Yaşam

Cuma hutbesinde sosyal medya tepkisi: Yalan ve gıybet sektörü meydana getiriliyor

'Kimileri bilgisayar başında, ilahi gözetim altında olduğunu unutuyor'

28 Kasım 2014 16:01

Diyanet, Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve İstanbul’daki camilerde bu hafta okunan Cuma hutbesinde günümüzde eğlence unsuru gibi gösterilen teknolojik araçlar da kullanılarak yapılan dedikodu faaliyetleri ile yalan ve gıybet sektörünün oluşturulduğu belirtildi.

'Dilin esiri olmayalım' başlıklı hutbede, Kuran-ı Kerim’de güzel sözlerin Allah’a yükseldiği, güzel sözü de salih amelin yükselttiği belirtilirken, Hz.Muhammed’in "Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun" hadisini söylediği hatırlatıldı.

Hutbede, canlılar arasında dil ile meramını ifade etme, konuşma yeteneğinin sadece insanlara bahşedildiği, bu emaneti sahibinin rızası doğrultusunda kullanma ve korumak gerektiği belirtildi. Hutbede dilden ölçüsüzce çıkan kimi söz ve konuşmaların ’lisanın afetleri’ olarak nitelendirildiği İslam dininin anlamsız ve boş konuşmadan, gıybetten, ’su-i zan’ ve iftira, alay etmekten, yalan söylemek ve yalan yere yemin etmekten uzak durmayı emrettiği vurgulanırken şöyle devam edildi:

"Müslüman, kardeşinin mahremiyetine dil uzatarak, onun şerefini, onur ve haysiyetini zedeleyemez. Üzülerek belirtmek gerekir ki günümüzde bir eğlence unsuruymuş gibi gösterilen dedikodu faaliyetleri, asılsız söz ve ithamlar, iftira, yalan ve çirkin sözün her türlüsü özellikle iletişim araçları ile merak ve ilgi uyandıracak tarzda sunulmaktadır. Bu şekilde adeta bir yalan ve gıybet sektörü meydana getirilmektedir. Bu durumun ise din ve ahlaki açıdan fert ve topluma çeşitli zararları vardır. Özellikle sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanan bir haber, milyonları etkileyebilmekte, kitleleri tesir altına alabilmektedir.

 

Dedikodu, yalan, iftira...

 

Kimileri bilgisayar başında, ilahi gözetim altında olduklarını unutarak kişilerin haysiyetini, şerefini zedeleyecek sorumsuz tutumlar sergileyebilmektedirler. Böylece, bir taraftan kul hakkına, diğer taraftan da toplumda infiale neden olarak kamu hakkına girmektedirler. Oysa sadece yanındayken değil, yokluğunda da bir insanın hukukunu çiğnememek, onurunu zedelememek müminin iman ve ahlakının bir gereği değil midir? Dedikodu, yalan, iftira, gıybet gibi kötü sözlerle dilini zehirli bir ok haline getirenler, bunun bir hesabının olacağını düşünmezler mi? Malumdur ki kap, içindekini dışa yansıtır. İnsanın dili de kalbinin aynasıdır. Eğer kişi berrak bir zihne, tertemiz bir gönüle sahipse dilinden de güzellikler dökülür. Kötü düşüncelerin, çirkin işlerin esiri olmuş bir kalp, dili de köreltir."

 

‘Zandan uzak durun’

 

Hutbenin son bölümünde "Zandan uzak durun. Zira zan, sözün en yalanıdır. Birbirinize kulak misafiri olmaya çalışmayın, birbirinizin özel hallerini araştırmayın, birbirinizle üstünlük yarışı içine girmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin'' hadisi hatırlatılırken, "Allah’ım! Kulağımın kötülüğünden, gözümün kötülüğünden, dilimin kötülüğünden, kalbimin kötülüğünden sana sığınırım" duası yapıldı.