tehlikeli sayacağı için ailenin can güvenliği söz konusu olur... Yani casusluk tehlikesi var” diye karşı çıktı.

Neyse, Bayraktar’ı bir şekilde ikna ettik. Abartmadan Türkiye’ye ve kendilerine bir zararı olmayacak şekilde ‘kapalı’ şekilde kaleme aldık.

Nitekim bu yazı ile gazeteciler peşine takıldı. Bizim ‘Kokpit’çi Uğur Cebeci ile tesislerine gittik; “Amerika’da bile böyle bir proje daha henüz yeni gelişiyor” dediğini unutmayız.

Bundan sonra kendilerini yakından izlemeye başladık.

Bir gün Özdemir Bey “Dışarıyla bağı olan bir firma ile birlikte TSK’nin açtığı ihaleye gireceklerini” söyledi. İhale öncesinde deneme uçuşları için Sinop’ta askeri heyetin önünde yarışacaklarını anlattı. İhale komisyonundaki bir üyenin koşullara uymayan tavrından hoşnut olmamışlardı Özdemir Bey ile oğlu...

Çok üzüldüler... Çünkü yeni bir deneme çok zahmetli ve masraflıydı.

Kuşkulandıkları bazı şeyler vardı ama yazmamı istemediler.

Bu projelerin, o zaman Irak’taki savaş nedeniyle Türkiye için çok yararlı olacağını düşünüyorlardı.

Karacı ve havacı subaylar kendilerini çok seviyorlardı. Nitekim fabrikalarının içi askerlerle çekilmiş fotoğraflarla doluydu.

Tesis Başakşehir’de bir organize sanayi bölgesinin içindeydi.

Bir sürü insansız uçak Güneydoğu’ya gitmek üzere hazırlanmıştı.

Daha büyükleri için de yeni tezgahlar oluşturuluyordu.

Üst kattaki bürolarını görünce şaşırdım. Selçuk Bayraktar’a, “Kim bu gençler, ne yapıyor” dedim?; “Program yazıyorlar” karşılığını verdi. Çoğu Boğaziçi Üniversitesi çıkışlı bu gençler İHA’yı uçuracak yazılımı hazırlıyordu.

Selçuk Özdemir gözleri parıldamış olarak “Bunlar milli programlarımız, hiçbir yabancı etkisi yok, her şey yerli” dedi.

Tesisin odalarının duvarları Güneydoğu’da baba-oğulun askeri birliklerde bu uçaklar ve yaptıkları çalışmaların fotoğrafları yer alıyordu... Bunlar üst kademede komutanlardı; çoğu da henüz ‘Silivri’ye gitmemişti.

Zorlu bir süreç geçirdiklerini; baba-oğulun gerektiğinde Şırnak’ta askeri birlikte 8 ay kaldıklarını biliyoruz.

Erdoğan o zaman Başbakan’dı...

“Torpil var mı?” dedim Bayraktar’a...

“Hayır” diyerek çıkıştı.

“Tayyip Bey’le Refah Partisi’nde ben siyaset yaptım... Büyükşehir belediye başkanı olduğunda ben RP’nin teşkilat başkanıydım. Bakırköy’den dört ilçe doğmuştu. Bağcılar, Esenler, Bahçelievler ve Güngören... Hürriyet de Bağcılar sınırı içindeydi. Yeni bir belediye örgütünün kurulması aşamasında o zamanki yöneticiler bize her türlü yardımı yaptılar.”

 

Erbakan'ın mühendis öğrencisi

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la, Bayraktar’ın hemşehrilikten öte derin aile bağları vardır. Esas olarak ‘siyaset’ten kaynaklanmıştır demek daha doğrudur.

Erbakan’ın İTÜ Makine Mühendisliği’nden öğrencisi olan Bayraktar, iş hayatına otomotivde yan sanayi üretimi yapmış; iki kardeşi üç oğlu var. Biz üç arkadaş (İşadamı Mehmet Diktaş, Dr. Serdar Taşçı) düğüne ‘erkek tarafı’ olarak katıldık. Bir dostumuzun Mercedes’i nedeniyle sokakları ‘avantajlı’ şekilde geçtik, havalimanına giderken eski Sabah-ATV şimdiki İş Bankası binasının yanından Trakya yönüne doğru gittik. Saat 15.00 gibi Yahya Kemal Beyatlı adlı Gösteri Merkezi’ne varabildik.

Yoğun güvenlik önlemlerini, trafiğin nasıl kilitlendiğini yazmayacağız. Çünkü İstanbul’un trafiği giderek iğrenç bir hal aldı.

Bunun suçlusu siyasetçiler!...

Bu kadar yoğunlukta imar izni verilirse bunun faturası ağır olacak; bu nefret karşısında sinirlerimiz daha çok gerilecek ve o zaman İstanbul’a turist de gelmeyecek.

 

Belgesel Erol Olçak'tan

 

15.30’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan ile sanayici Özdemir Bayraktar’ın oğlu Selçuk Bayraktar’ın nikâhı geniş bir ‘şahit’ grubuyla Kadir Topbaş tarafından kıyıldı.

İki gencin yarım saatlik belgeselini AKP’nin kuruluşundan beri tanıtım ve reklam kampanyalarını yürüten ünlü reklamcı Erol Olçak yapmıştı.

Nişanlılıklarında çekilen görüntüler ise Cumhurbaşkanlığının kullanımındaki Huber Köşkü’nde çekilmişti ve boğaz görüntüleri çok hoştu.

Düğün her yönüyle sadeydi; hiç şatafat yoktu; ne salonda ne de konukların giysilerinde... Kız tarafı siyasetten ve makamdan ötürü düğünde ağırlığını iyice hissettirdi. Nitekim, Cumhurbaşkanı Erdoğan, nikâh sonrasında ‘Erdoğan ve Bayraktar’ aileleri olarak birlikte teşekkür etti; bu da aile yakınlıklarından ötürüydü... Her Sümeyye ve Selçuk, aile büyüklerinin ellerini öpmediler; sadece öpüştüler.

Selçuk Bayraktar ve eşi, Kandilli’de yeni aldıkları mütevazı ‘köşk’lerinde oturacaklar.

Salonun ‘protokol’ bölümünde eski ve yeni bakanlar, milletvekilleri, AKP’li ünlüler ve ailelerin yakınları yer aldı.

 

Selçuk sakin, Sümeyye heyecanlı

 

Nikâhta en rahat olan damat Selçuk Bayraktar’dı. Heyecandan uzak, sakindi. Sümeyye Erdoğan’a zaman zaman fısıltılar attı.

Babasının ‘Ceylan’ıydı, ondan kopmanın acısını şimdiden duyuyor gibiydi. Bir kızın evden çıkmasının acısını duymayan bir baba var mıdır acaba?

Çift, konukların önüne Cem Karaca’nın “Bu son olsun” şarkısının müziği eşliğinde çıktı.

 

Kılıçdaroğlu yoktu

 

Abdullah Gül, “Arkadaşlarımızın çocukları bizim çocuklarımızdır” dedi, evlilik cüzdanını Sümeyye Erdoğan’a verdi.

Özdemir Bayraktar’ın tanıştığı ve çalışmalarını dikkatle izlediği Kemal Kılıçdaroğlu davet edilmiş olabileceği için gözler aradı, ancak yoktu.

Davette görülen bazı isimler şunlar: Berna Yılmaz, Hülya Avşar, Tuncay Özilhan, Ali Ağaoğlu, Emrullah Turanlı, Adnan Polat.

 

 

İlgili Haberler