30 Ocak 2021

Z kuşağı mı demiştiniz?

Ulusa sesleniş tarzı "eski yöntemlerle" bu kuşaklara ulaşmak mümkün değil. "Arama motoru olarak YouTube'u kullanan ya da haberleri Instagram'dan takip eden bir kesimden bahsediyoruz

Son günlerde siyasetçiler arasında bahsi geçti. Ama sözü geçen Z kuşağının gözü, bir an önce yurt dışına kapağı atmakta…

Geçen hafta "Türkiye'de Gençlerin İyi Olma Hâli" başlığını taşıyan ve Habitat Derneği'nin yaptığı bir araştırma bu durumu gözler önüne seriyor. Türkiye'de ki her üç gençten biri yurt dışında yaşamını sürdürmek istiyor. Ve bu oran her yıl artıyor. Gençlerin yaşamlarından memnun olma hâli ise giderek azalıyor. Onlara "Ulusa sesleniş" tarzı siyasetle hitap etmek mümkün değil. Özgürlüklerine düşkün, ülkenin geleceğinden daha çok kişisel geleceklerine odaklanan bu kesime umut vadedemiyorsunuz. Kaçmak ve geleceklerini Türkiye sınırları dışında sürdürmek istiyorlar.

Nedenine bakıldığında ise, bir ülkeyi yönetenlerin gençlere sağlayabilecekleri asgari şartların sağlanamadığını görüyorsunuz. Onlar, yurt dışına gitme arzularının gerekçelerini sıraladıklarında şu gerçeklerle karşılaşıyorsunuz: Yurt dışında daha iyi iş olanakları bulabilecek olmaları, Türkiye'de gelecek görememeleri, ülkenin kötüye gittiğini düşünmeleri, daha fazla kişisel özgürlük istemeleri, daha iyi eğitim olanaklarına sahip olacaklarını düşünmeleri ve en önemlisi de Türkiye'de düşünce özgürlüğünün olmaması… 

Y ve Z kuşağı

Türkiye'de 1980 sonrası olarak ifade edilen Y kuşağı, PC'nin ve GSM teknolojilerinin doğduğu, teknoloji dostu, bireysel, rahat ve küreselleşmeye başlayan dünyanın çocuklarıdır. Yaşam şartlarında meydana gelen değişim ve dönüşümler, Y kuşağının diğer kuşaklardan farklı beklentilere, ümitlere ve tercihlere sahip olmalarına neden oluyor. 2025'te Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki işgücünün yüzde 60'a yakınını Y kuşağı sağlayacak. Günümüzde Y kuşağının eğlence, gezme, yaşama, yeni şeyler deneme, başarı, para, alışveriş, ne istediğini bilme, yoğun çalışma, hayallerinin peşinden koşma, sorgulama ve sevdiklerine zaman ayırma unsurlarına önem verdikleri görülüyor. Aynı zamanda onlar, bireyci ve girişimciler. Teknoloji onlar için pek çok şeyin simgesi. Özgür olmayı seviyorlar, sık iş değiştiriyorlar ve bu nedenle aidiyetleri oldukça zayıf. Kısa sürede yetki ve sorumluluk alıp, terfi etmek istiyorlar. Mevkiye daha az, yeteneğe ve başarıya daha fazla saygı gösteriyorlar.

Z kuşağı ise, dünya zevklerine düşkün, teknolojiyi hızlı şekilde kavrayan, işlerini kısa sürede ve titiz biçimde yerine getiren bir kuşak. Sonuç odaklılar. Çok diplomalılar ve doğuştan tüketiciler. Yalnız yaşamayı tercih ediyorlar. Adaleti, barış iklimini önemsiyorlar.

Bu kuşaklar için, "İyi para kazanılabilecek bir iş olması", "Hayatta yapmak istenilen diğer şeylere vakit kalması" ve "Geleceği güven altına alması" çok önemli… Vazgeçemeyecekleri en önemli şey ise özgürlükleri…

Eski yöntemlere kapalılar

Ulusa sesleniş tarzı "eski yöntemlerle" bu kuşaklara ulaşmak mümkün değil. "Arama motoru olarak YouTube'u kullanan ya da haberleri Instagram'dan takip eden bir kesimden bahsediyoruz. Gençlere dokunan, onların sorunlarına hitap eden sağlam bir içerik, sorunlarını çözmeye dönük politika önerilerinin yanı sıra; sosyal medyadaki dili yakalamak, geleneksel medyanın dilini yeni medyaya taşımakta ısrarcı olmamak gerekiyor. Yaşlılara, muhafazakârlara ve taşraya hitap eden AKP ve MHP'nin genç yaşam tarzından uzak bir görüntü çizdiği muhakkak. Devletçi ve ulusçu bir tavır, "Ülkenin geleceği"nden daha çok kendi geleceklerine odaklanan bu gençlere hitap etmiyor. Düşünce özgürlüğünün kısıtlanması, gençlerin fikirlerine önem verilmemesi bu kuşağı ülkelerinden soğutuyor. İşte bu nedenle her geçen gün daha fazla genç geleceklerini ülke sınırlarının dışında sürdürmek istiyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Geçitkale'ye askeri üs

Böyle bir ziyaretin yaratacağı atmosferde de Erdoğan'ın 'ılımlı' mesajlar vermesini beklemek saflık olur

Taliban'a bağımlı görev 

Türk askerini "yabancı asker" olarak gören Taliban nasıl ikna edilecek? Ankara'nın bu görevi üstlenmesi, ABD ile "giderek büyüyen" ikili sorunlara bir çözüm olacak mı, yoksa sadece sorunlar yumağı bir süre buzdolabına mı koyulacak? 

"Sende kalsınlar, parası benden"

Türkiye-AB ilişkilerinde sadece 'Göçmenler' konusu sağlıklı bir şekilde yürüyor. Gümrük Birliği'nin yenilenmesi, vize serbestisi ve üyeliğin hızlandırılması gibi konular rafa kalkmış gibi görünüyor