Gündem

Akşener: Diyanet İşleri Başkanı’nı hutbede söyledikleri üzerinden çirkin bir dille eleştirmek, Ankara Barosu’nun haddi değildir

11 Mayıs 2020 08:09

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın LGBTİ+'lara yönelik tartışma yaratan ayrımcı ifadelerine tepki gösteren Ankara Barosu'nu eleştirdi. "Dini hükümler farklıdır, cari hukuk farklıdır" diyen Akşener, "İnananlara dinimizin emirlerini anlatmak, onlar yol göstermek. İnanırsınız, inanmazsınız, bu herkesin bireysel tercihidir. Ama Diyanet İşleri Başkanı’nı hutbede söyledikleri üzerinden, yani işini yaptı diye, hele de çağlar öncesine ait söylemi gibi inanan insanlarımızı üzecek cinsten çirkin bir dille eleştirmek, Ankara Barosu’nun haddi de değildir, hakkı da değildir" dedi.

Cumhuriyet’ten İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Akşener’in HDP ile bir dönem yakınlaştıklarına ilişkin eleştirilere de yanıt verdi.  Akşener, bakış açılarının açık ve net olduğunu belirterek, "CHP’nin HDP’ye bakışında ise bizim için esas olan Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklamasıdır" dedi.

TIKLAYIN - Murat Sabuncu yazdı: İyi Parti seçim zamanı HDP ile "örtülü ittifak" yaptı, şimdi dışlıyor

Gündemde olan saro ve STK'ların seçim yönteminin değişmesi tartışmasına ilişkin olarak da görüşlerini idle getiren İyi Parti lideri Akşener, şunları kaydetti:

"Türkiye’nin, AK Parti iktidarının son 10 yılında ve özellikle de, her kararın, bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştırıldığı Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde aldığı hasarın sebebi budur. Bu gerçeği görmeyip, demokrasi kültürünün birer ürünü olan sivil toplum örgütlerine müdahaleye kalkarsanız, işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirirsiniz. Kendisini ülkenin babası, kendi dışındaki her kurumu ve kişiyi de, babaya itaat etmeyen nankör evlat gibi gören zihniyet, ülkemiz için en büyük tehlike. Fikri ayrılıklarımız da olsa, sivil toplum örgütlerinin varlığı demokrasimiz için bir renktir, güçtür."

"Türkiye’yi yönetenler FETÖ zihniyetinden kurtulmadıkça bir arpa boyu yol alamayız"

Cezaevine atılan ve sorgulanan gazetecilerle ilgili de konuşan Akşener, şunları dile getirdi:

Özgür basın herkese lazımdır ama herkesten önce de siyasetçiye lazımdır. Elbette AK Parti’nin kurduğu propagandist medyadan bahsetmiyorum. İşini layıkıyla yapan özgür bir basın iktidara da muhalefete de ayna tutar. Medyanın tuttuğu aynada eksiklerinizi görürsünüz, bunları gidermek, kendinizi geliştirmek için gayret edersiniz. İşinizi zorlaştırmaz, aksine daha iyi yapmanızda, daha iyi olmanızda size yardımcı olur. AK Parti Türkiyesi’nde ise özgür basın el üstünde tutulmak, gazeteciler korunup kollanmak yerine, en ufak eleştiride bulunan ya hedef gösteriliyor, ya dövülüyor, ya cezalarla susturmaya çalışılıyor, o da olmazsa o dönemin popüler terör örgütü hangisi ise onunla ilişkilendirilip hapse atılıyor. Kumpas davalarında gazetecilerin neler yaşadıklarına şahit olduk. Şimdilerde ise farklı gerekçelerle benzer işler oluyor. Demek ki mesele sadece FETÖ’cüler değil, FETÖ zihniyetiymiş. Türkiye’yi yönetenler kendilerine FETÖ ile yol yürümekten miras kalan bu zihniyetten kurtulmadıkça bir arpa boyu yol alamayız. Basın özgürlüğünde ancak Ruanda’yı geçebilmiş bir Türkiye olma ayıbını yaşamaya devam ederiz.

"Cin fikirli saray bürokratlarının, saray danışmanlarının akıllarıyla ülke yönetmeye çalışıyorlar"

Akşener, eski AKP'li Mehmet Metiner'in, "İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili sırf parti grup başkan vekilleri el kaldırdığı için milletvekillerinin de el kaldırdığı, yanlış yaptıkları" söylemine ilişkin olarak da şu eleştiride bulundu:

"Sayın Erdoğan’ın şahsına göre terzi işi bir sistem uydurdular, cin fikirli saray bürokratlarının, saray danışmanlarının akıllarıyla ülke yönetmeye çalışıyorlar. Olan da millete oluyor. Gerçekten çok yazık. Ama unuttukları bir şey var: Türk siyasetinin değişmez bir kuralı vardır; Millet, iradesini yok sayanları ilk sandıkta süpürür."

"Hiçbir ekonomik çıkar gençlerimizin geleceğinden daha değerli değil"

YSK sınavının iki kez değiştirilmesini de yanlış bulduğını ifade eden Akşener, "Hiçbir ekonomik çıkar gençlerimizin geleceğinden daha değerli değildir. Turizmcilerimizi devlet olarak desteklemek yerine, öğrencilerimizi feda ederek kurtarmaya çalışmak en hafif tabiriyle vicdansızlıktır. Yazıklar olsun" eleştirisini getirdi.