10 Kasım 2023

Yargıtay'ın "Anayasaya rağmen" attığı adım hepimizi ilgilendiriyor

Yargıtay'ın "anayasal darbe, devlet krizi" diye nitelenen AYM ve TBMM'yi hedef alan açıklaması aslında hepimizin tek tek hak ve hukukunu ilgilendiriyor

Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyeleriyle ilgili ne karar alacak?..

2017'de otoriter rejime geçildiğinden bu yana...

Muhalefet partileri ile sivil toplumun ilk kez dirilişine tanık oluyoruz. Sivil toplumu şu anda öncelikle Türkiye Barolar Birliği ile barolar temsil ediyor ve muhalefetle el ele veriyor.

Değil Türk hukuk tarihi, dün epey araştırıyorum, ne faşist, ne komünist, ne yarı demokratik, ne tam demokratik ülkelerin hiçbirinin hukuk tarihinde böyle bir olay var.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) dokuz üyesi hakkında suç duyurusunda bulunması, buna ek olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne "hâlâ ne duruyorsunuz, Can Atalay'ın milletvekilliğini düşürün" uyarısı, dünya hukuk tarihine "bir ilk" olarak geçiyor.

İlk adım İstanbul'dan

Anasaya Mahkemesi 25 Ekim'de TİP'ten milletvekili seçilen Can Atalay'ın beş buçuk aydır hâlâ hapis tutulmasını "hak ihlali" olarak görüyor ve tahliyesine karar veriyor.

Karar Resmi Gazetede yayımlanıyor ve fakat 13. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Can Atalay'ı tahliye etmesi gerekirken, dosyayı 30 Ekim'de tek bir imzayla Yargıtay 3. Ceza Dairesi'ne gönderiyor.

Mahkeme "Anayasa Mahkemesi kararları kesindir ve bağlayıcıdır" kuralını içeren 153. maddeye uymuyor.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise, dokuz gün sonra 8 Kasım'da dünya tarihine geçen o kararını açıklıyor.

Üslup müthiş

İlgili daire inanılmaz bir üslupla, bütün muhalefetin, bilim insanlarının, hukukçuların ve avukatların ortak diliyle "anayasal darbe, devlet krizi" diye niteledikleri kararında:

Önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne "Can Atalay'ın milletvekilliğini düşürün" talimatını veriyor.

"Cezası cezası onandığı anda milletvekilliği düşürülmeliydi" diyerek, TBMM'yi uyarıyor.

Uyguladığı yasaları çıkartan Meclis karşısında, görülmemiş bir özgüven!..

Olayın bu bölümünde soru şu:

"TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş TBMM'yi koruyucu, aktif bir tavır alabilecek mi?.."

Kurtulmuş'un önce söz verdiği Danışma Kurulu toplantısını sonra iptal etmesi onun adına talihsizlik, öyle bir adım atamayacağını gösteriyor. Yazık!..

"AYM kararını uygulamam"

Aynı açıklamada, AYM'ye yönelik eleştiriler dudak ısırtıyor.

Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay'ın tahliyesine ilişkin kararının "geçersiz olduğunu ve uymayacağını" bildiriyor, üstelik ihlal kararı veren üyeler hakkında suç duyurusunda bulunuyor.

Bu tavrıyla, Yargıtay 3. Ceza Dairesi kendisini Anayasa Mahkemesi'nin üstünde görüyor.

AYM'yi Can Atalay'ın mahkûmiyetiyle ilgili olarak "kesinleşmiş Yargıtay kararını yorumladılar" diye eleştiren Yargıtay Dairesi konuyu bilen, bilmeyen 85 milyon insanın huzurunda "AYM'nin bu konuda inceleme yetkisi yoktur" diyebiliyor!..

Peki yoksa, insanlar ilk mahkeme ve Yargıtay kararlarından sonra, haklarını elde edemediklerine inanıyorsa, AYM'ye neden başvuruyor?..

Anayasaya göre, "son inceleme yetkisi AYM'de olduğu için".

Zaten o nedenle, Anayasa 153. madde AYM kararlarının bağlayıcı olduğunu belirtiyor.

Böyle bir metne imza atan Yargıtay üyelerinin, artık sokaktaki adamın bile bildiği bu kuralı bilmemeleri mümkün mü?.. Asla değil.

O zaman?.. Akla şu soru geliyor:

"Hukuki gibi perdelenen bu kararın arkasında ne var?.."

HSK zorda

Hem İYİ Parti, hem Türkiye Barolar Birliği AYM kararına uymadığını açıklayan Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyeleri hakkında Hakim ve Savcılar Kurulu'na suç duyurusunda bulunuyor.

Bu işlem nasıl yürütülür ve nasıl sonuçlanır?..

HSK'nın Başkanı Adalet Bakanı. Onun Can Atalay konusundaki tavrı baştan beri belli.

Hukuk filan çoktan askıya alınmış ama, yine de bu krizi geride bırakmak adına, çarpıcı bir süreç.

AB raporu

Tesadüfe bakın ki:

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin suç duyurusu Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye Raporunu açıkladığı aynı güne denk geliyor. AB özetle:

"Anayasal düzende sorunlar devam ediyor.

Demokrasi geriye gidiyor.

Kuvvetler ayrılığı ihlal ediliyor.

İfade özgürlüğü tehdit altında bulunuyor.

Başkanlık sisteminde ciddi eksiklikler var".

Durumu elin oğlu çoktan görüyor.

"Vatandaşın hakkı hukuku"

Yargıtay'ın ilgili üyeleri hakkında HSK'ya suç duyurusunda bulunacaklarını açıklarken, İYİ Parti sözcüsü Kürşad Zorlu:

"Anayasayı hedef almak, Türkiye Cumhuriyet'ini hedef almaktır. Anayasaya darbe vurmaya çalışmak vatandaşın hak ve hukukunu yok saymaktır".

Dolayısıyla, Yargıtay'ın "anayasal darbe, devlet krizi" diye nitelenen AYM ve TBMM'yi hedef alan açıklaması aslında hepimizin tek tek hak ve hukukunu ilgilendiriyor.

Anayasa hepimizin her türlü güvencesi, demokrasiye inanan herkes AYM'ye sahip çıkıyor.

Kriz nasıl aşılacak belli değil, her dakika bir başka gelişme yaşanıyor.

Ve şu sorular:

"- Tayyip Erdoğan olaya nasıl yaklaşacak?..

- Krizi aşmak üzere hangi adımı atacak?..

- AKP içinde ne yapacak?..

- MHP ile ilişkilerde ne yapacak?.."

Bugün 10 kasım

Atatürk'ün aramızdan ayrıldığı gün bugün.

Bugün O'nu anmak için çok farklı bir yazı düşünürken, neler yazmak zorunda kalıyoruz!..

Böyle günlerde O'nun müstesna büyüklüğünü daha iyi anlarken...

Saygıyla ve sevgiyle anıyoruz.

Yalçın Doğan kimdir?

Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi'ni, 1969'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet'te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı.

1989'da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet'te önce Yayın Koordinatörü, 1999'da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003'te Hürriyet Gazetesi'nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24'te köşe yazarlığına devam ediyor.

Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in çeşitli ödülleri yanında, 2014'te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV'nin 'Kırılmayan Kalemler' ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı.

Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almanca'dan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir.

Yazarın Diğer Yazıları

Üç büyük devrimin yüzüncü yıldönümü

Yarın 3 Mart 2024... Cumhuriyet'in temellerini oluşturan üç büyük devrimin yüzüncü yıldönümünde bu yasaları saptırmaya uğraşanlar var. Boşuna!.. Ne hilafet, ne medrese, ne şeriat!.. Laik Cumhuriyet!..

Bir Türkiye klasiği: Ankara Mimarlar Odası seçimi

Geçen pazar günü Ankara Mimarlar Odası seçimleri bir yandan benzer baskılara tanıklık ederken...

Şevki'yi tanımak, mahkeme kararlarını hatırlamak

Bu adamı tanımak açısından, hakaret ettiğinde o yıllarda mahkemeler nasıl kararlar vermiş, hatırlatmak istedim