Yaşam

Aynı ayakkabıyı sabah abim, öğleden sonra da ben giyiyorum

Hayatlarında ilk kez yeni bir ayakkabıya sahip olmanın mutluluğunu yaşayan çocukların öyküleri ise yürek burkuyor...

27 Aralık 2008 02:00

Vanlı çocukların üşüyen ayakları vatandaşı seferber etti. Üstlerinde mont, ayaklarında pabuç olmayan çocuklara yardım yağıyor. Hayatlarında ilk kez yeni bir ayakkabıya sahip olmanın mutluluğunu yaşayan çocukların öyküleri ise yürek burkuyor...

Vatan gazetesinin dün manşete taşıdığı Van merkezde bulunan Vali Adnan Darendeliler İlköğretim okulundaki çocukların ’üşüyen ayakları’ Güneydoğu’nun kanayan yarasını gözler önüne serdi. Terör yüzünden özellikle Hakkari’den göç alan Van’da nüfus 1 milyona ulaştı. Ancak işsiz babalar, Van’da bambaşka bir tablonun ortaya çıkmasına sebep oldu. 271 bin öğrencinin yaşadığı Van’da birçok öğrencinin giyecek ayakkabısı ve paltosu yok. Kışın etkisinin 8 ay hissedildiği şehirde, çocuklar okula paltosuz, montsuz, yırtık ayakkabı ya da terliklerle gidiyor. Valilik ve devlet bu yarayı sarmaya çalışıyor ama delik o kadar büyük ki her türlü yardıma rağmen küçük ayaklar ve vücutlar üşümekten kurtulamıyor.

Ayağında Ankara lastiği

Vali Adnan Darendeliler İlköğretim Okulu’na girdiğimizde dikkatimizi çeken en önemli şey Ankara lastikleri oldu. Çoğunun ayağında otomobil lastiklerinde kullanılan siyah kauçuktan yapılan ve ‘Ankara lastiği’ olarak anılan çarıklar vardı. -8 derecelik soğuğa rağmen neredeyse hiçbirinin ne palto ne de mont vardı üzerinde. Çocuklarla konuşmaya başladıkça dramları daha da derinleşti... 8 yaşındaki Leyla’nın sözleri yüreğimizi burgu gibi deldi.

’Evimiz bir oda bir hamam’

Leyla Kurt 2. sınıf öğrencisi. 6 kardeşi var, kendisi 3 numara. Babası diğer arkadaşlarının babası gibi işsiz. Yıllar önce Hakkari Çukurca’dan Irak sınırından Van’a göç etmişler. Bir oda bir banyodan, kendi ifadesiyle hamamdan oluşan evde kirada oturuyorlar. Küçük Leyla ayaklarına en az 3 numara büyük gelen Ankara lastiği ayakkabısını abisinden devralmış okula gelirken: “Bu ayakkabılar abimin. Sabahları o giyiyor, okuldan dönünce bana veriyor. Öğlenci olduğum için ayakkabıları giyip okula geliyorum. Bu lastikler ayağıma büyük ve yırtık. Ama yazlık ayakkabı gibi de değil.”

’Ayağımı sobada ısıtıyorum’

Bedel Yılmaz 9’uncu sınıfa gidiyor. 3 kardeşi var. Babası hamallık yapıyor. Kömür taşıyarak ailesini geçindiriyor. Sol ayağındaki ayakkabının tabanı yırtık. Geçen yıl da aynı ayakkabıyı giydiğini söylüyor: “Karda. yağmurda ayağım ıslanıyor. Eve gidince sobada ayaklarımı ısıtıyorum.” Bedel babasının arada kendisine 10 kuruş harçlık verdiğini söylüyor. Bu parayla da kendine kek alıyormuş. Hayali doktor olmak. Çünkü annesinin sürekli başı ağrıyor ve annesini tedavi etmek için doktor olmak istiyor.

’Babam kavak soyuyor’

3. sınıf öğrencisi Fikriye Korkaç’ın ayakkabıları yırtık pırtık. Babasının işini sorduğumuzda “Meydanda” çalışıyor diyor. Meydan nedir diye sorduğumuzda ise Van’da iş imkanı sağlayan iki meydan olduğunu öğreniyoruz. Birinci meydan hayvan pazarının kurulduğu alan. İkincisi ise evlerin çatısının yapımında kullanılan kavakların soyulduğu ağaç meydanı. Bu meydan bir çok işsiz için ekmek kapısı. İş olduğunda günlüğü 10 YTL’den kavak ağaçlarının kabuğu soyuluyor. Fikriye’nin babası da iş olduğunda kavak soyuyor.

’Hiç ayakkabım olmadı ki’

Oktay Teker 9 yaşında ve 3. sınıf öğrencisi. 5 kardeşler, 2 yıl önce Hakkari Gürpınar’dan Van’a göç ettiklerini söylüyor. Nasıl geçindiklerini şöyle anlatıyor: “Babam işsiz. Kredi kartıyla geçiniyoruz. Orada para bitince babam borç yapıyor.” Babasının kendisine en son ne zaman ayakkabı aldığını soruyoruz: “Parası olmadığı için o almıyor. Devlet ve komşular veriyor.”

İlk pabuçlar polis amcadan

VATAN’da yayımlanan fotoğraftaki minik öğrenciler dün ilk defa “kendilerine ait” botları giydiler. Onlara ayakkabıları getirense polisti. Van Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği Ekipleri, gazeteyi okur okumaz sabah ilk iş ayakkabıcıya gitti, çeşitli numaralarda ayakkabılar aldı. Şeker ve balonları da kapıp okulun yolunu tuttu. Polis memurları yüzlerinde gülücük açan minik ayaklara ayakkabıları kendi elleriyle giydirdi. Okul Müdürü Akif Bilgin, çok yoğun bir ilgiyle karşılaştıklarını söylüyor: “Okula ilk yardım polisten geldi ama sabahtan beri telefonlarımız susmuyor. Türkiye’nin dört bir yanından telefonlar geliyor. Halkın bu ilgisi bizi çok mutlu etti.”

Van’ın yarısı yardımlarla geçiniyor

Van Vali Yardımcısı Halil Berk’in verdiği rakamlar vahim bir tablo çiziyor: “Van genelinde yaklaşık 1 milyon, merkezde ise 333 bin bin kişi yaşıyor. Bu insanların 187 bin 394’ü yeşil kart sahibi, yani yardıma muhtaç. Bir ailede ortalama 8 kişi yaşıyor. 24 bin aileye yardım demek yaklaşık 185 bin kişiye yardım demektir. Bu rakamlara göre Van’ın yarısından fazlası yardımlarla geçiniyor. İstihdam sorunu olduğu ve Van özellikle Hakkari’den göç aldığı için bu tablo ortaya çıkıyor.”

Öğrenci sayısı çığ gibi artıyor

Van Milli Eğitim Müdür Vekili Ali İhsan Sayılır çok farklı bir noktaya dikkat çekiyor. Van genelinde 271 bin öğrencinin eğitim gördüğünü söylüyor. Daha sonra ise 2003 rakamını veriyor: “Bundan 5 yıl önce öğrenci sayısı 194 bindi. Bir başka ifadeyle 5 yılda 77 bin öğrenci Van’da öğrenime başlamış. Bu da ortalama her yıl 15 bin öğrencinin eğitime başladığını gösteriyor. Adnan Darendiler İlköğretim Okulu’nun kapasitesi 2 bin 200. Bu da her yıl en az 2 okula ihtiyacı var demektir. Van da göç alan bir yer olduğu için ortaya böyle bir tablo çıkıyor.”

Kampanyanın fitilini Eşe Hanım ateşledi

YardImlarIn yağmasının, kampanyanın başlamasının ardında bir kadın var. Vali Adnan Darendeliler İlköğretim Okulu Okul Aile Birliği Başkanı Eşe Atasever. Çocukların halini her gördükçe kahrolan Eşe Hanım ’Böyle olmaz, bir şeyler yapmalı’ demiş ve telefonu çevirmiş: “Çocukların ayaklarını gördükçe kahroluyordum. Sonunda gazetecilerden yardım isteme kararı aldım. Anadolu Ajansı’nı aradım. Oradan arkadaşlar geldi ve fotoğrafları çekti. VATAN gazetesi olarak da siz de bizim sesimiz oldunuz. Buradaki insanların durumu o kadar kötü sözlerle ifade etmek çok zor. İnsanların tek işi kavak ağacı soymak. Bu işi yapan günde 10 YTL kazanıyor. Karınlarını doyuramıyorlar ki ayaklarına ayakkabı alsınlar. Şimdi tek dileğim okula kapalı spor salonu yaptırmak. Çünkü burada 8 ay kış olur. Bu çocukların başını sokacakları, üşümeden spor yapacakları bir yer yok. Batıda yaşayanlar duş alırken bu çocuklar hamam denilen yerde sobada ısıtılan sularla haftada bir yıkanabiliyor.”

ETİKETLER

haber