Yaşam

Abbas Güçlü: Birileri bu çığlığı duymalı

Milliyet gazetesi yazarı Abbas Güçlü kendisine gelen maillerden birini köşesine taşıdı.

12 Şubat 2011 02:00

T24 - Milliyet gazetesi yazarı Abbas Güçlü kendisine gelen maillerden birini köşesine taşıdı. M.İ. babasını kaybetmesine ve annesinin kanser hastası olmasına rağmen okumak isteyen bir kız öğrenci. Ancak M.İ. doğduğu ve öğrenim gördüğü ilin belediye başkanlarından cumhurbaşkanına, üniversiteye yöneticilerinden sivil toplum örgütlerine kadar her yere başvurmuş. Ama hiç birinden de olumlu bir yanıt alamamış...


Abbas Güçlü'nün "Haydi Kızlar Okula! Peki ya sonrası?.." başlığıyla yayımlanan (12 Şubat 2011) yazısındaki M.İ.'nin hikâyesi:


Haydi Kızlar Okula! Peki ya sonrası?..

Okuma yazma bilmeyenlerin çoğu kadın. Bu yüzden de kampanyaların neredeyse tamamı kızlara yönelik. Çok da etkili oldular. 10 yıl öncesi ile kıyaslandığında, kız öğrenciler arasındaki okullaşma oranı, anaokulundan üniversiteye kadar büyük bir ivme gösterdi. Ama bu sevindirici gelişme, nereye kadar devam edecek? İşte bu çok önemli!

Bir öğretmenden mektup geldi. Köyünün ilk üniversite bitireniydi. Onunla birlikte üniversiteye giden kız öğrenci sayısında patlama olmuş. “Ama şimdi hiç giden yok. Çünkü 5 yıldır atanamayan bir öğretmen olarak halime bakıp, okudu da ne oldu diyerek bu sevdadan vazgeçtiler” diye içini dökmüştü.

Yurt ve burs bulamadığı için üniversite öğrenimini yarıda bırakan kız öğrencilerin hikâyeleri de saymakla bitmez. Peki “Haydi Kızlar Okula” demek yetiyor mu? Devamında onları hayata kazandıracak projeler üretebiliyor muyuz?..


Bu çığlığı birileri duymalı

İşte size, hemen her gün onlarcası gelen mail’lerden birisi. Mİ, kendini geliştirmek için mücadele veren bir kızımız. Ama artık tükenme noktasına gelmiş. Tıpkı binlerce, on binlerce diğer kız öğrenciler gibi. Peki, elinden tutan yok mu? Hayır. Aşağıdaki satırları okuduktan sonra, muhtemelen fazlasıyla hayırsever çıkacak ve o kurtulacaktır. Ya diğerleri?..

Mİ, doğduğu ve öğrenim gördüğü ilin belediye başkanlarından cumhurbaşkanına, üniversiteye yöneticilerinden sivil toplum örgütlerine kadar her yere başvurmuş. Ama hiç birinden de olumlu bir yanıt alamamış.


İşte hikâyesi:

“A. Üniversite’sinde öğrencisiyim. Babam vefat etti. Annem kanser hastası.

Cumhurbaşkanlığına kadar yazı yazdım burs alabilmek için. Bana şöyle bir cevap geldi:

Her gün birçok kişi bu şekilde bize ulaşıyor, hanginize yardımcı olalım...

Umudum kırıldı. Ailemin durumu yok beni okutmak için ama  tek başıma mücadele ediyorum. Lütfen bana yardımcı olun. Bu son senem ve okulu bırakmayı düşünüyorum.

Çünkü okul masraflarım ve  borçlarım çoğaldı. Okula devam etmek içinde hiçbir yardım bulamıyorum.

Bu ülkede fakir olmak gerçekten çok zor. Kaderiniz önceden çiziliyor. Ailenizin imkânı yoksa sizin de çocuklarınıza bırakabileceğiniz bir geleceğiniz yok demektir.

Ortaokula kadar ailemin yanında okudum. Lise 1. sınıfa giderken durumu iyi olan halamın yanına gönderildim. Buna sevinmiştim. İyi bir eğitim alacağımı hiçbir eksiğimin olmayacağını düşündüm.

Eksiklik derken ayakkabı çanta değil, öğretmenin verdiği fotokopiyi bile rahatça çektirebilmek gibi...

Halam sürekli iş yaptırmaya başladı. Benim yaşlarımda kızı özel okullara giderken, markalı giysiler, ayakkabılar giyerken... Beni iş yapmaya zorladı biricik halam.

Ders notlarım düşmeye başladı, içime kapandım. Yapabilecek hiç bir şeyim yoktu. Lise 2’ye geçtiğimde hayatımda ilk defa karnemde 1 zayıf gören, her sene takdir getiren kızının yüzünü de görünce oturup ağlamaya başlayan annem, beni tekrar yanına aldı.

Artık insanlara yaklaşamıyordum. Annem ne yapsın ki 4 çocukla dul kalmış bir kadın o...

Zamanında töre yüzünden okutulmamış, elinde bir piko makinasıyla kimseye muhtaç olmadan geçinmeye çalışıyordu.

Liseyi bitirdikten sonra kendime bir söz verdim. Çalışıp anneme bakacağım diye.

2004’de liseden mezun oldum ve özel sektörde çalışmaya başladım.

3 Yıl boyunca çalıştım ev kirası, faturalar, yeme-içme derken zaten maaş bitiyordu.

Üstelik 400 lira için sabah 8 den akşam 10’a kadar çalışıyordum.

Ders çalışamadım. Kendimi güvence altına alacak hiçbir şey yapamadım.

Sonra kafamda bir plan çizdim. 2 yıllık bir okul okursam, belki memur olabilirim dedim. Üniversite sınavına girdim ve A. Üniversitesi Elektrik Teknolojisi Bölümü’nü kazandım.

Herşey daha da zorlaştı benim için. Buraya geldiğimde iş bulur çalışır, okuluma da giderim kimseye yük olmam dedim.

İş bulamadım. Burs için başvurduğum her yer bana ret cevabıyla döndü.

Nedeni ise babamın vefatından dolayı aldığım 160 Tl...

Bulduğum işler yoğun oluyordu ve derslerimi etkiledi. Derslere yönelsem para yok. Şimdi umutlarımı, yeniden canlandırmak istiyorum. Ama okumak için borçlandım.

Bunları nasıl ödeyeceğim bilmiyorum. Ödesem de geri kalan öğretimimi nasıl devam ettireceğim? Umarım birileri sesimi duyar.”

Özetin özeti: Haydi kızlar okula ama bize güvenmeyin!..



ETİKETLER

haber