21 Haziran 2020

Irkçılıkla ilgili gerçeklere gözler hâlâ kör, kulaklar hâlâ sağır; "Sevmekten korkuyorlar, bizim Ferhat gibi sevmekten"

Protestocuların bir kısmı değişim ufukta göründü diye ümit etse de, Amerikan adalet sisteminin düzeltilmesinin devasa bir mesele olduğunu bilenler geleceğe dair iyimser olamıyor

George Floyd'un öldürüldüğü 8 dakika 46 saniye hâlâ hafızalarımızdayken, ırkçılıkla ilgili gerçeklere gözlerimiz hâlâ kör, kulaklarımız hâlâ sağırken siyahilerin "hayatının bir değeri olmadığı" bu ülkenin sanki kaçınılmaz bir kaderiymişçesine 13 Haziran'da Rayshard Brooks'un ölümüne şahit olduk. Atlanta'da Wendy's adlı bir hamburgerci dükkanının giriş yolunda arabasının içinde uyurken dışarı çıkarılarak tutuklanmak istenen, arabasını bırakıp evime gitmeme müsade edin diyerek tutuklanmaya karşı çıkan, kaçarken polisin elektrikli şok cihazını alan 27 yaşındaki 3 çocuk sahibi siyahi Rayshard Brooks arkasından üç kere ateş edilmesi sonucunda sırtına isabet eden 2 kurşunla öldürüldü. Rayshard, arabasını park yerine çektikten çektikten sonra, kızının doğum gününü kutlamış olduklarını belirtip, kız kardeşinin civardaki evine yürüyerek gitmek için polisten izin istiyor. Bir Meksika lokantasında çalışan, öldürüldüğü gün 8 yaşındaki kızının doğum gününü kutlamış olan Rayshard'ın polis tarafından öldürülmesi Atlanta'da insanların otoyolu kapatarak isyan etmesine ve Wendsy's adlı hamburgerciyi ateşe vermesine neden oldu. Rayshard'ın 8 yaşındaki kızı bundan sonraki her yaş gününü babasının ölüm günü olduğunu da hatırlayarak yaşayacak.

Rayshard'ın polise direndiğini ve kaçarken şok tabancası (Polis öldürücü bir silah olmadığını söylüyor) kullandığını, dolayısıyla George Floyd'un başına gelenden farklı olduğunu söyleyerek bu olayı meşru göstermeye çalışanlara sorulacak soru şu: Bu hadise beyaz çocukların elit okullara gittikleri herhangi bir semtte olsaydı polis nasıl davranırdı? Çok sık rastlanılan böyle bir hadisede, polis beyaz genci uyandırır, arabasını uygun bir yere park etmesini sağlar ve evine dönmesi için bir Uber çağırırdı. Hırsızlık yaparken ya da herhangi bir suç işlerken değil alkolü fazla kaçırmış olduğu için sadece arabasında uyuyakalmış birini polis neden tutuklamak ister? Arabası orada dururken, silahı olmadığı bilinirken, kimliğine dair tüm bilgiler varken panik içinde kaçan Rayshard'ı polis sırtından niçin vurdu? Polisten kaçmaya çalışan biri polise ya da başka birine tehdit değilken polis öldürücü silah nasıl kullanabiliyor?

George Floyd'un kardeşi Philonise Floyd'un 10 Haziran'da Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi'nde yaptığı konuşmadaki sorusu şuydu:

"Kardeşim polise direnmedi, hayatı için yalvarırken polislere 'Sir' diye hitap ediyordu, neden öldürüldü?"

Bu olaylar sürekli yaşanıyor. Mesela, 1955 yılında 14 yaşındaki siyahi bir erkek çocuk Emmett Till, bir beyaz kadını rahatsız ettiği ya da flört etmeye çalıştığı iddiasıyla hunharca öldürüldü. Siyahiler Emmett Till için hâlâ yas tutuyor ve neden öldürüldü diye soruyor.

Bu soruların cevabını aslında herkes biliyor. Rayshard kaçarken korku, endişe ve çaresizlik içinde koşuyor. Siyahilerin insan olarak kabul edilmediği 401 yılın sonucu olan ağır bir travma ile koşuyor. Özel hayatlara ait olduğunu düşündüğümüz bu duygular toplumu saran hastalıkların bir aynası değil midir? Amerika'da siyahiler arasında intiharlar neden artıyor? Siyahiler içindeki umutsuzluk, endişe neden yayılıyor?

Bu sorunun cevabını James Hildreth veriyor. Enfeksiyon hastalıkları uzmanı, tarihi olarak siyahilerin gittiği Meharry Medical College'in Başkanı James Hildreth, Tennessee'de Ulusal Muhafızlar siyahilerin yoğun olarak yaşadıkları bir bölgede bedava Korona testi yapmak üzere bazı test merkezleri kurdu. Teşhis konulamayan birçok siyahi Korona sebebiyle evlerinde ölürken, merkezler boş kaldı. Siyahilerin güvenlik kuvvetlerine karşı duydukları korku ve endişeleri onları test yaptırmak yerine, kapalı kapılarının arkasında ölümü beklemek durumunda bıraktı" dedi.

Protestocuların bir kısmı değişim ufukta göründü diye ümit etse de, Amerikan adalet sisteminin düzeltilmesinin devasa bir mesele olduğunu bilenler geleceğe dair iyimser olamıyor. Ürkek bazı adımlarla ülkenin çeşitli eyaletlerinde bazı yasalar kabul edilse de, kalpler, zihinler ve vicdanlar yasalarla değiştirilemiyor. Yasalarla bu defa ne değişebilecek o da bilinmiyor. Geleceğe dair umudu olmayanlar iki dönem başkanlık yapmış olan Obama dönemindeki reformların ırklar arasındaki eşitsizliği ve siyahilerin polis tarafından öldürülmesini azaltamadığını hatırlatıyor. Siyahiler bu yüzden geleceğe umutla bakamıyor. Adaletin olmadığı yerde umut var olamıyor.

New York Valisi Cuomo, polisin boyun kilidi uygulamasını ve disiplin kayıtları üzerindeki gizliliği kaldırmak gibi bazı adımlar içeren yasayı imzalaması ertesinde Korona'yla ilgili düzenlediği bir basın toplantısında, "Protestolara devam etmenize gerek yok. Amacınıza ulaştınız. Toplum haklı olduğunuzu kabul etti. Polisin sistemik bir reforma ihtiyacı var" dedi. Cuomo'nun bu sözleri, toplumun ve müesses nizamın en derinlerine sinmiş ırkçılığı anlamamış olduğunu gösteriyor. George Floyd'un, Rayshard'ın acısı siyahiler için beyazların duyduğu tek tek acılar değil, kolektif, tarihi tüm acıların içinden süzülerek gelmiş bir acı.

Jackson Belediye Başkanı Demokrat Partili Chokwe Antar Lumumba, "Partimiz seçmenlerine karşı samimi olmalı, sadece polis reformu ırkçılığı ortadan kaldırmaya yetmez" derken gençlere iyi bir gelecek için eğitime ciddi kaynak ayrılması, yoksul siyahilerin de ev sahibi olabilme olanaklarının arttırılması gibi çok uzun bir liste olduğunu hatırlatıyor. Los Angeles'ta nüfusun sadece yüzde 8'i siyahi iken, evsizlerin yüzde 34'ü siyahilerden oluşuyor.

Cumhuriyetçi Parti polisin yanında yer alıyor. Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Partili Kevin McCarthy, güvenlik güçlerine hitap ederek "söz veriyorum size asla sırtımızı dönmeyeceğiz" dedi. Trump'ın 16 Haziran'da imzaladığı Başkanlık Emri sadece boyun kilidi uygulamasının polisin hayatının tehlikede olması dışında şartlı olarak yasaklanması, polisin eğitimi, görevi kötüye kullananlara dair ulusal veri tabanını güçlendirilmesi gibi beklentilerden çok uzak değişiklerle sınırlı kalıyor.

Protestolar her yerde 25 gündür durmaksızın devam ediyor. George Floyd için düzenlenen merasimlerde konuşan Rahip Al Sharpton, 28 Ağustos tarihinde Martin Luther King'in "I Have a Dream" konuşmasını yaptığı Washington Yürüşü'nün 57'nci yılı vesilesiyle bir yürüş düzenleneceğini açıkladı.

Cep telefonları en etkili direniş silahı

Steve Jobs insanlığa devasa bir aynayı hediye bıraktı. Jobs, insanların telefonlarındaki kameralarıyla fotoğraf çekmekten çok mutlu olduğunu fark ettiğinde, 2008 yılında bir grup mühendisi, iPhone'lar için video kayıt mekanizması geliştirmek üzere görevlendiriyor. Böylece 2009 yılında iPhone 3GS video kayıt uygulamasıyla piyasa çıkıyor.

Bundan 11 yıl sonra 17 yaşındaki Darnella Frazier, 25 Mayıs'ta Minneapolis'te kaldırımda çantasından çıkardığı mor iPhone'nun kırmızı dairesine basarak 10 dakika 9 saniye süren bir video çekti. Telefonunu mümkün olduğu ölçüde eli titremeden tutmaya çalıştığını söyleyen Darnella, "Eğer videoyu çekmeseydim kimse bana da, olanlara da inanmayacaktı" diye açıklama yaptı. Bir gün sonra çektiği videoyu Facebook hesabına yükleyerek tüm dünyanın polisin vahşetine şahit olmasını sağladı ve herkesi George Floyd'un acısına ortak etti. South Carolina'da bir polisin 2015 yılında Walter Scott'u öldürürken akıllı telefonuyla videosunu çeken Feidin Santana "Bu bizim elimizdeki tek silah. Bizim için adaleti sağlayacak en etkili yol" diyor. "Stop the Killing" kuruluşunun başı Arthur Reed ise" Akıllı telefon bizim silahımız, bana ne olduğunu anlatan bir silah," diye konuşuyor. Geçmişte çok çabuk görmezden gelinebilen, üstü kapatılabilen siyahilere karşı polis şiddeti, akıllı telefonların kameraları sayesinde artık gizlenemiyor.

Siyah Amerikalılar, kendilerine inanılmayacağını düşündükleri ve bir kamerayla iyi görüntü alınamayabileceğinden korktukları için çevredeki herkes telefonun kamerasını açıyor ve olayı kaydediyor. Bu yüzden George Floyd ve Rayhards Brooks'un öldürülmelerine dair farklı açılardan çekilmiş birçok video ortaya çıkıyor. Kameraların önünde açılan polis ateşiyle siyahilerin bedenleri düşerken, boyunlarına basan polis dizleriyle nefesleri kesilirken ölümlerine şahit oluyoruz.

Böylece bütün bu olup bitenler polis raporlarına değil inkar edilemeyecek görüntülere göre anlatılmak zorunda kalınıyor. Cep telefonları polislere gözdağı veriyor, polisler cep telefonlarından korkuyor.

Irkçılıkla mücadelede neler oluyor?

Clemsen Universitesi, Amerikan iç savaşından önce köleliğin en önemli savunucusu eski başkan yardımcısı John Calhoun'nun adını "Honors College"den sildi. Starbucks başlangıçta karşı çıktığı çalışanlarının "Black Lives Matter" sloganlı tişört giymelerine izin verdi.

ABC televizyonu, "Bachelor" adlı şovunun starının ilk defa siyahi Matt James olması için karar verdi. Grammy ödüllü, Amerika'nın en popüler country müzik grubu Lady Antebellum üçlüsü adını Lady A. olarak değiştirdi. Latince'de "önce" anlamına gelen Antebellum sözü ABD'de sivil savaş öncesi Güney'deki sömürge dönemini romantize eden ve köleliği gözardı eden bir kelime olarak biliniyor. HBO film kataloğundan "Rüzgar Gibi Geçti"yi kaldırdı. Film, Güneyin başlattığı İç Savaşı romantize etmekle ve ırkçı günahların üstünü kapatmakla, dönemin köleliğine kör olmakla eleştiriliyor. Kaldırılacağı tarihin iki gün öncesinde film en çok seyredilenler listesine yükseldi.

Mimarlara adalet için tutum almaları çağrısında bulunuldu. Amerikan Mimarlar Enstitüsü, "Sistemik ırkçılığa karşı mücadele etmediklerini kabul ederek, mesleklerinin çözümün bir parçası olması için çalışacaklarına söz verdi. Yazar Micheal Kimmelman, "Büyük çoğunluğu siyahilerin hapsedildiği hücreleri, infazların gerçekleştirildiği ölüm odalarını inşa etmekten vazgeçerek işe başlayabilirsiniz" diye cevap verdi mimarlara.

Bilim insanları 10 Haziran'da bilim dünyasındaki ayrımcılık ve ırkçılığı protesto etmek için bir günlük bir grev yaptı. 5 bin 700 bilim insanı greve katıldı.

North Carolina Baş Yargıcı Cheri Beasley'in, "Mahkemelerimizde, Afro-Amerikalıların daha sert muamele gördüğü, daha şiddetle cezalandırıldığı ve daha büyük bir oranda suçlu olarak görüldüğü bir gerçektir. Bu protestolar, toplumdan dışlanmış, bir kenara itilmiş, insan olarak kabul edilmeyenlerin seslerinin duyulması için beyazların da katıldığı ulusal bir koro haline dönüştü" açıklamasına birçok hâkim ve hukuk temsilcisinden destek geldi. Kaliforniya Yüksek Mahkemesi üyesi 7 yüksek yargıç "Ülke olarak bir yol ayrımındayız, Afro-Amerikalılar üzerindeki geçmişten gelen haksızlık ve adaletsizlik bugün de trajik bir şekilde aynen devam ediyor" demekten çekinmedi.

Adidas, siyahi çalışanlara son hafta birçok vaadde bulundu. Yeni istihdam edilecek çalışanların yüzde 30'nun siyahiler olacağını açıkladı. Instagram'ında "Siyahi sporcular, Siyahi sanatçılar, Siyahi çalışanlar ve Siyahi tüketiciler olmasa biz bir hiçiz" sözlerini içeren bir açıklama yayınladı.

Walmart gibi bazı büyük mağazalarda siyahilere mahsus güzellik ürünlerinin diğer ürünlerden farklı olarak kilit altında tutulduğu ortaya çıktı. Walmart açıklama yaparak bu uygulamaya son verdiğini duyurdu. Sephora, kozmetik mağazalarındaki ürünlerin yüzde 15'ini siyahi şirket sahiplerinden almak için bir danışma kurulu oluşturdu.

Demokrat Parti Senatörü Cory Booker, "Amerika'da mensubu olduğun ırk senin havası kirli bir semtte zehirli havayı içine çekip çekmeyeceğinden kirli suyu içip içmeyeceğine, güvenliğinden eğitimine kadar her şeyini belirler" diyor.

Bazı olumlu şeyler oluyor gibi görünse de Amerikalıların tırmanılması gereken dev bir dağın henüz eteğinde oldukları anlaşılıyor. Atılan adımlar toplumun her tarafını sarmış, beyazların görmezlikten geldiği, asırlar boyu süren uzun bir tarihe sahip ırkçılık virüsünün hâlâ canlı olduğunu ispat ediyor.

Irkçı tarihin sembolleri neden hâlâ muhafaza ediliyor?

1863 yılında köleliğin kaldırılmasına karşı çıkan 11 güney eyaletin kurmuş olduğu Konfederasyon Devletinin bayrağı, heykel ve anıtları Amerika'nın çeşitli eyaletlerinde hâlâ varlığını sürdürüyor ve bayrağı bazı spor faaliyetlerinde dalgalandırılıyor.

Şimdiye kadar muhafaza edilmiş olan beyaz ırkçılığın bu tarihi simgeleri George Floyd ile birlikte yıkılmaya başladı. Bu simgeler hesaplaşılmamış, çözümlenmemiş bir tarihi de anlatıyor. Konfederasyon Devletinin generallerinin, temsilcilerinin heykelleri "köleliliğin" sembolleri olarak Güney eyaletlerinde meydanlarda, sokaklarda utanılmadan siyahilerin gözlerinin içine sokulurlar. Bu semboller siyahilere aynı zamanda ırkçılığın ABD demokrasisinin içinde mündemiç olduğunu hatırlatırlar. Afro-Amerikan Tarih ve Kültür Müzesi Direktörü Lonnie Bunc, "Bu anıtlar, heykeller 1890'lı yıllarda ırklararası adalete karşı çıkan beyazların direncinin sembolleri olarak inşa edildi" diyor.

Konfederasyon Devletinin başkenti Richmond şehrinin tam merkezinde Güney ordusunun en önemli komutanı Robert Lee'nin 20 yılda yapılmış bronz heykeli durur. Köle sahibi olan Lee'nin özgür olmak istedikleri için kölelerine işkence yaptığı ve eziyet ettiği, bunun için emirler verdiği biliniyor. Tarihçi Elizabeth Pryor, "Lee'nin plantasyonlarda çalışan bütün aileleri birbirinden ayırarak 1860'lara gelindiğinde tüm aile üyelerini farklı plantasyonlarda çalışmaya mecbur ettiğini" aktarıyor.

Araba yarışçıları arasında tek siyahi olan Bubba Wallace geçen hafta Konfederasyon bayrağı aleyhine konuşmuş ve arabasının üzerine bir baştan diğer başa "Black Lives Matter" yazdırmıştı. Ulusal Araba Yarışı Birliği artık bu bayrağın asılmasına izin verilmeyeceğini açıkladı. Seyircilerden bu bayrağı bundan böyle yarışlara getirmemelerini istedi. Amerikan Futbol Ligi (NFL) ise ırkçı söylemleriyle bilinen kurucu sahibi Jerry Richardson'ın heykelini kaldırdı.

Pentagon'da Konfederasyon generallerinin adı verilmiş Güney'deki 10 askeri üssünün isimlerinin değiştirilmesi konusunda bir istişare süreci başlatıldı. Emekli Generallerin böyle bir değişimin gerekli olduğunu söylemeleri dikkat çekti. Trump, attığı bir tweetle, "Benim Yönetimim bu şahane ve efsanevi askeri üslerin adlarını değiştirmeyi aklına bile getirmez, ordumuza saygı gösterin" dedi.

Askeri üslere Konfederasyonun askerlerin isimlerini verilmesi 1917'de başlayıp 1940'e kadar sürmüş. Profesör Ty Seidule, "Üslere bu adlar, ırk ayrımcılığının en yoğun yaşandığı zamanlarda beyazları tatmin etmek için verildi" diyor.

Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Partili Nancy Pelosi, Başkent Washington'daki 11 heykelin kaldırılmasını talep etti. "Barbarlığı, zulmü ve ırkçılığı savunanların anıtlarının, heykellerinin varlığı korkunç bir durum" dedi.

Köleliği yücelten heykel, büst, bayrak gibi simgeler tarihin günahlarına şahitlik ediyor. Siyahiler bu sembollerin kaldırılması için çok uzun zamandır mücadele veriyor.

Wesley Morris "Still Processing" adlı bir söyleşinde, "Bugün tarihi yaşıyoruz. George Floyd'un ölümü 21'inci yüzyılın ölümü, 20'inci yüzyılın ölümü, 19'uncu yüzyılın ölümü, 18'inci yüzyılın ölümü. Onun ölümü aslında dört yüzyıldır süren bir ölüm" dedi. Dünyanın en güzel dergi kapaklarını yapan New Yorker'ın bu haftaki kapağında, George Floyd'un bedeninde videosu çekilmemiş, görünmeyen 401 yıldır süren ölüm resmedilmiş.

Bertolt Brecht, "Küçük Oğlum Soruyor" şiirinde şöyle diyor:

"Küçük oğlum soruyor bana: Tarih öğreneyim mi?
Şöyle cevaplamak geliyor içimden: Ne diye!
Başını toprağın altına sokmayı öğren.
Böylece hayatta kalırsın belki. 
Ve sonra: Evet öğren -diyorum- matematiği, Öğren Fransızcayı, öğren tarihi!"

Korku

1990 yılında 87 yaşında hayatını kaybetmiş olan Avustralyalı Doktor Claire Weekes, iki farklı korku tarif ediyor: "Birincisi refleks olarak duyduğumuz korku, ikincisi ise korkudan duyulan korku" diyor. Siyahiler bu ülkede hem birinci hem de ikinci korkuyla asırlardır birlikte yaşıyor. İkinci korkuyu yenmek için birinciyi yok etmek gerekiyor. Birinci korku ırkçılık olduğu için bütün siyahiler en çok ırkçılıktan korkuyor. Bazı şeyleri unutmak istesek de, geçmişin kapısı günahlarıyla birlikte aralandığında hayalet görmüş gibi korkarız. Beyazlar şimdi birinci korkudan, araladıkları kapıdan gri, siyah dumanlarla bir fırtına gibi patlayıp gelen günahlarından, ruhlarının örselenmesinden korkuyor. Bir annenin temel amacı yaşadığı sürece çocuğunun hiç bir tehdite maruz kalmadan korkusuz bir hayat yaşamasını sağlamaktır. Siyahi bir annenin her gün çocuğunun öldürülebileceği ihtimaliyle yaşamasının, ışıksız bir denizde her gün boğulmak, uçuruma inen trabzanı olmayan merdivenlerden inerken nefes alamamak gibi olmalı diye düşünüyorum.

NBC televizyonunun en popüler programlarından Saturday Night Live'ın ünlü yapımcı/sunucusu Jay Pharoah geçen gün yaptığı bir açıklamada, 16 Şubat tarihinde Los Angeles'ta koşu yaparken 4 silahlı polis tarafından etrafı çevrildikten sonra yere yatırıldığını, George Floyd gibi bir polisin boynuna dizini dayarken diğerleri tarafından ellerinin arkadan kelepçelendiğini, polislerin çevrede gri renkli bir tişört ve eşofman giymiş bir şüphelinin tarifine uyduğu için kendisini gözaltına almak istediği şeklinde bir açıklama yaptığını, polislere yanında kimliği olmadığını, ancak ismini Google'dan kolayca bulabileceklerini söylediğini, polisin hata yaptığını anlayarak kendisini serbest bıraktığını söyledi. Jay Pharoah büyük bir şok içinde hemen telefonda annesini arayarak başına gelenleri anlattığını, annesinin ağlamaya başladığını ve kendisine bütün annelerin söyleyeceği gibi "Nerdesin, çabuk eve gel" dediğini aktardıktan sonra "Tek şansım polisin dizini boynumda George Floyd gibi 8 dakika 46 saniye tutmamış olması" diye ilave etti. Olaya ilişkin birçok video yayınlandı.

Belki bu defa beyazlar daha fazla korkuyor. Nazım Hikmet'in, Dünya Barış Konseyi Ödülü'nü de paylaştığı dostu, siyahi aktör, aktivist, bariton Paul Robeson'a, Ekim 1949'da yazdığı KORKUYORLAR şiirinden bir bölüm ile yazımı bitiriyorum.

"…Korkuyorlar Robson, şafaktan korkuyorlar,
Görmekten, duymaktan, dokunmaktan korkuyorlar
Yağmurda çırılçıplak yıkanır gibi ağlamaktan
Sımsıkı bir ayvayı dişler gibi gülmekten korkuyorlar
Sevmekten korkuyorlar, bizim Ferhat gibi sevmekten
Sizin de bir Ferhatınız vardır elbet Robson, adı ne..."

Nazım Hikmet'in bu şiirinin İspanyolca çevirisi bir şarkı olarak bestelenmiş. Bu şarkının Robeson'un hayatına eşlik eden bir videosu için burada bir link veriyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

New York ruhunu kaybediyor; Amerikalılar'ın adil bir toplum kurma umudu sürüyor

Umut bazen kaybolur. Ancak, hepimiz bir gün geri geleceğine inanırız. Dünyayı değiştirmek için, ırkçılığı yok etmek için, siyahilere adalet için, dünyanın her bir yerine dağılmış mültecilerin insan onuruna yakışır şekilde yaşamaları için umudumuzu kaybedemeyiz

Korona yeni, eşitsizlik hep buradaydı: "Ayağa kalkma ve dizinizi boyunlarımızdan çekin demenin zamanı geldi"

George Floyd, Nisan ayında Korona'ya yakalanmış ve iyileşmiş. Irkçılığın, Korona'dan daha tehlikeli olduğunu haykıranlar doğru söylüyor

George Floyd, içten içe yanan bir çırayı alevlendirdi; "Adalet yoksa, barış da yok"

Amerikan rüyasının başarısızlıkları, hayal kırıklıkları sık yaşansa da, gelecek kuşaklara miras bırakılacak değerlerin ahlaki bir çöküşe yol açmaması gerektiğini düşünenlerin, yazdığı kitaptan daha iyisini yazacağına söz verenlerin de ülkesi burası